Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Seçimler Kent ve Sınıf Mücadelesi Paneli Gerçekleştirildi

Seçimler Kent ve Sınıf Mücadelesi Paneli Gerçekleştirildi

İşçi Meclisi’nin bir süredir devam ettirdiği  “Sınıf Mücadelesi” panellerinin dördüncüsü İstanbul’da gerçekleştirildi. “Seçimler, Kent ve Sınıf Mücadelesi” başlığıyla gerçekleştirilen panel İsmail Beşikçi Vakfı’nda yapıldı.

Panelde ilk olarak Devrimci Proletarya yazarları söz aldı.

Devrimci Proletarya yazarı konuşmasında bu seçimlerin bir yerel seçim olmanın ötesine geçtiğinin vurgusunu yaptı. Konuşmasının devamında sınıf devrimcilerinin seçimlere yaklaşımını anlattı. Sınıf devrimcilerinin bugün açısından dar bir boykotçuluk tutumlarının olmadığını sosyalist bir belediyecilik formilasyonuna uyan bir aday çıkartma yada buna uygun bir programı olan bir adayı destekleme tutumlarının da olabileceğini belirtti. Ancak bugün böyle bir durumun olmadığını da sözlerine ekledi. Konuşmanın devamında ise düzen partilerinden emekten yana işçi emekçilerin ihtiyacına uygun bir kent anlayışını ve yaklaşımını beklemenin saflıktan öteye geçmiyeceğini, liberal reformistlerin seçim yaklaşımlarının da burjuva demokrasisine yedeklenmenin ötesinde olmadığı vurgusu yapıldı. HDP’nin secim bildirgesinin Avrupa Birliği yerel yönetimler bildirgesinin bir yansımasından başka bir şey ifade etmediği bu anlamda HDP programının işçi sınıfına, kent yoksullarına birşey veremeyeceği üzerinde duruldu. Halkevleri, ÖDP ve TKP gibi güçlerinse mızmız CHP’li olduğu “AKP gitsinde nasıl giderse gitsin” anlayışında oldukları dile getirlildi.

Yerel seçimler sonrası AKP hükümetinin oy oranlarına göre bir strateji geliştireceğini ama her şeyden önce  kendimizi krizin ortasında bulacağımızı, bu kriz sonrasın da kemer sıkma politikalarının yürürlüğe gireceği, Ulusal İstihdam Stratejisi’nin daha hissedilir bir şekilde yaşamımıza yansıyacağı vurgusu da yapıldı.

Diğer bir Devrimci Proletarya yazarı ise sınıf mücadelesi üzerinden Greif işgalinin önemli bir noktada durduğunu,  neoliberal kapitalizmin sistemleşmiş krizlerini ancak sokakta çözüleceğini, ancak sokaktan anladığımız şeyin sosyalizm ışığında ancak anlamlı olacağını aksi taktirde burjuva demokrasisinde sönümleneceği üzerinde durdu. Sandıktan çıkartacağımız şeyin işçi sınıfının talepleri olması gerektiği belirtti.

Yapılan bu ilk konuşmaların ardından söyleşi kısmına geçildi.

Söyleşide öne çıkan mevcut durumda arkasında durulabilecek bir programa sahip olan bir parti veya kişinin olmadığı, sandığın sistemin sarsılan imajını tazelemek için bir araç olarak kullanılmaya çalışıldığı, buna karşı işçi sınıfının Gezi Direnişi ile hızlanan sokak kültürünün ehlileştirme çabasına karşı sandığı da Haziran Direnişi’nin vurgulanması için kullanması sandıklardan Haziran Direnişinin sembollerinin ve kendi taleplerimizin çıkarılması daha da önemlisi bunun kitle çalışmasının yapılması gerekliliğine vurgu yapıldı.

İşçi sınıfının kendi özlem talep ve ihtiyaçları arkasında birlikte hareket etmeye kendi gücüne güvenmesine ihtiyacı olduğu, sınıf devrimcilerinin de en başta ki görevininde bunun pratiğini gerçekleştirmek olduğu beliritildi.

Söyleşinin ardından konuşmaların burada kalmaması bunun için çalışmaların takibini yapmayı ve atılan adımları ve gerçekleştirilenleri paylaşma hedefi konmuş oldu.

Deneyim paylaşımı başta olmak üzere öneriler istekler ve kullanılabilecek araçlar “Sandık’ınız gibi değil” Facebook adresinden paylaşılabilecek.

12

123

1

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*