Anasayfa » GÜNDEM » Newroz piroz be!

Newroz piroz be!

Kürtçede ”Nû roj (Yeni gün)” anlamına gelen ve Kürtler için baskıdan, esaretten ve zulümden kurtulma özgürlüğe kavuşma günüdür Newroz.

Kürt halkının ulusal kimliği ve onuru için sokaklara, meydanlara aktığı gündür Newroz…

Kürt halkı, Newroz’u kutlama hakkını kurşunların üzerine yürüyerek, korku dağlarını yıkıp binlerce bedel vererek kazandı.

Kürt halkının ulusal kimlik ve onurunun ayrılmaz bir parçası; Newroz. Bırakalım kitlesel Newroz kutlamalarını, adının, varlığının bile kabul edilmediği günlerden 1990′daki ilk Newroz’a zorbalığı yara yara geldi Kürt halkı. Cizre ve Nusaybin serhıldanları, korkuyla yaratılan karanlığı gerilla mücadelesinden ilham alıp aşarak gerçekleştirildi. 1992′de “Kürt realitesini tanıyoruz” diyenlerin açtığı ateş, Newroz’u kutlayan 60′a yakın Kürt emekçisinin canını aldı.

Newroz’u özgürce kutladığımız bu yıllar, bize özgürlüğün vazgeçilmez değerini öğretti. Özgürlük olmadan, onurumuz olmadan geçen zamanın mezarda geçen zaman olduğunu öğretti. Ve özgürlüğü ancak kendi kollarımızla kazanabileceğimizi, onu bize kimsenin elleriyle veremeyeceğini öğretti. Amansız bir kirli savaşa karşı dağlara verdiğimiz kızlarımız ve oğullarımızın, gözaltında kaybedilen, sokak başlarında katledilen en değerli evlatlarımızın şahsında, gemileri yakmış bir halkın direnme gücünün tükenmeyeceğini öğretti.

Artık biliyoruz ki, sadece ulusal taleplerimiz, ulusal kimliğimiz için mücadele etmek yetmiyor. Onları kazanabilmek için bile kavgayı büyütmek, sömürücülere daha fazla korku salmak gerekiyor. Babalarımızın, dedelerimizin kanını içen toprak ağalarının yerini burjuvalar aldı. Tek bir ulus değiliz biz Kürtler de; her ulus gibi iki ulusuz. Bir yanda burjuva Dehaklar ve diğer yanda Kawalar, işçiler, kent ve kır yoksulları! Bir yanda Türk ve Kürt tersane, konfeksiyon, inşaat… patronları, bir yanda Kürt ve Türk işçileri!

Türk işçi ve emekçilerini bize düşman etmek için içirdikleri şovenizm zehri onlarla kaynaşmamızı, tek bir sınıf yumruğu gibi davranmamızı engelledi. Fakat kapitalizm kendi mezarını kendi kazar. Bizi Türküyle Kürdüyle, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, sendikalısı sendikasızıyla aynı güvencesizlik batağına doğru çeken kapitalizm, aynı zamanda bizi sınıf kardeşimizle buluşturdu.

TÜSİAD’cıları MÜSİAD’cıları için değil, Kürt sermaye sınıfı için değil, burjuvalar için değil, işçi ve emekçiler için demokrasi istiyoruz! Eşitliğe ihtiyacımız var; öyle kağıt üzerindeki kırıntıları değil, uluslar arasında tam ve gerçek hak eşitliği istiyoruz! Kapitalist vahşi sömürüye karşı, güvencesiz kölece çalışmaya ve yaşamaya karşı dünyanın her yerindeki sınıf kardeşlerimizle birlikte emeğimizi koruma mücadelesine ihtiyacımız var! Örümcek ağlarını, cinsel ve sınıfsal sömürüyü tümden mezara gömmek için kadınla erkek arasında tam hak eşitliğine, kadınların bu mücadelenin en önünde yürümesine ihtiyacımız var! Sömürgenleri alaşağı edip bunca yıllık mücadelelerin özdeneyimiyle kendi sosyalist konseyler demokrasimizi kurmaya ihtiyacımız var!

İşçi Meclisi 55. sayısından alınmıştır

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*