Anasayfa » GÜNDEM » Yalnızca kıdem değil, emeklilik sistemi tasfiye edilmek isteniyor

Yalnızca kıdem değil, emeklilik sistemi tasfiye edilmek isteniyor

Yine ve yeni bir Kıdem Tazminatının tasfiyesi tasarısıyla karşı karşıyayız. Fakat bu sefer sadece kıdem tazminatının tasfiyesi değil, işçiler için emeklilik sisteminin de tasfiyesi ile birlikte her ikisi birbirini götürecek şekilde tasfiye edilmektedir. Yine aynı şekilde tasarıda kıdem tazminatına hak kazanılmasındaki şartlarda yapılan bir takım değişikliklerle birlikte tümünü birlikte ele almak gerekmektedir.

Düşünülene bakıldığında ortada üç taşla üç kuşun vurulması değil, bir taşla üç kuşun vurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle zaten her üç unsurun birbirine bağlanmasıyla, emeklilik sistemini, kıdem tazminatı sistemini ve bir bütün olarak da emekliliği ortadan kaldırmaya çalışan bir tasarıdan bahsetmeliyiz.

Henüz ortada yazılı bir yasa tasarısı olmamakla birlikte düşünülenin kamuoyuna yansıyan üzerinden ana başlıklarıyla neler olduğuna bakalım:

  1. Kıdem tazminatına hak kazanmanın şartlarında önemli değişiklikler yapılmaktadır. Tasarıya göre 25 yaş ve altı gençler ile 50 yaş ve üstü işçiler için, artık kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak şekilde ‘belirli süreli iş sözleşmesi yapmak mümkün’ hale gelecek. Belirli süreli iş sözleşmesinin birden çok yapmanın önündeki engelin kaldırılması ile 25 ve altı ile 50 yaş ve üstü işçiler için kıdem imkansız hale gelmektedir. Fakat bunu halka yutturmak için, patronlar tarafından 25 ve altı gençler ile 50 yaş ve üstü işçilerin istihdamını olanaklı hale getirmekle, bu iki gruptaki işçilere bir nevi istihdam garantisi getirmektedir. Bir nevi diyoruz çünkü bunu yasa ile yapmıyor ama, patronların; kıdem tazminatına hak kazanmayacak işçileri çalıştırmayı tercih edeceklerini var saymak için kahin olmaya gerek yok. Bununla büyük olasılıkla, tüm patronlar neredeyse tamamen işçilerinin bir kısmını ya 25 ve altı gençlerden diğer kısmını 50 yaş ve üstü işçilerden seçeceklerdir. Tüm işçiler kıdem tazminatı alamayacak bu iki kesimden rahatlıkla seçilebilir. Ki bu iki kategori her iş kolunda tüm aşamalarda üretimin sadece bu işçilerle sürdürülmesini mümkün kılmaktadır. Şu halde bu işçi kategorileri bir yandan çalışabildikleri için işçi sınıfının diğer kesimlerinden yalıtılmış olacaklardır, bir yandan da kıdem tazminatı böylelikle fiilen tasfiye edilmiş olacaktır. Bu nedenle bu basit bir değişiklik değildir. Üstelik düzenlemenin şekli de bir yönüyle işçi sınıfının bir kesimine şirin gösterilmektedir. Sonuçlardan bir tanesi de şu olacaktır: zaten 25 yaş ve altında çalışılmış olan süreler ile 50 ve üstü yaşlarda çalışılmış olan sürelerin kıdeme eklenmemesi ile bir yandan bu iki yaş aralığında çalışanların işsizliği artarken, bir yandan da bu iki yaş aralığında çalışanların kıdemleri bu şekilde ciddi ölçülerde kıdem tazminatının bugünkü haliyle sağlamış olduğu faydayı ortadan kaldıracaktır.
  2. Kıdem tazminatına hak kazanmanın şartlarının yukarıda değinildiği gibi zorlaştırılmasının dışında, bir de TAMAMLAYICI EMEKLİLİK SİSTEMİ ne dahil edilmesi, sadece kıdem tazminatının tasfiyesi anlamına gelmez, işçi için var olan emeklilik sisteminin de tasfiyesi anlamına gelir. Öncelikle basına yansıdığı kadarıyla düşünülenin şöyle olduğu söylenebilir: çalıştığı her bir yıl için işçinin hak ettiği brüt ve giydirilmiş bir aylık ücret tutarı 19 güne düşürülüyor. Bunun pratikteki ilk ifadesi kıdemin yarı yarıya düşmesi demektir. 11 günlük bir eksikliğin sonucu en az 15 günlük bir eksilmedir pratikte. Yani ola ki; 25-50 yaş aralığında artık iş bulabilirseniz ve bu kalıcı olur ise, bir ay üzerinden değil, her yıl için 19 gün üzerinden hesap edilmiş bir kıdem tazminatını yine alamıyorsunuz. Sanki siz bu parayı harcamayı bilemezmişsiniz gibi, veya bu para sizin değilmiş gibi, alamayacak, sizin adınıza devlet bu parayı ancak emekli olduğunuzda verecek. Tabi artık kuşa çevrilmiş bir emeklilik sisteminde tüm badireleri atlata atlata emekli olsanız bile, kıdem tazminatını hemen alamıyorsunuz, tazminatı ancak 75 yaşına geldiğinizde alabileceksiniz. Yüzde yirmibeşini ise emekli olduğunuzda verecekmiş. Yani siz kendi hakedişinizi istediğiniz gibi kullanamayacaksınız!

Burada üzerinde düşünülmesi gereken husus; yukarıda değinildiği gibi, kıdem tazminatı alabilmenin zorlaştırılmasıdır. İstihdam ile birlikte düşünüldüğünden, bir yandan 25-50 yaş aralığındaki işsizliği arttırmakta ve geri kalanın ise, çalışmasının o işçilerin geleceği açısından anlamsız hale getirmektedir. Yani her ikisini aşağı çeken bir düzenleme olmaktadır. Aynı şekilde emeklilik yasasındaki değişikliklerle işçi bir yandan neredeyse emeklilik hakkını ancak mezarda kazanabilirken, kıdem tazminatından yararlanabilmesi de ancak mezarda söz konusu olabilecektir. Fakat burada birbirini götüren bir tarafının olduğunu görmek gerekir. AKP bir yandan “sizin emekli maaşınız size yetmiyor, bu nedenle sizin kıdem tazminatınızı ancak emeklilikte verelim” deyip, kıdem tazminatı kaldırmaktadır. Bir yandan da yine aynı işçi sınıfına dönüp diyor ki; “siz kıdem tazminatınızı zaten emekliliğinizde alacaksınız, bu nedenle emekli maaşlarınızın düşük olmasına razı olun” diyerek bu sefer de işçinin emeklilik hakkını gasp ediyor.

Her iki durumda işçi için bir KAYBET-KAYBET durumu varken, AKP, Devlet ve patronlar için tipik bir KAZAN-KAZAN durumu oluşmaktadır. Bundan fazlası Şam’da kayısıdır.

Şu halde AKP DEVLET VE PATRONLAR tarafından gaspedilmeye çalışılan sadece kıdem tazminatı değil, aynı zamanda emeklilik sisteminin oluşturduğu kısmi güvencedir. Bu nedenle kıdem tazminatı tasarısı salt ‘kıdem tazminatına hak kazanacak işçilerin’ karşı çıkması gereken bir tasarı değil, emeklilerin ve ileride emekli olmayı düşünenlerin de karşı çıkması gereken bir tasarıdır.  

Bu nedenle işçi sınıfının elindeki kıdem tazminatı tuğlası emeklilik hakkına bağlanarak çekilecekse ve bir yönüyle istihdama da bağlanacaksa, bu tuğlanın çekilmesi ile, işçinin dar anlamda ücretinden başka hiçbir şeyi kalmamaktadır. Gerçi bu ücreti de bir aylık ücret olarak  düşünmek lüks kalabilir; yevmiyeli dediğimiz esnek çalışma şekliyle birlikte, günlük çalıştırma ile bir ayın işini daha kısa sürede yaptırarak, bir aylık maaştan daha az ücret ödeme şekline de bir süre sonra dönmesi beklenebilir. Bunun asgarinin de asgarisi bir yaşama yetmesi mümkün görünmemektedir. O halde gemileri yakıp, uzun bir mücadele yolculuğuna çıkmaktan ve sınıf mücadelesini tamamına erdirmekten başka çare kalmamıştır.

Av. Ali Eşki

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*