Anasayfa » BASINDAN » Mart Ayı Enflasyon Rakamları Açıklandı

Mart Ayı Enflasyon Rakamları Açıklandı

TÜİK, Mart ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) martta yüzde 1.02, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1.04 arttı. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 11.29, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 16.09 oldu.

Açıklanan Mart ayın enflasyon rakamlarıyla birlikte, yıllık bazda Ekim 2008’den beri en yüksek düzeye ulaşıldı.

Konuya dair Gazi Ünv. İİBF ‘den Doç.Dr. Mustafa Durmuş’un değerlendirmesi;

ENFLASYON YÜKSEK, HAYAT İSE DAHA PAHALI ARTIK!

Mart ayına ait enflasyon rakamları hem yıllık hem de aylık bazda bu sabah açıklandı. Birkaç gün önce de büyüme rakamları açıklanmıştı. Bu sayfada, yüzde 2,9 olarak açıklanan büyüme hızının yeni bir hesaplama yöntemiyle bulunduğunu ve diğer reel ekonomik göstergelerle uyum göstermediğini ileri sürmüştük. Nitekim aralarında T. Bulutay ve K. Boratav’ın da bulunduğu Türkiye’nin önde gelen bazı iktisatçıları yeni hesaplama yönteminin yanlışlıkları konusunda TÜİK’i uyaran bir bildirimde bulundular.

Enflasyon rakamları toplamda 414 mal grubundaki fiyatlardaki gelişmeleri anlatıyor. Dolayısıyla bu rakamlar sokaktaki insan için çok daha önemli olan “hayat pahalılığı” konusunda pek bir şey söylemiyor.

Oysa bu süre zarfında son derece yetersiz olan asgari ücrette ya da ortalama memur maaşlarında her hangi bir değişiklik söz konusu olmadı.

Öyle ki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 1600 lira, yoksulluk sınırının 4500-5000 lira olduğu bir ülkede, asgari ücret 1404 ve ortalama ücret 1750 lira ise ve çalışanların yaklaşık 10 milyonu asgari ücretle çalışıyor ve hanelerin yüzde 60 ’ının evine ortalama sadece 739 lira gelir girebiliyorsa, mal ve hizmet fiyatlarındaki bu artışın bu emekçi kesimi nasıl yoksullaştırdığı ve hayatı onlar için nasıl pahalı bir hale getirdiği açıktır. Bunlara bir de işsiz milyonlarca insanı dâhil ettiğimizde hayat pahalılığı ve yoksulluk daha da acıtmaya başlıyor.

TÜİK’in verilerini bu perspektiften de analiz etmeye çalışalım.

Geçen yılın Mart’ından bu yılın Mart’ına enflasyon yüzde 11,29 olmuş (işsizlik arttığı, gelirler artmadığı için hayat daha pahalı hale gelmiş).
Ancak daha önce de vurgulandığı gibi bu fiyat ortalaması 414 mal ve hizmetin ortalaması. Oysa bazı malların ve hizmetlerin hanelerin harcama bütçesindeki payları çok önemli iken bazılarının hiç yok gibi. Bu nedenle de hanelerin harcamaları içinde en çok yer tutanlardaki fiyat hareketlerine bakmak daha doğru olur.

Örneğin haneler gelirlerinin yaklaşık yüzde 28’ini “gıda ve içeceklere” (alkollüler dahil) harcıyorlar. Bu maddelerdeki fiyat artışı ise yüzde 17.12. Yani açıklanan enflasyon oranından yüzde 51 daha fazla.

Keza ikinci en büyük öneme sahip kalem olan “ulaştırma harcamalarının” bütçeler içindeki payı ortalama yüzde 16.31 ve bu kalemdeki fiyat artışı yüzde 17,69. Bu da ortalama enflasyon oranının bir buçuk katı.

Yani mutfakta ve ulaştırma masraflarında enflasyon çok daha yüksek. Bunun nedenleri kuşkusuz dışa bağımlı tarım politikaları sonucunda artan gıda fiyatları, liranın dolar karşısındaki yüzde 30’u bulan değer kaybının neden olduğu, özellikle de ithalatla sağlanan petrol gibi maddelerin fiyatlarındaki artış ve başta benzin olmak üzere akaryakıttaki ve içki ve sigaradaki çok yüksek ÖTV gibi vergiler.

Sağlık giderek pahalı hale geliyor…

Bir yılda en çok pahalanan bir diğer hizmet “sağlık hizmeti” olmuş. Zira bu hizmetteki enflasyon oranı yüzde 13,28. Bu bir sürpriz değil aslında, çünkü “Sağlıkta Dönüşüm” adı altında son yıllarda gündeme getirilen ve bu hizmetlerin özelleştirilmesi ve ticarileştirilmesi ile sonuçlanan bir neo liberal proje sonucunda daha önce bu hizmetlerin alımı sırasında ücret ödemezken şimdi bir çok kaleme ücret ödüyoruz.

Örnek olarak artık doktor randevuları telefon ile alınıyor ve her bir randevu için kamu hastanelerine 6- 8 lira, özel hastanelere ise 15 lira ödüyoruz. Bu proje sonrasında doktora başvuru 4 kat arttığına göre cebimizden sırf randevu almak için çıkan parayı düşünün.

Keza ilaç/reçete katkı payı söz konusu: 3 kutuya kadar 3 lira. Hali hazırda çalışansanız bu ilacın ilacın yüzde 20’sini, emekliyseniz yüzde 10’unu ödüyorsunuz. Ayrıca eşdeğer ilaç farkı, özel hastane / muayene farkı ve istisnai hizmet farkı başka farklar da alınıyor.

Yani bir kısım seçmen tarafından “en başarılı alan” olarak kabul edilen sağlıktaki dönüşüm projesi ile aslında bir insanlık hakkı olan sağlık hakkı kişisel katkılarla sağlanan bir ticari mala dönüşmüş durumda. Bu nedenle de sağlık hizmetlerinin giderek daha pahalı hale gelmesi bir sürpriz değil.

Enflasyonda Bölgesel farklılık

Son olarak TÜİK’in yüzde 11,29 olarak açıkladığı enflasyon verileri toplam 26 Bölgenin ortalama oranını yansıtıyor. Yani enflasyon her Bölgede eşit hissedilmiyor.

Örneğin aralarında İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Kocaeli, Bolu gibi daha ziyade Batı illerinin bulunduğu dört Bölgede enflasyon oranı ortalama oran olan yüzde 11,29’un altında iken, geriye kalan 22 Bölgede oranlar bunun üzerine, yüzde 13,06’ ya kadar çıkıyor.

Bu Bölgelerin arasında Doğu Karadeniz olduğu kadar, ağırlıklı olarak Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri yer alıyor. Bu Bölgelerde yer alan illerde fiyat artışları hem daha yüksek, hem de daha önce sözü edilen hanelerin yüzde 60’ının aylık geliri olan ortalama 739 liralık gelir 700 liranın altına iniyor. Yani bu illerde ağırlıklı olarak yaşamlarını kayıt dışı faaliyetler, yardımlar, köy ekonomisi ve borçlarla sürdürmek zorunda kalan insanlarımız için hayat çok daha pahalı.

Mustafa Durmuş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*