Anasayfa » İŞÇİ SINIFI » Referandum kampanyası linç girişimleriyle başladı!

Referandum kampanyası linç girişimleriyle başladı!

Burjuva düzen partileri seçim meydanlarında birbirinin gözünü lafzen oyarken, Kürt halkına karşı linç girişimleri tırmanıyor. Asker ve polis cenazelerini bahane eden faşistler, ellerini kollarını sallaya sallaya Kürt emekçilere, ev ve işyerlerine, BDP binalarına saldırıyor, yakıp yıkıyor, işyerlerini bayrak asmaya zorluyorlar.

Muğla’da Şerzan Kurt’un katledilmesinin ardından Kürt halkına yönelik linç girişimlerinin son adresi olan Bursa’nın İnegöl ve Hatay’ın Dörtyol ilçeleri, kirli savaş sonucu Kürt göçüne sahne olmuş; Kürt işçilerin inşaat ve mevsimlik tarım işlerinde çalıştığı yerler. Özellikle gençlerin yer aldığı saldırılara karşı Kürt emekçiler bulundukları birkaç mahallede barikatlar kuruyor ve kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Faşist partilerle Ülkü Ocakları, Alperen Ocakları gibi bağlı örgütlerin saldırıları bir yere kadar devlet izlemesiyle yürütüldükten sonra, olaylara müdahale ediliyor ve faşistler kibarca ikna edilmeye çalışılıyor. Faşistler, arkalarının sağlam olduğu güveniyle polis araçlarını da ateşe veriyorlar.

Faşist saldırılar, eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın ve daha nicelerinin paketlemeye çalıştığı tarzda “vatandaş tepkisi”, “ani geleyan” gibi tetiklemelere dayanmıyor kuşkusuz. İnegöl’deki olaylar faşist Bahçeli’nin referandum mitinginden sonra başladı. Bahçeli’nin referandum konuşmasından sonra çevre ilçelerden de gelen faşistlerin ipleri salındı. Dörtyol’daki saldırılarda İskenderun ve Bahçeli’nin memleketi Osmaniye’den gelen faşistler sahne aldı. Öte yandan KCK duruşması için Erzurum’a gelen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın konvoyu taşlanırken, Kars’ın Dağpınar beldesi belediye başkanı Ayhan Erkmen de faşistlerin saldırısına uğradı. Dörtyol’da ÖDP, EMEP gibi partilerle saldırıları engellemeye çalışan demokrat kesimler de faşistlerin hedefi oldular.

Birlikte göğüslenmeli

Kürt halkına yönelik saldırılar için bahane gerekmese de, burjuva düzen partileri arasındaki bu boy ölçüşme arenasında faşist partilerin kendi güçlerini aporta geçirecekleri belliydi. Kürt halkı kendi gelenek ve olanaklarıyla bu saldırıları göğüslemeye hazırlanıyor. Kürt halkının özellikle küçük yerleşim yerlerinde, mevsimlik işçi olarak çalıştıkları yerlerde daha pervasızlaşan ve linç histerileri örgütleyen faşist güruhlar eliyle sürülmesine izin vermemeli, faşist güruhları onlarla birlikte püskürtmeliyiz! İşsizliğin pençesinde kıvranan işçi ve emekçiler içerisinde “Yerleşim yerlerinde Kürt işgali” faşist şoven propagandaların yapılmasını ve etkili olmasını kesinkes önlemeliyiz!

“Nefret suçu” değil faşist saldırı beyler!

Birkaç söz de, referandum atmosferinde aktive olan ve bu saldırıları da kendi küpünü doldurmak için kullanan liberallere: Liberaller, eşyayı adıyla anmak yerine kendi ideolojik meşrepleri uyarınca Kürt halkına yönelik linç girişimlerini “faşist şoven saldırılar” değil, “nefret suçları” olarak adlandırıyor, işçi ve emekçilerin en aşina olduğu siyasal kavramların bile içini boşaltmaya çalışıyorlar. Bir kuzudan birkaç post! Kürt halkı savunmasız, boynu bükük bir halk değil, militan geleneklere sahiptir. BDP’nin de katıldığı bu söylem, Kürt halkının öz savunma ihtiyacını karşılayamayacağı gibi, Kürt işçi ve emekçilere yapılan liberal yüklemelerin bir parçasıdır. Faşist saldırıların püskürtülmesi için, bu yüklemelerin ağırlığından da kurtulmak zorunludur!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*