Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Üreti-Yorum

Üreti-Yorum

Üreti-yorum kolektifi, kültür-sanat-bilim-felsefe cephesinde burjuva anlayışına karşı işçi sınıfının ve insanlığın çıkarlarına dair bir anlayış geliştirmeyi hedefliyor. 14-17 Temmuz tarihlerinde Zeytinli’de kültür-sanat kampında buluşuyoruz.

Burjuvazi toplumun ihtiyaçlarını, hayallerini baltalayarak sürdürdüğü sınıf egemenliğini her geçen gün derinleştiriyor. Bu egemenlik insan yaşamına dair hiçbir alanı es geçmiyor, kendi sömürücü çıkarları doğrultusunda şekillendiriyor ve kendine ait kılıyor. Toplumun işçileşmesiyle artı-değer sömürüsü yeni boyutlara ulaşıyor, dünya ölçeğinde merkezileşen sermaye azgınca insana ve onun yaratıcı gücüne saldırıyor, insana ait hiçbir alan bırakmıyor, büyük bir hızla metalaştırıyor. Bugün sadece temel ihtiyaçlar ve insan emeği değil, bilim, kültür, sanat, felsefe, aşk, vicdan herşey alınıp satılabilir hale dönüştü.

Kültür-sanat alanı bu yoğun burjuva hakimiyetinin bir parçası haline geldi. Devasa bir sektöre dönüştü. Onu belirleyen de sermayenin ihtiyaçları ve kar hesapları oldu. Sinema, müzik, tiyatro gibi alanların her biri büyük tekellerin hakimiyeti altına girdi. Kültür-sanat merkezleri, sermaye gruplarına bağlı vakıflar, gene tekellerin sponsorluğundaki büyük çaplı etkinlikler alanı tümüyle kapladı. Metalaşmış sanat göz kamaştırarak sahneyi kaplarken, insanın yeri her geçen gün küçüldü. İnsanı insan yapan temel özelliklerden maddi gerçekliği yeniden yaratabilme gücü insanın elinden alındı. Büyük sermaye grupları tek söz sahibi olurken, topluma ise sektörün ağır çalışma koşulları, düşük ücretler ve gaspedilen sosyal haklarıyla işçileri olmak kaldı. Ücretli emek boyunduruğu insanı sanattan yabancılaştırdı.

Kültür-sanat, burjuvazi için bir yandan yeni bir kar kapısı aralarken diğer yandan işçileri kontrol etme, onlara kendi istediği yaşam biçimini dayatmanın anahtarını oluşturur. Her alana egemen olan burjuvazi aynı zamanda insanı her yanından esir alan burjuvazi demektir. Bugün derinleşen ve kitlelerin yaşamına içselleşen burjuva egemenliğinin ana mevzilerinden biri kendi sömürü düzenini meşrulaştıran, toplumsal yaşamın gerçeklerini bulanıklaştırarak sınıf çelişkilerini gölgeleyen, insanı yaşamını belirleyen temel unsurlardan kopartarak sanal kimlikler, kişilikler yaratan burjuva kültür-sanatıdır. Renkleri ve araçları çok çeşitlidir ve göz kamaştırır, post-modern sinema, edebiyat, büyük çaplı eğlence organizasyonları, moda, magazin, tüketim kalesi alışveriş merkezileri kültürü, kendi ilişki biçimini yeniden üreten ve dayatan diziler, sermaye kölesi spor… Hepsi de metaya bağlılığı ve meta egemenliğinin meşruluğunu üretmeye, kitlelerle buluşturmaya odaklıdır. Renkler çoktur ancak hepsi aynı arka plandan beslenir. Pırıltılar emek sömürüsünü gizlemek, insanın karakterini dışlayan meta tapınmacılığını üretmek için vardır. Burjuva demokrasisini karakterize eden ve ona kitleleri sarma gücünü veren temel taşlardan biri işte bu geniş yelpazesidir.

İnsanın dünyaya dair tasarım gücünün ürünleri, kültür-sanat-bilim-felsefe hiçbir zaman kendinden menkul alanlar olmamıştır. İnsan bilincinin bu ürünleri insan yaşamının maddi temeli üzerinde yükselirler. Sınıflı toplum her sınıfın kendi çıkarları için sanat üretmesini doğurur. Burjuva kültür-sanatı patronların sömürme tutkusundan bağımsız değildir, onun üzerine inşa olmuştur. Bugünkü çok yönlü burjuva kültür-sanatını yaratan da kapitalist üretim ilişkilerinin ulaştığı yeni aşamalardır. Sermaye merkezileşiyor ve kitleler emek-sermaye çelişkisinin direkt öznesi haline dönüşüyorken, burjuva kültür-sanatı da az sayıda kapitalist tekelin elinde toplanmakta, geçmişte daha dar olan etki alanını toplumun tümüne yaymaktadır.

Kapitalizm bu renkli ve etkileyici görüntüsüne karşın insanlara ne üretkenlik ne de mutluluk getirebilir. Bir yandan gerçekliği gizlerken, diğer yandan insanlığın yaratıcılığını törpüler. Kendisi ve dünyası için üretme tutkusu olan insanı kendi kar kuyularında çalıştırarak, insanlığın kendisiyle çelişir. Toplumdan, ürününden, sanattan yabancılaşan, kendi doğasından uzaklaşan insanın sınırsız yaratıcı ufkunu ilerledikçe sınırlılaşan, renklendikçe birbirine benzeyen, ürettirdikçe nesneleştiren kapitalist kültür kafese tıkıyor. Her alandan kendi rengiyle saldıran kapitalizme her alandan kendi sınıf rengimizle yanıt zorunludur. Bu hipnotik havayı kıracak olan insanlığın özgürlük ve yaratıcılık tutkusu, kitlelerin kendi özlemleri için örgütlü mücadelesinin gücü olacaktır.

Üreti-yorum kolektifi, kültür-sanat-bilim-felsefe cephesinde burjuva anlayışına karşı işçi sınıfının ve insanlığın çıkarlarına dair bir anlayış geliştirmeyi hedefliyor. Metalaşan sanata, sömürü çanağı olan felsefeye, sermaye ihtiyaçları için bilime, hipnoz eden ve parçalayan kültüre toplumun kolektif üretim gücüyle karşılık verilebileceğini düşünüyor. Kendinden uzaklaşan, tarihsel gelişimi tıkanan insanın üretici gücünü açığa çıkarmayı ve kapitalizme karşı mücadelenin önemli bir ayağını örmeyi önüne koyuyor. Dünyanın kendi gerçekliğinden uzaklaştıkça anlamını yitiren alanları tekrardan yere indirmeyi, dünyaya dair kılmayı istiyor.

İşçi sınıfı mücadelesinin seyrine bağlı olarak proleter kültür-sanat uzun süredir bir tıkanma içerisinde. Günün değişen düzlemi, kitlelerin farklılaşan ihtiyaçlarına yanıt verilememesi bu alanda da etkisini gösterdi. Bütünsel burjuva anlayışına karşı bütünsel bir proleter anlayış geliştirilemedi. Bu tıkanmanın kodlarında da değişen üretim ve egemenlik koşullarının kavranamaması, burjuva kültür-sanatının egemenlik sarmalında tuttuğu yerin farkedilememesi, dünün halkçı, ezilenci bakış açısının karşılığı olarak geleneksel halk kültürünün üretiminin dışında bir alternatif geliştirilememesi yazıyor.

Üreti-yorum kolektifi bu tıkanmayı üretici kitlelerin gücüyle,gelecek toplumun motivasyonuyla aşmak için adım atmaya başlıyor. 14-17 Temmuz tarihlerinde Zeytinli’de kültür-sanat kampında buluşuyoruz. Elimizdeki imkanların kısıtlılığı ufkumuzu daraltmıyor, geleceği düşleyip onunla bugünün gerçekliğini bağdaştırmaya yöneliyoruz. Bugün sahip olmadığımız bütünsel proleter kültür anlayışını, kültür-sanat alanlarının içinden burjuvazi ile mücadeleyi, karcı bireyci anlayışa karşı kolektif üretimimizi yaratma yoluna çıkıyoruz.

(İşçi Meclisi’nin 11.sayısından alınmıştır)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*