Anasayfa » BASINDAN » Kıdem tazminatımıza neden göz diktiler-1

Kıdem tazminatımıza neden göz diktiler-1

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz hafta kıdem tazminatının artık geçerliliğini yitiren bir sistem olduğunu yine öne sürdü. Peki şimdi neden tekrar gündeme getiriliyor? İşçilerin iş güvencesi anlamına gelen kıdem tazminatı dosyasını tekrar açıyoruz.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz hafta  kıdem tazminatının artık geçerliliğini yitiren bir sistem olduğunu yine  öne sürdü. Peki şimdi neden tekrar gündeme getiriliyor?  İşçilerin iş güvencesi anlamına gelen kıdem tazminatı dosyasını tekrar açıyoruz.

62. Hükümet programında da kıdem tazminatıyla ilgili bölüm bulunmaması nedeniyle, “Çalışmalar rafa kalktı” yorumları yapılmıştı. Ancak Faruk Çelik geçtiğimiz hafta yine kıdem tazminatının kaldırılması gerektiğini artık bundan dönüşün olmayacağını söyledi. Milyonlarca emekçinin iş güvencesi anlamına gelen kıdem tazminatı neden kaldırılmak isteniyor? Kıdem tazminatının kaldırılmasıyla negibi sorunlarla karşı karşıya kalacağız? Gibi soruların cevabını bu hafta aramaya çalıştık.

Faruk Çelik neden fon istiyor?

Düzenlemenin değiştirilmesi gerektiğini söyleyen Bakan Çelik şöyle konuştu:”Bir diğer konu kıdem tazminatı. İşçiler var, işverenler var. Defalarca söyledim. İşçilere gittim anlattım, sendikalara toplantılarda anlattım. Dedik ki, ‘kıdem tazminatı sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Bunun için kavgaya yürüyüşe patırtıya gerek yok. Oturup masada konuşmamız lazım.’ Gebze’de fabrika kapanmış, 617 işçi Çalışma Bakanlığı’nın önünde. Buyurun hoş geldiniz. ‘Fabrikamız kapandı, emekli olmak için 37 günüm vardı, 105 milyon lira da alacağım vardı patrondan.’ Nerden verelim tazminat, veremiyoruz. Biz nasıl verelim. Efendim yok ki böyle bir düzenleme. Senin işyerin kapanmış alacak yok. Diyoruz ki 30 yıl çalışıp 30 yıl işçinin alın teri ve emeğini heba olmasına tahammül edilemez. Önce buna işçi sendikaları tahammül etmemeli, işverenler tahammül etmemeli. Nasıl her ay maaşını ödüyorsa, nasıl her ay sigorta primini yatırıyorsa, bireysel hesabına kıdem tazminatı fonu kendi hesabına  aylık olarak yatırmamız gerekiyor. Patron iflas etse de, işyerini kapatsa da onun bireysel hesabında parası tazminatı güvence altında olur. Böylece 15 yıl sonra ‘ben paramı alacağım’ dediği an patron diyor ki, yıllarca patron da işçinin o kıdem tazminatını öz sermaye olarak kullanıyor, diyor ki ‘valla 50 işçi çıkıyor 50 işçiye yaklaşık 30’ar milyon lira tazminat tutuyor, bunu ödediğim zaman fabrikayı kapatmam lazım’ diyor. O halde patron için de sürdürülemez bir şey bu. Neden biz sigorta primini yatırırken tazminatını da yatırmayalım bireysel hesabına ve işçinin bir mağduriyeti olmasın.”

Mağdur olmayacak mıyız?

İlk defa 3008 sayılı İş Kanunu ile 1936’da düzenlenen kıdem tazminatı, iş sözleşmesinin özetle yaşlılık aylığı almaya hak kazanma amacıyla veya belirli koşullar altında işveren veya işçi tarafından feshinde işçinin işyerindeki kıdemine bağlı olarak ödenecek bir  tazminattır.

Kıdem tazminatı, bugün uygulanan şekliyle, evlenen kadın işçinin bu gerekçeyle, erkek işçilerin askerlik ödevi nedeniyle ve işçinin ölmesi sebebiyle sözleşmenin feshi veya sona ermesi halleri bir yana konulacak olursa, sözleşmenin emeklilik haklı veya geçerli nedenlerle ,işveren ve yine haklı nedenlerle (sağlık, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar ve zorlayıcı nedenlerle)  işçi  tarafından  feshi halinde ödeniyor. Yani işçiye, belirli koşullar dahilinde işten çıkması durumunda, çalıştığı her yıl için 30 günlük brüt giydirilmiş (ücretin sosyal yardımlar, yakıt, giyim vb ödemeleri eklenmiş hali) ücret tutarında tazminat ödemesi yapılıyor.

Anlaşılacağı üzere kıdem tazminatı, işvereni ise işçiyi dilediğince işten çıkarması bakımından zorlayıcı ve hayati bir konu. Faruk Çelik aslında yukarıdaki yaptığı açıklamanın son bölümünde var olan kıdem tazminatının  işverene nasıl bir yük teşkil ettiğini ve işverenin rahatlıkla işçi çıkaramadığını söylerek itiraf etmiş oluyor.

Diledikleri gibi işten atacakalar

Yakın tarihe bakacak olursak işverenler kıdem tazminatının kaldırılması gerektiğini yaptıkları açıklamalarda hep yenilemişlerdi. Ekonomik krizin yaşandığı 2009 yılında İSO’nun yayınladığı rakamlara göre 311 bin işçi işten çıkarılmıştır. TÜSİAD 2010 yılında yayınladığı bir raporda ise işverenlerin kıdem tazminatları dolayısıyla yeterince işçi çıkartamadığı verimliliğin düştüğü ve sanayicinin “mağdur” olduğunu iddia etmişti.

Emekçileri bekleyen büyük tehlikeler neler?

Kıdem tazminatı hakkının gaspedilmesi AKP hükümeti tarafından benimsenen Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nin ilk temel taşlarından birini oluşturuyor. Yani iş güvencesine yapılacak olan saldırının ilk aşamadır. Bu saldırı özel istihdam büroları ile kiralık işçi uygulaması, sendikalaşsızlaştırma,bölgesel asgari ücret uygulaması ile işsizliğin yüksek olduğu bölgelerde sermayeye ucuz emek ordusu yaratılmak istenmektedir. İşverenler 2009 yılında 311 bin işten çıkartmayı yeterli bulmadıkları hatırlanırsa nasıl bir işçi kıyımının bizleri beklediği ortadadır. Kıdem tazminatı ile işsizler ordusunun safları kalabalıklaşacak işçiler her an işten çıkarılma tehdidiyle yüz yüze kalacaklardır. Bu durumda tüm sektörlerde ücretler hızla aşağı düşecektir. İşten çıkarılan işçi fondan bir miktar para alsa dahi yeni gireceği işte (eğer bulabilirse) çok daha düşük bir ücretle çalışmak zorunda kalacaktır.

Seçim sonrası devreye sokulmak istenebilir

Kıdem tazminatı fonunun zamanlaması içinse, 2015 seçimleri sonrası gösteriliyor. Seçim sonrası kurulacak bireysel hesaba dayalı fon sistemine işçi, işveren ve devlet kaynak aktaracak. Fona aktarılan kaynakları, işçi kendi hesabı üzerinden takip edecek; ancak 5 veya 10 yıl geçmeden fonda biriken kaynağını alamayacak.

Ne yapmalı?

İş güvencesinin son kalesi olan kıdem tazminatının kaldırılmasına yönelik nasıl bir toplumsal muhalefet örülmeli? Sendikaların bu düzenlemeye karşı tavrının ne olacağını haftaya tartışacağız.

iscihaber.net

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*