Anasayfa » GENÇLİK » Nijerya “pastası”: “600 milyon zencinin dörtte biri!”

Nijerya “pastası”: “600 milyon zencinin dörtte biri!”

Cumhurbaşkanı ve beraberindeki 100 kapitalist, Nijerya’ya gitmişlerdi. Orada, Nijerya-Türkiye Ticaret ve …. Forumu’nda, Nijeryalı kapitalistlerle bir araya geldiler.

“Güvenlik sorunu”: İşçi sınıfı ve emekçiler
“Nijerya’ya ilk defa Cumhurbaşkanı statüsünde bir katılım gerçekleştirdik. Bizler dünyaya, özellikle de Afrika’ya açıldıkça, oradaki cevherleri keşfetmeye başladık. Bünyemizdeki 150 dernek ve 15 bin iş adamımızla, diğer Afrika ülkelerine olduğu gibi yıllardan beri bu ülkeye iş seyahetleri yapıyoruz. Nijerya, potansiyel güvenlik dedikodularının gölgesinde kaldı.

Nijeryalı’lar ülkelerinde şeker fabrikaları kurmaya çalışıyorlar. Bu ülkedeki kesme şekerler Fransa’dan geliyor. Bunun dışında temel gıda maddeleri un, tuz, makarna gibi alanlarda çok büyük açıkları söz konusu. Bu nedenle Nijerya’ya daha fazla yoğunlaşmalıyız. Çok büyük ve potansiyeli olan şehirleri var. 3 bin megavat kurulu güçleri var. Kurulu güçlerini 12 bin megavata çıkarmak istiyorlar. Burada bu doğalgazı elektrik enerjisine çevirecek santraller kurulmalı.

Nijerya, enerji için 8 milyar dolarlık bir bütçe ayırmış. Bunun dışında ülkede 300 bin konut açığı var. Devlet altyapı, enerji ile konuta odaklanmış durumda. Her yerde yoğun bir çalışma var. Burada toplu konut inşaatı ve arazi geliştirme konularında Türk iş adamları ile işbirliği istiyorlar. Sadece demiryolları’nın rehabilitasyon projesi için 185 milyon dolar bütçe ayrılmış durumda.” (TUSKON Başkanı Rızanur Meral)

“Nijerya 41 milyar dolarlık ithalat yapıyor, Türkiye bundan 250 milyon dolarlık pay alıyor. Nijerya’ya ihracatımız 2001 yılından bu yana ihracatımız 5 kat arttı. Biz buradan sadece petrol ve doğalgaz alıp; makine, demir çelik ve tekstil gibi her türlü ürünü satıyoruz. Ama yine de çok düşük. Bu ihracat kısa vadede 1 milyar dolar olmalı. Bu ülkenin her türlü potansiyeli var, GSMH’si diğer Afrika ülkelerine göre çok yüksek.
ABD toplam petrol ithalatının yüzde 9’unu buradan ithal ediyor. Ve bunu da önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 15’e çıkarmayı planlıyor. Bu da buradaki zenginliğin bir göstergesi.
Afrika ülkelerine Türkiye Hava Yolları seferler koydu. Bu direkt uçuşlar çok önemli. Çünkü dolaylı uçuşlar gidiş- geliş 40 saati buluyor. O zaman Türk iş adamı buraya gelmekten imtina ediyor. 5 -6 saatlik mesafe ile gidip gelmek artık kolay. Bunlar ticaretin önündeki engelleri kolaylaştıran şeyler.” (TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi)

“2002’den beri Nijerya’da iş yapıyoruz. Burası inanılmaz büyük bir pazar. Yol ve bina inşaatları yapıyoruz. Ki bu çalışmaların çoğunu devlete yapıyoruz. Afrika’da 600 milyon zenci yaşıyor. 4’te biri Nijeryalı. Fakat Batı basını ülkeyi dünyaya güvensiz göstererek sadece kendisine pazarlanabilir kılmaya çalışıyor. Eğer güvensizse kendileri neden bu ülkede ciddi işlere, imza atıyor! Nijerya’da en etkili iki ülke Almanya ve İtalya, bunları İngiltere ve ABD takip ediyor. Biz maalesef gerilerdeyiz. Fakat bize çok güveniyorlar. Daha fazla iş yapmak istiyorlar. Biz Ekşioğulları olarak şu ana kadar ülkeye 230 milyon dolarlık bir yatırım yaptık.” (Ekşioğulları Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Recep Ekşi)

“Küreselleşme” dedikleri…
“Küreselleşme” dedikleri; emperyalist kapitalist bütünleşme, bu işte. Artık, önceki gibi, içe kapalılık yok. Tersine, elde ne varsa; işçi sınıfının tüm yaşam kaynaklarını, haraç mezat pazarlayıp satmaya (“ihracata dönük ekonomi”); ülke sınırları içinde dışında her yere sermaye yatırımları yapmaya, yöneliniyor.

Dünün dışlanan köle “zencileri”; bugünün, sömürülen işçi sınıfı, sömüren sermaye sınıfı ve hepbirlikte, karları gerçekleştirmek üzere satılacak malların pazarı haline geliyor. Bir de; işçi sınıfı ve emekçiler, sermaye için, “güvenlik sorunu” (dip not 1) haline geliyor!

Ekonomik, siyasal entegrasyon eğilimi
Nijerya’ya ziyaretle de bağlantılı olarak, iki şeyin altını çizmek istiyoruz.

Birincisi; Nijerya ile Türkiye arasındaki, ekonomi/üretim düzeyindeki entegrasyon eğilimine.

Emperyalist ülke ve tekeller arasındaki, bağımlı kapitalist ekonomiler arasındaki, yatırımları kendi ülkelerine çekme, pay alma rekabetini, sermayelerin yatırımlardan vb. en büyük payı kapmak üzere birbirleriyle rekabetlerini; aynı sektör sermayeleri arasındaki rekabeti vb.; bir an için görmezden geldiğimizde; ortaya çıkan; ülke sınırlarının çok ötesinde, bölgesel, kıtasal, kıtalar arası, dünya çapında bir üretim-dağıtım entegre sistemi eğilimi oluyor.

Bu, dünya çapında üretim-dağıtım entegre sistemi, aslında; sömürülüp, sermayeye dönüştürülmüş, işçi sınıfının emeğinden başka bir şey değil!

“En acil ihtiyaç: Birinci sınıf demokrasi!”
İkincisi; yine dünya çapında; ülke, bölge vb. düzeylerinde gelişen, neo liberal burjuva demokrasisidir. Nijerya ile Türkiye arasındaki, neo liberal demokrasi düzeyindeki, entegrasyondur.

Nijerya gezisi sonrası, Türkiye’ye dönen, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Çiçek; ayağında “zenci tozuyla”, Yozgat’a gitti. Bozok Üniversitesi’ne bağlı Sorgun ve Sarıkaya Meslek Yüksek Okullarının temelini atmaya. Temel atma töreni sırasında, şunları söyledi:

Türkçe eğitimi: “Nijerya, Afrika’nın ortasında bir yer. 150 milyon nüfuslu. Toprağın altında her türlü zenginlik var ama toprağın üstünde de her doğan 100 çocuktan 20’sinin açlıktan öldüğü, böylesine de sefalet içerisindeki bir toplum. Orada Türk Okulları var, Türkçe konuşuyorlar ama biz bu eğitim meselesini çözemedik. Nijerya’daki Nijeryalılara Türkçe’yi öğrettik; Hakkari’dekine, Diyarbakır’dakine halan Türkçe’yi öğretemedik! Bu, devletimizin ayıbıdır, bizim ayıbımızdır. Çünkü eğitime yeteri kadar önem vermedik, veremedik. Bunun bedelini yoksulluk olarak ödüyoruz, terör olarak ödüyoruz.”

Cehaletten çıkış: “Bütün dünyanın en çok önem verdiği konu eğitimdir. ‘Bu millet iyiyi kötüyü bilmez. İyiyi kötüden ayırt edemez. Bunlar cahil insanlar, bunlara yetki verilmez. Bunlara bir şey sorulamaz. Bizim insanımız bir İsviçreli gibi değil, bir Alman gibi değil, ona bir şey sormayacaksınız. Onun adına kararı biz vereceğiz’ diyorlar. Ben şu kadar yıllık siyasi hayatımda şunu çok net ifade ediyorum, böyle bir millete mensup olmaktan dolayı Cenab-ı Hakk’a şükrediyorum. Sizin ferasetiniz, sizin öngörünüz, sizin basiretiniz, sizin verdiğiniz karar, benim gibi okumuşların çok önündedir. Herkesin millete saygı duyması lazım. Onlar sizi yaftalarken ne dediler, bunlar bidon kafalı, bunlar karnını kaşıyan insanlar, kim bunlar? Sizin maaş verip belli bir yerlere getirdikleriniz. Sizden alınan vergilerle lojmanlarda oturanlar, sizden alınan vergilerle arabalara binenler. Yani size hizmet mecburiyetinde olanlar, yeri geldi, size böyle hakaret ettiler. Onun için değerli kardeşlerim Türkiye’de en önemli iki şeye ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi eğitim, ikincisi de demokrasidir.

Demokrasi: “Demokrasi oksijen gibi bir şey, eksik olduğu zaman en azından baş ağrısı yapar. Türkiye’de demokrasi eksikliği var, demokrasi açığı var. Bakın ne oluyor? Temmuz sıcağında seçim yapıyoruz, bizden başka size gelip hesap veren var mı? Siz başkalarının maaşını da verirsiniz, onlardan hiç birisi gelip size hesap vermez. Şimdi hesap veren demokrasiye ihtiyaç var. Madem ki millet adına yetki kullanıyorsun, madem ki millet adına imza atıyorsun, madem ki millet adına devletin arabasına biniyorsun, madem ki millet adına onun sağladığı imkanlardan istifade ediyorsun, evvela bu millete hesap vermeyi öğreneceksin. Aynen Alman vatandaşı gibi, aynen Fransız vatandaşı gibi, aynen Avusturyalı gibi benim insanım da birinci sınıf demokrasiyi çoktan hak ediyor. Onun verdiği karara kimse saygısızlık edemez. Onun için Türkiye’nin en acil ihtiyacı birinci sınıf demokrasidir.”

“Hesap veren demokrasi”
Bakanın, eğitim ile yoksulluk ve “terör”ü bağlantırması; sınıfı, TÜSİAD ve Genelkurmay tarafından çoktandır aşılmış halde. Yakında, Kürt işçi ve emekçilerine; kendilerini ezenlerin dilinin dayatılması da aşılacak. Tıpkı, “bidon kafalılığın”, “karnını kaşıyanlığın” aşılması gibi…

Gerçekten de; dünya çapında olduğu gibi; Nijerya’da olduğu gibi; TÜSİAD’ın da; planlayıp organize ettiği faşist askeri darbelerden, “hesap veren bir demokrasiye geçmeye ihtiyacı var!” Geçiyor da. Referandum, bunun ilerleyen adımlarından birini oluşturacak…

“Hesap veren demokrasi”; sermayenin demokrasisidir. Burjuva demokrasisidir. Kuruluştan bugüne kadar, demokrasiyi hiç solumamış işçi sınıfı için; sınıf savaşımının alabildiğine keskinleştiği bu dönemde, “oksijen gibi birşey” olması için, kendilerini parçalıyorlar. Ancak, oksijen değil; “oksijen gibi bir şey!”

“Hesap veren demokrasi”; sermayenin sınıf diktatörlüğünün, yeni rejimini oluşturuyor. Bu yüzden de, sermayeye; emperyalist ve bağımlı sermayeye, hesap vermesi kadar, “doğal” bir şey olamaz. Ancak, hesap, bununla sınırlı değil!

Sermaye; “sivil toplumculuk”, “sosyal diyalog” vb., geliştirdiği yol, yöntem, araç ve organizasyonlarla; kapitalizme uzlaşmaz karşıt eksenden işçi sınıfına dayanılarak geliştirilmeyen her türlü örgütlülüğü, hareketi, muhalefeti vb., içererek; kendi sınıfsal egemenlik, yönetim sisteminin iç bileşenleri haline getiriyor.

Yakında; diyelim Enerji Bakanı; kuyularda biriken işçi cesetleri, sınıf kini ve tepkilerin zorlamasıyla, madenlerde hızlandırdıkları denetimlerin, “iş kazaları”nı azaltmakta olduğunu; fakat henüz arzu edilen sonuçlara tam anlamıyla ulaşılamadını; hala “iş kazalarından” ölümlerin olabildiğini; denetimleri geliştireceklerini vb. açıklayıp; “bunun sorumlusu, önlem almayan çalışanlarımız ve iş adamlarımız olduğu kadar; bakanlığımız önde gelecek şekilde, bakanlıklarımız ve Hükümetimizdir. Milletimizden, çalışanlarımızdan özür diliyoruz!”, diye bir açıklama yaparsa; şaşılmasın…

Bağımlı Türkiye kapitalizminin “en acil ihtiyacı olan birinci sınıf demokrasi”, “hesap veren demokrasi” ile, bağımlı Nijerya kapitalizminin demokrasisi, bütünleşiyor. Sermayeleri de. Meslek liseleri, meslek yüksek okulları da…

Şimdi “sıra”; Nijerya ve Türkiye-bölge işçi sınıflarının mücadelelerinin, sınıf dayanışmalarının birleşip, bütünleşmesinde. Kendi emeklerine karşı! Oksijen!

Dip notlar:
1-Nijerya’ya giden Türk kapitalistlerin söz ettikleri “güvenlik sorunu” ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenler için, iki site adresi önereceğiz:
bydigi.net/genel-kultur/189888-abd-neden-afrika-komutanligi-kuruyor.html
africom.mil/

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*