Anasayfa » BASINDAN » Mısır’da devrim bitmedi, başlıyor

Mısır’da devrim bitmedi, başlıyor

KORAY ÇALIŞKAN – 13/02/2011 – RADİKAL

Mısır’ın girdiği yolda halkın önünde birkaç tuzak var. Mısır’ı ‘Ordu, Sınıf ve İhvan (Müslüman Kardeşler)’ arasında şekillenecek bir gelecek bekliyor.

İki gece önce Mübarek televizyona çıktı. Tehditkâr gözlerini halkına dikti. “İstifa etmiyorum, yardımcımla iktidarı kardeş payı yaptık” dedi. Tahrir’dekilerin bu sözlerden aslında ne anladığını söylemeye insanın terbiyesi el vermez. Enformasyon Bakanı Kemal, Mübarek’in istifa etmesine gerek olmadığını söylemişti. Kemal, Saddam’ın aynı işi yapan ve Irak düşmeden 10 dakika öncesine kadar ABD ordusunu nasıl ‘ezdiklerini’ anlatan bakanı El Sahhaf’la aynı kaderi paylaştı.

Olan biteni en az idrak edenlerin enformasyon bakanı olması, diktatörlüklerin doğasını hızlıca anlatan bir ironi. Cuma günü yaklaşık 85 milyonluk Mısır’da 15 milyon insan sokaklardaydı. Köyü kenti geceyi ayakta geçirdi. Dünya tarihinin en kalabalık halk hareketlerinden biri, 18 gün süren bir ayaklanmayla Mübarek’i devirdi. Cuma gecesi dünyanın en mutlu halkı Mısırlılardı. Haklıydılar. Direndiler ve kazandılar.

Birkaç tuzak
Mısır’ın girdiği yolda halkın önünde birkaç tuzak var. Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi diye emperyal hislere meyyal gayet çirkin isimli bir grup ülkede yönetime el koydu. Başka da çare yoktu. Mısır’ın hiperbolik anayasası Mübarek’in iktidarını sürdürmeye kodlanmıştı. Ordunun idareye el koyması kurumsal bir değişiklik için herkesin şimdilik kabul ettiği tek ön adım. Ordu-halk el ele fotoğraflarına bakanlar yanılmasın. Mısırlılar nasıl bir orduları olduğunu gayet iyi biliyorlar. Süleyman’ın idaresindeki polisten başka türlü kendilerini korumaları mümkün olmadığı için orduya yakınlaşan halk, denize düşmüş gibi yılana sarıldı. Şimdi yılan ne yapacak göreceğiz.

Ordu ordu değil kartel
Ordu iktisadi ve siyasi hayatın önemli parçası. Bazı vilayetlerde hayvan yemi üretiminin tek hâkimi. Finans, inşaat ve petrokimya sektörlerinde önemli rol sahibi. Muhafazakâr tahminler Mısır GSMH’sinin % 10’unun ordunun elinde olduğunu belirtiyor.

Dünya Bankası ve IMF’nin yalan yanlış reformları sırasında Mısır’ın birçok sektöründeki özelleştirmelerden de yararlanan aktörlerden birinin ordu olduğu biliniyor. Bu durumu 10 Ramazan Mahallesi’ndeki 2004-2005 grevlerinden birini örgütleyen arkadaşlarımdan Rabie Wahba, “Ordu kendini zaten kamudan ayrı özel bir kurum olarak görüyor” diye gayet güzel özetlemişti.

Böylesine ayrıcalıklı bir konuma sahip ve Mübarek’in yarattığı değil, Mübarekgilleri yaratan bir mekanizmaya demokrasi emanet etmek, kurda kuzu emanet etmeye benziyor.

Mısır uyumuyordu
Genel ve yanlış bir kanı var. Güya uyuyan bir dev uyanmış, bir silkinmiş, üstünden diktatörünü atmış. Mısır kırsalı için bu geçerli değil. Her yıl yüzlerce köylü, toprağını terk etmemek için direnerek ölüyor, binlercesi yaralanıyor. Kentler de yıllardır kaynıyor. Genel grevin bu kadar hızlı örgütlenebilmesi 30 yıldır sabreden halkın öfkesiyle değil, sınıfsal hareketi bitmemiş bir halkın, bu geçmiş sayesinde ayağa kalkmasıyla anlaşılabilir.

İhvan’ın iki imtihanı
Müslüman Kardeşler’i iki önemli imtihan bekliyor. Demokrasiyi kendileri için mi yoksa herkes için mi istedikleri yakında anlaşılacak. Şimdilik iki yorum var. İlki, İhvan’ın reforme olamayacak kadar sofu bir siyasete dayanan şeriatçı bir hareket olduğu. İkincisi, Milli Görüş’ün içinden yeni ve pahalı gömlekleriyle yeni siyasi İslamcıların çıkması gibi, İhvan’ın içinden de reformcu bir kanadın çıkabileceği. Ben ikinci yoruma yakınım.
İhvan’ın ikinci imtihanında ‘sınıfta’ kalması kesin. Mısır’ın iktisadi ve sosyal hayatının şirazesini kaydıran en önemli etken neo-liberal piyasa reformları oldu. İhvan bu reformların hedef aldığı sosyal devlet daraldıkça büyüdü. Yoksulluk diz boyu. Sağlık hizmetleri durma noktasında. Hastanelerde İhvan’dan tanıdığınız ya da paranız yoksa işiniz zor.

İhvan’a göre bu sorunların çözümü fitre ve zekât. İktisat politikaları açısından ikna edici değiller. Piyasacı çözümleri destekleyen ve burjuva çıkarlarını giderek daha fazla sahiplenen bir duruşları var. Fabrikatör Müslüman Kardeşler’in grevlere karşı nasıl garezi olduğunu da Mısır toplumu iyi biliyor. Ora Mısr direnişinde fabrika sahibinin yerel İhvan’ın lideri olduğunu ve polisle işbirliği yaptığını, 2005’teki grev dalgasında İhvan’ın halkı nasıl yalnız bıraktığını herkes bilir.

Mısır’ı ‘Ordu, Sınıf ve İhvan’ arasında şekillenecek bir gelecek bekliyor. Umalım ki arada demokrasi heba olmasın.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*