Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Sağlık turizmi “pastası” savaşları

Sağlık turizmi “pastası” savaşları

ABD Şikago’da, özellikle 2010 başından beri; Türklerin başını çektiği toplantılar, konferanslar, kongreler, aldı başını gidiyor. Bunların önemli bir kısmını; Türkiye’deki sağlık ve havayolu tekellerinin ortak toplantıları oluşturuyor. Düzenleyicileri; Akredite Hastaneler Derneği, THY ve Orta Batı Amerika Türk Amerikan Ticaret ve Sanayi Odası (TACCI-Midwest).

“Pasta”
Bu toplantı ve kongreler zincirinde; kilitlenilen hedef; sermayenin Türkiye’sinin, emparyalist kapitalist sağlık turizmi “pastası”ndan; neyle nasıl daha fazla pay alacağı.

Temel ihtiyaç ve sorun; bağımlı Türkiye kapitalizminin, emperyalist kapitalist sağlık turizmi “pastası”ndaki payını arttırmak. Tüm katılımcılar, aralarındaki kapitalist rekabeti o an için, erteleyip; buna kilitleniyorlar. Bu ihtiyaç karşılanıp, toplam pay arttırıldığında; bu artan paydan; hangilerinin ne kadarını alacağı savaşımını, o an için, erteliyorlar: Hele payı bir büyütelim; sonrasını kendi aramızda hallederiz, diyerek… Bu yüzden, aralarındaki rekabet, o an için ertelenmiş; sınıf kardeşliği, dayanışması, güçleri birleştirip ortak hedeflenme ise, öne çıkmıştı…

“Pasta”: 60 milyar dolar!
Bu toplantılar, kongreler zincirinde, özetle, şunlar konuşuldu:
“Dünya genelinde 60 milyar doları bulan sağlık turizmi pastasından yüzde 2 pay alabilen Türkiye, bu rakamı artırmak zorunda. Bu yöndeki çabalarımızı geliştirmeliyiz. Bu noktada yılda 700 bin kişinin sağlığı için başka ülkelere gittiği ABD’yi hedef ülkelerden biri seçmiş bulunuyoruz.

Bir zamanlar tedavi olmak umuduyla ABD’ye gitmeye çalışan hastaların yerinde, şimdi, çok daha iyi hizmeti çok daha ucuza (ABD’dekinin onda biri fiyatına!) alabilmek için çağrılan Amerikalı hastalar var. Türkiye’deki hastaneler; sağlık hizmetleri için daha ucuz ülkeleri tercih eden Amerikalılar için, obezite tedavisi, estetik, diş, karaciğer başta olmak üzere organ nakli, tüp bebek, kalp ameliyatlarına yönelik paket programlar hazırladılar.

Kısa vadede hedefimiz, Türkiye’ye gelen yıllık 5 bin hastayı 50 bine çıkarmak!

Amerikalı hastaların, Türkiye’de yılda 10 milyar dolarlık harcama yapabileceğini öngörmeliyiz. Türkiye’deki hastanelerin yeni olması, tedavi ve ilaçların ucuz olması, Türkiye’nin cazibesini arttırıyor. Türkiye’nin avantajları arasında, ABD Sağlık Bakanlığı FDA onaylı ilaç ve teçhizat kullanılması, 36 hastanenin akredite olması var. Türkiye, akredite hastaneler sayısı olarak, dünya birincisi; bu bize önemli bir fırsat sunuyor. Ancak, Türk hastanelerinin, ABDlilerin en çok tercih ettiği Hindistan (pastadaki payı yüzde 14!) ve Tayland’daki hastanelerle yarışması gerekiyor. Bunun için de, sağlık turizminin rotasının değişmesi gerekiyor. Bu konudaki avantajımız, Türkiye’nin diğerlerine göre, daha yakın olması. THY’nin, bu amaçla, ABDli hastalara hazırladığı özel paketler, önem kazanıyor. Bu özel paketlerde, ABDli hastalara yüzde 25 indirim yapılacak. ABD’den Türkiye’ye gelecek hastalar için hazırlanan özel rehberin dağıtımı geliştirilmeli… Kilitleneceğimiz hedef şu olmalı: ABD’den Türkiye’ye, turizm için gelenler kişi başına 3-5 bin dolar harcarken; sağlık hizmeti almak için gelen her turist, aynı sürede, 15-25 bin dolar bırakıyor…”

Yeni cazibe merkezi: Türkiye
Öne çıkan konuşmalar ise, şöyleydi:
David Boucher (Global Healthcare Companion Başkanı): “ABD nüfusu yaşlanıyor, sağlık harcamaları ise çok pahalı. Amerikalılar başka ülkelerde tedavi imkânlarını araştırıyor. Türkiye’de hastaneleriniz yeni ve ABD onaylı. Ancak hâlâ Gece Yarısı Ekspresi filminin izleri var! Türkiye’de tatil yapan kişiler tedavi için ülkenizi daha çok tercih ediyor. Rakiplerinizden Tayland 1989’da bu işe soyundu ve iyi bir paya sahip. Hindistan da 8 yıldır ABD’den hasta çekiyor. Türkiye yeni başladı ama paranın alabileceği en iyi ve en ucuz sağlık hizmetini veriyor. Bence sağlıkta yeni cazibe merkezi Türkiye olacak.” (dip not 1)

Dr. Hasan Kuş (Sağlıkta Kalite İyileştirme Derneği Başkanı): “Amerikalılar 10 bin dolar fiyat farkı için rahatlıkla bavullarını topluyor. Paket fiyat verdiğimiz için tercih ediyorlar. Türkiye’ye şu anda Amerika’dan gelen hasta sayısı az, ancak artırılabilir çünkü rekabete hazır. Şu anda en fazla Azerbaycan, Irak, Romanya, Kosova’dan hasta göçü var.”

Rengin Akıllıoğlu (THY Chicago Müdürü): “Sağlık turizmi pazarında yüzde 14 paya sahip olan Hindistan’a karşı Türkiye ABD’ye 5,5 saat daha yakın. THY olarak ABD çıkışlı hastalar için, sistem ücretleri üzerinden hasta ve iki yakınına bilet fiyatlarında yüzde 25 indirim uyguluyoruz. Tarih değişikliği halinde hastalar için ceza uygulamıyoruz.”

THY Chicago Müdürü Rengin Yiğitbaşı Akıllıoğlu: “Amerika’dan Türkiye’ye yönelecek her 1 dolar değerindeki sağlık turizmi, ABD ekonomisine 8 dolar katma değer artışı getirecek. Böylelikle Obama’nın 40 milyon Amerikalı için hazırladığı sağlık reformundaki sıkıntılardan (dip not 2) uzaklaşılacak… THY, sağlık için Türkiye’ye gelecek Amerikalılara yüzde 25 bilet indirimi yapıyor; diğer ülkelerde ise bu oran yüzde 20. Haftada 3 gün olan Chicago seferlerimizi haftada her güne, New York’u ise günde ikiye çıkardık.”

Bırakamazlar!
Sermayenin Türkiye’si, tıpkı bağımlı olduğu emperyalistler gibi; konferanslandırılmadık hiçbir ilişki, hiçbir alan bırakmıyor. Bırakamaz! Bırakamazlar!…

Sermayenin, dünya çapındaki sermaye merkezileşmesi ve yoğunlaşması; güç merkezileşmesi ve yoğunlaşmasını da; ihtiyaç, amaç ve hedeflenme merkezileşmesi ve yoğunlaşmasını da; ortak hareket merkezileşmesi ve yoğunlaşmasını da vb., içerir: Dünya çapında; işçi sınıfına karşı; çok yönlü, bütünsel merkezileşme ve yoğunlaşma.

Sınıfa karşı sınıfsal, çok yönlü, bütünsel merkezileşme ve yoğunlaşma.

Sınıfa karşı sınıf!

İşçi sınıfı?

Pasta!…

Dip notlar:
1/Meraklısına: ahd.org.tr/HaberDetay.aspx?HaberId=1038

2/Sermayenin Türkiye’sinin, kendisi için önemli bir fırsat, kazanım olarak değerlendirdiği; Obama’nın gelir gelmez uygulamaya koymaya yüklendiği, “sağlık reformu”nu, bir sonraki yazımızda ele alacağız.

Şimdilik, şunu söylemekle yetinelim: Geçtiğimiz aylarda Kongre’de onaylanan “Sağlık Reformu”; onaylanıncaya kadar, ABD’de sınıf savaşımının temel ve öne çıkan halkasını oluşturmuştu. “Sağlık Reformu”na karşı mücadele eden emperyalist sermaye; onbinlerce kişinin katıldığı kitlesel eylemler, yürüyüşler vb. düzenlemişti. Bu protesto mitinglerinde taşınan pankartların çoğunda, şunlar yazıyordu: “Hain Obama, ülkemizi sosyalizme sürüklüyor!”, “Hür doğduk, vergilendirilerek öldürülüyoruz!”

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*