Anasayfa » 8 Mart » Kimliğimizi özgürleştiriyoruz!

Kimliğimizi özgürleştiriyoruz!

Biz İşçi Kadın Meclisi olarak kadın sorununun kökenini iki türlü değerlendirdik. Öncelikle bu sorunun salt  kapitalizmin doğuşuyla başlamadığı aşikardır. Toplumsal cinsiyetçi iş bölümünün ortaya çıkmasından sonra üretim ilişkilerinin hakimi güçler tarafından kadının ezilmesi tarihi var olmaktadır; daha sonrasında ise erkek egemen kapitalist toplumla beraber kadınların sömürüsü katmerlenerek artmıştır.

Ancak bu erkek egemen sistemin sömürüsü sadece kadın cinsine yönelik değil. Bizler bu sistem içinde aynı zamanda işçi kimliğimizle de sömürülüyoruz. Bu nedenle cinsel taleplerimiz sınıfsaltaleplerimizle birleşiyor ve bizleri bu sömürü düzeni içinde mücadele etmeye itiyor.

İşte bu noktada, kapitalist sistemin dayattığı ağır çalışma koşulları, sisteme entegre yeni yaşam biçimi ve buna bağlı olarak değişen, bencilleşen insan profilinden yana sorunlar yaşadığımız bir gerçek. Aslında bunlardan kaynaklı sistem karşıtlığı, bizleri hayatın bunaltıcı akışı içinde yan yana getirdi.

Sistemin yarattığı bu yeni insan profiline duyduğumuz tepki, bu karşıtlık üzerinden bizleri birbirimize epeyce bir yakınlaştırdı da. Çünkü bir aradayken kendimizi ifade edebilmekten kaynaklı oldukça rahat ve mutluyduk. Belli ki bambaşka bir dünya özlemindeydik ve o merkezine insanı koyan komünal dünyanın hayalini kuruyorduk.

Her birimizin işçi kimliği yanında bir de kadın kimliğimiz var. Kimimiz bir tekstil atölyesinde çalışıyoruz, kimimiz bir mağazada, kimimiz bir finans kuruluşunda beyaz yakalı işçiyiz, kimimiz de bir hukuk bürosunda ücretli avukatlık yapıyoruz, öğrenciyiz veya atanamayan bir öğretmen adayıyız…

Bizler, bize biçilen edilgen kadın rolünü her ne kadar reddetsek de (“biçilen rol”ün altını kalın çizgilerle çizip, kadın olmaktan yana bir şikayetimiz olmadığını belirtiriz) bu ‘meta’, cinsel obje rolün getirdiklerine iş yerlerimizde, sokakta ve evimizde ağır bir biçimde maruz kalıyoruz. İşçi sınıfının içinde birlikte sömürüye maruz kalsak da farklı sorunlarla baş başa kalmaktayız.

Hayatın içinde yaşadıkça anlıyoruz ki, bu ‘ikincillik’ bizlerde bir özgüven sorunu oluşturuyor. İşte tam da her şey bu noktada başlıyor…

Bu günkü statüyü kabul etmeyip de, kendimizi örgütlenerek savunmaya kalktığımızda erkek egemen kapitalist sistemin etrafımıza ördüğü “koruma duvarları”na toslamaktan çok hırpalandık.

Hemen her gün tosladığımız bu “koruma duvarlarını” yıkmanın zamanı çoktan geldi!

O “koruma duvarı” ne kadar özgürlüğümüze engelse, tuğla eklemek de bir o kadar özgürlüğe engeldir.

Bir cinsi ezen bir cins özgür olamaz!

Biz kadınlar ve erkekler omuz omuza etrafımıza örülen duvarları birlikte yıkacağız!

Sınıf mücadelesi içinde, eş zamanlı olarak kadın kimliğimizi de beraberce özgürleştirmek esastır.

Hayalini kurduğumuz eşit ve özgür dünyayı kadın erkek birlikte omuz omuza mücadeleyle kazanacağız!

İhtiyaç ve taleplerimizi, özlemlerimizi, hayallerimizi, sisteme duyduğumuz öfkeyi gerekçelendirip, sağlam temellere dayandırarak çevremizden başlayarak kadın sorununu toplumsal ve sınıfsal bir mücadeleye dönüştürebiliriz.

Sizleri de kadınların özgürlük mücadelesi, kendi özgürlüklerini savunabilmeleri için, cinsel, sınıfsal, ulusal sömürünün olmadığı yeni bir yaşam için İşçi Kadın Meclisi saflarında mücadeleye çağırıyoruz.

facebook.com/iscikadinmeclisi

twitter.com/isci_kadin

[email protected]

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*