Anasayfa » DÜNYA » Toplumsal denetimin zorunluluğu!

Toplumsal denetimin zorunluluğu!

Mali sermayenin en vahşi kesimini oluşturan spekülatif yatırım fonlarının (hedge fonlar), milyonlarca insanın yaşamının bağlı olduğu kritik ilaç fiyatlarını 20-200 kat artıran spekülatif saldırıları, sağlığın neoliberal kapitalist sömürgeleştirilmesinin geldiği korkunç noktaya ışık tutuyor.

ABD’de son örnek Daraprim adlı, HİV, bazı kanser türleri ve sıtma tedavisinde kullanılan ilaçta yaşandı. İlaç spekülasyonunda uzmanlaşmış bir spekülatif sermaye fonu tarafından dağıtım hakkı satın alınıp, tablet başına fiyatı bir gecede 13.5 dolardan 750 dolara çıkarıldı. Daha önce de, bir başka ilaç spekulatörü tarafından satın alınıp fiyatı zaten artırılmış ilacın 2 yıl önceki orijinal fiyatı, tablet başına 1 dolar, maliyeti ise yalnızca 15 cent. Spekülatif saldırı karşısında, yaşamı bu ilaca bağlı 10 binlerce hastanın, daha önce bir kaç bin dolar ödediği ilaca artık yılda yüzbinlerce dolar ödemesi ya da daha az etkili tedavilere razı olması gerekecek.

İlaçta spekülasyon ve karaborsa vurgunu örnekleri Daraprim ile sınırlı değil. ABD’de son 2 yılda, özellikle de kanser, kalp rahatsızlıkları, hepatit C, yüksek kolestrol, tüberküloz gibi kritik hastalıkların tedavisi için eski baz ilaçlarda olsun, jenerik ilaçlarda olsun, muazzam spekülatif fiyat artışları yaşanıyor. Sermayenin şimdi de ilaç piyasasına üşüşen akbaba fonları, yoksulların kullanabildiği eski baz ilaçları, tedavisi için gerekli olduğu hastalıklar artarken üretimi sınırlı kalan ilaçları, direnç kazanmış enfeksiyonlara karşı geliştirilen yeni jenerik ilaçları birbiri ardına satın alıyor ve fiyatlarını kat kat artırarak, yaşamları bu ilaçlara bağlı olanları ya soyup soğana çevirerek ya da düpedüz ölüme sürükleyerek, birkaç ay gibi kısa sürelerde milyon dolarlar vuruyor.

Dirençli tüberküloz vakaları için geliştiren Cycloserine adlı ilaç, yine bir akbaba fonu tarafından satın alınıp 30 tabletlik kutusunun fiyatı, 500 dolardan 10800 dolara yükseltildi. Kalp rahatsızlıkları için kullanılan Isuprel ve Nitropress ilaçları, 2013’de bir akbaba fonu tarafından satın alınıp fiyatları 4 kat, 2015’te bir başka akbaba fonu tarafından satın alınarak bunun üzerinden 5 kat daha (toplamda 20 kat) artırıldı. Kritik bir antibiyotik olan Doxcyline’in bir şişesinin fiyatı, 6 ay içinde 20 dolardan 1849 dolara fırladı.

Turing Ecza adlı şirketin Daraprim üzerinden spekülatif saldırısı, ilaç fiyatlarında bırakalım işçileri ve kent yoksullarını, orta sınıfların bile güç yetiremez hale geldiği görülmemiş spekülatif saldırılara karşı bardağı taşıran son damla oldu. Obama’nın başlıca vaat ve dayanağı olan “sağlık reformu”nun da iflasını açığa çıkardı ve ülke çapında sağlıkta karaborsacı neoliberalizme karşı bir kampanyaya dönüşmeye başladı. Obama yönetiminin ilaçta 2 yıldır spekülatif saldırı anaforlarının göğe vurmasına karşın tüm yaptığı ise, 2 senatörün hazırladığı “inceleme raporları” (soruşturma bile değil!) ve Hillary Clinton’ın (Obama’dan sonraki başkan adayı) “bu durum kabul edilemez, bu konuda kongreye sunmak üzere bir rapor hazırlatacağım” açıklaması… Yani “komisyona havale”!

Nedeni basit: Kapitalizmde sağlık, en temel bir toplumsal ihtiyaç ve hak değil, azami kar alanıdır. Neoliberal kapitalizm ise, neoliberal sermayeleştirme ve piyasalaştırmanın toplumsal sağlıkta yol açtığı yıkımı ve daha büyük yıkımlara doğru spekülatif sermaye saldırılarını değil, sağlık gibi en kritik alanlarda bile en ufak toplumsal denetim istemini “ulusal güvenlik tehdidi” sayıyor.

Dağıtım hakkını aldığı ilacın fiyatını maliyetinin 5 bin katına çıkartan Turing Ecza (karaborsa/spekülasyon) şirketinin sahibi Martin Shkreli gibi akbabalar da pervasızlıklarını zaten bundan alıyorlar. Shkreli’nin Forbes Amerika’nın en fazla gelecek vaad eden, en zeki ve yaratıcı genç patronlar listesinde yer aldığını, söylemek yeter. Daha önce yönetim kurulu başkanlığı yaptığı bir ilaç yatırım fonu şirketini 25 milyon dolar dolandırdığı, Amerikan Gıda ve İlaç Bürosuna kendi şirketinin stoklarında olmayan ilaçlara onay vermemesi için lobi yaptığı iddialarıyla gündeme gelen, satın aldığı ilaçların fiyatını bir gecede 500 kat artıran Shkreli’nin tam da neoliberal kapitalist leş kargalarına özgü bir zeka ve yaratacılığa sahip olduğunu kabul etmek gerekir! HİV ve kanser ilaçları üzerinden yaptığı spekülatif vurgunlara tepki gösterenlere “moronlar” diyecek kadar pervasız.

Ancak tepki sağlıkçı, tükeci hakları örgütlerinin ötesinde kitlelere doğru yayılıp gösteri ve kampanylara dönüşünce, ilacın fiyatını “bir miktar düşüreceğini” açıklamak zorunda kaldı.

Resmi açıklaması ise kapitalizmin ne idüğü konusunda ders olarak okutulacak kadar manidar; “Biz hastaları iyileştirmeye çalışan bir kurum değiliz ki, bu bizim yatırım fonları olarak ayakta kalmak için yaptığımız bir iş(business)!”

150922-martin-shkreli-jsw-309p_5ecab724533864dd68e5cc0307ffaae7.nbcnews-fp-360-360Shkreli, şu an dünyanın en nefret edilen kişilerinden biri, 100 binlerce insanın sağlığı ve hayatı üzerinden gözünü kırpmadan ölümcül spekülasyon yapan biri, bir ilaç karaborsacısı, bir mali köpekbalığı, bir tekelci leş kargası, sağlık ihtiyacımız ne kadar büyüyorsa onun üzerinde daha hızlı büyüyen ölümcül asalak urlardan biri olabilir. Fakat kendini savunmak için gayrı-ihtiyari de olsa söylediği, tekelci oligarşik kapitalizmin -hiçbir küçük burjuva ahlaki ve vicdani öğreti ile düzeltilemeyecek olan- biricik gerçeği, azami kar yasasıdır. Kapitalizmin en yaşamsal ihtiyaçlar üzerinde bile hiçbir ilke, kural, ahlak, vicdan, norm tanımayan amansız diktatörlüğüdür. En yaşamsal ihtiyaçlar üzerinden bile yıkıcı spekülasyon ve aşırı fiyatlama, banka, borsa, tekellerin keyfi değil zorunlu “işleri” (business!) arasındadır: En kısa zamanda en yüksek karlar için her yol mübah!

Spekülatif sermaye anaforlarının sağlığı da kasıp kavurmaya başlaması

Kapitalizmin mutlak genel yasasının (bir kutupta sermaye birikimi ve merkezileşmesi, diğer kutupta sefalet ve yıkım birikimi) ve tarihsel persektiften sonuna doğru gittiğini gösteren en önemli yasasının (kar oranların düşme eğilimi yasası: yani, üretimin, yetilerin ve ihtiyaçların ileri toplumsallaşan niteliğine karşılık kara dayalı ilişkiler çelişkisi) işleyişinin, en açık göstergelerinden biri.

Sağlığın mali çakalların eline düşmesi: En yaşamsal ihtiyaçların tekelci oligarşik sermaye birikimine bağlanarak neoliberalize edilmesinin artık hergün tanık olduğumuz yıkıcı sonuçlarından yalnızca biri. Kapitalizmin emek, insan, doğa yıkımında bir “iç kontrol” yetenek ve niyetine yapısal olarak sahip olmadığı gibi, kitleler üzerinde kontrolünü azamileştirerek mevcut “iç kontrol” mekanizmalarından da durmaksızın daha fazla neoliberalizasyonla sıyrılmaya çalıştığını gösteriyor.

Soma, Ostim neyse bu da odur. Çin’de Bangladeş’te artık koca koca sanayi bölgelerinin binlerce işçisiyle birlikte havaya uçması neyse bu da odur. Dünya çapındaki sosyal yıkım/kemer sıkma paketleri neyse bu da odur. 3. Köprü, Yeşil Yol neyse bu da odur. Mültecilere yağmur suyu birikintisinde bile yüzeceği şüpheli lastik botlar satmak neyse, sahillere vuran çocuk cesetleri neyse buda odur. Yüzlerce binlerce yolcusuyla birlikte çakılan uçaklar, gemiler, trenler neyse bu da odur. Amerika’da yoksulların yarısının bir günde evlerini de kaybetmesi neyse, Türkiye’de ev kiralarının asgari ücretin üzerine çıkması neyse bu da odur. Temel tarım ve gıda ürünlerinin borsalaşması, sonra da karaborsalaşması neyse bu da odur. Enerji kaynak ve nakil hatlarına el koymak için kitle kıyım savaşı çıkarma neyse bu da odur. Volkswagen’in ABD’nin emisyon ölçüm bürosunu bile aldatarak, sağlığa ve doğaya zararlı olandan 40 kat fazla zehirli gaz salan arabaları “çevre dostu” diye satması neyse bu da odur.

Bunlar, bazı kapitalistlerin ahlaksızlığı ve vicdansızlığı sorunu değil, küresel tekelci kapitalizm ve mali oligarşisinin yapısal karakteristikleridir. Ve konut, enerji, ulaşım, tarım-gıda, su, sağlık, eğitim gibi en hayati ürün ve ihtiyaçlar da tekelci kapitalist sömürüye bağlandığı anda, dev çaplı asalaklık, yolsuzluk, spekülasyon ve çürüme eğilimi bu alanlarda da kendini göstermekte gecikmez.

Bu yıkım vicdan ve oyla düzelmez!

Küçük burjuva ahlakçılık ve vicdancılık, “ahlaklı ve vicdanlı bir kapitalizm” hayalinden ayrışmaz. Sistem, o da çok sıkıştığı zaman, gerçekte kapitalist mali oligarşinin özel harekat birlikleri ve tetikçilerinden başka bir şey olmayan Shkeli’lerden birkaçının ipini çekerek bu tepkileri yumuşatmakta pek zorlanmaz. Yine bir küçük burjuva “düzeltilmiş kapitalizm” hayali olarak, “finansal sermayenin aşırılıklarını sınırlandırma ve düzeltme” istemi de, bunların da kökleri tastamam küresel tekelci kapitalist üretim tarzında olduğundan bir şey ifade etmez. İşte görüyoruz ABD’de gayrımenkul spekulasyonu anaforları ve çöküntüsünden sonra, spekülatif sermaye saldırılarının şimdi de sağlık, eğitim, su gibi çok daha vahim alanları nasıl iskelete çevirdiğini! Dünya çapında belirtileri giderek artan, kapitalizmin yıkıcı anarşisine karşı eski sosyal demokrasiye veya Keynesçiliğe dönüş nostaljisi ya da kamu denetim ve düzenlemesi istemi de bir anlam taşımıyor. Çünkü devlet de, neoliberal tekelci oligarşik sermaye birikimiyle daha üst düzeyden kaynaştığı gibi kendisi de neoliberal bir şirkete dönüşmüş durumda. Küresel temelden tekelci oligarşik sermayenin kendi imgesinden yarattığı neoliberal devlet ve neoliberal demokrasi yapılarının, vicdan ve oy gücüyle neoliberal sermayeyi ehlileştirmede kullanılabileceği, bir küçük burjuva hayalden ibarettir.

Sağlığın tekelci sermayeleşmesinin kaçınılmaz sonucu ve bir adım ötesi; milyonlarca insanın sağlığının mali çakallar tarafından bir gecede söndürülebilecek bir finansal spekülasyon ve kumar konusu haline gelebilmesidir. Kapitalizmin kendi kendini kontrol etmesini ve sınırlamasını beklemek hayaldir, onun eğilimi, tam tersine, en çabuk en çok kar saldırganlığının önündeki her türlü iç ve dış kontrol mekanizmasını olabildiğince azaltmak, sıfırlamaktır. Aşırı birikim, aşırı üretim, aşırı finansallaşma, aşırı piyasalaştırmadır. Hiçbir iyileştirme, hiçbir reform küresel tekelci kapitalizmin bu “yeni normallerini”, büyüyen emek, insan, doğa yıkım ve düşmanlığını düzeltemez.

Fakat küresel tekelci oligarşik kapitalizmin, kitlelerde artık neredeyse her geçen gün yeni bir infial yaratan “yeni normallerine” karşı alttan alta -çok uzun zamandır unutulan ve unutturulan- bir tarihsel eğilim de giderek kendini hissettirmektedir: Toplumsal denetim zorunluluk ve ihtiyacı! Doğrudan toplumsal ihtiyaçlara, doğrudan toplumsal denetim ve düzenlemeye dayalı yeni bir yaşamın ihtiyaç ve zorunluluğu! Mülkiyetin, üretimin, yeteneklerin, ihtiyaçların, ilişkilerin, yönetimin, denetimin dolaysızca toplumsallaştığı bir komünist toplumun, kapitalizmi yıkarak önünün açılması!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*