Anasayfa » DÜNYA » Yunanistan Komünist Partisi MK’nin seçim degerlendirmesi

Yunanistan Komünist Partisi MK’nin seçim degerlendirmesi

Yunanistan’da 6 Mayıs’ta gerçekleştirilen genel seçim sonuçlarını değerlendiren KKE’nin yazısını paylaşıyoruz.

6 Mayıs 2012 tarihli Seçim Sonuçlarına İlişkin KKE MK Açıklaması

ΚΚΕ ΜΚ, 6 Mayıs 2012 tarihli seçim sonuçlarına ilişkin bir ön değerlendirme yapmak gündemiyle toplandı. Aşağıdaki değerlendirme parti birimlerinde ve KNE birimlerinde tartışılacak. Seçim sonuçları, parti ile birlikte hareket edenler, partinin takipçileri ve parti dostları ile de tartışılacak. Bu tartışma sürecinin ardından MK açıklamasını tamamlayacak.

1. Seçim sonuçları, 30 yıldır ND ve PASOK’un dönüşümlü hükümetine sahne olan siyasi arenanın restorasyonuna dönük gidişatı, bu iki partiye ağır bir yenilgi tattırarak güçlendirdi. Siyasi yapının seçim sonuçları neticesinde bu şekilde devrilmiş olması politik sistemin devrilmesi anlamına gelmiyor. Tabandan gelen anlaşılabilir, cezalandırmaya dönük bir kızgınlık ve öfke ile kısa zamanda bulunabilecek çözümlerin olduğu yönünde yanılsamalara dayanan bir mantık yukarıdan “müzakereci” söylemle perçinlendi ve bu mantık seçimlerde kazandı. Fakat seçim sonuçları, kökten bir iktidar değişimi yerine seçimler vasıtasıyla kolay bir çözümün var olduğu hayalinin üzerini çizerek olumlu bir sonuç da doğurdu. Seçim sonuçları, ND ve PASOK’un oylarının dramatik biçimde düşmesine karşın halk ve tekeller arasındaki güçler dengesinin değişmesi bağlamında yeni bir dönemin başladığı ya da söylendiği gibi altüst oluşun veya barışçıl bir devrimin yaşandığı anlamına gelmemektedir.

2. Henüz bir geçiş döneminde olan burjuva siyasal arenanın yeniden düzenlenmesi aynı zamanda radikalleşmeyi ve burjuva ideolojik ve politik etkilerden kopmaya dönük eğilimi baltalamaya dönük çabaya da hizmet etmektedir. Bu sürecin temel karakteristiği merkez sağ ve merkez solun restorasyonu, merkezinde temel olarak SYRIZA kuvvetlerinin bulunduğu sosyal-demokrasinin yeniden inşasıdır. Tekellerin iktidarı, burjuva politik sistemi olası yeni partiler yaratarak restore etmeyi ve benzer ittifaklar ya da koalisyonlar oluşturmayı hedefliyor. Böyle bir restorasyon teşebbüsü olasılığının varlığı, toplamda “Αvrupa’dan başka çıkar yol yok”çu, sermayenin çıkarlarına hizmet eden, kapitalist sistemden yana olan güçlerin azalmamış olması olgusun dayanmaktadır.

3. İki büyük burjuva partisinin seçmenlerinin büyük çoğunluğu bu partilere yakın “Avro/Avrupa’dan başka yol yokçu” ideolojik-politik hatlara dağıldılar. Küçük bir kısmı ise KKE’ye yöneldi. Bu bağlamda, oyların bu yaygınlıkta dağılması, Bağımsız Yunanlar gibi gerici ve milliyetçi partilere ya da Altın Şafak gibi faşist nazi partilere de oy kaymasına neden oldu. Seçim sonuçları aynı zamanda, seçimlere katılmayan büyük bir kitle olduğunu da gösterdi ki, bu da çıkışsız bir öfkeyi ve tabii ki oy kullanacağı yerden uzakta yaşayanlar için ulaşım masraflarının yüksekliğini ifade ediyor. Altın Şafak’ın yükselişi, halkın çektiği ızdırabın ve krizin derinliğinin bir diğer kanıtıdır. Emekçi halk hareketinin karşı-saldırıya geçmediği ve partilerin çoğunluğunun kapitalist sistemi desteklediği ya da kapitalizmi insancıllaştırmak gibi yanılsamalar içinde olduğu bir ortamda milliyetçi ve neofaşist fikirlerin tehlikeli etkisi güçleniyor. Avrupa Birliği’nde ve tüm üye ülkelerde komünizmin faşizm ile denklenmesi bir devlet ideolojisi olarak benimsenmişken, yalnızca kuvvetli bir emekçi halk hareketi ve kuvvetli bir KKE bu tehlikeli görüşlere karşı durabilir ve bu fikirleri etkisiz hale getirip, marjinalleştirebilir. Altın Şafak’a anti-faşist vaazlarla ya da ulusal birlik için edilen dualarla veya anti-faşist bir konsensus ile karşı konulamaz.

4. Hükümet kurma denemeleri ile başlayan bu süreçler karşısında halk bekler pozisyonda kalmamalıdır. Politik sistemin restorasyonu sürecinde burjuva sınıfın çelik çekirdeği, iş çevreleri, sanayiciler, AB ve IMF’nin önde gelen organları aktif bir rol oynayacaktır. Emekçi halk radikalizmi, emekçi halkın örgütlenmesi ve hakın öz-hareketi güçlenip kitleselleşmeden önce olabildiğince çabuk biçimde halka kimi sus payları vermeye gönüllü olacaklardır. Bu çabaların nasıl sonuçlanacağından bağımsız biçimde ana-yönelim, bu eylemlerin hız kazanmasına, anılan çabaların zamanında durdurulması için sınıflar mücadelesinin keskinleşmesine, tekeller, emperyalizm, AB ve NATO’nun tercihleri ile çıkarları çatışma içinde olan toplumsal güçlerin siyasal eyleme girişmesine ve antikapitalist bilincin güçlenmesine dönüktür. Sosyal demokrat bir programa sahip SYRIZA’ya bu noktada düşen görev, kampanya döneminden önce ve kampanya dönemi boyunca söylediği yalanlarla ve tohumlarını ektiği ve ekmeye devam ettiği, emperyalist birliklerle ya da tekellerle çatışmaksızın emekçiler için daha iyi günlerin geleceği yönündeki yanılsamalarla halka tam manasıyla karşıt bir konumdadır.

5. Burjuva politik sistemin restorasyonu, halkın uyanıklığı, işyerleri, sektörler, ofisler, emekçi mahalleleri, alanlar, okullar, örgün ve mesleki eğitim kurumlarındaki kitlesel örgütlenmelerin hazırlıklılığı ve alınacak yeni önlemlerin püskürtülmesi için verilecek mücadelenin acil hedefleri ile karşılanmalıdır.

6. MK, sınıf savaşımında ve seçim sürecinde boyun eğmeden mücadele veren parti üyelerini ve KNE üyelerini, parti dostlarını, taraftarlarını, müttefiklerini yarından itibaren emekçilere yakın ve onlar arasında bulunmaya, emekçi haklarının tutarlı birer savunucusu olmaya çağırmaktadır. KKE’nin rol ve sorumluluğu artıyor. KKE, emekçi halk iktidarının ve ekonomisinin inşası, AB’den çıkılması, borçların tek taraflı iptali, belli üretim araçlarının kamulaştırılması, halk kooperatiflerinin kurulması, emekçi halkın aşağıdan yukarı denetimi ile ülkenin kalkınma potansiyelinin hayata geçmesine yönelik yurt çapında uygulanacak bir plan ve UZLAŞMAZ, KARŞI SALDIRIYA GEÇEN, BİR PERSPEKTİFİ OLAN HALK HAREKETİ İÇİN YERİ DOLDURULAMAZ VE BELİRLEYİCİ GÜÇTÜR.

7. MK, seçim sonuçlarını şöyle görmektedir: Sonuçlar, uzatmalı kapitalist iktisadi krizin keskinleşmiş koşullarına karşı tabandan gelen genelleşmiş bir hırs ve öfke tarafından şekillendi ve bu meyanda AB, PASOK ve ND ile mutabakat halinde emekçi halk kesimleri aleyhine yaratılan iflas anarşisine ve semayenin kontrollü iflası için klasik ve tipik biçimde sermayenin ve tekellerin çıkarlarına doğru ilerledi. Tüm AB üyesi ülkelerde uygulanmaya başlayan memorandum ve kredi anlaşmaları tedricen Maastricht Sözleşmesi’ne dayanan önlemler içeriyor. Bu önlemler, bu bağlamda alınan tüm kararlara ve 2020 yılına kadar uzatılan Avrupa sözleşmesine dayanıyor. Bu nedenle, KKE “Αvrupa’dan başka çıkar yol yok”çu partilerin memorandum yandaşlığı ve karşıtlığı üzerinden yaratmaya çalıştıkları yanılsamayı deşifre etti.

Sistem güçlerinin bilediği iki ucu keskin kılıç olan bir süreçten ve aralarındaki tüm farklara karşı ülkenin AB’de kalması konusunda canhıraş biçimde gayret edip böylece her ne pahasına olursa olsun ΑΒ’nin sınıfsal tercihlerini Avro aşkına halkla uzlaştırmaya çalışanların birlikteliğinin oluşuturduğu tümseklerden geçti. Bu süreç, bir taraftan kör bir öfke diğer taraftan yanılsamalar biçimini aldı. Bu yanılsamalara göre sözde memorandum karşıtı güçlerden oluşacak bir hükümetin mümkün olduğu, bu hükümetin acil sorunlara çözüm sunacağı ve bir rahatlama yaratacağı söyleniyordu. Düzenden hoşnutsuz ve öfkelenmiş emekçilerin ve işsizlerin büyük kısmı koşulların yarattığı sabırsızlığa ve acil olumlu sonuç alma ve çözüm hayalinin “şimdi ve burada” diyen basıncına karşı direnemedi. Lazım olan doğrudan örgütsel deneyimden ve mücadele içinde pişme fırsatından yoksundular. Kökten bir değişimin olamayacağı algısına ya da bu değişimin -SYRIZA tarafından dile getirilen popüler ve tehlikeli sloganda söylendiği gibi- “ancak bir dahaki sefere” olabileceği yönündeki yaygın propogandaya boyun eğdiler. KKE, seçim sonuçlarını ve seçimler neticesinde ortaya çıkan yönelimleri olgusal gelişmeler ışığında değerlendirmektedir ve bu değerlendirme bir partinin sandıktaki gücüne ya da diğer partilerin güç kaybına bağlı değildir.

Bugünkü sonuçlara göre seçim mücadelesinde KKE küçük bir ilerleme kaydetti. Ancak, Parti’nin seçim sürecine müdahalesi ve bu süreçteki eylemliliği konusundaki değerlendirme bölgelerden gelecek bilgilerin merkezileştirilmesi ve tabii ki parti örgütlerinden gelecek kolektif bilgilerle tamamlanacak.

Bugünkü seçim aritmetiği ve siyasal güçlerin dizilişindeki belirtilen değişikliklerden ve Parti’nin kolektif süreçleri tarafından şekillendirilecek son değerlendirmelerden bağımsız olarak Merkez Komitesi, Parti’nin öne sürdüğü şu tezin bir kez daha doğrulandığını saptamaktadır: Sınıflar mücadelesinin ilerlemesi ve keskinleşmesi KKE’nin siyasal etkisini ve seçim performansını belirlemektedir. Ayrıca krizin başlangıcında yapmış olduğumuz bir diğer saptama da doğrulanmıştır: Halkın mutlak ve göreli yoksulluğunun arttığı kapitalist iktisadi kriz koşullarında şu iki senaryo birarada bulunacaktır: Hareket ilerleyecektir, ancak dönemsel olarak geri çekilmeler yaşanacaktır. Çünkü işçi sınıfının en mahrum kesimleri, işsizler, yarı-işsizler, küçük burjuva sınıf katmanlarda bulunup aniden gelir kaybına uğrayanlar, iktisadi olarak hala direnen ancak elindekileri kaybetmek istemeyen, yaşam mücadelesi içinde kökten bir değişime karşıt tavır alan küçük burjuva katmanların politik etkisine gireceklerdir. ΚΚΕ, ikinci aşamanın, yani geri çekiliş faslının henüz tamamlanmadığı kanaatindedir. Ancak önümüzdeki süreçte sınıflar mücadelesinin keskinleşmesi ve hareketin yeni bir dinamik kazanması olasılığı da bulunmaktadır. Bu durum, umut ve pozitif gelişme vaat etmektedir.

Emekçi halk iktidarı için mücadele hususunda KKE’nin siyasi planı, diğer hükümetlerle gerçek halk iktidarı arasındaki farkın tam manasıyla netleşeceği önümüzdeki süreçte halkın tam merkezinde yer alacaktır, çünkü önerilen halk iktidarı ve halkın hayatta kalması için acil sorunlara dönük toplu bir plandır. Bu açıdan, KKE’nin seçim politikası, genel stratejisi ile olması gerektiği gibi uyumlu bir biçimde, önümüzdeki yıllar için önemli bir miras bırakmıştır.

KKE, seçim-sonrası işbirlikleri ile oluşacak hiçbir hükümet bileşimini hangi nitelikte olursa olsun desteklememektedir. Böyle bir hükümet halka olumlu hiçbir şey önermemektedir. Aksine sermayenin gereksinim ve çıkarlarına, AB’nin ve IMF’nin seçimlerine cevap verecektir. KKE’nin bir hükümete dahil olmayı kabul etmesi için parti adına küçük bir geri çekiliş yapması değil, programını ve siyasi hattını tepetaklak etmesi ve halkın bugünkü ve elbette ki yarınki çıkarlarına karşı kabul edilemez uzlaşmalara imza atması gerekirdi. Böyle bir KKE’ye halkın ihtiyacı yoktur.

8. KKE ve KNE ilk andan itibaren her gün mücadelenin en ön safında yer alacaktır. KKE MK, acı çekmekte olan emekçi halkı, işsizleri, emeklileri, kentte ve kırsalda kendi işine sahip küçük üreticileri, KKE’nin müttefiklerini ve radikal emekçi halk güçlerini sorunların daha da derinleşmesini engellemek ve daha ağır tasarruf önlemlerini piskürtmek için mücadeleye davet etmektedir. Hiçbir müzakere ya da yeniden-müzakere sloganı emekçilerin veya işsizlerin yakıcı ihtiyaçlarının yakınından bile geçmemektedir. Mücadelenin her aşamasında hazır durumda bulunmak ve hedeflerimize dönük ince ayarlar yapmak gerekiyor. Her şeyden önemlisi koalisyon önerilerinin gerçekleşmemesi ve daha kuvvetli seçim çıkmazları ve yanılsamaları yaratacak yeni seçimlerin yapılmasını engellemek için var gücümüzle çalışmalıyız.

Atina 07.05.2012

KKE MK

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*