Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Tarihin işçilere çağrısı

Tarihin işçilere çağrısı

30 Mart yerel seçimleri sonuçlandı.

AKP oylarını korudu. CHP ve MHP oylarını arttıramadı. BDP ve Kürt ulusal reformist hareketi Kürdistan’da kendi sınırlarını bir kez daha çizerek belirginleştirdi, bir vitrin çalışma olarak “bizde bu da var” diyerek kurulan sol liberal parti HDP ise “iş olsun diye” bir varlık göstermenin ötesine geçmedi. CHP’nin ulusalcı sol arkasında dizilen minik parti ve hareketler ise her zamanki gibi depresif bir haldeler.

AKP’nin Gezi’yle birlikte tarihinde ilk kez Türkiye genelinde yaygınlaşan bir toplumsal sokak hareketiyle karşı karşıya kalmasının ardından, 17 Aralık’la birlikte Gülen’in tetikçiliğini yaptığı AKP’yi geriletme operasyonu ilk raundunda kolay bir başarı kazanamamış oldu. Geçen süre içerisinde seçim atmosferinde yaptığı savunma hamleleriyle dağıttığı devlet aygıtını henüz toparlama fırsatını bulamamış AKP, seçimin ardından bu kez soluklanamadan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim atmosferinin içerisinde güç ve iktidarını koruma telaşına düşecek. Tapeler devam edecek, Erdoğan’ın bastırma amaçlı yaptığı tüm hamleler dışarıda ve içeride kaderini kendisine bağlamış olanlar haricindeki sermaye çevrelerinde daha büyük bir tepki uyandırmayı sürdürecek. Rejim ve devlet krizi büyüyecek. Bunun farkında olan AKP sözcüleri konuşmalarında “suhulet, sükûnet, itidal” çağrıları yapmak zorunda kalarak bangır bangır sevinemez haldeler. Balkon konuşmalarına dahi Pennsylvania gölgesi düşmüş halde, %45’lik oy oranlarına rağmen, ağız tadıyla bir “biz kazandık” diyemez durumdalar. Bu onların derdi…

Bizim derdimiz, bizim umurumuzda olan ise işçi ve emekçi kitlelerin seçim sandığına da yansıyan tutumları. Bunun değiştirilmesi için hiçbir siyasal öznenin etkin bir çalışma yürütmüyor oluşu. Kendi çalışmalarımızın yetersizliği… Bilindiği üzere CHP’sinden MHP’sine, BDP’sinden ulusalcı küçük sol partilere dek tüm düzen partileri, bu seçimlerde AKP’nin tapelerle ortaya saçılan mide bulandırıcı yolsuzluklarının ve buna yanıt olarak dozunu arttırdığı özgürlükler karşıtı uygulamalarının kendiliğinden bir oy düşmesi etkisi yaratması beklentisi içerisindeydiler. Böyle olmadı. Programatik tıkanmışlıkları gereği “faşizm” tahlili yapanlar, dümdüz devam ederek yeni dönemde AKP’nin ne kadar faşist bir parti, Erdoğan’ın ne kadar büyük bir diktatör olduğunu haykırmaya devam edecekler. Öte yandan onun toplumsal tabanını oluşturan işçi ve emekçi kitlelerin dönüşümünü sağlamak için sistemli bir çaba içerisine yapıları gereği yine girmeyecek, armudun pişip ağızlarına düşmesini beklemeye devam edecekler. Kısır bir döngüdür bu! Bu kısır döngünün sistem içi bir başka ifadesi, Türkiye toplumuna ilişkin yüksek tahlil havalarında yapılan “ne yaparsan yap solun oy bandı %30 abi” geyiğidir. “Sol” deyince örtük veya açık biçimde CHP’yi anlamanın, onun her sandık başarısızlığıyla depresyona girmenin öğrenilmiş çaresizliğidir.

Oysa doğru ve bir dönüşüm yaratabilecek tek çizgi, sınıf siyasetidir. Siyasetin ısrarla sınıfsal bir çizgiye ve karşıtlaşmaya oturtulmasıdır. Neoliberal dönemde meselenin çözümünün kuru kuruya bir “haklar ve özgürlükler” çatışmasında değil, sınıfların canlı ve uzlaşmaz çıkar ve karşıtlıklarının öne çıkartılmasıyla ancak bir devrim yoluyla çözümlenmesinde yattığının fark edilmesidir. Rejim krizinin ekonomik yönden hangi sınıflara fatura edileceğini ve edildiğini görmek ve göstermektir. Özgürlüğün ancak işçilerin sınıf bilinci, örgütlenmesi ve eylemiyle geleceğini savunmaktır. Siyasette işçi sınıfının sesi olmaktır. Gezinin liberal veya ulusalcı temelde tekrarını ve yozlaştırılmasını değil, daha açık proleter versiyonlarını, onun üst sürümlerini yaratmaktır. Sınıfın seçim sandıklarına sığmayacak hayal, özlem ve ihtiyaçlarının akacağı mücadele kanallarının oluşturulmasına omuz vermektir. Sınıfın partileşmesini sağlamak, burjuva partileri tir tir titretecek komünist bir devrim partisini ilmek ilmek örmektir.

Bu yolda yalnız ve henüz güçsüz olabiliriz. Ancak zamanı gelen fikirler durdurulamaz! Güncel tarih bağımsız sınıf fikrini, sınıf eylemini, sınıf örgütlenmesini, sınıf birliğini, sınıf siyasetini çağırıyor. Biz bu çağrıya kulak veren öncü işçilerle birlikte yürüyeceğiz!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*