Anasayfa » BASINDAN » OYAK Renault’da tuvalet ücreti bir yevmiye

OYAK Renault’da tuvalet ücreti bir yevmiye

57 saniyede 1, günde 400 ile 420 araç arasında üretim yapan Renault’ta işçi sayısı azaldı. Üretim düşmediği gibi arttı. Ocak ayında 200 işçi çıkarılmasına rağmen işte herhangi bir azalma yok. Daha önce bir bölümde 45 işçi çalışırken şimdi aynı iş 22 kişiyle yapılıyor. Ve aynı üretim çıkıyor. Eskiden yedek işçi varken şimdi olmadığını söylüyor işçiler. Çünkü ona da yanlış takılan parçalar taktırılıyor. Yedekçinin işi daha zor. Verilen işi bitirmeden kimsenin işini yapma deniliyor. Bu yüzden çoğu zaman işçiler tuvalete bile gidemiyor.

Bir işçinin anlattıkları oldukça çarpıcı: “Arkadaşım şefe tuvalet ihtiyacı olduğunu söyledi. O da yedekçiyi bekle dedi. Ancak yedekçiye de onun işi olmayan bir çok iş verdikleri için gelmedi. Yedek gelemeyince de arkadaşımız dayanamayıp gidip bir kenarda tuvalet ihtiyacını karşıladı. Bunun görülmesi üzerine arkadaşımızı odaya çağırarak sorguya aldılar. Arkadaşımız da durumu anlatınca, yakın bir yere tuvalet yapmak zorunda kaldılar.”

Tuvalet yapılmış yapılmasına ancak olur da bir işçi yedekçiyi beklemeden tuvalete giderse, hakkında tutanak tutuluyor. Tutulan tutanaklar kişinin performansına yazılıyor. Bununla da yetinmediğini söyleyen işçiler, fabrikanın son olarak tutanak tutulan kişilerin bir yevmiyesini kesmeye karar verdiğini ve bir kaç işçinin yevmiyesini kesildiğini söylediler.

‘PAZAR GÜNLERİ TATİL YOK’

İşçilerin yaşamı fabrika ile ev arasında geçiyor. Bunun dışında hiçbir sosyal faaliyeti yok. 15 yıldan fazladır çalışan bir işçi eşine, “Bana göre plan yapmayın. Siz kendi planınızı yapın” diyormuş. Kağıt üzerinde tatil olarak görülen Pazar günlerinde bile evde kalamadıklarını söyleyen işçiler, ancak Avrupa’dan sipariş olmaması durumunda evde kaldıklarını anlatıyorlar. Bazen gece 24.00’de çıkan işçilerin diğer gün 08.00’de yeniden işe gittiği oluyor. İşçilerin en büyük çilesi parçanın olmaması. Bir işçi bu durumu şöyle anlattı: “Bazen araçların parçası olmuyor. Üretim devam etsin diye bu araçlara başka parçalar takılarak stok yapılıyor. Bunun değişikliğini başka bir atölye yapamıyor. Daha sonra tatil günlerinde bizleri çağırarak, ya da fazla mesai yaptırarak söktürüp asıl parçayı taktırıyorlar. Yüklemeli, diğer bir adıyla bindirmeli çalıştırıyorlar. Üretimi hiç durdurmuyorlar yani. İşçinin tatilini yiyerek bunu tolere ediyorlar. Öğlen saat 16:00’da gelen işçiyi 13:00’de işe getiriyorlar. 16:00’da işi biten işçiyi akşam 20:00’a kadar çalıştırıyorlar.” İşçiler 7 aydır bir kaç pazar dışında hiç evde kalamamışlar. Ramazanda bir çok işçi oruçlu olmasına rağmen, üretimde herhangi bir yavaşlama yok. Hatta bazen geçenin 04:00’ünde kadırıp, üretime takviye yapmak üzere fabrikaya getirdikleri oluyormuş. Üstelik daha önceden hiçbir şekilde haber vermeden yapıyor bunu. “Buraya gelip 4 saat takviye yapacaksın” deniliyormuş yalnızca. Her yıl 8. ayda izin yapan işçiler bu yıl yıllık izinlerini kullanamayacaklarını düşünüyor. Böyle düşünmelerinin nedeni işin birikmesi.

SENDİKA: İŞİNİZE SAHİP ÇIKIN

İşçiler, 150 bin üyesi olan büyük bir sendikaya üye olmasına rağmen sorunlarına bir çözüm üretilmediğini söylüyor. Bir işçi, “Burada yaşanan sorunları sendikaya anlattığımızda, bize söylediği en iyi şey ‘İşinize sahip çıkın’ oluyor” diyor. Tepki verenleri de sendikanın fabrikadan attırdığını iddia eden işçiler, sendikaya ve yaşananlara itiraz eden kişilerin geçen ocak ayında işten attırıldığını söylüyor. Bir işçi, yılın elemanı seçilmesine rağmen sendikaya muhalif olduğu için işten çıkarılmış. İşçiler, “Kusursuz çalıştı. Ve bu adamı işten çıkardılar. Hiç hata kaçırmayan eleman seçildi. Ama mevcut sendikal anlayışa muhalif olduğu için işten çıkarıldı” diye konuşuyorlar.

BU ÇALIŞMA KARŞISINDA SESSİZ KALINAMAZ

Tüm bu baskılara, sindirmelere rağmen içeride tekrar kümelenmeye başlayan ve organize olan işçiler de var. “Zaten bu kadar yoğun çalışma karşısında çok uzun süre sessiz kalınacağını düşünmüyorum” diyen bir işçi, şöyle devam etti: “Kişi sayısı azalıyor ancak üretim her geçen gün daha da artıyor. Eklem ağrıları ve boyun fıtığı en yoğun yaşanılan meslek hastalıkları. Çünkü sürekli mekanik bir hareket halindesin. Makinadan farkın yok.” Bir işçi de namaz kılarken eklem ağrılarından dolayı zor hareket ettiğini söylüyor. Bu işi yapan bir kişinin belli bir yaştan sonra sağlıklı kalmasının mümkün olmadığını söyleyen işçi, “Bu yoğun çalışma temposu ve stresten dolayı işe yeni giren bir çok arkadaşımız kanser olurlar. 27 yaşında genç bir arkadaşım doktora gitti. Doktorda çektirdiği filmlere bakarak; ‘Sen akşama kadar taş mı çekiyorsun, Bunlar ne biçim eklemler’ demiş” diyor. Böyle bir yerin ağır sanayi olarak gösterilmesi gerektiğini söylüyor işçiler. Emekli olana kadar hiçbir işçinin sağlam bir tarafının kalmadığını, kimsenin çocuklarıyla ilgilenemediğini söylüyorlar. Bir işçi bu durumu şöyle anlatıyor: “Eve gittiğimde oğlum sıkı sıkı sarılıyor bana. ‘Baba seni çok özledim. Yine mi işe gidiyorsun?’ diyor. Çünkü 12 saat orada kalıyorum. 2 saatte yolda sürüyor. Yorgunluktan gelip ancak yatabiliyorum. Ne çocuklarımla ilgilenebiliyorum ne eşimle.”
Vedat Yalvaç – Evrensel

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*