Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Şimdi, hep birlikte: KTHY işçileriyle dayanışmaya!

Şimdi, hep birlikte: KTHY işçileriyle dayanışmaya!

Atlasjet, bu kez, Kıbrıs Türk Hava Yolları işçilerine, greve saldırdı!

Atlasjet, arkasındaki hava yolları sermayeleri, sermayeleşmiş devletler, KTHY’yi hemen tümüyle “paketledikten” sonra; sıra, KTHY işçilerine geldi.

“Paket”, hemen hemen tamam. KTHY, bugün yarın iflasını verecek. KTHY ihalesinde, Atlasjet’in rakibi Pegasus, tümden çekilip, kendi işine döndü. KTHY Genel Müdür Yardımcısı, tasfiye edildi; istifa etti. SHGM, KTHY’nin uçuş sözleşmesini iptal ettiğinden; rezervasyonları karşılamak için, Atlasjet, ek seferler koydu, vb.

Atlasjet, 25 Haziran’da yaptığı açıklamada; yeni KTHY sözleşmesine ilişkin süren görüşmeleri durdurduğunu, açıkladı.

Oysa, üstelik,…
Oysa, daha birkaç gün önce, KKTC Hükümeti, Atlasjet ile anlaşmanın tamamlandığını açıklamıştı! Üstelik, KTHY, Temmuz sonuna kadar 70 bin bilet satmış, ve bu yolcuların ülkelerine nasıl ulaşacakları hala belirsizken; KTHY, 2010 sonuna kadar 750 bin bilet satmışken! Üstelik, KKTC’deki otellerde kalan turistler, belirsizlik nedeniyle otellerinden çıkamıyorken! Üstelik, bu turistler geri dönemediği için, Türk turistlere yer kalmamışken; oysa rezervasyonlar çoktan yapılmışken! Üstelik, KKTC’ye, yılda 350 bin turist gelir; bunun 114 bini Türkiye dışından gelirken! Ve, en üstelik; KKTC’nin turizmden sağladığı “gelir”, 434 milyon doları bulmuşken!…

İşte Atlasjet; sermaye ve burjuvazi için, kendi sınıfı için, bu en kritik anda; herşeyin çözüldüğü sanıldığı anda; süreci durdurdu. Bir an için dahi olsa, zaman durdu, dondu! Buz kesti ortalık… Kıyamet öncesi sessizliği… Bir an için hemen hemen herkes; Atlasjet’in, havayolu tekellerinin, tekelci sermayenin, sermayenin devletinin dışında kalan herkes; bir an için, şok oldu. Ne olduğunu, ne yapacağını bilemedi… Sonra; herkes, kendi güncel sınıfsal toplumsal ihtiyaçlarına göre, farklı kanallardan, yerlerden; önlerine konan hedefe saldırıya geçmeye hazırlandı…

“Süregelen grevler nedeniyle…”
İşte Atlasjet’in, süreci durduran, zamanı donduran, şok edici, açıklaması:
(…)Şirket çalışanları ve yöneticileri ile en üst seviyede işbirliği içinde olunabilmesi ile aşılabilecek bu tür şirket kurtarma krizinde, çalışanların bizlerle dayanışma içinde olmadan, sadece tek taraflı iyi niyetli çabalarımızla, bu işte başarılı olamayacağımız son derece aşikârdır. Bu nedenle gelinen noktada KTHY ile işbirliği görüşmelerimizi durdurma kararı aldık.

KKTC halkı açısından ‘Cyprus Turkish’ isminin yaşamasının son derece önemlidir.

Çalışanların haklarına son derece önem vermemize rağmen, KTHY’de süregelen grevler, sendika ve çalışan personelin olayın ciddiyetini ve vahametini kavrayamamış olması ve gösterilen büyük dirençler nedeni ile hiçbir veriye ulaşamayışımız bizleri tam anlamı ile çaresiz bırakmıştır. Öte yandan uçak sahiplerinin de ‘şirket batıyor’ endişesi ile kontratlarını iptal etme yönüne gitmeleri olayı tam bir çıkmaza sokmuştur. (…)”

Hedef, KTHY işçileriydi! Sendikal örgütlülükleriyle, grevleriyle, KTHY işçileriydi.

Hedef!
Elbette, “yeni” bir hedef değildi. Zaten, kuşaklar boyunca, işe alındıklarından beri; hedefteydiler: Üzerlerindeki kapitalist sömürünün, egemenliğin, geliştirilerek sürdürülmesinin hedefindeydiler. KTHY’nin yeniden paylaşım savaşında da, asıl hedef onlardı: Birincisi, birikmiş artı değere el konulması için! İkincisi, mücadeleyle kazandıkları sınıfsal, sendikal, toplumsal haklarının bütününün ortadan kaldırılması; pek çoğunun işten atılması için! Kalanların ve işe yeni alınacakların, çok daha vahşi bir mutlak ve göreli artıdeğer sömürüsü boyunduruğuna alınmaları için!

“Fakat; şimdi, tüm sermaye, herkes, hepbirlikte, hızla, tüm gücümüzle…”
Atlasjet, arkasındaki hava yolları sermayeleri, tekelci sermaye, sermayenin devletleri; hepsi birden, sermaye ve sahibi burjuvazi olarak; hedefe zaten ve hep kilitlenmişti. Fakat, bu kez bu sınıfsal kilitlenme; öncekilerden çok daha zorlu, güçlü, yoğun, kapsamlı, hızlıydı.

Çünkü; bu kez karşılarında; sendikaya dönüşmüş KTHY işçileri vardı. Greve dönüşmüş!… Canını dişine takmış, eyleme dönüşmüş, KTHY işçileri vardı. Amansız kuşatılmışlığının, amansız yalıtılmışlığının, amansız yalnızlığının bilincinde; tam da bu yüzden, yoğunlaşmış ve militanlaşmakta olan mücadele olmuş, KTHY işçileri vardı…

Çünkü; “yavru vatan”ın “anasında”; Türkiye’de de; hava yollarında sınıf mücadelesi alabildiğine keskinleşmişti. Hava yollarındaki dünya çapındaki kriz, ölümüne rekabet, yeniden yapılanma, biri bitmeden diğeri başlayan grevler sürecinde sıkışan, bu sıkışmayı sıçrama fırsatı olarak değerlendirmek isteyen, bu nedenle sömürüp ezdiği işçilerle şimdilik bir sorun yaşamayı istemeyen, bunu şimdilik erteleyen THY’de, şimdilik TİS imzalanmış olsa da; bu TİS ile, Hava İş Sendikası’nda örgütlü işçilere, kimi ödünler verilmiş ve olası bir grev, şimdilik bertaraf edilmişse de: Yabancı pilot alımları olsun; uçucu işçilerin, yer hizmet işçilerinin sağlıkları ve iş güvenliği olsun; hava işçileri arasından tasfiye edilmek istenen işçi kesimi olsun; TİS’in aralık bıraktığı kapıdan içeriye canavar gibi dalacak olan taşeronlaştırma olsun; DHMİ’nin “özerkleştirilme” başlangıçlı özelleştirilmesi olsun; yaz trafiğinin olağanüstü yıpratıcı yoğunlaşması, artması olsun; hava yolları arasındaki ölümüne öldüresiye rekabet nedeniyle, ölmeye yatırılan hava işçileri, yolcular olsun vb., sınıfsal toplumsal gerilim had safhadaydı. Artık, “bir dokun, bin ah işit!” dönemi, kapanıyordu. “Bir dokunursak, felaketimiz olur! Aman, hiç olmazsa şu an, allah aşkına ilişmeyelim, gözünüzü seveyim; sakın ha!”, dönemi açılıyordu… Üstelik, sadece hava yollarında da değil…

Çünkü; sermayenin hava yollarında; şimdilik, eşzamanlı ve birleşik olmasa da; direnişler, grevler gelişiyordu. Biri bitmeden, diğeri patlak veriyordu. Dünya çapındaki hava işçisi, kolektif hava işçisi; şimdilik yorgun, yıpranmış, yenik olsa da; mücadeleyi bırakmıyor; aksine süreklileştiriyordu. Enerji topluyordu. Dayanışma biriktiriyordu. Güç topluyordu… Canı burnunda, öfkesi patlamalıydı; kini bileniyordu…

İşte bu yüzden: Atlasjet ve tüm sermayedaşları, sınıfdaşları; olağanüstü bir güç yoğunlaşması ve zamanlamayla; TÜSİAD’dan da öte ve önce, dünya çapında geliştirdikleri “yönetişim” bilimine uygun olarak, uzlaşmaz sınıf karşıtlığını da silikleştirecek şekilde, KTHY işçileri dışında kalan tüm sınıfları, tüm sınıf kesimlerini, tüm toplumsal kesimleri de, içerip, KTHY işçilerine karşı hedeflendirerek; KTHY işçilerine saldırıyorlar.

İşte bu yüzden: Atlasjet’in açıklaması, sadece bir “basın açıklaması”, değildir. Bu, görünüştedir. Açıklama; KTHY işçileri dışındaki tüm sınıflara, tüm sınıf kesimlerine, tüm toplumsal kesimlere; KTHY işçilerine saldırı çağrısıdır. İlanıdır! “Teyakkuza geçme”, emridir! Hücum borusudur…

Dayanışmak için, “çok şey” yapılabilir; herşey!
İşte bu yüzden: Bugün, şimdi, şu an, hemen, acilen, hep birlikte!
KTHY işçileriyle, eylemli dayanışmaya!

Yeter ki, şimdi yapılsın. Yeter ki, bir “şey” yapılsın. Yeter ki herkes, her işçi, bir “şey” yapsın…
Bir mesaj, bir mektup; UPS direnişi için yapıldığı gibi… En azından.
Bir sendikanın açıklaması; yazılı…
Sendikaların basın açıklaması, sözlü ve eylemli…
Kitlesel bir basın açıklaması…
SHGM’ye protesto mesajları… THY’ye… Ulaştırma Bakanlığı’na protesto faksları…
Bir yemek boykotu….
Bir iş yavaşlatma…
Bir iş durdurma…

Yapılabilirler!
Yeter ki, şimdi, hemen, hep birlikte!
KTHY işçileriyle, eylemli dayanışmaya…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*