Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Öldüremezdi, güçlendirdi!

Öldüremezdi, güçlendirdi!

YSK’nın BDP’nin desteklediği bağımsız adayların adaylıklarını iptal etme kararı, Kürt halkının irade duvarına çarparak parçalandı. YSK açıklaması bugün yapılacak, ancak gelişmeler şimdiden adaylık önüne koyulan gerekçelerin hükümsüz kaldığını ve kararın da büyük oranda iptal edileceğini gösteriyor.

YSK’nın adaylıkları iptal kararının hükmü, “Osmanlı’nın yasağı” gibi 3 gün sürdü. Kürt halkı Diyarbakır, Batman, Hakkari, Mersin, İstanbul ve diğer yerlerde sokakları zaptederek iradesini çiğnemeye yönelik girişimi YSK’nın ağzına tıktı. Çok sayıda gözaltı, göstericilerin üzerine ateş açılması ve bir göstericinin katledilmesi ve yaralanmalara karşın, demokratik haklarını sakınmasızca savundu. YSK’nın acemice yasa elbisesi giydirilmiş siyasi kararının karşısına hiçbir perdeye bürünmeden siyasal talepleriyle çıktı. Polis panzerinin karşısında sadece bir gösterileri savunma aracı olmakla kalmayıp kendi mevzilerini simgeleyen belediye kepçelerini çıkardı. Ezilmedi, ezdi!

Burjuva parlamenter siyaset, uygulanmaya cüret edildiği takdirde sadece Kürt halkının sokakları zaptetmesi sonucunu vermekle kalmayıp, seçim ve anayasa sürecinin tümden baltalanmasına yol açacak olan YSK kararına, panik içinde, neredeyse aynı hızla müdahale etti. AKP, Kürdistan’da BDP’nin tek gerçek rakibi olarak haliyle ilk “olağan şüpheli” olmanın ötesinde, ilgili yasaları değiştirmeyerek işin siyasal sorumluluğunun da üzerinde olmasıyla, savunma konumuna çekilmek durumunda kaldı. Yurtdışında çalışanların oy kullanması vb konularındaki taleplerini YSK’nın reddettiğini belirterek, “Vallahi ellerim temiz”e bağladı -Diyarbakır’da polisin gözaltına aldığı göstericileri AKP İl Başkanlığına götürmesi, ellerin ne kadar temiz olduğunun da ifadesi sayılmalı! Erdoğan ağzını açıp konuşamadı; “tasvip etmeme” açıklamasını onun yerine Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Kararı destekleyen tek parti olan MHP, “demokrasi sınavında çakmış” ilan edildi. “Evet”çilerden “Yetmez ama evet”çilere ve “Hayır”cılara dek bütün siyasal aktörler, domino etkisi yapacak karara derhal müdahale edilmesini, gerekirse kapanmış olan parlamentonun sırf bunun için toplanmasını istediler. CHP, ilk kınama açıklamalardan birini direkt “Ergenekon avukatı” Deniz Baykal üzerinden yaparken, HSYK operasyonuyla tırnakları çekildikten sonra “çakma sendika” başkanı olan Eminağaoğlu da iptal kararının kaldırılmasına yeşil ışık yakan isimlerden biri oldu.

Tıpkı Erdoğan’ın yerine AKP Genel Başkan Yardımcısının konuşması gibi YSK adına da kırık ritmli açıklamayı yapan YSK Başkan Vekili oldu: “Ben Kurulumuzun demokratik hakların gelişmesi yönünde, temel hak ve özgürlüklerin önünü açacak mahiyette yorum ve değerlendirmeler yapabileceğini umuyorum, düşünüyorum. Bu benim şahsi kanaatim.”

Şu halde YSK, hem Kürt halkı hem de ana akım burjuva parlamenter siyaset tarafından boşa çıkarılacağı açık olan bu kararı nasıl aldı? Siyaset bir yana, biraz hukuk ve mahkeme bilgisi olan hiç kimse, burada yasaların motamot uygulanmasından kaynaklı bir işgüzarlık olduğu şeklindeki bir açıklama ile yetinmeyecektir. YSK, kuşkusuz tıpkı yüzde 10 barajı gibi 12 Eylül’den kalma, BDP korkusuyla da halen değiştirilmemiş olarak kalan, ilgili anayasa maddeleri ve seçim yasası gibi içerisinde hareket edebileceği bir manevra alanına sahipti -nitekim, Hatip Dicle’nin adaylığı 2007 seçimlerinde aynı gerekçeyle iptal edilmişti ve tabii 27 Nisan muhtırası da dahil dönemin atmosferi ve güç dengeleri içerisinde kimsenin aklına “kararın demokrasiye aykırılığı” gelmemişti! YSK, Kürt sorununun burjuva neoliberal parlamenter siyaset zeminine taşınmasına ve buradan “çözüm”üne küçük de olsa bir taş koyma inisiyatif ve cesaretini ise, kendi yetkilerinden çok, devlet ve bürokrasi içerisinde neoliberal çözümü önleyemeyecek bile olsa sündürmeye yönelik pozisyonlardan aldı. Manevra alanını başarısızlığa mahkum bir siyasal darbe girişimi yönünde kullandı ve yanıtını aldı!

BDP cephesinden zaten ilk akla gelmesi gereken seçimlere katılmama kartının ifadesinden Kürt halkının sokaklara akın edişine, burjuva parlamentarizminin çevik kuvvet vaziyeti alıp kriz yönetimine geçmesine dek, aslında burada kimin kaybettiğinden çok, kimin kazandığı sorulmalıdır. Kimin kaybettiği çok açıktır. Kürt halkı, demokratik mevzi ve kazanımları için “Dokunan yanar!” mesajını sokaklarda vermiş ve o kararı YSK’ya deyim yerindeyse yedirmiştir. Bir bütün olarak burjuva parlamenter siyaset de ofsayttan atılan golü saydırmamakla kalmayarak pozisyonunu güçlendirmiştir. Kürt işçiler, kent ve kır yoksullarının mücadele talepleri ve ihtiyaçlarının burjuva parlamentarizmi ve burjuva demokrasisine sığmayacağı gerçekliği için ise, çok daha fazlası gerekmektedir. Kürt işçiler, kent ve kır yoksulları bu açıdan da muazzam bir gücü ortaya koyacaklardır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*