Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » TMMOB’ye açık çağrımızdır

TMMOB’ye açık çağrımızdır

06.10.2012 Cumartesi günü saat 12.30’da TMMOB Danışma Kurulu’nun toplandığı Ankara’da Milli Kütüphanenin
bahçesinde içlerinde Devrimci Proletarya’nın da olduğu bir dizi kurum ortak bir açıklama yaparak Cansel Malatyalı’nın işine geri alınmasını talep etti. 100 civarında kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve kurumlar adına Mahmut Konuk tarafından okunan basın açıklamasının tam metnini yayınlıyoruz:

TMMOB’ne AÇIK ÇAĞRIMIZDIR !..

Artık yeter !..
Cansel MALATYALI işine geri alınsın…
İnşaat Mühendisleri Odasındaki (İMO’daki) işinden “performans” gerekçesiyle atılan Cansel MALATYALI’nın İMO önündeki direnişi bugün 229. Günündedir.
Ve 24 saat dolmadan iki kez üst üste gözaltına alınmasından sonra başladığı “süresiz açlık grevinin” de bugün 23. Günü.
Artık sözün bittiği yere doğru gidiyoruz.
Cansel MALATYALI’nın çok sade, net ve son derece haklı, meşru bir talebi var: “Ben işime geri dönmek istiyorum…” diyor.
Ancak İMO Yönetimi bugüne kadar bu talebe kulaklarını tıkadığı gibi Cansel MALATYALI’yı, aile fertlerini ve yanındaki dostlarını gözaltına aldırarak, çadırını söktürerek, zor ve şiddet kullanarak bastırmaya çalışmış, devreye giren kurumları da çeşitli yöntemlerle devre dışı etmeye çalışmış, kurumların adını zikreden polemik yazıları yayınlayarak süreci tıkamaya, kilitlemeye doğru götürmüştür.
İMO yönetimi sürece ilişkin genel olarak Devrimci-Demokrat kamuoyunu da, Mimar-Mühendis camiasını da yanıltan açıklamalar yapmakta, gerçeğe aykırı söylentiler yaymaktadır.
İMO yönetimi çevrelerinden yayılan söylentilere ve yapılan görüşmelerde dile getirdiklerine bakılırsa; “İMO Yönetimi Cansel MALATYALI’ya iş bulmuş, ancak Cansel MALATYALI bu işleri kabul etmemiştir…”
Gerçek şudur:
İMO Yönetimine yakın çevreler Çankaya Belediyesi’nin taşeron şirketine söylemiş, onlar da dışarıdan iş yaptırdıkları bir taşeron şirkete söylemiş, ancak taşeron şirket bunu kabul etmemiştir.
İMO Yönetimi buna;”Cansel MALATYALI’ya iş bulduk”… demektedir.
İkinci olarak; İMO’da Genel Kurul yapılırken Cansel MALATYALI’ya; “TMMOB’ye bağlı bir Oda’nın Başkanı’nın kendisini çağırdığı” söylenir. Cansel MALATYALI yanında Sendika başkanı ile birlikte bu Oda Başkanı’na gider. Cansel MALATYALI ve Sendika Başkanı kapıdan girer girmez Oda Başkanı bağırarak;”yok öyle direne direne kazandım lafları kardeşim. Derhal o çadırı söküyorsun, evine gidip oturuyorsun, 10-15 gün sonra biz oturup durumu değerlendiririz…” der.
Cansel MALATYALI;”eğer bu bir iş teklifi ise ben bunu reddettim” diyor.
3. olarak da biz Devrimci-Demokratik kurumlar ve İnsan Hakları Örgütleri olarak İMO yönetimi ile öncelikle görüşerek, sonra da “açık çağrı”lar yayınlayarak devreye girdikten sonra yine aynı çevrelerden Cansel MALATYALI’ya; “Yenimahalle Belediyesine gidip işe başlaması” haberi gönderilir.
Cansel MALATYALI yanında bir kişi ile adı verilen yetkiliye gider. Aldığı yanıt şudur:”Bize bir CV’nizi verin biz değerlendirelim…”
Cansel Malatyalı yine de işin mahiyetini sorar; bulunacak iş (eğer CV’ye olumlu yanıt verilirse) Belediye’nin taşeron şirketine aittir, aylık 950 TL ücretlidir, cumartesi-pazarı yoktur..” vs.
Cansel Malatyalı işten atıldığında 1400 TL ücret alıyordu, (arkadaşları şu anda 1600 TL alıyor) cumartesi-pazarı vardı, 30 gün senelik izni vardı vs.
Sonradan aynı çevreler;”bir yanlış anlaşılma olmuş, o 950 TL denilen iş de 1100 TL’ye çıkarılabilir…” diye haber gönderirler.
Cansel MALATYALI; “bu ne pazarlığıdır, ayrıca herkese 950 TL veriyorlarsa bana nasıl 1100 TL verebilirler, verseler de herkesin 950 TL alarak çalıştığı işte ben 1100 Tl alarak o işçiler arasında nasıl çalışabilirim? Kaldı ki benim atıldığım işin koşulları ortada. Bu, benim işimin muadili değil…” der.
Cansel MALATYALIYA bulunan (!) 3. Ve son “iş teklifi” de budur.
Cansel MALATYALI’nın haklı talebini destekleyerek sürece dahil olan kurumlar Cansel MALTYALI’ya; “bütün negatif yanlarına rağmen bu son –ve eğer yalan değilse tek gerçek- iş teklifini değerlendirmesini…” önerirler.
Ancak İMO Yönetimi’nin acelesi vardır !… Cansel MALATYALI’ya bu kurumların önerisini “değerlendirmek” için bile zaman tanımaz. 13 Eylül ’ü 14 Eylül’e bağlayan gece saat 23.00 sularında Cansel MALATYALI yanındakilerle birlikte gözaltına alınır. Çadırı, oturduğu kanepe, masa-sandalye vb. eşyaları kaldırılıp atılır. 10 dakika içinde de İMO Yönetimi kamyonlardan indirttiği çelik panellerle İMO önüne bir çelik paravan; bir “utanç duvarı” örer. Bir de paravanla bina arasına “mühendislik harikası” bir “iskele” kurar. Sözüm ona “tadilat” yapılacaktır –mermer kaplama ve camdan ibaret olan İMO cephesinde nasıl bir “tadilat” yapılacaksa- !.. (23 gündür “tadilat” adına hiçbir hareket de yoktur. Zaten “iskele” de herhangi bir yere sabitlenmemiştir. Her an birilerinin üzerine yıkılabilir.)
Cansel MALATYALI 2,5 saat sonra gözaltından çıkıp yerine döndüğünde çadırından ve eşyalarından eser yoktur. Onun yerine İMO’nun önüne o gece vakti çelikten bir paravan örülmüştür; bir “utanç duvarı” !..
Ertesi gün saat 18.00’de bir basın açıklaması yapmaya karar verir ve bunu duyurur. Ancak ogün saat 17.30 olmadan Cansel MALATYALI yanındakilerle birlikte yaka-paça gözaltına alınır; “özel mülkiyeti işgal” den hakkında şikâyet vardır.
Cansel MALATYALI 24 saat dolmadan yaşadığı 5 saatlik bu ikinci gözaltıdan sonra “süresiz açlık grevi” kararını açıklamıştır. Maruz kaldığı ağır şiddet, katı tutum ve duyarsızlık Ona bu kararı aldırmıştır. Bugün de süresiz açlık grevinin 23. Günündedir.
İMO Yönetimi daha önce de “sorunu çözeceğiz” diye Cansel MALATYALI’yı oyaladıktan sonra direnişin 6. Ayında İMO’nu yönetim katını işgal edip “işimi geri istiyorum” diye pankart asan Cansel MALATYALI ve yanındaki 4 kişiyi polise teslim etmiş, çağırdığı polislerin koçbaşları kullanarak kırdığı kapıları, cop ve biber gazı kullanarak yarattığı tahribatı da Cansel MALATYALI ve dostlarına yıkarak kamuoyuna “İMO’ya saldırı” diye duyurmuştu.
Ancak bütün bunlar artık geride kalmalıdır. Kimin ne dediği, kimin ne yaptığı da artık önemini yitirmiştir.
Önümüzde çıplak bir gerçek vardır.
Bir insan, bir kadın emekçi bedenini açlığa yatırmıştır.
Son derece yalın, net, haklı ve meşru bir talebi vardır. “Ben işime geri dönmek istiyorum…”!..
Bu kadar basit.
Gelinen aşamada işten atılmasının gerçek nedeninin “performans düşüklüğü” olduğunu hiç kimse iddia edemiyor, İMO Yönetimi dahil !.. İMO’nun sorunu bazı küçük Odalar gibi “ekonomik” de değildir. Cansel MALATYALI’yı kapının önüne koyduğundan bu yana da 10 tane “güvenlik elemanı” istihdam etmiştir.
Artık sözün bittiği yerdeyiz.
Bugüne kadar olup bitenler bir yana bundan sonra olabileceklerin altından kendine “devrimci-demokrat” diyen hiç kimse, hiçbir çevre kalkamaz.
TMMOB’ne açık çağrımızdır: Cansel MALATYALI’nın, bu direngen kadın emekçinin haklı, meşru talebinin lafı dolandırmadan, araya belediyeler, taşeron şirketler koymadan dosdoğru kendi işine iade edilmesi doğrultusunda karşılanması için soruna müdahil olun ve artık bu işi çözün. Çünkü hâlâ kendine “devrimci-demokrat” diyorsa, hâlâ kendi geleneğine sahip çıkıyorsa İMO’nun da, TMMOB’nin de yapacağı-yapması gereken başka işler vardır.
Direnen bir emekçinin hakkını teslim etmek kimseyi küçültmez, tersine yüceltir.
Çok geç olmadan… Direngen bir kadın emekçinin bedenine daha fazla zarar gelmeden!…

İHD ANKARA ŞB. ÇHD ANKARA ŞB. ANKARA DÜŞÜNCEYE ÖZGÜRLÜK GİRİŞİMİ, ÖZGÜR ÜNİVERSİTE, ALINTERİ, ANKARA EĞİTİMSEN 5 NOLU ŞB, BDSP, DDSB, DEVRİMCİ PROLETARYA, EDP, ESM 1 NOLU ŞB., YDSB, HALK CEPHESİ

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*