Anasayfa » BASINDAN » Sağlık Bakanı’na Açık Mektup:”Sayın Bakan, hekimler ölüyor!”

Sağlık Bakanı’na Açık Mektup:”Sayın Bakan, hekimler ölüyor!”

“Sayın Bakan, tüm sağlık çalışanlarını mağdur, yalnız, çaresiz bıraktınız… Sayın Bakan, kaç sağlık çalışanının hasta olduğunu lütfen artık söyleyin! Bunu bilmek birincil korunmadaki kaçaklarımızı görmemizi sağlayarak daha fazla hasta olmamızı, ölmemizi önleyecektir.”

İbrahim Akkurt / 02.09.2020

Covid-19 sağlık çalışanları için ‘otomatikman’ bir meslek hastalığıdır.  Mealen kullanılan tırnak içindeki bu ifade, Fransa Sağlık bakanına ait. Nisan 2020 sonunda basına da yansımıştı. Daha sonra İtalya dahil dünyada 130’a yakın ülkenin sağlık otoriteleri benzer beyanlarda bulundular, pandemi döneminde canla başla çalışan sağlık çalışanlarının yanında olduklarını somut olarak gösterdiler. 

Peki, ülkemizde durum ne?  Hemen aynı günlerde, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca basının karşısında mealen “Maalesef enfekte olan, sahada çalışan sağlık çalışanlarımızın sayısı fazla oldu: Toplam sayımız 7 bin 428 sağlık çalışanımız Covid-19’a yakalandı. Başka bir ifade ile 1 milyon çalışanımız içinde 7 bin 428 sağlık çalışanımız, ortalama vakalarımız içindeki oranı yüzde 6,5’e yakın”dedi.  Ve mesele de orada kapandı!  

Koruma basamakları

Gerçekten de mesele kapandı mı?  Kesinlikle hayır!  Maalesef giderek artıyor ve giderek bir karabasana dönüşüyor.  Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2020’de Covid-19’un bir pandemi olduğunu ilan etti ve haftalık raporlar yayımlıyor.  Son raporunda tüm dünyada hasta sayısının 30 milyona, ölen sayısının 1 milyona doğru yol aldığını ifade ediyor. Günlük pratikte ve birçok çalışmada en ön safta yer alan sağlık çalışanların en riskli durumda oldukları, hastalandıkları ve gencecik yaşta hayatlarını kaybettikleri bildiriliyor.

Çalışma yaşamında tehlikelerin risk oluşturmasından korunma işin en önemli basamağı; buna birincil korunma denilir. Birincil korunmanın uygunluğunu test eden belki de en önemli unsur sağlık gözetimi yani durumdan etkilenen kişileri saptamak ki bu da ikincil korunma olarak bilinir.  İkincil korunma birincil korunmanın deyim yerindeyse denetleyicisi, üçüncül korunmanın da habercisidir.  Çünkü eğer “etkilenenler” erkenden saptamazsa, göz ardı edilirse bunlar semptomatik hale gelir ve hastalanır.  Erkenden bunları saptayabilmek (üçüncül korunma) erken tedavi ile eski sağlıklarına bir an önce kavuşturmak maluliyet ve ölümleri (dördüncül korunma) önleyecektir.  Bu basamakların her birinin doğru bir şekilde izlenmemesi, gerekli önlemlerin zamanında tam ve doğru bir şekilde alınmaması çok ciddi ölümcül ani durumlara (iş kazalarına), üstü örtülemeyecek dereceye gelecek olan kronik (meslek) hastalıklara, sakatlıklara ve ölümlere yol açar.

Hekimleri tükenmişliğe sürüklüyorsunuz

Covid-19 insanlık tarihinde bugüne kadar ki en büyük tehlike; bununla karşılaşma riski ise kişinin yaşamını altüst edebilecek bir beladır. Bu bir pandemidir. Pandemilerle savaş kar maksimizasyonuyla kışkırtılmış sağlık sunum merkezlerinde değil sahada, siyasal otoritenin halkın tümü için geçerli korunma önlemlerini zamanında, tam ve doğru bir şekilde almasıyla mümkündür.  Aksi halde, işi tamamen sağlık kuruluşlarıyla çözmeye kalkmak çok ciddi bir kaostur. Sağlık çalışanını da sağlık sistemini de tükenmişliğe, yıkıma sürükler…

Bu gerçekler, ilk günden beri konunun farkında olan hekimler, Türk Tabipleri Birliği (TTB), konuyla ilgili uzmanlık dernekleri tarafından ısrarla ama ısrarla ifade ediliyor. Sayın Sağlık Bakanı, bunların söylediklerinin kaç tanesini gerçekten duydunuz, göz önüne aldınız? 

Güncel verileri neden yayımlamıyorsunuz?

Hep ifade ettiğiniz “bilim kurulu” üyelerinin hepsinin de gerçekten pandemi yönetme ehliyetinde olduklarını düşünerek mi seçtiniz oraya?  Bilim kurulunun söylemlerinin ne kadarını gerçekten uyguladınız?  Halkı birçok yerde bile bile ateşe atmanın sorumluluğu gerçekten sizde mi, bilim kurulunda mı? Yoksa…

Sayın Bakan, Nisan ayının son haftasında ifade ettiğiniz Covid-19 ile enfekte/hasta 7428 sağlık çalışanı sayısı aynı mı kaldı?  Kaba bir epidemiyolojik projeksiyonla şu anda en az 40 bin sağlık personeli Covid-19 ile enfekte/hasta.  Sağlık çalışanlarıyla ilgili güncel verileri neden artık yayınlamıyorsunuz?  

Kaç kişi kaybettik?

Sayın Bakan, sağlık çalışanları hala, sürekli enfekte oluyor, hastalanıyor, nefes alamadan malul olup yarım kalıyor, ölüyorlar! 

Dün itibarıyla kaybettiğimiz tıp doktoru sayısı 33 idi, bugün kaç bilmiyoruz.  Kaç hemşiremiz, kaç sağlık/acil/radyoloji/laboratuvar teknisyenimiz hasta, kaçını kaybettik bu sürede, biliyor muyuz? Neden açıklamıyorsunuz somut verileri, gerçekleri? 

Sayın Bakan, gerçek enfekte/hasta/malul/ölüm sayılarını bilmezsek nasıl başa çıkacağız bu ne kadar süreceğini bilmediğimiz pandemi illetinden?

Sayın Bakan, sesimizi artık duyun

Sayın Bakan, pandemi gibi bir felaket sadece maske, mesafe, hijyen gibi bireysel önlemlerle çözümlenemez. Halk sağlığı koruyuculuğu politik irade gerektirir, aksi sürekli topu taca atmak sorumluluğu başkasına yüklemektir.  Doğru veri, bizi doğru önlemleri almaya yöneltir. Her gün gösterdiğiniz turkuaz tablodaki veriler maalesef günlük yaşamdaki gerçeklerle örtüşmüyor artık.  Bir yerlerde bir sorun var… Hekimler-bilim insanları olarak çok şeyi bilmemenin huzursuzluğu giderek tüm sağlık çalışanlarını etkiliyor. Bilim insanları ve tüm toplumda giderek ciddi boyuta ulaşan karamsarlık var… 

Sayın Bakan, hekimler ölüyor! Hekimler istifa ediyor!  Hekimler erkenden emekli oluyor! 

Sayın Bakan, tüm sağlık çalışanlarını mağdur, yalnız, çaresiz bıraktınız…

Sayın Bakan, kaç sağlık çalışanının hasta olduğunu lütfen artık söyleyin! 

Bunu bilmek birincil korunmadaki kaçaklarımızı görmemizi sağlayarak daha fazla hasta olmamızı, ölmemizi önleyecektir. 

Dünyanın birçok ülkesi için artık “Covid-19 sağlık çalışanları için otomatikman bir meslek hastalığıdır” noktasında. 

Sağlık çalışanlarının feryadını duyun artık Sayın Bakan!

Kaynak:Bianet


Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*