Home » GENÇLİK » Lice’de Yine Ölüm Mevsimi

Lice’de Yine Ölüm Mevsimi

“Kan Sızıyor Bir Halkın Dinmeyen Uğultusundan”
                                                                               Turgut Uyar

Sadece 90′lı yıllarda değil, Şeyh Said isyanı döneminden başlayan ve uzunca bir tarihe yayılan acı öfke ile doludur Lice’nin tarihi. Daha önemlisi direnişin kalesidir Lice. Lice bir direniş simgesi olmuştur. Belki de devletin Lice’ye kalekol yapmasının en önemli nedeni budur.

Şey Said isyanında Diyarbakır’ın ele geçirilmesi için kilit konumda olan Lice, isyan yenilgiyle sonuçlandığında ise en ağır bedelleri ödemiştir. Lice için isyandan geriye kalan; ölen 6.419 kişi, yakılan 30 köy ve 1.284 evdir. Lice sadece bu yüzden ölümün de varolmanın da savaştığı noktadır.

Lice’nin kandan tarihi daha o süreçte yazılmaya başlamıştır. Devlet cephesinden Lice artık başlı başına bir düşmandır. Kürdistan topraklarında yıllarca süren kirli savaşta hep Lice’ye özel “önem” verilmiştir.

1950 ve 1960 yıllarda Irak Kürdistanı’ndaki Kürt isyan ve ayaklanmalarının ilk yansımaları Lice’de ses bulmuştur kendine. 1965 yılında kurulan ve Xoybûn’dan sonraki ilk Kürt teşkilatı olma özelliğini taşıyan Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi’nin o dönemdeki kalesi de Lice olur.

Kürdistan genelinde 60′ların sonunda yapılan büyük mitinglerin ilk yapıldığı yerdir Lice. Lice’yi vuran deprem Lice’nin kanlı tarihinin üzerine sinen karanlık bulutların bir yansımasıdır sanki. Bu depremde 3000′den fazla insan yaşamını kaybeder. Devlet Kürdistan’daki bu depremi görmezden gelir. Zaten devlet söz konusu Lice ise ölüm ve zulümden başka hiçbir şey vermemiştir. Lice halkı için zulme, sömürüye, haksızlıklara, ölüme karşı isyan gelenektir. Liceliler, depreme kayıtsız kalan devletin Lice’deki kurumlarını işgal eder ve Diyarbakır’a üç günlük bir yürüyüş başlatır. Devlet her zamanki gibi ikiyüzlüce davranıp verdiği sözleri tutmayarak direngen ve inatçı Lice halkını Diyarbakır’a yürümek zorunda bırakmıştır. Lice’de devlet dairelerini bu ikiyüzlüce tavrıyla kurtarabildiyse de Lice halkının direnişlerini kıramamıştır.

Lice halkının acılarıyla büyüttüğü öfke ve direngenlik tohumu PKK’nin kuruluşunda ve sonrasında da kendini gösterir. PKK kuruluş toplantısını yine bu bölgede gerçekleştirir. Lice bir kez daha devlet in gözünde düşman olduğunu göstermiştir. Oysa devlet Liceliye direnmekten ve mücadele etmekten başka bir seçenek sunmamıştır ki bir burjuva devlet zaten başka bir seçenek sunamaz.

Lice ilçesinde uygulanmaya çalışılan koruculuk sistemine karşı halk isyan etmiş; günlerce süren sert çatışmalar yaşanmıştır. Lice halkı koruculuğa karşı gelmenin bedelini sürgün edilerek ödemiştir. O tarihte Lice’ye bağlı 54 köyün yarısından fazlası boşaltıldı. Tutuşmayan dal, kurşun yememiş dam kalmamıştı. Lice’nin ateşten tarihi kanla yazılmaya devam ediyordu..

page_licenin-feryadi-belgeseli-bir-kez-daha-gosteriliyor_361881849
20 Aralık 1996′da ilçe merkezinde yaşları 15–70 arası yaklaşık 2.500 kişi zorla toplatıldı ve korucu olmaları dayatıldı. Bu teklife yanaşmayan halka küfür, baskı, şiddet uygulandı ve kitle içerisinden 100 kişi seçilerek ellerine zorla silah verildi. Öfkesini gemleyemeyen devletin özel timleri işyerlerini taradı. Bu katliam sırasında da Lice onlarca kayıp verdi.

22 Ekim 1993′te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın suikast sonucu ölmesi gerekçe gösterilerek ilçe adeta yok edildi. Üç gün boyunca ilçeye tüm giriş-çıkışlar yasaklandı. Sonrasında ortaya çıkan manzara dışarıdan bakanlar için tüyler ürpertici, Lice halkı için oldukça tanıdıktı! 30′dan fazla kişi öldü, 60′tan fazla kişi yaralandı, 401 konut ve 241 işyeri tamamen yakıldı. Devlet bu vahşetle de yetinmedi ve daha aradan bir yıl geçmeden 24 Ağustos 1994′te Lice merkez tekrar yerle bir edildi. Bir kişi öldü, 20 kişi yaralandı ve 108 ev yakıldı. Savaş süresince devlet güçlerince öldürülen onlarca sivilin yanı sıra 1990–1999 arası dönemde, 61 sivil JİTEM tarafından kaçırılarak zorla kaybettirildi. 1994 yılında devlet güçlerince gözaltına alınan 8 kişinin kemikleri 2003 yılında Kulp’ta açılan bir toplu mezarda bulundu.

fft64_mf1869857
Licenin kaderi büyük acılarla doludur. Newrozunyasaklı olduğu dönemlerde bu yasağa rağmen sokağa çıkan 1992 Newrozu’nda yüzlerce canını kaybeden yine Lice’dir… Ceylan Önkol yine Lice’de öldürülmüştür. Son olarak hepimizin hafızalarında olan Medeni Yıldırım, Lice’de kalekol yapımına karşı yapılan eylemlerde askerin ve polsin hedef gözeterek vurması sonucu yaşamını yitirmişti.

İçerik
Gezi sürecinde yaşanan bu son cinayet ile birlikte o süreçte birçok ilde “Diren Lice” eylemleri yapılmıştı. O süreçten bu sürece Lice halkı direniyor. Çünkü Lice’de devletin varlığı acı, ölüm, yoksulluk ve gözyaşından başka bir şey ifade etmiyor. Çocuklar dağa gidiyor yaygarası koparanlara bir kez daha Lice gerçeğiyle yüzleşmelerini hatırlatmakta yarar var.

O kalekollar işkence demek, dayak demek. O panzerler, o akrepler lice halkı için “imha” edilmek demek. Bir newroz günü altında ezilmek, kurşuna tutulmak demek. Kaçırılıp işkence demek. Lice halkı tam da barış görüşmeleri iyi gidiyor dendiği, ulusal reformist Kürt hareketinin bir adım ileri gidilecek dediği süreçte birkez daha o çok iyi tanıdığı devletin maskesini yüzünden çekip almayı başarmıştır.

İçerik
Lice’de direnen eylemcilere tankıyla, tomasıyla, polisiyle, askeriyle saldıran burjuva diktatörlük iki eylemciyi öldürmüş, onlarca insanı yaralamıştır. Devlet bu katliama kılıf uydurmak için yıllardır söylediği yalanlarına başvuruyor. Birileri sağ duyu diyor. Birileri barış diyor. Kimin kimle barıştığı, nasıl bir barış olduğu şimdi Lice’de gün yüzündedir. Lice halkı yine gerçek ruhunu ortaya koyuyor. Ne olduğu belirsiz bir barışa da, topraklarına yapılan kalekola da aynı biçimde direnerek cevap veriyor.

Bugün Lice’de yanan bu ateşi görme ve geziden Lice’ye direnme zamanıdır. Lice’nin hesabını sormadan gezinin hesabını soramayız. Soma’da ölen madencilerin hesabını sormadan şırnakta göçük altında kalan Kürt işçilerin hesabını soramayız. Bugün bu iki damarı direniş meydanlarında ve kapitalist devletten hesap sormak için birleştirme zamanıdır.

Kaynaklar için : Kahraman, Ahmet. (1992). Kürt İsyanları, İstanbul: Evrensel Basım Yayım
Cumhuriyet Gazetesi, “Lice’de Korucu Terörü”, 26 Aralık 1996
Sosyal Medya

Yangınlar İçinde Vatanım

Tutuşmayan dal
Kurşun yemeyen tütün salkımı kalmadı
Lice’nin fermanı ateşten kalemle yazılmıştı
Önce gözleri düştü lice’nin
Yanaklarından aktı gözbebekleri, etleri döküldü
Ağıtlar yoruldu yıkık damları dolaşmaktan
Başlar önüne düştü
Sürgündüler, sel oldular
Dicle’ye aktılar
Düğün kınası kalmış tırnakta
Kendinden habersiz yatıyor
Sorsam sual etsem halını
Göze var söze yok… yok erimiş
Yılan mı tutmuş kanadından
Şahan mı pençe vurmuş kalkmaz
Nasıl edem şimdi yarama
Kuş konacak dam yok Lice’de
Yüreğim ne çok sevmiş seni
Of amansız ben bilmemişem
Kalk yürü taze muradsızım
Her gül kendi dalında büyür
Çekip de yarayı düşmezsem
Nice ki bir canım sağ durmam
Dicle kavuşanda dağlara
O gün bir gül alırım koynuma

Sevgi Kılıç

www.sinifsiz.org

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*