Anasayfa » GENÇLİK » Sınıfsız 9. sayı çıktı

Sınıfsız 9. sayı çıktı

Sınıfsız Dergisi‘nin 9. sayısı çıktı. Uzun bir aradan sonra normal periyodundan bir ay sonra sınıfsız dergisinin yeni sayısı siz dostlarımız ve okurlarımız ile buluşmaya hazır.

Sınıfsız Dergisi‘nin yeni sayısı ile birlikte yeni mizanpajı da siz okurlarımızla buluşuyor. Dergimizin yeni mizanpajı ile ilgili görüş ve önerilerinizi mail adresimize atarsanız kolektif bir mizanpajı birlikte örmüş oluruz.

Sınıfsız Dergisi‘nin ana gündemi “örgütlülük” işçi öğrenci platformlarının örgütlenmesi ve bu bağlamıyla mücadelenin daha da güçlenmesi çağrısı Sınıfsız dergisinin bu  sayısının ana gündemi niteliğinde derginin merhaba yazısı ve bazı bölümlerini sizlerle paylaşıyoruz.

Dergimiz basılırken Kobané’den gelen bir haberle hepimiz sarsıldık Erkan Altun yoldaşımız dayanışmak için gittiği Kobané’de yaşamını yitirmiş ve 11 Martta cenazesine ulaşılmıştı. Yoldaşımızı son yolculuğuna uğurladık. Özellikle gençlik dendiğinde yüz gülen ve birçok genç yoldaşımız üzerinde büyük emeği olan Yoldaşımız Erkan Altun’u Sosyalizm Kavgamızda Yaşatacağız.

Merhaba…

Sınıfsız dergisinin dokuzuncu sayısı ile sizlerleyiz. Üniversitelerde gerici çetelerin saldırıları ve 6 Kasım süreci ile yüksek tempoda geçen bir dönemi geride bıraktık. Bir önceki sayımızda Kobané direnişi tüm şiddetiyle sürüyordu. IŞİD çetelerinin Kobané saldırısı YPG ve YPJ başta olmak üzere bu direnişle dayanışma içinde olan devrimci güçlerin de mücadelesi ile zafer ile sonuçlandı. Ancak hala Ortadoğu halkları için IŞİD bir tehdit. Kobané kantonunun diğer bölgeleri ve Şengal başta olmak üzere birçok yerde çatışmalar devam ediyor. Onlarca genç yürek yaşamını kaybetti bu zaferi, bu güzel yürekli insanlara armağan ediyoruz.

Tatil döneminde bizim mücadelemiz ile rafa kaldırmak zorunda kaldıkları “katlamalı” harç uygulamasını yeniden gündeme getirenler, işçi öğrencilerin tepkileri karşısında bir haftada geri adım attılar. Mücadele kararlılığının bile burjuvaziyi nasıl korkuttuğunun bir yansımasıdır bu yaşanan süreç.

Yeni dönemde üniversitelerde faşist saldırılar tırmanmış vaziyette birçok kentte Ege Üniversitesi’nde yaşanan saldırıyı bahane eden faşist ve gerici çeteler devrimci ve yurtsever öğrencilere saldırmaya devam ediyor. Sadece faşist çeteler değil, okul yönetimleri de çeşitli bahaneler ile soruşturma ve uzaklaştırma saldırısı ile bizleri hedef alıyor. Bingöl Üniversitesi’nde keyfi saldırlar karşısında başlatılan açlık grevi biz dergimizi yayına hazırlarken hala sürüyor, hatta başka kampüslere de yayılıyor.
Yeni dönemde canımızı en çok yakan haber ise Mersin’den geldi. Özgecan’ımız vahşice katledildi. Bu katliam karşısında on binlerce kadın iki hafta boyunca sokakları yangın yerine çevirdi. Özgecan’ın katilinin sadece sapık ve sapkın düşünceli erkeler değil patriyarkal kapitalist düzen olduğunu biliyoruz. Bu ülkede tecavüzün bir devlet geleneği olduğunu biliyoruz. Taciz ve tecavüzcülerin erkek egemen yasalar ile korunup kollandığını da…

Kapitalist sistemde kadın sorunu giderek yakıcılaşan bir sorun olarak karşımızda duruyor. Özgecan cinayeti kadınların artık eskisi gibi yapılanlar karşısında susup kalmayacağını bize gösterdi. Özgecan’ı yakan ateş şimdi erkek egemen kapitalist düzeni yakmalı. Genç kadınları bu güne kadar yok sayan, eve hapseden, dışarı çıktıklarında da taciz eden tecavüz eden ve kapitalist “sevgi” anlayışı ile katleden sistemin bize vereceği hiçbir şey yoktur. 8 Mart’ta aileye kul, kapitalist sisteme köle olmamak için, yaşanan bu vahşete dur demek için sokaklarda olacağız.

Dergimizin ana gündem maddesi işçi öğrencilerin bu kokuşmuş düzene karşı daha güçlü olmak için bir araya gelmek ve örgütlenmek zorunda olduğu gerçeğidir. İkinci sayfa yazımız ile paket paket dökülen kapitalist düzenin iç güvenlik korkusunun altında bizim bu örgütlü mücadelemizin olduğunu anlatmaya çalıştık. Orta sayfa yazımızla da işçi öğrencilerin “İşçi Öğrenci Platformu Girişimi” ile bir örgütlenme çağrısı ve seferberliği ilanını sizlere taşıyoruz. Biliyoruz ki yeni bir yaşamı kurmanın yolu örgütlü bir mücadeleden geçiyor.

Bundan sonra düzenli olarak yazmayı düşündüğümüz eğitim köşemizin bu sayıda ki konusu eğitim ve toplumsal cinsiyet, ayrıca Özgecan için yazılmış yazılarımız da sizlerle. Bilim ve bilişim köşelerimizde özgür yazılım ve idealist bilim üzerine bir şeyler yazmaya çalıştık. Spor köşemizde sporun tekelleşmesi ve ticarileşmesi karşısında spor emekçilerinin örgütlülüğü vurgusunu ön plana çıkarmaya çalıştık.

Kent yazımızda mekânların cinsiyetleşmesi kavramı üzerine bir giriş yazısı niteliği taşıyor. Toplumsal cinsiyet köşemizde Mersin 7 Renk LGBTİ’ den bir okurumuz bizlerle LGBTİ mücadelesinin sözlüğü ve temellerini anlatmaya çalışıyor. İleriki sayılarımızda da LGBTİ dostlarımızdan yazıları yayınlamaya devam edeceğiz. Bu sayımızda bir deneme sizlerle. Ayrıca işçi öğrenciler ile yapılan üç röportaj ile işçi öğrenci gerçeğini direkt kendimizden dinliyoruz. Dünya genelinde bir kaç yıldır süren gençlik direniş ve isyanları sürüyor önümüzdeki süreçte bu isyanlara yenilerinin eklenmesi şaşırılacak bir durum değil. Gündem olarak dünya gençliği direniş ve isyanlarını anlamaya ve anlatmaya çalıştık.

Dergimiz yayına hazırlanırken edebiyat dünyamızın usta yazarı Yaşar Kemal’i kaybettik. Kalemi ile hep bize işçi sınıfının dünyasını, İnce Memed’i anlatan büyük ustayı saygı ile anıyoruz. Ölümsüzlük denen olguyu yaşarken gerçeğe çeviren nadir insanlardandı.

Bir dahaki sayımıza kadar bahar bizleri kucaklıyor olacak. Sadece mevsim değil sokaklar da ısınacak. İsyan ve mücadele ile kalmanız dileğiyle bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.
Hoşcakalın…

Bu sayımızda yer alan yazılardan bazı başlıklar.

PAKET PAKET DÖKÜLEN KAPİTALİZM

Tekelci Kapitalist Türkiye sermayesi ve onun hükümeti paketlere doymuyor. Her gün yeni bir paket haberiyle uyanıyoruz. Kapitalizm her şeyi metalaştırıp paketleyip satarken sıra hayatlarımızı paketlere koymaya gelmiş.

Kadın paketi, İş Güvenliği Paketi, Aile paketi, İç güvenlik paketi, UİS paketi, YÖK paketi kapitalizm aklınca hap uygulamaları bize daha hızlı ve kolay yutturacağını sanıyor. Oysa her pakette sokaklar, kampüsler, fabrikalar, hayatın dokunduğu her alan direnişler ile tutuşuyor…

EĞİTİM ve TOPLUMSAL CİNSİYET

Cinsiyet, kadın ve erkeği tanımlayan biyolojik ve fizyolojik özellikleri ifade ederken, toplumsal cinsiyet, sınıflı toplumlar boyunca üretim ilişkilerinin ve toplumsal cinsiyetçi iş bölümünün bir getirisi olarak hakim sınıfın oluşturmaya çalıştığı toplum dizaynı doğrultusunda mevcut iktidarın, toplumun ve iktidarın elindeki eğitim sistemi tarafından sosyal olarak oluşturulan ve bir toplumun kadına veya erkeğe uygun gördüğü rolleri, davranışları, etkinlikleri ve nitelikleri belirtir.

TAKIM OYUNUYLA BİZ BU MAÇI ALIRIZ

Sportif faaliyetlerin günümüz Dünyası’nda ve Türkiyesi’nde finans kapital tarafından sermaye birikiminin azami sınırlarına eriştiği bir sektörel alan haline gelmiştir. Eski klasik “toplumsal afyon” algısına sıkıştırılamayacak kadar genişleyen spor faaliyetleri ve onun işçileri gerek kamera arkası gerek kamera önü olmak üzere profesyonel ve amatör branşlarda
milyonları bulmaktadır.

SORGULAMA ÜZERİNE

İçine düştüğümüz çoktan seçmeli-yönelmeli olmayan hayatta ne kadar sorguluyoruz? Mesela benim şansım kadın bedeninde dünyaya gelmiş bir erkek olmak. Sorgulamama başlama noktamdı cinsiyet kimliğim. Yola çıktım buradan ve bir çok şeyin
sorgulanabilir olduğunu deneyimledim. Sorgularken farkettim bir başlangıç noktası olmalı insanın. Bir dez-AVANTAJI.

Daha fazlası Sınıfsız Dergisi’nde.

Dergimize İstanbul’da Taksim ve Kadiköy Mephisto Kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*