Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » “O bebeği devlet öldürdü!”

“O bebeği devlet öldürdü!”

Üç gazetecinin çapraz sorularinda (Çağdaş KAPLAN – İsmail ESKİN – Ömer ÇELİK) Ayhan Çarkın’ın itirafları…

Susurluk Davası’nın kilit isimlerinden kontr-gerilla elemanı Ayhan Çarkın’dan itiraf: ’20 Haziran 1987’de Ömerli’nin Pınarcık köyünde aralarında o bebeğin de bulunduğu 33 kişiyi JİTEM öldürdü’

KANI AVUCUMA DÖKÜLDÜ

Daha önce “Bin kişiyi öldürdüm” diyen Çarkın, 20 Haziran 1987’de Pınarcık’ta kundaktaki bebek ile 32 köylünün katledildiği ve PKK’ye mal edilmeye çalışılan olayın iç yüzünü anlattı: “O zaman oradaydım, olay yerine gittim. Bir buçuk yaşındaki bebeğin kanı avucuma düştü. PKK yaptı diyorlardı ama bu katliamı bir üsteğmen komutasında JİTEM yaptı.”

İFADE VERMEYE HAZIRIM

“Ben katilim” diyen Çarkın, Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması halinde bütün suçları anlatacağını belirtti. Çarkın, “Artık sadece Kürt halkına inanıyorum. Eli kanlı katilleriz biz. Gerçek adalet olmalı. İfade vermeye hazırım ama benimle birlikte Ağar, İbrahim Şahin, Mesut Yılmaz ve Tansu çiller de ifade vermeli” dedi.


Hesap vermek istiyorum

İstanbul’da Kazlıçeşme’de yapılan Newroz Bayramı kutlamalarında ilginç bir sima göze çarpmıştı. Çarkın basın mensuplarına, “Benim ben bildiğiniz eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, çocuklarımı da aldım Newroz’u kutlamaya geldim. Bizi kurtarırsa burada özgürlük isteyen bu halk kurtarır” diye bağırdı. Daha sonra DİHA’ya önemli itiraflarda bulunan Çarkın, halka hesap vermeye hazır olduğunu belirtti.

Erzincan Polis Okulu’nda

Korkut Eken’in öğrencisi olan Çarkın geçmişini, “Korkut Eken’ler, Kaşif Konizoğlu gibi isimlerin ‘halkımız katlediliyor, sahip çıkmalıyız’ sözlerine inandım. Özel Harekat kursuna alındık. 1986’da dağlara gittik. Gittikten sonra ise gerçeklerle karşılaştık” diye anlattı.

Gerçekleri orada gördüm

Kendi yaptıklarını anlatırken üstünkörü geçen ancak “onlar yaptı” demekten geri durmayan Çarkın, “Bölge’ye gittikten sonra gerçeklerle karşılaştım. Nefret kanı elimize bulaştığında orada farklı bir şeyin olduğunu gördük. İhaneti gördük. O zaman Abdullah Öcalan da ‘Bu iş başka’ demişti. Bulaşmıştım artık kana. Bu kaostan çıkmanın tek yolu ders alıp doğruyu söylemekti. O görev de bana düştü. Bana hain diyenler benimle birlikte çalışanlara sesleniyorum, Kürt halkına ihanet edildi. Bir adamı on tane çocuğunun içinde çırılçıplak soydular, bu terörle mücadele değildi. İhanetti” diye konuştu.

Ekmeğini yedik, öldürdük

Çarkın, Bölge icraatlarını şöyle anlattı: “Biz orada insanların tırnaklarını çektik işkence yaptık, dillerini yok ettik. Bize evinde yemek veren teyzeyi öldürdük. ‘Orada bir köy var, kurtarılması gerek’ dediler ama insanların ölüsüne dirisine yapmadığımızı bırakmadık. Diyarbakır, Van, Kato Dağı, Mardin, Dersim, Aliboğazı buralarda hayatımın büyük bir kısmı geçti. Başbağlar Katliamı’nı da bu unsurlar yaptı.”

Somut bir bilgi de vermemeye özen gösteren Çarkın, Hanefi Avcı’yı anlatırken de “Diyarbakır’da görev yaptığım sırada Özel Harekat Daire Şubesi ile Diyarbakır Cezaevi bitişiktir. Tek duvar vardır arada. Oradan duyduğum sesleri şimdi daha iyi anlıyorum. Avcı elinde çanta ile gezerdi. Doktor zannederdik” dedi.

Şahin deli numarası yapıyor

1992’de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Gayrettepe’deki binasında, imha edilmek istenen bir bombanın patlaması sonucu 3 polisin öldüğü olayın da polis teşkilatı içinden yapıldığını iddia eden Çarkın, “Gayrettepe olayı bize yönelik bir işti. O olayda bir gözdağı verme değil, göz çıkarma olayı vardı” dedi.

Eski Özel Harekat Daire Başkanı İbrahim Şahin’in cezaevinden çıkmak için deli rolü yaptığını kaydeden Çarkın, “Ben bilirim onun deli olup olmadığını. Ben ona çok şeyi hatırlatacağım. Soracağım çok insan var. Bunlardan biri siyasi şubeden müdürüm Şerif Kullar’dır. Oğuz Yorulmaz’ı öldürdünüz. Ben katilleri tanıyorum” dedi.

Çarkın’ın yakın arkadaşı olan Oğuz Yorulmaz, 2005’te Bursa’da bir barda öldürülmüştü. Yorulmaz’ın annesi Nuran Yorulmaz, “Veli Küçük bunların başı” demişti. Yorulmaz’ın adı Sapanca’da öldürülen Kürt işverenler Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım’ın tetikçileri arasında da geçiyordu.

Hepimiz katiliz

Çarkın, “Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun gerçekler ancak öyle açığa çıkar. Tüm yaşanan suçlar hepimizin. Hepimiz katiliz. ‘Vatan millet Sakarya’ adı altında bu insanlar çatıştırıldı. Bir af ilan edin bakın bakalım kimler gelip konuşacak. Türk halkının üzerine düşen Abdullah Öcalan’ı dinlemektir. Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun diyor. Bu havuz dolsun diyor. Çünkü bu son havuz. Ben de bu komisyonda konuşurum” dedi.

Hakikatler Komisyonu’na ifade veririm

Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması halinde bütün suçları anlatacağını belirterek, “Ben katilim” diyen Çarkın, “Artık sadece Kürt halkına inanıyorum. Bu ülkeyi ancak Kürtler kurtarır. Eli kanlı katilleriz biz. Bu ülkede terör sorunu yoktur. Yazık değil mi bu kadar kana cana. Benimle birlikte çok kişi yargılanmalı ama bugünkü gibi değil, gerçek adalet olmalı, ben ifade vermeye hazırım ama benimle birlikte Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Mesut Yılmaz, hepsi ifade verecek. Geçmişte yaşananlardan dolayı Kürtlerden özür dilenmeli.”

O bebeği biz öldürdük

Çarkın’ın itirafları içinde en dikkat çekici olan 20 Haziran 1987 yılında Mêrdîn Ömerli Pınarcık köyünde gerçekleşen ve 33 kişinin öldürüldüğü olay. Basında “Bebek katilleri” diye PKK’nin yaptığı iddia edilen saldırıyı Ergenekoncuların yaptığını belirten Çarkın şunları söyledi: “O zaman oradaydım, katliam sonrası olay yerine gittim. Avucuma düşen bir buçuk yaşındaki bebeğin kanı beni etkiledi. İlk köy basılma olayları olduğu söyleniyordu. PKK yaptı diyorlardı. Biz de intikam almak için gidiyorduk. Ama bu kanı döken başkasıydı. İşte Ergenekoncu, ihanetçi, zihniyetti bunları yapanlar. Bu katliamı provokasyon amaçlı JİTEM’in oluşturduğu gruplar yaptı.”

Her çatışmada vardım

Çarkın, “Benim girdiğim silahlı çatışmların hepsinin altında imzam vardır. Benimle birlikte kim çalışmışsa, benden sonrakiler nerede çalışmışsa onlardan hesap sormak hakkıdır bu halkın. Perpa’da ben de silahlı çatışmadaydım. Herkesin balistik kayıtları vardır. Olayda kimin üstünde kaç mermi var bellidir. Ben söylediğim halde dikkatli olunmadı. Bu gün orada görev yapanlar emekli oldularsa yataklarında rahat yatmamalılar” itirafında bulundu. Çarkın, “16-17 Nisan Çatışmasında Dev-Sol çatışmasında vardım. Her çatışmada vardım. İnfaz ya da değil, balistik inceleme istedim. Devlet isterse bunları çıkarır. Sabahat Karataşı’ın silahlı çatışmasında da vardım. Bedri Yağan olayından olay yerine sonradan gittim. Oradan bir bebek çıkarttım. Ben hata yaptıysam bedelini öderim” dedi.

Bir katilin portresi

46 yaşındaki Çarkın, Erzurum’da doğdu. Özel harekatçı olarak Bölge’ye gönderilen 320 kişi içinde yer alan Çarkın, Diyarbakır, Dersim, Mardin başta olmak üzere 4 yıl görev yaptığı bölgede sayısız hücre evi operasyonuna katıldı.

12 Temmuz 1991’de Nişantaşı’nda bir eve düzenlenen ve 11 kişinin öldürüldüğü operasyona katıldı. 16 Nisan 1992’da Çiftehavuzlar’da bir operasyonda 3 kişi öldürüldü. Bolu-Sapanca- Düzce üçgeninde Kürt insanlarının öldürülmesinde görev aldığı konuşuldu. Gazi Mahallesi olaylarında rol aldı. Ömer Lütfü Topal suikastında yer almakla suçlandı. Susurluk davasında 4 yıl ceza aldı. Çarkın’ın evinde her operasyondan sonra üstlerinin verdiği 350 takdirname bulunuyor. (Günlük gazetesi)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*