Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Teknoloji işini sorgulamak – AI Now Enstitüsü

Teknoloji işini sorgulamak – AI Now Enstitüsü

Bu misafir yazı Joan Greenbaum tarafından yazılmıştırJoan Greenbaum bir aktivist, yazar ve profesördür. Büyük ölçüde çalışma, teknoloji ve toplumsal cinsiyet ile ilgili yazıyor. 1960’ların sonunda başlayan askeri çalışmaya muhalefet eden ve ırkçılık karşıtlığı, işçi örgütlenmesi ve toplumsal eşitlik çerçevesinde örgütlenen bir grup teknoloji işçisinin oluşturduğu Barış için Bilgisayarcılar’ın kurucularından biriydi.

Yaptığımız işi sorgulamak, teknoloji sanayinin tarihini oluşturan hikâyedir. 1960’ların sonu, 1970’lerin başında savaş karşıtı hareketin içerisinde Barış için Bilgisayarcılar[i] (CPP) adlı bir gruba üyeyken, ilk odağımız askeri çalışmaya karşı çıkıştı. Savaş karşıtlığı ile ilgilenirken, eylemler sırasında şimdi teknoloji sanayi olarak adlandırdığımızın içerisinde birbiriyle bağlantılı, hepsi de anabilgisayarlar[ii] çağında emekleme aşamasında olan ırkçılık ve cinsel ayrımcılıktan, gizlilik hakkı, kiracı hakları ve gözetim ve işçi haklarına kadar çok sayıda sorunu ele almamız gerektiğini fark ettik. CCP, günümüzdeki teknoloji işçilerinin eylemlerine birçok yönden işaret eden yerli bir direnişi temsil ediyor.

CCP, yaklaşık beş yıl boyunca, New York’taki ve ülke çapındaki faaliyetleri haberleştiren Interrupt[iii] adında bir haber bülteni yayınladı, bülten gittikçe artan bir şekilde sanayideki işçiler olarak bizleri ilgilendiren koşulların çözümlemesini yapmaya doğru yöneldi. Her ne kadar o günler şimdikinden oldukça farklı gözükse ve hissedilse de, CCP’nin çözümlemeleri ve eylemleri günümüzdeki teknoloji işçileri ve teknoloji sanayisinin sorunlarıyla dikkate değer benzerlikler paylaşıyor.

Kara balonlar / Askeri çalışma

Barış için Bilgisayarcılar 1968’de New York’ta kurulduk ve 1970’lerin başında gevşek bir ulusal ağ haline geldi. Öncelikle, işlerimizdeki gündelik dünyanın gittikçe artan bir şekilde savaşın ve şirketlerin geniş çerçevesine bulandığını keşfeden bilgisayar programcılarının bir örgütlenmesiydik. Başlangıçta Bilgisayarcılar’ın broşürleri, bültenleri ve eylemleri bilgisayar sanayinde çalışan diğerlerine yönelikti, o zamanlar “bilinçlendirme�� olarak adlandırılanı yapıyorduk -bu, o dönem büyüyen feminist harekette önemli bir hamleydi. 1970 yılındaki faaliyetlerimiz bizi panel ve bildirilerle birlikte yeni donanımla dolu Atlantic City’deki ACM’nin[iv] Birleşik Bilgisayar Konferansı’na götürdü. Konferansa 25000 kişinin katıldığı tahmin ediliyordu.

Electronic News’teki (11 Mayıs 1970 sayısındaki) bir yazıda bildirildiğine göre, Honeywell’in “savaş üretimi işi” hakkındaki broşürlerimizi dağıttık ve daha sonra “Honeywell Öldürür” yazısıyla süslenmiş “kara balonlarla birlikte büyük bilgisayar konferansının ana salonundan polis eşliğinde çıkarıldık”. Derdimiz yüzleşmek değildi ama Honeywell’i seçmemizin nedeni, satışların %34’üne tekabül eden savaş işiydi, IBM ve RCA gibi büyük bilgisayar firmalarını geçmesiydi.

O yılın Eylül ayında, bilgisayar işçileri ACM 70 konferansının çalışmanın toplumsal etkilerine yönelik paneller içermesi yönünde uğraştılar. Stanford’dan Toplumsal ve Politik Eylem için Bilimciler ve Mühendisler’le birlikte CCP, askeri anlaşmalara sahip firmalarda “çalışmama” taahhüdü çağrısında bulundu. Böylece, çeşitli örgütlerden teknoloji işçileri, askeri işlerde artık yer almama talebi etrafında toplandılar.

CCP diğer savaş karşıtı ve işçi “hareketi” gruplarıyla yakın ittifaklar kurmuş olsa da, genel bir uygulama olarak, öğrencilerle pek kesişmedik, çünkü o dönem bilgisayar bilimleri az sayıdaki matematik bölümünden yeni ortaya çıkıyordu ve kendilerini bilgisayar bilimcisi olarak gören öğrenci çok azdı.

Feodal hiyerarşiler ve güç yapıları

CCP’nin çalışma gruplarında ve haber bülteni Interrupt aracılığıyla, bilgisayar sanayindeki, “fiili sınıf yapısı” haline geldiğini hissettiğimiz güç yapılarını çözümledik. Philadelphia Akşam Bülteni Birleşik ACM konferansındaki eylemlerimizden sonra şu haberi yapmıştı:

Delgi operatörlerinin (delgi kartlarına bilgiyi basanlar) büyük bir çoğunluğu azınlık grubu kadınlar; bilgisayar operatörleri ise büyük ölçüde kolej mezunu olmayan erkekler, çoğunlukla azınlık gruplarından; programcılar ve analistler genellikle kolej eğitimi almış orta sınıf beyazlar; yöneticiler ve genel merkez çalışanlarının neredeyse hepsi erkek.

(Kari Abraham, “Computer Activists Attend Parley”, Philadelphia Evening Bulletin, 6 Mayıs 1970.)

Haftalık Computerworld yayınındaki görüş yazısında bir kadın şu yorumu yapmıştı:

‘Bilgisayar alanı şimdi, kadınların çoğunlukla tabandaki delgicilik ve daha düşük programlama işleri yaptığı feodal bir hiyerarşi gibi gözüküyor.’ O zamanlar dünyanın nasıl gözüktüğünü tanımlarken ‘Ticaret yayınları sıklıkla, elbette tamamen giyinik olmayan kadınları son moda donanım ve yazılım zımbırtılarıyla gösteren reklamlar içeriyor’ diye ifade ediyor.

(Joan Dublin, “Woman Terms Computer Industry ‘Feudal Hierarchy”, Computerworld Magazine, Temmuz 1970.)

Öne çıkarılan hususlar, günümüzdeki teknoloji işçilerinin, Kasım 2018’deki cinsel tacizin üzerine gitme talebine yönelik ünlü Google iş bırakma eylemi gibi eylemlerle bir benzerlik gösteriyor.

Veri bankaları, gizlilik ve baskı

Gizlilik, Barış için Bilgisayarcılar için önemli bir konuydu. 1971’de, “rastgele erişimli”[v] dosyaların henüz yeni tanıtıldığı bir dönemde, “Veri Bankaları, Gizlilik ve Baskı” başlıklı bir kitapçık yayınladık. CCP, daha erişilebilir bir verinin toplanmasının ve kullanılmasının neye yol açacağına ilişkin sorular sordu. Veri Bankaları kitapçığımız bugün öngörülü gözüken bir eylem listesini bir kongre oturumuna öneriyordu. Listede şunlar vardı:

  • Veri için teknik güvencelerin olmadığı kabul edilmeli
  • Veri toplama sınırlandırılmalıdır ve şirketler ve hükümetler arası satış veya takasa izin verilmemelidir; ve
  • Teknik işçiler sadece işverenlerine karşı yükümlü değiller, ayrıca kamuya karşı verinin kötüye kullanımının zararlı etkileri açısından onları bilgilendirmek ve korumakla da yükümlüdür.

Halkın araştırma organı ve veri etkisizleştirme ekipleri

Ayrıca,

Tüketici çıkar örgütleri, yasal hak grupları, yurttaş yararı komiteleri ve bilgisayar alanından işçilerden oluşacak ve “hükümetten ayrı” bir “halkın araştırma organı” çağrısında bulunduk.

1967 yılında, Bilgiye Erişme Özgürlüğü Yasası, her ne kadar zayıf olsa da, 1969 yılındaki Adil Kredi Raporlama Yasası ile birlikte yurttaşları korumanın ilk işaretlerini sunuyordu. Bu yasalara ek olarak CCP, mevcut veri bankalarının mahkeme himayesinde imhasını takip edecek “Veri Etkisizleştirme Ekiplerini” destekliyordu.

Irkçılık ve temsil

Bilgisayarcılar ayrıca, (dönemin son modeli olan) IBM 360/50’nin Güney Afrika’da, Siyah nüfusu izlemeye yönelik olarak polisin bilgi sahibi olmasını güvence altına alacak şekilde Irkçı Apartheid rejiminin korunması için nasıl kullanıldığını duyurmak için bir Project IBM oluşturdular. IBM’nin CEO’su, 24 Nisan 1972’de Wall Street Journal’a aşağıdaki şekilde projelerini savunmaya çalıştı:

Şirketin Güney Afrika’da çalışan 1017 elemanından 84’ü beyaz ırktan değildir. ‘Eğer işler iyi giderse’, diye devam etti, ‘bu yıl 14 Siyah ekleyebilmeyi umuyoruz.’

Project IBM, CPP’nin, New York şehrinde Kara Panter 21’lerinden biri olarak tutuklanan ve NASA’da çalışmak da dahil olmak üzere 12 yıldan fazla deneyime sahip bir bilgisayar programcısı olan Clark Squire için kefalet toplamasıyla başlamıştı (Clark Squire, şimdi Sundiata Acoli adıyla biliniyor, 1979’den beri şartlı tahliye hakkı olmadan hapiste bulunuyor, bkz. buraya ve buraya). Squire, tıpkı diğerleri gibi, sözüm ona “kamusal alanları bombalamak için komplo kurmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Zamanının klasik “komplo” davalarından (Chicago 8, Seattle 7 ve Berrigan davası gibi) biri haline gelen dava süreci Ekim 1970’ten Mart 1971’e kadar sürdü. Jüri, davanın uzunluğuna rağmen, bütün Panterlere, tüm suçlamalar için beraat verdi. Bunu 1 saat 40 dakikada yaptılar.

Squire için kefalet toplama çabalarımız sırasında, bilgisayar konferansları, gösteriler ve çalıştığımız şirketlerin içerisindeki tartışmalar da dahil olmak gittiğimiz her yerde ırkçılık hakkında konuştuk. İlk başta hem 100000 dolarlık kefaletin 50000’e indirilmesini (birkaç bin dolarlık kefalet senediyle toplanabilirdi) ve kefalet senedi için fon toplamakta başarılı olduk. Bir ACM konferansında CCP’liler konferans katılımcılarından 470 dolar topladılar ve ACM tarafından davayı inceleme güvencesi aldılar. Fakat Aralık 1970’de New York Times haberine göre:

Hâkim Murtagh, hem Squire hem de mevcut tüm müdafiler hakkında ‘mahkemenin sahip olduğu bilgiler’den dolayı hapisteki müdafiler için davanın geri kalanında kefaletle serbest bırakmayı iptal ettiğini söyledi.

Örgütlenme başlar

1970’lerin başında ABD, uzun bir resesyon ve teknoloji sanayi içinde 1960’ların sonlarındaki altın çağa göre kötüleşen çalışma koşulları dönemine girdi. Programcılar ve operatörler işlerini kaybediyordu, şirketler işe alımlardan kaçınıyordu, maaşlar durgunlaşmıştı ve mesleki gruplar arasındaki ve içerisindeki katı hiyerarşi yoğunlaşıyordu. Bu gibi koşullar ve (40’tan büyük olarak belirtilen) daha yaşlı programcıların kötü hali, düzenli Interrupt bültenlerimizde haberleştiriliyordu.

Küçük bir CCP’li grubuyla birlikte, bilgisayar işçilerinin ulusal sendikasını oluşturmakla ilgilenen daha yerleşik sanayilerden örgütleyicilerle bir araya geldik. Buluşmalarımız ve broşürlerimiz işçileri kendi örgütleri içerisindeki diğerleriyle toplu sözleşme için konuşmaya cesaretlendirmeyi amaçlıyordu. Belki de amacımız oldukça kapsayıcıydı (grev yapabilecek ve dolayısıyla ekonominin tüm sektörlerinde hesaplamayı durdurabilecek bir ulusal sendika umuyorduk), hâlihazırda çalışma koşullarından memnun olmayan yerel gruplarla ve ulusal CPP bölge üyeleriyle çalışmaya başladık. Bilgisayar işçilerinin bu endişeleri, “iyi çalışma nedir” ve bilgisayarlarla iyi çalışmanın sanayinin içerisindeki küçük örgütlenmelerle ve işçi kolektifleriyle yapılıp yapılamayacağı hakkındaki devam eden tartışmalara neden oldu. Tartışmalar hızla çoğalsa da ve devam eden “bilinçlenmenin” önemli bir biçimi olsa da, merkezi sendika kavramı ilgi görmedi. Bunun birçok farklı nedeni var ve muhtemelen bugünün sendika örgütlenmesinde kullanılmak için alınacak birçok ders de var. Ancak önemli bir tanesi, geleneksel sanayi çalışma ilişkileri çevresinde örgütlenen merkezi bir sendika kavramının, hem o zamanlar hem de günümüz için doğru bir model olmadığıdır. Sendika örgütlenmesine başladığımızda, FBI ve onun New York merkezli COINTEL projesinin[vi] artan baskısı vardı. Taciz etmek ve çoğu durumda katılanları kara listeye almak amacıyla gözetlemek ve telefonlarımızı dinlemek üzere casuslarını gönderdiler, bazılarımız bu yüzden yıllarca çalışamadılar.

Barış için Bilgisayarcılar’ın zengin radikal tarihi, teknolojinin politik ekonomisi ve toplumsal etkilerini anlamak için önceki modellerden bir örnektir. CCP, defteri kapattığında, posta listesini, bilim ve teknoloji çerçevesinde eleştirel sorular soran ve ele alan bir aktivist grup olan Halk için Bilim’e sundu. 1983 yılında Seattle’da oluşturulan Toplumsal Sorumluluk için Bilgisayar Profesyonelleri (CPSR), Kongre ve diğer hükümet organlarıyla önemli politik tartışmalar yürütmeye odaklanmış bir başka gruptu. 2013’te dağıldıklarında, yaklaşımları “Teknolojiyi Sorgula” idi ve bu yaklaşımın araştırmacılar ve aktivist gruplar üzerinde kalıcı etkileri oldu. Bu hikâyeler, direniş ve eylem seyirlerinin nasıl da teknoloji çalışmasının tarihine yerleşik olduğunu gösteren yalnızca birkaç örneği anlatıyor.

Joan Greenbaum hakkında

Joan Greenbaum, IBM ile birlikte erken anabilgisayar döneminde programcılığa tutkun olduğundan beri teknoloji ile çalışıyor ve hakkında yazıyor.

Büyük ölçüde, özellikle katılımcı tasarıma odaklı bir şekilde çalışma, teknoloji ve toplumsal cinsiyet üzerine yazıyor. Yazarı olduğu yayınlar arasında şunlar var Windows on the Workplace (Monthly Review Press, 2004); Design at Work (Erlbaum Press, 1991, Morten Kyng ile birlikte); ve In the Name of Efficiency (Temple University Press, 1979).

Greenbaum, New York Şehir Üniversitesi (CUNY) Emerita Profesörü, Çevresel Psikoloji (mekân araştırması) fakültesinde ve Etkileşimli Teknoloji ve Pedagoji programında çalışıyor. Çok farklı ofis meslekleri için emek sürecindeki değişimler ve teknolojileri incelemiş olsa da, şimdiki odağında teknoloji işçileri ve teknoloji işçilerinin çalışma süreçlerinin diğer meslekler gibi değişmesini görme biçimleri yer alıyor. 30000 işçiyi temsil eden sendikası PSC-CUNY’de (AFT yerel 2334) bir aktivist ve yürütme kurulunda yer alıyor, Çevre Sağlığı ve Güvenliği eş direktörlüğü de yapmıştı. Kendisi bir anne, büyükanne ve New York şehri aşığı.

Çevirenin notları:

[i]     Computer People for Peace (ç.n.).

[ii]    mainframe, milyonlarca kullanıcıya eş zamanlı olarak farklı hizmetler verebilen, büyük, güçlü ve pahalı bir bilgisayardır. 1950’lerden, 1980’lerin ortalarına dek temel bilişim aygıtı olarak kullanılıyordu (ç.n.).

[iii]   Kesme, bilgisayarlarda donanımsal olarak olağanüstü durumu belirtmek için gönderilen asenkron sinyal veya yazılımda işletimde değişiklik olacağını göstermek için ihtiyaç duyulan senkronize olay (ç.n.).

[iv]   Bilgisayar Derneği (Association of Computing Machinery), 1947’de kurulmuş, bilgisayar bilimleri alanındaki en eski mesleki kuruluştur (ç.n.).

[v]    rastgele erişim, bellekte ve dosyada herhangi bir (adreslenmiş) konuma/veriye (adresi aracılığıyla, verilere erişirken süre farkı olmadan) doğrudan erişebilme olanağı sağlanmasıdır. Böylece veriyi okumak için belirli bir sıranın izlenmesi gerekmez. Herhangi bir sırada okunabilir ve değiştirilebilir (ç.n.).

[vi]   COINTELPRO (COunter INTELligence PROgram – Karşı İstihbarat Programı) (1956–1971), Birleşik Devletler Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülen gizli ve yasadışı bir dizi projeydi. Amacı Amerikalı politik örgütleri gözetlemek, onlara sızmak, onları itibarsızlaştırmak ve işlerini aksatmaktı. Feminist örgütleri, ABD Komünist Parti’sini, Vietnam savaşı karşıtlığı örgütleyicilerini, sivil hak hareketi veya Siyah Güç hareketi (Martin Luther King, İslam Ulusu, Kara Panter) aktivistlerini, çevre ve hayvan hakları örgütlerini, Amerikan Yerlileri Hareketini, (Porto Riko bağımsızlık grubu gibi) bağımsızlık hareketlerinin ve daha geniş yeni solun bir parçası olan çeşitli örgütü hedef almıştır (ç.n.).

[medium.com’daki İngilizce orijinalinden Tahir Emre Kalaycı Sendika.Org]

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*