Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » TMMOB Kongresi’nde Ulusal İstihdam Stratejisi sunumu

TMMOB Kongresi’nde Ulusal İstihdam Stratejisi sunumu

TMMOB Makine İmalat Teknolojileri Kongresi kapsamında yapılan Mühendislerin Çalışma Koşullarında Değişim başlıklı panel, Bursa’da Fuar ve Kongre Merkezi’de 7 Aralık günü yapıldı. Panelde DİSK araştırma uzmanı Serkan Öngel, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi araştırma görevlisi Nail Dertli, mühendis Yılmaz Yıldırım, Devrimci Proletarya yazarı Yücel Filizler birer sunum gerçekleştirdi.

Yılmaz Yıldırım, esnek ve güvencesizliğin mühendislerin çalışma koşullarına etkilerini kendi çalıştığı alanlardan somut örneklerle anlattı. Özellikle ücretsiz fazla mesai, mühendisliğin görev tanımında olmayan alanlarla çalıştırılma, teknisyenlerin ve düz işçilerin yapabileceği işlerde çalıştırılma, iş dışı saatleri evde de çalıştırılmaya zorlanma uygulamalarını örneklendirdi. Mühendislerin her türlü iş sorumluluğu artırılırken tüm yetkilerinin ortada kaldırıldığını belirtti. Kadın mühendislerin durumuna değindi, ciddi ayrımcılığa uğradıklarını, esas işlerin kadın mühendislere yaptırılmadığını vurguladı.

Nail Dertli, yeni gerçekleştirilen ve kitap olarak yayınlanacak Makine Mühendisleri Odası Üye Profil Araştırmasının sonuçlarını özetlediği “Mühendis İstihdamı ve Güvencesizlik” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarının son dönemde artan avukat, öğretmen, mühendis gibi meslek gruplarında dönüşüm üzerine araştırmaların sonuçlarıyla çok benzer olduğunu belirtti. Son 10 yılda mühendis sayısında artışın toplam işgücündeki artışın iki kat üzerinde olduğunu, geniş bir mühendis işgücü havuzuyla birlikte neoliberal esnek çalışma koşullarının oluşturulduğunu anlattı. Mezun olunan üniversiteler, yaş ve ücrete göre mühendisler arasında bir katmanlaşma yaratıldığını istatistiklerle gösterdi. Araştırmanın gösterdiği, kısmi zamanlı çalışma, fonksiyonel esneklik, ücretsiz fazla mesai, işsizlik, ücret düşüşleri bağlamında yaygınlaşan sorunları değerlendirdi.

Serkan Öngel, Türkiye’nin küresel değer zincirlerine eklemlenme politikaları ve üretim organizasyonundaki dönüşümlerin istihdam üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Esnekliğin, iş tanımlarının esnetilip belirsizleştirilmesi, gerlir esnekliği, çalışma süresi esnekliği, istihdam esnekliği gibi biçimlerini açımladı. Bunların patronların keyfi uygulamalarını nasıl yaygınlaştırdığını vurguladı. Vasfın değersizleştirilmesinin de sertifika, çift diploma gibi sistemlerle yaratıldığını anlattı. Mühendislerin sendikalaşma sorunu üzerinde durdu, işçi sendikalarının mühendisleri kapsam dışı tutmasını eleştirdi, mühendisleri sendikalaşmaya çağırdı.

Mühendislerin işçileşmesi, işçi sınıfının toplumsallaşması

Devrimci Proletarya yazarı Yücel Filizler’ Ulusal İstihdam Stratejisi ile mühendislerin yığınsal işçileşme süreçlerini birlikte değerlendiren bir sunum yaptı:

“Ulusal İstihdam Stratejisi, salt istihdam biçimlerinin değişmesi değil, bir sermaye birikim stratejisidir. Sermaye birikimi, bildiğiniz gibi, canlı emek üzerindeki artıdeğer sömürüsüne dayanır. Sermayenin bu yeni birikim stratejisi, artıdeğer sömürüsükapasitesini yeni temelden genişletip derinleştirmeyi, emek üzerindeki tahakkümü artırmayı hedefliyor.

Mühendislik, kapitalist üretim sürecinde, göreli artıdeğer üretimi rolü nedeniyle, sermaye birikim stratejisinden değişiminden, en doğrudan en keskin biçimde etkilenen emek süreçlerinden biridir. Bilim teknoloji, araştırma geliştirme, tasarım, proje, üretimde bilgi, kontrol, organizasyon, rasyonalizasyon süreçlerinin artıdeğer üretimindeki rolü ve payı artmıştır. Üretimin bilimsel-teknolojik-organizasyonal temelinde değişim de mühendis emeğinde yığınsal artışı gerektiriyor. Sermaye, hem daha nitelikli hem de çok daha düşük ücretlerle çok daha ağır koşullarda çalışan, eskiden sahip olduğu mesleki özerklik, nitelik, hakları yitiren mühendisler kitlesi istiyor.

Bu da mühendisler açısından yıkıcı proleterleşme süreçlerinin yaşanmasına yol açıyor: Bir kutupta sermaye birikimi, diğer tarafta kendi emeğinin ürününü sermaye olarak üretenlerin kutbunda sefalet birikimi. Sefaletin illa ekonomik yoksullaşma, çok düşük ücret biçiminde olması da gerekmez. Mühendislerin, ücret düşüşleri ve ağır hak kayıplarının yanında, vasıf kaybı, mesleki özerklik kaybı, kendi emek süreçleri ve yaşamı üzerinde kontrol kaybı da sefalet birikimi ve işçileşme biçimlerinin ifadesidir. Ücretlerin ve yaşam standartlarının düşmesi, işsizlik, çalışma süre ve yoğunluğunun artması, vasıfsızlaşma, emekgücü ve bilgi ve becerilerinin değersizleşmesi, mesleki özerklik yitimi, esnek, güvencesiz, kuralsız çalışma biçimleri. Mühendisler içinde yaygınlaşıyor.

Mühendisler bu işçileşme süreçlerini nasıl yaşıyor: a- Karar süreçlerinden uzaklaştırılma. b- Eğitimini gördüğü işlerde çalışamama. c- Parça işler, rutinleşme, hiçbir şey öğrenmeme, kendini geliştirememe. d- Kendine, emeğine, emek ürününe yabancılaşma, e- Toplumsal statü kaybı. Öz saygı, öz yıkım… Atanması yapılmamış öğretmen intiharlarını biliyoruz ama, kendi eğitimini aldığı mesleğinde çalışamayan mühendislerin oranı yüzde 20’yi geçti, onların ne yaşadıklarını da bilelim, yakında bir mühendis intiharları furyası ortaya çıkarsa şaşırmayalım.

Mühendislerin proleterleşme süreçleri nasıl gerçekleştiriliyor: a- Kafa emeğinin, bilgi süreçlerinin de makinalaşması; bilişim-iletişim teknolojileri… Mühendislerin bilgi tekelini kaybetmesi… b- Eğitim sistemindeki dönüşüm, yığınsal mühendis üretimi ile mühendis vasıflarının değersizleştirılmesi… c-Profesyonallerde ve beyaz yakalılarda mesleki etik ve normların, geleneklerin kırılması, bunun yerine hiçbir ilke, norm gözetmeyen azami kar mantığının geçirilmesi. d- Mesleki yeterlilik sistemi, sertifika sistemi ile mühendis emeğinin ikame edilebilirliğinin kolaylaşması ve mühendisin teknisyen ile ayrımının silikleşmesi. f- Tek bir işe ve mesleğe bağlı olmaktan çıkma, meslek dışı her türlü işi de yapmak zorunda kalma…g- Üretim ve emek organinasyon biçimlerindeki dönüşüm: Esnek, güvencesiz, kuralsız çalıştırma biçimleri. Mühendislerde: Geçici süreli sözleşme, parça başı, proje temelli çalışma, çağrı üzerine çalışma, uzaktan çalışma, teknik alanların da yoğun taşeronlaştırılması, gibi esnek ve güvencesiz çalışma biçimlerinin fiilen yaygınlaştırılması.

Buna karşın mühendislerde işçi sınıfı bilincinin gelişimi oldukça yavaş ve sancılıdır. Mühendislerin geniş kesimleri işçi sınıfının organik bileşeni haline gelmiş olmasına karşın, kendini işçi olarak görmüyor. Ulusal İstihdam Stratejisi paketleri ise, anlattığımız mühendislerin görmezden geldiği bu süreçleri temel çalışma biçimi haline getiriyor. Değişen yalnız istihdam biçimleri de değil. UİS, eğitim sistemini de baştan aşağı dönüştürüyor. Staj, proje, intörn. Asistanlık adı altında mühendisi daha öğrencilik sürecinde bedava işgücü olarak kullanıyor. Mesleki yeterlilik, performans. Sertifika sistemi. Esneklik uygulamalarını kolaylaştırıyor. Standartlaşmayla mühendis emeğini rutinleştiriyor, teknikerleştiriyor. Bir yandan da çok işlevlilik ile daha az mühendise daha çok iş yaptırıyor. Sertifikalı mühendis emeğini değersizleştirip daha yoğun sömürürken, sertifika alamayanları da işsizliğe ve taşeronlaşmaya mahkum ediyor.

Ezilenlerin ucuz, yığınsal, kölece çalıştırılması da UİS kapsamında. Kadın, kürt, genç, öğrenci, göçmen… Kadın istihdam +aile+3 çocuk paketi. Yoksulların sosyal hak ve yardımlarının budanıp çalışmaya zorlanması da UİS kapsamında.

Bu değerlendirmelerden işçi, işçileşen mühendisler açısından şu sonuçları çıkarabiliriz:

1- Mühendisler arasında sınıf ayrımını içeren, meslek odaları, işçi mühendislerin ihtiyaçlarını karşılayamaz. Yeni türden, mühendisleri işçi olarak olarak örgütleyen yeni türden işçi örgütlerine, sendikalara ihtiyaç var.

2- Mühendislik fakültesi öğrencileri ve genç mühendislerin durumu giderek daha ağırlaşıyor. Diplomalı işsizler, Eğitimli işçi ve işsizler, Gezi ve dünya çapındaki sınıfsal-toplumsal isyan ve direnişlerin en temel bileşenlerinden biri oldu. Genç eğitimli işçi ve işsiz kitlelerin sorunları, ihtiyaçları, özellikleri epey farklılaşmış durumda. Eski tarz emek ve meslek örgütleri gençleri, onların arayış ve dinamizmini kapsayamıyor. Bu panelde de genç arkadaşların yokluğu bunun bir göstergesi. Genç mühendislik fakültesi öğrencilerine, yeni mezunlara, genç mühdendislere yönelmek, onların arayış ve ihtiyaçlarına yanıt vermek çok önemli.

3- İşçi sınıfı kafa emeğinin de yığınsallaşması, kadın, genç, öğrenci, kürt işçiliğinin yığınsallaşması, beyaz yakalıların ve mühendislerin de yığınsal işçileşmesi ile toplumsallaşıyor. Toplumun daha geniş kesimleri küçük mülk ve statülerini yitirerek işçileşiyor. . Birleşik mücadele, kolektif işçi. Bir dönemki işçi algısı ile sınırlanmamalıyız. Ulusal İstihdam pakatleri de, fiilen de epey yol almış proletaryanın toplumsallaşması ve toplumun proleterleşmesinin de gelişim yönünü gösterir. Mühendislerin çoğunluğu da işçi sınıfının bileşeni ve dinamiği olarak yeniden tanımlanmalı ve örgütlenmelidir. Ve tam da bu gelişim yönünden gelerek, toplumsallaşmış bir işçi sınıfının oluşumu, bileşik örgütlenme ve mücadelesi çerçevesinde, buna bir itilim kazandırdığı ölçüde sermayenin yeni birikim stratejisi yenilgiye uğratılabilir. Bu yüzden işçi ve yıkıcı işçileşme sürecinde olan “beyaz yakalılar”, gençler, öğrenciler, kadınlar, kürtler, içinde, her birinin özgül siyasal-toplumsal sorunlarıyla da birleştirerek bu temelde bir çalışma yürütülmesi stratejik bir önem taşır. Haziran Direnişi’nin bu kesimler açısından yarattığı birikim de, bu açıdan değerlendirilmelidir.

4-İşçi sınıfının tüm yeni kesimleriyle birlikte yeniden oluşumu, birleşik mücadelesi salt ekonomik-sendikal bir sorun da değildir. Toplumsallaşmış ve siyasallaşmış bir sınıf örgütlenmesi ve mücadelesi sorunudur. Yeni bir çalışma, yeni bir yaşam, yeni bir yönetim ihtiyacı içinde mühendisler de yerini almaktadır. Üretimin ve yönetimin toplumsallaşması, mühendisler bu ufka sahip olmalıdır.”

Sunumlardan sonra, katılımcıların soru ve görüşlerine geçildi. Bir mühendis, Denizli gibi yeni sanayi kentlerinde mühendislerin asgari ücret ile 1500 lira arasında ücretlerle çalıştığını, asgari ücretle çalışanların bile olduğunu anlattı. Taban ücret belirlenmesi için TMMOB’un harekete geçmesini istedi.

Bir diğer mühendis, özel istihdam bürolarının, iş güvenliği mühendisliği, bilgisayar-makine sistemlerinin kurulması ve bakımında yaygınlaşmaya başladığını, buna karşı mücadele çağrısı yaptı.

OYAK-Renault’dan bir mühendis, fabrikada mühendislerin pazarları ve bayramları bile çalışmak zorunda bırakıldığını, ailesini bile göremez hale geldiğini anlattı.

Panelistlerin kısa son konuşmalarında Serkan Öngel, esnekliğin karşıtı örgütlenmektir, dedi.

Devrimci Proletarya yazarı, anlatılan sorunların UİS paketleri ile daha da derinleşip kökleşeceğini vurgulayarak, Türk-İş’ten bir şey beklemiyoruz, ama TMMOB, KESK, DİSK’in birlikte harekete geçmesinin sorunu en azından gündemleştirme açısından gerektiğini vurguladı. Ancak bu tür platformların tepeden ve bürokratik biçimlerde işlemediğini, taban inisiyatifine dayanan, sanayi işçilerinin, mühendislerin, beyaz yakalıların, kamu emekçilerinin, kadın, öğrenci, genç işçilerinin öz organları temelinde bir araya geldiği toplumsallaşmış bir işçi platformuna ihtiyaç var, dedi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*