Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Renault’da ne oldu? Aştığımız ve aşamadığımız eşikler… Ve sonrası

Renault’da ne oldu? Aştığımız ve aşamadığımız eşikler… Ve sonrası

Renault’daki fiili işbırakma ve fabrikayı terketmeme direnişimiz, 12. gününde kısmi kazanımla sonuçlandı.

Renault işçileri, Tofaş, Mako, Ototrim’de TM’nin gitmesi ve 1000 liralık prim ve belirsiz iyileştirme vaadiyle bitirilen direnişlerle Bursa’da yalnız kalmasına karşın, direnişini gerçek bir sınıf inadıyla sürdürerek kazanımları bir adım ileriye taşıdı.

Renault patronu, Renault işçilerinin direniş iradesi karşısında, 1000 liralık primin üstüne 400 lira banka primi, yılsonu 600 lira performans priminin yanısıra, düşük ücretli işçilerin durumunu bir nebze iyileştirmeye dönük kategori zammı vaadinde de bulundu.

Renault işçilerinin son andaki dağılmaya kadar kararlılıklarını sürdürdükleri saat ücretine 1 Euro zam istemi ise, daha önce Renault idaresi tarafından kabul edildiği halde MESS duvarına çarpıp geri döndü. Renault direnişçi işçileri, son ana kadar bu sınırları zorlamasına karşın MESS’in çektiği saat ücreti zammı sınırlarını ek primlerle bir nebze daha esnetse de, aşamadı.

Renault işçileri çok zor koşullarda, ağır baskılar altında, son günlerde neredeyse aç susuz ve nükseten sağlık sorunlarına karşın birliğini ve direniş iradesini korumayı başarmıştı.

Renault idaresi adına işleri de artık, daha önce işçilerin kararlılığı karşısında “yalpalayan” Renault idaresi değil MESS merkezi olarak yürütüyordu. Tıpkı Tofaş’ta yaptıkları gibi, baskı ve tehditlerini artırdılar. Tofaş’taki uzlaşmaya hayır diyen Renault işçisini paravanlarla yalıtarak, kantini kapatarak, açlık ve hastalığa mahkum ederek cezalandırmaya kalkıştı. Fabrika içindeki temsilcileri zorla dışarı çıkartarak, işçileri avukat ve temsilcileri olmadan görüşme yapmaya zorladılar. Renault işçileri buna da hayır deyince, yine Tofaş’ta yaptıkları gibi temsilcilerin iş akitlerini fesh, soruşturma, savcılığa şikayet vb tehditlerini masaya koyarak görüşmeye oturmaya zorladılar.

Fabrikada tecrit edilen işçiler, sağlık, temizlik, gıda tedarik sorunlarının büyümesi nedeniyle dışarı çıkmak zorunda kaldılar, fabrika kapısı önünde bekleyen işçi arkadaşlarına katıldılar. Akşam işçi temsilcileri, bir ÇHD’li avukatla birlikte MESS güdümlü Renault CEO’su ile görüşmeye girerken, Renault işçilerin çoğunluğunda halen ücret zammı olmayan hiçbir patron teklifine hayır eğilimi ağır basmaya devam ediyordu. Özellikle, iki de bir “etek” bahsiyle rencide edilen, fabrikadaki çok az sayıdaki kadın işçi ve işçi eşi kadınların kararlılığı, metaldeki erkek egemenliğine ders verircesine müthişti: “Biz bunca bedeli bunun için ödemedik, sonuna kadar gitmeliyiz!”

MESS/Renault patronlarının, ücret zammı konusunda geri adım atmadan, bir iki ek küçük taviz vererek görüşme sonucunu, ciddi biçimde yıpranan ve yalpalayan birkaç temsilci üzerinden, Tofaş’ta oldu bittiye getirmeye çalışacağı önceden belliydi. Bu yüzden görüşmelerin artık kritik bir eşiğe doğru gittiğinin belli olduğu son 2 gündür, Coşkunöz ve Tofaş’tan çıkarttığımız derslerle, elimizden geldiğince uyarmaya, bu duruma hazırlamaya çalıştık: Son karar taban iradesinin olmalı, görüşmeden çıkacak sonuç ne olursa olsun, tabanda işçiler tarafından enine boyuna tartışılıp değerlendirmeden, çoğunluk kararı tabandan çıkmadan adım atılmamalı, dedik. Taban iradesi ve demokrasisi böyle olmalıdır; işçi temsilcileri tabana karşı sorumludur. Patronun son teklifi kabul de edilse, red de edilse, önemli olan bunun oldu bittiye getirilmeden, tabanda doğru dürüst tartışılması ve belirgin taban çoğunluğuyla bu kararın alınması, çoğunluk kararına da herkesin uymasıdır. Direnişin ilk eldeki somut sonucu ne olursa olsun, en az onun kadar önemlisi, işçilerin birlikte kolektif karar alma ve uygulama yeteneğini koruması ve sonrasında da devam ettirmesidir. İşte bunun için taban demokrasisi, işçi demokrasisi hayati önemdedir.

Ne yazık ki bu konuda yine pek başarılı olamadık. Görüşmeden çıkan sonuç işçiler arasında geniş bir forum oluşturarak doğru dürüst tartışılıp değerlendirilmeden alel acele oylama yapılır gibi oldu olmadı, görüşmeden çıkan işçi temsilcileri kendi aralarında anlaşmazlığa düştü, bazıları taban çoğunluğunun iradesi ve onayı olmadan kendi bölümlerini işbaşı yapmaya çağırdı, işçiler arasında ciddi bir karmaşa yaşandı, işbaşı yapmama eğiliminde olanlar halen çoğunlukta görünmesine karşın maalesef sonuç yine oldu bittiye getirilmiş oldu.

Bu sonuçta: 1- 12 gündür çok ağır şartlar ve baskılar altında sürdürülen fiili direnişin, aslında ondan önce 1 aydır fabrikalarda eylemlerle süren kitle direniş ve hareketinin yıpratıcılığı ve yorgunluğu; 2- Özellikle de bu tür direnişlerde hep olduğu gibi öne çıkan öncü işçi ve temsilcilerin sürekli patron, idare, devlet, yargıyla yüzyüze muhatap olmaktan kaynaklanan ağır sorumluluk ve baskılar altında yıpranması; 3- Metal işçileriyle eylemli sınıf dayanışmasının zayıflığı ve Renault işçilerinin Bursa’da Tofaş, Mako vbde daha geri sözleşmelerin yapılıp direnişlerin bitirilmesiyle geriye çekilmesi ve yalnız kalması, 4- İlk kez bu çapta bir aşağıdan taban inisiyatifi ve taban iradesinin, işçilerin öz direniş kurullarının ortaya çıkmış olmasının muazzam önemi ve ilerleticiliğine karşın, bunların henüz ilkesel bir form kazanmamış olması, fiili direnişlerde kazanılanın masada kaybedilmemesi için gerekli iç ve taban denetimi ve mekanizmalarından yoksunluk, deneyimsizlik… gibi bir dizi etken sayılabilir.

Metal işçileri direnişimizde, fiili grev ve direniş, tabandan öz mücadele kurulları ve inisiyatifi gibi çok önemli bir eşiği aşmaya, sınıf mücadelesini yeni bir düzeye doğru çıkarmaya başladık. Henüz aşamayıp takıldığımız eşik ise, temsilciler kurulları ile taban meclisleri arasındaki ilişkiyi kuramamak oldu. Temsilcilerimizin kendi başına direnişi bitirmek gibi kararları verecemeyeceği, tabana sorumlu olduğu, bu gibi temel kararları ancak taban demokrasisi ile verilebileceği ilkesini gerektiği gibi uygulayamadık. Ancak bu gibi daha ileri eşikleri aşmak için, çok önemli bir deneyim kazanmış olduk.

Her şeye karşın sonuç, büyük bir zafer değilse bile, yenilgi de değildir. Metal işçilerinin bu süreçteki asıl kazanımı, üç beş kuruş prim değil, Türk Metal’i defetmiş olması, onun yerine kendi öz kolektif karar ve eylem yeteneğini geçirmeye başlamış olmasıdır. Şimdi sorun kolektif öz karar organ ve mekanizmalarında son andaki zaaf ve deneyimsizliklerden gerekli sonuçları çıkarmak ve hızla bunları gidererek, savaşımın yeni raundlarına hazırlanmaktır. Renault işçisi kardeşlerimiz, son eşikte dağılan işçi temsilcileri kurulu yerine gerçekten taban çoğunluğunun sonuna kadar mücadele iradesini yansıtan yeni bir işçi kurulu belirlemelidir. Tofaş’tan bir gömlek daha ileri “kategori zammı” gibi işçilerin birliğini güçlendirecek vaatlerin uygulatılabilmesi bile, işçilerin tabandan birliğini bozmadan, tazeleyerek, savaşım deneyimlerinden geriye değil ileriye doğru dersler çıkartarak birliğini güçlendirmesine bağlıdır.

Kaldı ki şimdi taban inisiyatif ve öncü işçi komite ve kurullarına dayalı yeni bir sendikal inisiyatif kanalının açılması, mücadelenin daha zorlu ve yeni eşiğidir.

Toplamı 25-30 bin işçiyi bulan bir dizi kilit fabrikadan Türk Metal çetesini defetmemiz, MESS’i bizzat işçinin kendisini muhatap almak zorunda bırakmamız, bu çapta bir fiili direnişe karşın işten atma silahlarını büyük ölçüde işlevsiz kılmamız, Renault-MESS’in kendi içinde yaşadığı yalpalama ve yıpranma, Ford Otosan’da Ali Koç’u ayağımıza getirmek zorunda bırakmamız, Renault-Fiat-Ford gibi küresel tekellerin taa Amerika-Avrupa’daki yönetim merkezlerini yerinden zıplatıp bize karşı açıklamalar yapmak zorunda bırakmamız… Bunların hepsi bizi oyalamak için önümüze koymak zorunda kaldıkları 3-5 kuruşluk primlerden daha önemli kazanımlardır.

Fakat bundan sonra, kesinlikle rehavete kapılmadan, bu kazanımlarla yetinmeden mücadele inisiyatifini elimizde tutmaya devam etmeliyiz. MESS’e karşı saldırı fırsatı vermeden, birliğimizi güçlendirerek, büyük mücadelemizden doğru dersleri çıkartarak, zayıflıklarımızı gidererek, Renault’da mücadelenin yeni evresine hazırlanmalıyız.

Ve unutmayalım: Ford Otosan, Türk Traktör’de fiili direnişler devam ediyor, bir dizi fabrika daha kaynamaya devam ediyor!…

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*