Daha önce defalarca torba yasa vb. düzenlemelerle uygulamaya sokulmaya çalışılan internet sansür ve denetimleme girişimi tekrar, bir başka torba yasayla meclis komisyonuna getirildi. Tüm filtreleme girişimleri hep “güvenli internet”, ”uyuşturucu ve pornografiye” sansür adı altında yapılmak isteniliyor. Son sansür girişimi de “Erişim Sağlayıcıları Birliği” (ESB) altında bir baş belası denetim birimi tarafından oluşturuluyor. Adında “erişim sağlamak” geçen bu kurum, aslında yurtdışından açılan web sitelerinin Türkiye’den erişimini denetleyip erişimi engellemekle görevli bir kurumdan başka bir şey değil.

Neoliberal kapitalizmin küresel krizi ve bu bağlamda yeniden yapılandırılması sürecinde baştan aşağıya yeniden dizayn edilen toplumsal ilişki ve örgütlenme biçimleri, bir kutupta sermaye birikimi diğer kutupta sefalet birikimini azamileştiriyor. Uzlaşmaz sınıf çelişkileri derinleşirken yeni proleterleşen kesimlerin ağırlıkta olduğu kitle eylemlerini, çeşitli isyan biçimlerini dünya çapında yaygınlaştırıyor. Tüm bunlar aynı zamanda geleneksel olarak tek merkezden yönetilen medya egemenliğini sarsıyor, isyan ve bazı büyük eylemlerin biribirinden etkilenmesini ve internet üzerinden örgütlenebilmesi durumunu ortaya çıkarıyor. Bu direniş ve isyan dalgasının bir benzeri de Türkiye’de yaşandı.

sansur2Haziran Direnişi, tekelci kapitalist devletin ve hükümetinin tüm yalan ve iki yüzlü maskesini düşürmüş, madara etmişti. Ama Gezi Direniş’inde ortaya çıkan ve Gezi Parkı’nın etrafını direnişçilerin taş, sopa, barikat ve etten oluşan duvarının yanısıra sanal bir duvarla ören kalkanlarından devlet dersini aldı. Ve bu direnişin ardından internete ve onun sosyal medyasına operasyon hazırlığına girişti. Hükümet interneti daha sıkı kontrol altına almak için (biz bunu sansür ve yasak diye okuyalım) çalışma başlattıklarını söylemişti ve şimdi gördük ki bu çalışmalarının sonuçlarını bize deklare etmek istiyor: Hem de toplumun internet güvenliğini sağlama kılıfı altında. Ve biz biliyoruz ki bu engellemeler yeni değil, daha öncesinde mali oligarşik güçlerin düzenlediği zirvelerde konuşuldu, kararlaştırıldı ve şimdi de uygulamaya sokulmaktadır.

Şimdi bu tasarıyla mahkemelerin web sitesini kapatma yetkisi doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB’e) veriliyor. Bu sanal trafik polisi konumundaki kurumun görevi bir çete gibi çalışmak, istediği siteyi 4 saate varan süreler içinde hızlıca kapatmak… Aynı zamanda ulusal sansür ve filitreleme anlayışı uluslararasılamış bir şirket olan facebook/twitter gibi sosyal medya şirketlerinden zaman zaman alamadıkları kullanıcıların kişisel bilgilerine, web geçmişlerine rahatlıkla ulaşabilecek. Zira bu artık doğrudan TİB üzerinden yapılacak, tekelci kapitalist devlet doğrudan filtreleme ve izleme yöntemi ile büyük maliyet sarfiyatına girmeyi göze alarak, bu sitelere giren kişilerin ne yaptıklarını 2 yıllık sürelerle sunucularında tutma yetkisini TİB’e veriyor. Verilen sunucularda loglamanın araçları ise yaratılmış durumda. Bir başka yeni yasaklama yöntemiyse şu: Çok hit olan ve tekelleşmiş şirketlerin sitelerini (örneğin geçmişte Türkiye’nin kapattığı için teşhir olduğu youtube gibi siteleri) kapatmanız mümkün değil, bunlardan anbe an kullanıcı giriş bilgileri almanız da zor veya uzun bir hukuki süreç gerektirebiliyor. O zaman keyword biçiminde kelime tarayıcı arama modülü ile bu siteler kullanıcılar sayesinde izlenecek, TİB üzerinden bir takip sistemi oluşturulacak ve uygun olmayan kelimelerin geçtiği sitelerin bazı bölümlerine müdahale edebilecek, silinecek veya o bölüme erişim Türkiye üzerinden engellenecek.

Görülüyor ki devlet dersine iyi çalışıp gelmiş, son tasarıda daha önce mahkeme kararı ile yasaklanan sitelere DNS yoluyla girilebilirken, şimdi tümden bunların da önüne geçen bir araç geliştirmiş, IP’den VPN alınsa dahi yurtdışından doğrudan IP odaklı site yasaklama… Daha önce DNS yoluyla getirilen ve herkesin kolayca aştığı yasaklama aşılmaz hale getirilmek isteniyor. Bu elbette internet ortamında nafile bir çabadır. Öte yandan şu da bir gerçek ki, büyük kitleler bu yasağı aşabilecek bilgi ve uğraşıya sahip olamayacaktır, aynı zamanda, yine bu yasa kitlelerde otosansüre neden olacaktır. Ve ilk etapta bu yasayla hedeflenen de bütünüyle url erişimi engellemek değil, büyük kitleler açısından erişimi engellemektir.

13892399359217hbİnternet ilk dönemlerde Web 1.0 ile HTML üzerinden internetin temel taşlarını oluştururken sansüre daha müsaitken şimdi internetin web 2.0 adlandırılan yeni yapısı içeriğin sadece tek merkez veya kullancıların içerik izleyen yapısından kurtarmış web 2.0 ile içeriklerin ve bu sitelerin bizzat kullanıcılar tarafından yaratılmasını sağlamıştır. İşte bu yasaklar ve sansürler internetin doğasına aykırıdır, internetin varlığıyla çelişir. Bireyin internette içerik girmesini engellemeye çalışmak internetin bugünkü gelişme düzeyinin engelini oluşturmaya yöneliktir. Bu gelişmelerin gerisinde kalan ulusal çapta filitreleme bu nedenle devletin gerici formüllerinden biridir. Uluslararasılaşmış bir ağ ulusal internet denetimiyle engellenemez. İnternetin engellenmesi sağlanamaz, hiçbir sansür ve filtreleme bu sansürü yıkacak bizler karşısında güçlü olamaz. Çabalarınız boşuna, anlıyoruz korkularınızı!

Türkiye’de yapılmak istenilen şey birçok ülkede çeşitli şekillerde hayata sokulmaya çalışılan OpenNET benzeri filtreleme projeleridir. Bu projeler kapitalizmin küresel krizleriyle birlikte yaygınlaşan isyan ve direnişleri bastırabilmenin ön yasal çalışmalarıdır. Türkiye tekelci burjuvazisi ve hükümeti, Haziran Direnişi ile acı bir ders almıştır. Ve daha önce mali oligarşinin bölgesel ve küresel düzlemde almış olduğu karar ve önerileri bir an evvel hayata geçirmek zorunda olduklarını biliyor. Haziran Direnişi’nin sıcak günlerinde Erdoğan’ın dediği gibi bu “baş belası” şeyden (kontrol altına alarak) kurtulmaları gerek!

Yalnız unutulmamalı ve küçümsenmemeli ki devlet bize karşı disiplinli şekilde çalışıyor; ancak bu öyle kolay değil. Zira bir yandan internet ekonomisi ile sansür arasındaki çelişki, diğer yandan internetin direniş ve örgütlenme dinamiği olarak “baş belası” olması. Ancak bugün tekelci kapitalist devletin içinde bulunduğu rejim krizi ve bunun sokak ayağıyla daha da derinleşme tehlikesi, onun içinde bulunduğu açmaz, elinde sansür, kontrol ve denetim adına ne varsa hemen devreye sokmasını koşulluyor. Hükümetin son olarak düzenlediği tasarı bu anlamda oldukça ağır bir saldırıdır. Sınıf düşmanımız uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olarak, daha öncesinde alt zeminin yaratmış olarak bu saldırıyı yapıyor. Toplumun nabzını tutuyor ve bu tasarıyı geçirmek için inatçı. Beklemeyelim, tekrar gelecekler!

Bundan sonra internet sanal timlerle ilgili yeni çalışmalar yapılacak, tüm internetin kontrolden geçirecek bir internet kontrol birimi ileriki dönemlerde gümdemleştirilecektir. Bu kafayla TİB yetmez, yarın sanal orduya da ihtiyaç duyacaklardır, ki çalışmalarına da başlamış görünüyorlar. Ya peki biz neye ihtiyaç duyacağız? Sanal savaşların odağında tüm bu kampanyaları derinleştirecek, interneti özgürleştirmek için neler yapacağız? Organize olacağız, tüm bunlar hareketimize yansıyacak, hareketimizi özgürleştireceğiz! Bu bizim bugün varolan toplumsallaşmamızın sınırlarını parçalayacak!

Meclis komisyonunda kavgalarla tartışılan torba yasa teklifine karşı 18 Ocak’ta eylem yapacağız. Hükümet derinleşen rejim kriziyle birlikte iyice köşeye sıkışırken bazı yasal değişiklikleri ertelemek zorunda kalabilir, öte yandan “meclisten ne geçirebilirsek geçirelim, az da olsa adım atalım”, diye hareket ettiğini de gözden kaçırmayalım. Bazı burjuva medya birimleri artık sansürden vazgeçildiği, geri adım atıldığı gibi haberler yaymaktadır. Bu bir kandırmacadır, buna karşı uyanık olmalıyız. Daha önce de sansürden vazgeçtiklerini söylüyorlardı, ama bugün çok daha büyük bir yasaklamayla ve daha güçlü saldırı araçlarıyla karşımıza çıktılar. Hatta sansür ve yasağın altyapısını, kurumsal araçlarını oluşturarak karşımıza çıkmaktalar. Beklemeyelim, sokağa çıkalım! Eyleme, örgütlenmeye ve onların TİB’ini ESB’sini ve hepsini parçalamaya!

Ücretsiz internet ve sınırsız paylaşma hakkı!
Siber savaşları, sokak savaşları; Savaşacağız, Savaşacağız interneti özgürleştireceğiz!
Sokaklarda ve İnternette: Aşağıdan, bağımsız, fiili kitle demokrasisi ve inisiyatifi!
İnterneti özel mülkiyet ve telif hakkından temizleyeceğiz, kapitalizminizi yıkacağız!
Sınırsız İnternet, Sınıfsız Toplum !