Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Tutsaklardan mektup

Tutsaklardan mektup


Merhaba,

Genel olarak cezaevlerindeki sorunlar her geçen gün boyutlanarak artmaktadır. Derinleşen sorunlara karşı idari-siyasi tavır “hiç bir şey olmamış” gibi yapmaktır. Bunun sonuçları ortadadır. Cezaevleri genel kapasitelerinin 1/5 oranından fazla insanla dolmuştur. Yetersiz yatak sayısı nedeniyle “nöbetleşe uyku” devri başlamıştır. Yatağın olduğun yerde ise ranza olmakta, tuvalet kapılarına kadar yerlere yatak atılmaktadır. Doğru dürüst havalandıralamayan dar mekanlar… Tecrit, tretman ve keyfi idari uygulamalar, saldırılar, işkenceler. Tüm bu olumsuz koşullarda bir türlü alınmayan sağlık önlemleriyle ölümcül derecede hasta olan insanlar sessizce katlediliyor. Bu genel manzara içinde F tipi cezaevlerinin çok daha çetrefilli sorunlarla malül olduğunu anlamak zor olmasa gerek.

Bulunduğumuz Tekirdağ 1 Nolu cezaevinde kalan ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerin mahpuslara yaşam ve infaz koşullarının düzeltilmesi, insani düzeye yükseltilmesi yönlü taleplerimiz cezaevi idaresi tarafından saldırıyla karşılanmaktadır. Hasta tutsakları tedavi etmeyen tedavi koşullarından mahrum bırakıp katleden devlet, insani-makul taleplerimizi disiplin ve soruşturma cezalarıyla fizik/psikolojik saldırılarla işkenceyle bastırmak sindirmek istemekte, vahşi infaz koşullarını can siperane savunmaktadır.

06 Eylül 2010 tarihinden bu yana ağırlaştırılmış müebbetlik mhpusların havalandırma süresinin uzatılması, beraber havalandırmaya çıkabilmeleri, yaşam koşullarının düzeltilmesi temel taleplerimiz doğrultusunda demokratik bir hak alma eylemi gerçekleştiriyoruz. Eylemimizi taleplerimizi dile getiren sloganlar atmak ve hane kapılarına vurmak biçimiyle sürdürüyoruz, eylemimiz çerçevesinde cezaevi personeline yönelik herhangi bir yönelimimiz olmamakta. Ağırlaştırılmış müebbetlik mahpuslar ise eylemde hücreye (havalandırma sürelerinin bitiminde) gönüllü girmeyerek almaktadır. Ve bu sırada hücreye zorla alınırken çeşitli saldırılara maruz kalmaktadırlar. Örneğin gözlerini patlatırcasına parmakla bastırma, kollarını bükme, içeri alırken arkasından tekmeleme vb. Saldırılar olmaktadır. Asla sessiz kalmayacağımız bu saldırılar olduğunda “insanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganı atılıp kapılara vurularak saldırı protesto edilmektedir.

Son dönemlerde neredeyse her gün bir kaç defa sloganlar cezaevinde yükselmektedir. Sabah sayımlarından başlayıp gün kararmaya başlayana kadar çeşitli saatlerde saldırıyı protesto eden sloganlar duyulmaktadır. Bu saldırılara sessiz kalmayıp protesto ettiğimiz için cezalandırılıyor; saldırıya uğruyoruz. Son dönemde yaşanan bir kaç saldırıyı aktarmak istiyoruz.

10.11.2010 tarihinde Özgür Dinçer, Fatih Aydın ve Ergin Öncü‘nün kaldığı C/101 nolu hücredeki arkadaşlarımıza sabah sayımında saldırı oldu ve bu saldırı devrimci tutsaklara sloganla ve hücre kapısına vurularak protesto edildi. Bu protestonun hemen ardından cezaevi 2. müdürünün talimatıyla C/89 nolu hücreye girilmiş, havalandırma kapısı cezalandırma amacıyla kapatılmıştır. Yine İsmail Yılmaz, Sinan Gülüm ve Hüseyin Uzundağ‘ın kaldığı C/91 nolu hücrenin kapısı sabah sayımında açılmadı. Nedeni sorulduğunda “sonra açacağız” denilmiştir. Ancak kapıya vurulduğu gerekçesi ile kapıları açılmamıştır. Saat 14.00’a kadar bu iki hücrenin havalandırma kapıları açılmamıştır. Bütün ısrarlı sorulara rağmen uygulamanın hangi gerekçeye ya da hangi yasal dayanakla yapıldığı cevaplanmamıştır.

11.11.2010 tarihinde Doğan Karataştan, Mehmet Ali Bozok ve Coşkun Tanç‘ın kaldığı A/27 nolu hücreye baskın arama yapılmak istenmiştir. Arkadaşlarımızın bu baskını kabul etmeyecekleri gibi yapılanın keyfi ve zorbaca bir uygulama olduğunu belirtip aramayı protesto etmiş, iştirak etmiştir. Bunun üzerine arkadaşlarımız zorla havalandırmaya çıkarılmışlar ve hücre havalandırma kapısı üstlerine kilitlenmiştir. Hücre araması arkadaşlarımızın iştiraki olmadan sonlandırılmıştır. Daha sonra arkadaşımız Doğan Karataştan isimli kaçırılarak süngerli hücreye götürülmüştür. Gün ortasına kadar burada tutulup baskı altına alınmıştır. Daha sonra buradan alınarak normal kaldığı eski hücresine getirilmeyip, C/84 nolu hücreye zorla iradesi dışında götürülmüştür. Arkadaşımız süngerli hücreye götürülürken ve çıkarılırken çeşitli uygulamalara maruz kalmış giysileri zorla çıkarılmak istenmiştir.

Cezaevi idaresi aynı gün 11.11.2010 A/25 e A/27 nolu hücelerin havalandırma kapılarını (cezalandırma amacıyla) kapatılmıştır. B1/45 nolu hücrenin de havalandırması kapatılmak istenmiş, bunun için arkadaşlarımız zorla, kargatulumba hücre içine alınmış fakat kapı kilidi yuvasından düştüğü için kapı kapatılmamıştır. Bu esnada arkadaşlarımızdan Cihan Karaman‘ın sağ kol dirseğinde 2 cm’li yara, Coşkun Akdeniz’in ise yine sağ kolunda 6-7 cm’lik bir alanda sıyrık, sol bacağında 2 cm’lik yara vb. Meydana gelmiştir. Bunlar, cezaevi revirinde rapor altına alınmıştır.

12.11.2010 tarihinde ise sabah sayımında Nihat Konak, Ayhan Güngör ve Cemil Erdem isimli arkadaşlarımızın kaldığı C/97 nolu hücreden, biz tutsakların kullandığı (sosyal paylaşım araçları) topları alınmıştır. Arkadaşlarımız bun a itiraz edip münakaşa çıkınca zorla havalandırma kapısı kapatılmıştır. Aynı gün Murat Karayel, Süleyman Yılmaz Bulduruç ve Cihan Ördemik isimli arkadaşlarımızın kaldığı C/95 nolu hücreninde havalandırma kapısı saat 15.00’a kadar kapalı tutulmuştur. Sayım devam edip tekli hücrelere sıra geldiğinde, buradaki iki arkadaşımız fiziki saldırıya uğradı. Arkadaşımız Bülent Aktaş‘a saldırı yapılmış hüceden çıkılmıştır. Arkadaşımız bu saldırıyı kapıya vurarak protesto etmiştir. Bunun üzerine saldırgan güruh başlarında 2 müdürle tekrar bu hücreye girmiş ve arkadaşımızı yeniden darp etmiştir. Normalde yaralandığı için sargılı olan kolu tutulup sıkılmış, acizliklerini böylesi yöntemlerle göstermekten geri durmamışlardır. Yine bu hücrenin yanındaki tekli hücrede kalan arkadaşımız Gökhan Oruç‘a da saldırıda bulunuldu. Bu saldırılar sonrası bu hücrenin havalandırma kapıları cezalandırma gayesi ile kapatıldı.

Anlatmaya çalıştığımız olayların tarihine bakıldığında tüm bu saldırıların bir haftalık zaman zarfında gerçekleştiği görülecektir. Bu saldırıların evveliyatı vardır ve sürmektedirler. (Özellikle mektubun yazıldığı bu tarihte benzer birçok olay geçekleşti.) “İşkenceye sıfır tolerans” diye nutuk çekenlerin beylik laflar edenlerin bulundumuz Tekirdağ 1 nolu F tipine ve yaşananlara bakmaları gerekir. Devrimci tutsaklara yönelik saldırılar çeşitli biçimlerde, dozajı dönem dönem değişse de aralıksız devam etmektedir. 19 Aralık 2000 katliamı hatırlarımızdadır. Engin Ceber 12 Eylül döneminde değil yakın bir tarihte Metris Cezaevinde işkenceyle katledildi.

Bu gelişmeleri aktarıyor bir kez daha cezaevlerinde, özelliklede F tipi cezaevlerinde yaşanan saldırılara işkence ve hak gasplarına karşı duyarlılık çağrısı yapıyoruz.

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi
Mehmet Sarar
Erkan Altun

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*