Anasayfa » GÜNDEM » Toplumsal Proletarya Gazete Okuyor Başlangıç

Toplumsal Proletarya Gazete Okuyor Başlangıç

İşçi sınıfına bir kat yukarıdan bakıp, “okumuyor, cahil!” diyenler var. Evet öyle çok okuduğumuz söylenemez doğrusu. Bizlere “cahil cühela” diyenler gibi, cinsel toplumsal siyasal “best sellers”leri diziler halinde yutup, “cafe”lerde entelektüel sermayelerini toplumsal sermayelerine pazarlama aracına dönüştürerek ufaktan sermaye birikimi yapanlar kadar okuyamıyoruz.

Bir de ücret darboğazı var kuşkusuz. Bize “cahil cühela” diyenlerin demokrasisinde, bu darboğazı “sürdürülebilir” kılmak için bile, kitap ile aha da şu yutmaya yarayan boğazımız arasındaki seçimlerimiz çokça krizli ne yazık ki. Yutsak kitapsızız, kitap yutsak biyolojik olarak açız! Bir de asgari ücret darboğazı var ki hiç sormayın! İşçi sınıfımızın yarısından fazlası asgari ücretli; dörtte biri önce emeğini karşılıksız sunuyor, ücret aylar sonra “inşallah!” geliyor; çoğunlukla da hiç gelmiyor. Üstelik ufukta bölgesel ücret var ki, aman aman… Yanisi, boğazımız da, darboğazımız da giderek daralıyor…

İşçi sınıfına iki kat yukarıdan bakıp, “cahil cühela kalsın aman ha!” ile “emek üretkenliği krizi” arasında krizleşenler var.

Bu, asansörsüz yapamayanlar, bizim sınıfsal savaşım ihtiyaçlarımız doğrultusunda kendimizi çok yönlü geliştirmemizden aman aman tırstıklarından, sansür sopa toplatma yakma imha üst kuruluna zorunlu ihtiyaç duyuyorlar. Fakat, aha da şu kafayı, sermaye birikimlerinin krizini bize devredip yollarını açmak için, emeğimizin sermaye üretkenliğini geliştirmek için, az biraz geliştirmeye ihtiyaç duyuyorlar. Hani önceki dönemde şu büyük keşifleri kalite çemberleri vardı ya, sanki yaşamımızda aynı anda kafamızla ellerimizle kollarımızla belimizle kalçamızla bacağımızla ayağımızla çevirdiğimiz milyon çember yetmiyormuş gibi; işte o kalite çemberlerini ilk dayatmalarında, “borudan damlayan su sorununa dair ne yaparsınız?” sorusuna, en yalın halimizle “altına leğen koyarız!” diyorduk ya; hah işte, artık bu yetmiyor o vampirlere. Aha da bu kafanın, sınıfsal yalınlığından çıkmasını, illa ki tümden sermaye kafasına dönüşmesini dayatıyorlar. Habire dayattıkları “iş içi eğitimler”den gına geldi be! Yukarıdaki soruya, “borudan damlayan su sorununa dair ne yaparsınız?” sorusuna, tüm ilişkileri içinden bütünsel bir yanıt olmamızı istiyorlar: Maden işçisi, metal işçisi, boru işçisi, baraj işçisi, su arıtım işçisi, su pompalama işçisi, su dağıtım işçisi, su denetim işçisi, tuğla işçisi, çimento işçisi, kum işçisi, beton işçisi, boya işçisi, havalandırma işçisi, orman işçisi, kereste işçisi, pencere çerçevesi işçisi, cam işçisi, alet işçisi, makine işçisi, motor işçisi,…, say say bitmez işçisi; dünyada üretilen ne varsa hepsi işçisi, dünyada sermaye birikimi için üretilebilecek neler varsa onlar işçisi. Vay! Mizah lan bu valla: Bir yandan sınıf savaşımızın ihtiyaçları doğrultusunda aha da bir adım atma ihtimalimizi horuldayarak hayal ettiğimizde kurul kurul cop gaz, “milli güvenlik” “kamu sağlığı” diye rüyamıza dahi operasyon çekiyorlar. Bir yandan da, o lanet borudan damlayan bir damla suda dünya çapındaki emeğimizi evrensel düzeyde bütünleştiriyorlar. Hani canım bitik olmasa, gülmekten biteceğim bu krizli hallerine!

evr-basp

Neyse uzattık, özür. Bizim kata dönelim. Nedir: Bizim, toplumsal proletaryanın okumaya fena halde ihtiyacı var. Yakıcı bir ihtiyaç, sermaye toplumunu yakmak için! Cayır cayır! Cazır cuzur! Oh be, yüreğimin yağları eridi inan ki…

İşte, biz işçi sınıfı olarak konuştuk aramızda. Kısa konuştuk uzun dönemli bir karar aldık. Dedik ki: Önce kendi kendimize, sonra üst kattakilere, okuduğumuzu, neler okuduğumuzu, nasıl okuduğumuzu gösterelim hele bir.

Başlıyoruz o zaman!
Önce günlük gazetelerden başlıyoruz…

Okan İnce

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*