Home » İŞÇİ SINIFI » Uzlaşma Yok! TEKEL Direnişi Genel Grevin Harcı Olacak!

Uzlaşma Yok! TEKEL Direnişi Genel Grevin Harcı Olacak!

Tekel işçilerinin direnişi birinci ayını kucaklamak üzere. Tekel işçileri, soğuğa ve gaza, barınma ve sağlık sorunlarına, eş ve çocuklarına duydukları özleme göğüs gererek, işçi sınıfının kalbinin attığı yerde olmanın verdiği güçle eylemlerini sürdürüyor; 17 Ocak‘taki sınıf buluşmasına hazırlanıyorlar. Direnişin etrafındaki destek halkaları gitgide büyüyor. Her bir işçi bölüğü, Tekel işçilerinin taleplerinde kendi taleplerini, direnişinde kendi mücadele özlemini görüyor. Burjuvazinin Tekel işçisine çektiği rest, krizin faturasının, işsizliğin, insanlıktan gitgide uzaklaşarak geçen ayların, yılların öfkesini büyütüyor. Yıllarını, sağlığını Tekel’e vermiş işçilere “Yan gelip yatıyorlar” diye uzanan hayasız sermaye dili, Tekel işçisine inen cop, itfaiye işçisine kalkan el, grevci demiryolcunun işten atılması, diri diri gömülen maden işçisinin, sayaçtaki sayılar gibi artan tersane cinayetlerinin acısı, artık ancak çalışmak için yaşayan, çalışarak tükenen işçi kuşağının yüreğini hınçla dolduruyor. Yolları sokaktan, eylemden geçerek genel greve doğru açma ihtiyacı, çocuğu, genci yaşlısı, kadını erkeği, sendikalısı sigortası bile olmayanı ile işçi sınıfı içinde gitgide büyüyor. Eylem eylemi çekiyor; işçi sınıfı yenilginin değil kazanmanın dersleriyle yürümek istiyor!

Tekel direnişinin temel talebi, çıplak kölelik demek olan 4-C statüsünün geri çekilmesi. Bu anlamıyla 4-C, milyonlarca işçinin çalışma ve yaşam koşullarından çok iyi tanıdığı, pençesinde kıvrandığı bir uçurum! Burjuvazi, bunu çok iyi bildiğinden, “yetim hakkı” demagojisiyle Tekel işçilerinin sendikalı olmaktan gelen, o da çoktan kuşa dönmüş koşullarını ima ederek işçi kitlelerini birbirine düşürmeye çalışıyor. Bir yandan diş gösterip pençe atarken, tavizsiz görünüp yıldırmaya çalışırken, bir yandan da işte bu yolla direnişi yalnızlaştırmaya çalışıyor. Ama boşuna! İşçi sınıfı, hangi işkolundan olursa olsun, direnişi bağrına basıyor; Tekel işçisinin kararlılığının kendi mücadele koşullarıyla bağını sezgileriyle dahi olsa görüyor. Şovenizm marifetiyle Türk ve Kürt işçilerin arasına sokulmak istenen kamaların karşısına İzmir‘den Diyarbakır‘a dek pek çok ilden gelen Tekel işçisinin kendi talepleri etrafında birleşerek dikilişini, gerçek kardeşliğin ancak sınıf eyleminden geçtiğini görüyor. Kendi içinden kitlesel bir çıkış arayan işçi sınıfı, işte bu yüzden Tekel direnişini kendi direnişi, onun acı ve yoksunluklarını kendi acısı, onun kazanımını kendi kazanımı sayıyor.

Tekel işçileri, Türkiye’deki işçi sınıfının en eski bölüklerinden biri… Emperyalist kapitalizm, 1800’lerin sonlarından beri insanlığa en büyük melanetlerden biri olan kitlesel sigara üretimini taşıdı. O günden bu yana milyonlarca insanın sigara yüzünden ölmesi, bugün sigaraya başlama yaşının 9-10’a inmesi, halkın sağlığı umurunda olmak bir yana, karına kar kattı. Yarısömürge ve bağımlı ülkelerde sigara üretimi kökleniyor. Başlangıçta devlet bünyesinde kurulmuş olan sigara fabrikaları özelleştirilerek emperyalist tekeller tarafından devralınıyor. Emperyalist tekellerin yön verdiği sigara üretimi, yalnızca halk sağlığını değil, aynı zamanda farklı tütün türlerinin kullanımıyla, tütün üreticilerini dipsiz bir uçuruma fırlatıyor.

Buna karşılık, kadını erkeğiyle tütün işçileri birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de burjuvaziye fazla huzur vermediler! Daha 1930’lu yıllarda tütün işçileri arasında korkusuz öncü işçiler vardı. Öncesi bir yana 15-16 Haziran‘da, ’89 Bahar Eylemleri‘nde, Türk-İş ağalarını taban basıncıyla kıpırdamak zorunda bırakan kamu toplu sözleşmelerinde, özelleştirme karşıtı eylemlerde Tekel işçileri saf tuttular. Ancak özelleştirmeye karşı birleşik bir sınıf cephesinin kurulamamasıyla kamu işyerlerindeki işçilerin bölük bölük düşmesi, Tekel işçilerinin de duvara dayanmasına yol açtı. İşçilerin bölünmüşlüğü, sendika sultasının aşılamaması, mücadelenin işyeri komiteleri gibi doğrudan işçi girişkenliğine ve temsiline dayanan, özelleştirme kapsamındaki işyerleri arasında doğrudan bağlantı halindeki örgütlülükler üzerinde yükselmemesi, mücadelede süreklilik sağlanamamasına yol açtı. Saldırı inisiyatifini burjuvazi elinde tutarken, sendika ağaları da işçileri kontrol altında tutuyordu. Bu yüzdendir ki, Tekel’in bugün Ankara‘yı sarsan gürleyişi, aylar, yıllar boyunca işçilerin hoşnutsuzluklarında saklı kaldı. İnatçı fakat ancak zaman zaman yükselen eylemler, bir üst noktaya sıçrayamayarak sönümlendi.

Gelinen noktada, Tekel sadece 4-C’ye karşı direnmiyor. Tekel işçileri, burjuvazinin karşısında çırılçıplak, savunmasız kalmaya karşı direniyor. Son 1 yılda 1 milyon işçiyi kavuran işsizliğe, ücretlerin asgari ücret düzeyine bastırılmasına, zamların en temel ihtiyaçları dahi erişilmez hale getirmesine, kredi kartı borçlarıyla boyunlara takılan halkanın gitgide sıkılmasına, sağlığın yıkımına, çocuklarını okutamayacak hale gelmeye, emekliliğini sürünerek yaşamaya karşı direniyor. IMF direktifleriyle açılan ve açılacak yıkım paketlerinin, burjuvazinin belki en ağırı bugünkü işçi kuşağına ödetilen kriz ve yeniden yapılanma bedellerinin karşısına o, işçi sınıfının öncü eylem bölüğü olarak dikiliyor. Dünyanın pek çok yerinden işçi sendikalarının desteğini alıyor.

İşte bu noktada, direnişin içerisine sendika ağaları aracılığıyla yuvalanmış düzen partilerinin kurduğu tuzaklara, bir kısmı direnişi oyalarken bir kısmının da içerden oymasına, işçilerin yorulup eyleme inançsızlaştırılarak en temel taleplerinden geri adım atmalarına karşı Tekel’in ve sınıfın diğer bölüklerinden öncü işçilerin uzlaşmaz sınıf tavrı göstermesi, en az sınıf dayanışması kadar önem taşıyor. Sınıf dayanışması, sadece ziyaret, sadece direnişçilerin koşullarını rahatlatacak maddi desteklerle sınırlı kalmamalı. Dayanışmanın her biçimde halka halka genişlemesini, her sınıf bölüğünün Tekel’le soluk alıp vermesini sağlamak, bununla birleşik olarak da direnişin güçlü bir öncü çekirdeğe kavuşturulması, öncü işçilerin birincil görevi.

Şimdi, dostun ve düşmanın gözünün önündeki sınıf cephesini, Tekel direnişini hem Ankara’da kitlesel bir mitingle, hem de iş bırakma kararlarını sözde değil özde alıp uygulayarak zafere taşıma zamanı. Gürül gürül eylemlerle Tekel direnişini tüm işçi sınıfının ortak eylemine dönüştürme, burjuvaziye karşı gemileri yakma zamanı!

SOKAĞA, EYLEME, GENEL GREVE!
KAHROLSUN ÜCRETLİ KÖLELİK DÜZENİ!


* Bildiriyi buraya tıklayarak indirebilirsiniz.


0 Reviews

Write a Review

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*