Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Newroz da, Kürdistan’da Yaşanan Savaş da Sınıfsaldır

Newroz da, Kürdistan’da Yaşanan Savaş da Sınıfsaldır

Kürtçede “nû roj (yeni gün)” anlamına gelen ve Kürt halkının baskıdan, esaretten, zulümden kurtularak özgürlüğe kavuştuğu gündür Newroz!

Kürt halkının ulusal kimliği ve onuru için sokaklara, meydanlara aktığı gündür Newroz!

Kürt halkı, Newroz’u kutlama hakkını kurşunların üzerine yürüyerek, korku dağlarını yıkıp binlerce bedel vererek kazanmıştır.
Kürt halkının ulusal kimlik ve onurunun ayrılmaz bir parçasıdır Newroz. Bırakalım kitlesel Newroz kutlamalarını, adının, varlığının bile kabul edilmediği günlerden 1990′daki ilk Newroz’a zorbalığı yara yara gelmiştir Kürt halkı. Cizre ve Nusaybin serhıldanları, korkuyla yaratılan karanlığı gerilla mücadelesinden ilham alıp aşarak gerçekleştirmiştir. 1992′de “Kürt realitesini tanıyoruz” diyenlerin açtığı ateş, Newroz’u kutlayan 60′a yakın Kürt emekçisinin canını aldı.

Bu gün de Newroz eylemleri sermaye iktidarının, bölgesel düzeyde yaşanan savaşın, Suriye’de süren kapitalist emperyalist bölgesel paylaşımın etkisi ile giderek derinleştirdiği kirli savaşın gölgesinde, sermayenin patlattığı bombaların Kürdistan ve Türkiye halkları içerisinde tırmandırdığı korku ikliminde gerçekleşiyor.

Kürt işçi ve emekçilerinin üzerinde her türlü kirli savaş yönteminin uygulandığı, Cizre’de, Sur’da yüzer yüzer katledildiği, bir halkın ölülerine bile her türlü onursuzluğun ve saygısızlığın yapıldığı bu süreçte Kürt halkının “Direnerek Kazanacağız!” şiarının yanında olarak ve bu direnişi “Her ulus iki ulustur” denklemi ile daha da güçlü haykırmak için alanlarda olmalıyız!

Komünistler olarak devletin her türlü yasağına rağmen Kürt işçi ve emekçilerinin her yanı Newroz alanına ve direniş alanına çevireceği gerçeği ile sokaklarda “Newroz’da, savaş’ta sınıfsaldır” sloganını güçlüce haykırmalıyız!

Uzunca bir süredir Kürt işçi ve emekçilerinin özgürlük talepleri, liberal reformist çözüm ve sandık denklemi arasında sıkıştırılıyor. Newroz, neoliberal burjuva reformist uzlaşmayla, çerçevesi bireysel ve kültürel hakları aşmayan bir çözümle Kürt halkının ulusal demokratik talep ve özlemlerinin soğurulacağı, Kürt halkının neoliberal burjuva demokrasisine içerileceği bir stratejinin ilan edileceği gün değil, Kürt halkının özgürlük için başkaldırı günüdür.

2013 Newroz’unda neoliberal burjuva reformist uzlaşma ve çözümün yol haritası kitlelere duyurulmuştu. Takip eden yıllarda ise gerçekleştirilen Newroz’larda sandık aldatmacası ekseninde Kürt halkına tarihsel anlamına tam karşıt bir elbise giydirilmekten başka bir işe yaramadı.

 Newroz da, Kürdistan’da yaşanan savaş da sınıfsaldır!

Kürt işçi ve emekçileri artık sadece ulusal talep ve ulusal kimlik için mücadele etmenin yetmediğini çok iyi biliyorlar. Yüzlercesi büyük metropollerde işçi cinayetlerinde katlediliyor. Onları kazanabilmek için bile kavgayı büyütmek, sömürücülere daha fazla korku salmak gerekiyor. Dedelerimizin, babalarımızın kanını içen toprak ağalarının yerini bugün burjuvalar aldı. Biz Kürtler de tek bir ulus değiliz; her ulus gibi iki ulusuz. Bir yanda burjuva dehaklar ve diğer yanda kawalar, işçiler, kent ve kır yoksulları! Bir yanda Türk ve Kürt tersane, konfeksiyon, inşaat vb. patronları, bir yanda Kürt ve Türk işçileri!

Newroz alanlarında bu sınıfsal özü Kürt işçi ve emekçileri ile buluşturmak, Kürt işçi ve emekçilerinin demokratik kazanımlarının sınıfsal bir öz dışında olamayacağı gerçeğini dillendirmek gerekiyor.

Sermaye, Kürt, Türk işçi ve emekçileri içinde, Ankara’da, Suruç’ta, Cizre’de, Sur’da patlattığı bombalarla, yaşattığı katliamlarla şovenizm zehrini daha da derinlere ulaştırmaya çalışıyor. Ankara’da 13 Mart günü patlayan bomba bu zehrin etkisinin bir göstergesidir. Gerçek ve onurlu bir barışın ve çözümün adresi ise halklar arasında bir intikam savaşı değil, ancak ve ancak, Kürt, Türk, Laz, Çerkez tüm işçi ve emekçilerinin kapitalizme karşı yükseltilecekleri sınıf savaşı olmalıdır!

Fakat kapitalizm kendi mezarını kendi kazıyor. Bir yandan bizleri Türküyle Kürdüyle, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, sendikalısı sendikasızıyla aynı güvencesizlik batağına doğru çekerken, aynı zamanda bizi sınıf kardeşimizle buluşturuyor. İşte bu yüzden bugün daha da güçlü “Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği” demek gerekiyor.

Kapitalist savaş aygıtını, Kürt işçi ve emekçileri dağda-sokakta silahlı-silahsız bir savaşımı yükselterek, Türk işçi ve emekçileri ise bu savaş aygıtına kan-can vermeyerek, birlikte işçilerin birliği-halkların kardeşliği şiarı ile işlevsiz kılabilirler. Ve ancak o zaman gerçek bir barış söz konusu olacaktır!

TÜSİAD’cıları MÜSİAD’cıları, Kürt sermaye sınıfı, Kürt burjuvazisi için değil, işçi ve emekçiler için demokrasi istiyoruz! Eşitliğe ihtiyacımız var; öyle kâğıt üzerindeki kırıntıları değil, uluslar arasında tam ve gerçek hak eşitliği istiyoruz! Kapitalist vahşi sömürüye karşı, güvencesiz kölece çalışmaya ve yaşamaya karşı dünyanın her yerindeki sınıf kardeşlerimizle birlikte emeğimizi koruma mücadelesini yükseltmeye ihtiyacımız var! Örümcek ağlarını, cinsel ve sınıfsal sömürüyü tümden mezara gömmek için kadınla erkek arasında tam hak eşitliğine, kadınların bu mücadelenin en önünde yürümesine ihtiyacımız var! Sömürgenleri alaşağı edip bunca yıllık mücadelelerin öz deneyimiyle kendi sosyalist konseyler demokrasimizi kurmaya ihtiyacımız var!

Bugün Kürdistan’da yaşanan savaş bölgesel düzeyde kapitalist emperyalizmin çıkarlarından bağımsız düşünülemez. Rojava’da planları suya düşenlerin sınıfsal çıkarları için Kürt halkının boğazını sıktığı su götürmez bir gerçektir. Bu eksende “Kürdistan’ın kaderini sosyalist devrim belirleyecek!” Sloganı havada kalan bir slogan değil tamda derinlemesine yaşanan sınıfsal bir savaşın çözümünün sloganıdır.

Bulunduğumuz her alanda yasaklara rağmen Kürt işçi ve emekçilerinin yanında omuz omuza Newroz alanlarına.

Burjuva dehaklara karşı güçlü bir şekilde Newroz alanlarında olmalıyız.

Biji newroz!
Newroz piroz be!

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*