Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Yılmaz Çelik Hasır Direnişi’ne İşçi Meclisi’nden Dayanışma Ziyareti

Yılmaz Çelik Hasır Direnişi’ne İşçi Meclisi’nden Dayanışma Ziyareti

Bugün İşçi Meclisi okurları olarak, direnişlerinin 11. gününde Yılmaz Çelik Hasır işçilerini bir kez daha ziyaret ettik.

İşçiler, patronun her türlü ayak oyununa ve patronun adamları tarafından silahlı saldırıya uğramalarına rağmen tüm kararlılıklarıyla direnişe devam edeceklerini ve haklarını alana kadar da fabrikayı terk etmeyeceklerini dile getiriyorlar.

Patronun ilk günlerde kendilerine karşı ”Ben bittim, neden bana inanmıyorsunuz, size bu parayı ödeyecek gücüm yok, tüm samimiyetimle söylüyorum bana inanın” demesinin hemen ardından paralı adamlarını silahla işçilerin üzerine saldırttırması sonrasında işçilerin öfkesi daha da bileylenmiş durumda.

k2

Direnişçi bir işçi anlatıyor : ” Patron bizim bu kadar direneceğimizi tahmin etmiyordu, bir iki gün durur giderler diye düşünüyordu. Kararlılığımızı görünce bize 1 maaş ve tazminatımızın 1/3 ünü ödemeyi teklif etti ama biz ortak bir karar alarak bu teklifi kabul etmedik. En son Cuma günü alacaklı olduğunu iddia eden Güneş Çelik Hasır’ın sahibi ve avukatı yanlarında iki üç araba dolusu ülkücüyle beraber makinaları alma girişiminde bulundular ve kararlılığımızı görünce geri adım atmak zorunda kaldılar ve onları fabrikaya sokmadık.Daha sonra bize Avukatımız aracılığıyla iki maaş ve tazminatımızın yarısını teklif ettiler.Pazartesi (yarın) herşey netleşecek,yani anlayacağınız ”dananın kuyruğu” yarın kopacak.Gerekirse çoluğumuzu çocuğumuzu buraya yığacağız.”

k5

k3

Başka bir direnişçi işçi diyor ki: ” Bu güne kadar bizim başımıza böyle bir şey gelmedi.İlk defa böyle bir direniş içersindeyiz..Buraya gelen sizin gibi işçi arkadaşlar kendi yaşadıkları deneyimlerini aktarıp bize önerilerde bulunuyorlar.Bizde bu direnişten sonra,nerde işçi direnişi olursa destek verecek ve deneyimlerimizi paylaşacağız.”

İşgalin ilk günlerinde fabrikada rütin devam eden gündelik yaşam, süreç ilerledikçe kolektif bir yaşama doğru adım adım ilerliyor. Yemek, temizlik,bulaşık vb işleri hazırladıkları nöbet çizelgesine göre yapıyorlar. Gelen ziyaretçilerine de süreç hakkında bilgilendirme yapıyorlar.

k8

İşçilerin tümü bankalara zorunlu ihtiyaçlarından dolayı borçlu durumda. Maaşlarını alamadıkları için bu borçları ödeyemiyorlar. Ve kendi ifadesiyle ”iyi kötü” arabası olan bir işçi borcunu ödeyebilmek için dün aracını satmak zorunda kaldığını anlatıyor. Bir başka işçi de ”satılık” ilanını arabasına asmış.

İşçiler direniş sürecinde aslında yasaların kimden yana olduğunu yaşayarak görüyorlar ve bunu da şu sözlerle ifade ediyorlar: ” Patronlar iflasını karar altına alarak her türlü borçlarını dondurup ertelerken, borçlanmak zorunda bırakılan bizler için,borç ödeyememenin herhangi bir mazereti yok, borcumuzu ödeyemeyince bankalar tepemize biniyorlar, herhangi bir erteleme hakkı tanımıyorlar!”

Gündelik zorunlu ihtiyaçlarını ise çevre fabrikalardan işçilerin ve çevrelerindeki yakınlarının dayanışmasıyla gideriyorlar.

Direnişe yapılan işçi ziyaretleri ve dayanışmanın kendilerine güç verdiğini ve motive ettiğini belirtiyorlar.

İşçiler zorunlu durumlar haricinde fabrikayı terk etmiyorlar. Evlerine ise nöbetleşe gidiyorlar.

Sonra fabrikayı beraberce gezmeye başlıyoruz. Oldukça soğuk olan alanının şu an için mi böyle oduğunu sorunca yıllardır soğukta çalışmak zorunda bırakıldıklarını anlatan bir işçi ” Ben 20 yıldır burada -12 derece soğukta çalıştım, burada benim emeğim var, patronun ben bittim demesiyle bu iş bitmez” diyor. Isınmanın bir maliyet olarak görüldüğü fabrikada sadece makinaların çalışabilmesi için ısıtıcılar mevcut, ısıtıcılar makinalara doğru çevrilmiş. ”Bizim üşümemizin bir kıymeti yok, makinalar bizden daha kıymetli” diyorlar. Direnişten yaklaşık 3-4 gün önce bir işçi akadaşlarının makinada parmaklarının koptuğunu anlatıyorlar. İşçi sağlığı ve güvenliğine dair hiç bir önlemin alınmadığını ve bunun sadece duvarlarda asılan levhalardan ibaret olduğunu söylüyorlar.

k6

k4

k1

k7

Metal tozunu solumaktan kaynaklı hemen hepsinin ciğerlerinde sorun olduğunu belirtiyorlar.

Son olarak bu direnişin en büyük kazanımının birlikte hareket etmenin gücünü fark etmek olduğunu söylüyorlar.

Direnen Yılmaz Çelik Hasır İşçisi Yanız Değildir!

Yaşasın Sınıf Dayanışması!

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Ankara İşçi Meclisi Okurları

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*