Anasayfa » GÜNDEM » Yaşamı savun, kapitalizmi öldür!

Yaşamı savun, kapitalizmi öldür!

Çürüyen kapitalizmin yeni sendromu korona virüs salgını, kapitalizmin küresel krizini de tetikleyip derinleştiriyor.

Son iki haftada ABD, AB, Rusya ve Suud borsaları yüzde 7 ile yüzde 10 arasında değer kaybetti. ABD borsası, düşüşü engelleyebilmek için birden fazla kez kapatıldı. ABD, durgunluğa giren ekonomiyi bir kez daha faiz düşürerek canlandırmaya çabalasa da, faiz düşürerek ekonomiyi canlandırma oyununun sonuna gelindiği görülüyor.

Küresel mali kurumlar, daha önce zaten yüzde 3’ten yüzde 2.6’ya çektikleri 2020 yılı küresel büyüme oranını, korona salgınıyla birlikte yeniden revize ederek yüzde 2’ye çektiler. Bu kapitalizmin küresel resesyona girdiği anlamına geliyor.

Petrol fiyatlarında hızlı düşüş de, küresel resesyonun başladığının bir diğer açık göstergesi. Bunun yalnız petrol ihracatçısı ülkeleri değil ABD ekonomisini de vuracağı öngörülüyor.

Uluslar arası havayolu şirketler, korona virusü nedeniyle yılın ilk 2 ayında toplam 113 milyar dolar zarar açıkladılar. Uluslararası kapitalist turizm ve seyahat sektörü can çekişiyor. Korona salgınının olduğu ülkelerden son 2 ayda toplam 47 milyar dolarlık para-sermayenin kaçtığı belirtiliyor, ki bu miktar bile krizin boyutunu göstermeye yeterli. Tedarik üretimlerini Çin’de yaptıran bir dizi en büyük küresel mali oligarşik tekelin iflas noktasına geldiği, kendi ülkelerinden kurtarma yardımı istedikleri, ancak bunun mali bir paniğe dönüşmemesi için örtbas edildiği söyleniyor. Korona salgının olduğu bir çok ülkede, sağlık, hijyen ve temel gıda spekülasyon ve karaborsa anaforları, krizin bir diğer göstergesi. Üretim ve seyahat kısıntılarının yanısıra, kitlelerin harcamalarını karaborsalaşmış sağlık, hijyen ürünleri ve temel gıda stoklarına kaydırıp diğer harcamalarından tasarrufa gitmesi de, kapitalist aşırı sermaye birikimi ve aşırı üretim krizini derinleştirici etkide bulunuyor.

İtalya, İran ve Japonya’da ağır kapitalist kriz korona salgınları ile iç içe geçmiş durumda. İtalya hükümeti, son 30 yılın en ağır ekonomik krizi ile karşı karşıya olduklarını açıkladı. İtalya kapitalizmi en önemli kar kalemlerinden turizm gelirlerini en az bir yıl boyunca kaybetmiş durumda. Hapishanelerdeki korona ölümleri üzerine, mahkumlar isyan çıkardı, on binlerce mahkumun şartlı tahliyesi veya ev hapsine geçirilmesi gibi kazanımlar elde etti. Otomotiv işçileri ise fabrikalardaki sağlık önlemlerinin yetersizliğine karşı greve gitti. Kapitalist devlet, sağlığa ayrılan fonları 5 milyar dolar artırdığını açıklayarak, kitlelerin büyüyen tepkisini yatıştırmaya çalışıyor.

İran’da ise bir milletvekili ve bir generalin de ölümüne yol açan korona salgını, ağırlaşan ekonomik kriz ve ambargonun üstüne bindi. İran rejimi, bunun yol açabileceği bir ekonomik çöküşün, son 2 yılda iki kitle isyanın yaşandığı ülkede daha büyük bir ayaklanmaya yol açabileceğini öngörerek alarma geçmiş durumda.

Japonya’da geçen yılın son çeyreğinde yüzde 6’yı bulan ekonomik küçülmenin, bu yıl korona salgınıyla birlikte bir ekonomik çöküntüye dönüşebileceği öngörülüyor.

ABD’de de ise Trump’ın halen korona salgınını önemsiz gösteren açıklamalar yapması ve sağlık fonlarını artırmayı reddetmesi, büyüyen tepkilere neden oluyor. ABD’de başkanlık seçimleri öncesi, ekonomik resesyon ve korona salgınının siyasal krizi derinleştirmesi öngörülüyor.

Bir çok ülkede, neoliberal kapitalizmin kamu sağlığı fonlarını yağmalaması, salgına karşı alınan önlemlerin geç ve yetersiz olması, salgınla mücadeleden çok karların korunmasına öncelik verilmesi, sağlık, hijyen, temel gıda ürünlerinde spekülasyon ve karaborsaya gözyumulması, salgının toplumsal muhalefet güçlerine karşı olağanüstü hal uygulamalarının bir paravanı olarak kullanılması, büyüyen tepkilere ve eylemlere neden oluyor.

Kapitalizm çürüyor, giderek düşkünleşiyor ve apokaliptikleşiyor. Korona salgını, yaşamı savunmak için bile kapitalizmi öldürmek zorunluluğunu daha bir belirginleştiriyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*