Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Shell’in sıkışması

Shell’in sıkışması

Türkiye’nin Nijerya çıkartması (1)
Cumhurbaşkanı Gül, yanında birçok bakan ve Türkiye’den 100 kapitalistle birlikte, 11 Temmuz’da, Nijerya’daydı. Türkiye’den gelen kapitalistlerle, Nijerya’dakiler, Türkiye-Nijerya Ticaret ve Yatırım Forumu’nda, kaynaştılar…

Nijerya da neresi, diyeceksiniz. Haritadan bulmak kolay. Biz, Nijerya hakkında kısa bir bilgi vermekle yetinelim.

Nijerya: Kanlı petrol
Nijerya, maalesef; dünyanın 8. petrol deposu ve ihracatcısı olan bir ülke. Maalesef; çünkü, okurlarımızın bildiği gibi; petrol olan her yerde, emperyalist tekeller, yağma, talan, askeri diktatörlük, kan da vardır! Nijerya’da da öyle…

En büyük emperyalist petrol tekellerinden Shell ve Chevron Texaco; dünya petrol savaşlarında; Nijerya petrolünü de kendi sermaye birikimlerine katmak için, Nijerya’ya el koydular. Bu el koyuşta; oluşturup geliştirip sürekliliğini sağladıkları askeri diktatörlük, 1999’a kadar sürdü!

Shell ve Chevron Texaco, sopaları askeri diktatörlük eliyle; kendilerine yönelik her türlü muhalefeti ezdiler.

Çevrecileri dahi katlettiler: 1995 yılında, çevreci şair, yazar ve insan hakları savunucusu Ken Saro-Wiwa, askeri diktatörlük tarafından, asılarak idam edildi. Ogoni Halkının Yaşamını Sürdürmesi Haraketi’nin kurucusu Saro-Wiwa, Shell’i çevreyi kirletmekle, gelirlerini yerli Orgoni halkıyla paylaşmamakla ve askeri rejimin varlığını teşvik etmekle suçlamıştı. Shell’in petrol kaynağı Nijer Deltası’ndaki faaliyetleri önünde engel oluşturmuştu. ’95’te, uydurma bir mahkemenin ardından, idam edildi… Saro-Wiwa yakınlarının, askeri diktatörlük boyunca korkunç kayıplara uğrayanların, Shell’e karşı açtığı, yıllarca sürüncemede bırakılan dava; nihayet, 2009’da sonuçlandı. ABD’de süren, 10 yıllık mahkeme sürecinde, davayı açan işçi ve emekçiler, Shell’i dünya çapında, ekonomik, siyasal, toplumsal her düzeyde, katliamcı olarak bin kez mahkum etseler de; sermayenin mahkemesinin sınırlarını aşamadılar. Mahkeme, Shell’in, davacılara, 15,5 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmesiyle sonuçlandı…

Başka bir örnek vermeyeceğiz. Askeri diktatörlük boyunca, ’99’a kadar; Shell vb. emperyalist tekeller, sömürdükleri petrol işçileri başta gelecek şekilde; işçi sınıfını, emekçileri, yerli halkları, ezdiler.

Bir soluklanma
1999’da; dönemsel olarak dünya çapında olduğu gibi; Nijerya’da da; askeri rejim sona erdi; burjuva demokrasisine geçildi. Askeri diktatörlük, birbirine karşıt iki yönden de sınırlarına dayanmıştı. İşçi sınıfı ve emekçi halk açısından, uzun yılların birikimi olarak, çok büyük bir yıkıcı nefret ve tepki toplamıştı. Sermaye açısından, hem bu tepkiler nedeniyle sermayenin sınıf iktidarının sürekliliğini tehlikeye sokuyordu; hem de, artık, dünya çapında yaşanan krizle de birlikte, tıkanmalar yaşayan sermaye birikiminin geliştirilmesinin engeli haline gelmişti…

’99’dan sonra; çok uzun bir dönemdir kanla bastırılan, işçi sınıfı ve emekçi halk hareketi, bir nebze soluklanarak; öne çıktı.

Sınıf kutuplaşması, mücadelesi keskinleşti. İşçi sınıfı, sendikalarda örgütlenerek, grevlerle, çok yönlü direnişlerle, soluklanıyor. 2004’te, Nijerya Emek Kongresinde (sendika federasyonu) örgütlü petrol işçileri, Shell’i, grevlerle hedefe çaktılar: “Shell’i halk düşmanı ilan etmeye karar verdik. Hak ettiği gibi davranmaya da hazırız!”

Emekçi halk hareketi, kendi içinden, militan, kimisi dinci gerici, gerilla hareketleri çıkardı. Nijer Deltasının Kurtuluşu Hareketi vb. Emekçi köylüler, sık sık Shell’in platformlarını işgal ettiler. Gerilla grupları, boru hatlarını vurdular…

Bütün yollar Shell’e çıkıyor!
İşçi sınıfı hareketi olsun, militan halk hareketleri olsun; hepsinin ihtiyaçları, talepleri, yolu; ülkenin temel zenginlik ve yaşam kaynağı, petrole; ve elbette, petrole el koymuş olan Shell’e çıkıyordu. Petrol işçileri, ücretlerinin yükseltilmesini, sömürü koşullarının iyileştirilmesini istiyorlardı. İşçi sınıfıyla birlikte yerli halklar, petrol gelirlerinden pay istiyorlardı…

Emperyalist tekel Shelli’i fena hırpaladılar, sarstılar. Dünyayı da! 2000’lerin başından bu yana, petrol fiyatlarını arttırmaktan, petrol sevkiyatını kesmeye kadar; emperyalist kapitalizmi ciddi ölçüde etkileyen, sonuçlara ulaştılar. Shell, kimi rafinerilerini kapatmak, satışa çıkarmak; kısmen geri çekilmek zorunda kaldı…

Tesislerimize son saldırıların ardından, petrol ve gaz sevkiyatını askıya alma kararı aldık.” (Shell sözcüsü Precious Okolobo; 2008)

Yakınsayan burjuva demokrasileri
Nijerya’da, ’99’dan bugüne gelen, neoliberal burjuva demokrasisi; bugün, Türkiye’de yeni yeni kurulmakta olan haline giderek yakınsıyor. Nijerya’daki, neoliberal burjuva demokrasisinin; dünya çapında kurulmakta olan, emperyalist kapitalist yönetişim sistemi açısından, eleştirel bir değerlendirmesini (dunyagundemi.com/276/Nijerya-Demokrasisi.html); bağımlı Türkiye kapitalizminin neoliberal demokrasiyle ilişkilendirerek, sonraki yazımızda ele alacağız.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*