Anasayfa » BASINDAN » Kıdem tazminatı yasa tasarısı neden meclis açılmadan önce basına sızdırıldı?

Kıdem tazminatı yasa tasarısı neden meclis açılmadan önce basına sızdırıldı?

AKP Hükümeti, sendika ve konfederasyonların itirazlarına rağmen işçilerin kıdem tazminatı hakkını elinden almak için yeni bir yasa taslağı hazırladı. Basına sızdırılan yasa taslağı, kıdem tazminatı hakkını üçte iki oranında azaltıyor. İşçilerin emekli olana kadar tazminat almasını engelliyor, işten atılmaları kolaylaştırıyor. Hükümetin basına sızdırılan yeni yasa taslağını DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası TİS Uzmanı İrfan Kaygısız değerlendirdi.

‘SENDİKAL HAREKET FON DÜZENLEMESİNİ CEPHEDEN REDDETMELİ’

Kıdem tazminatını ortadan kaldıran yasa taslağını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genel anlamda bakıldığında, yasa taslağının detaylarını tartışmak çok anlamlı değil. Kaybın nerede, ne kadar olduğu daha ikincil bir tartışma. Ortada büyük bir kaybın olduğu açık; sadece ücret ve gelir açısından değil, işçilerin çalışma yaşamı koşullarını ağırlaştırması nedeniyle de çok ciddi olumsuz sonuçlara yol açacak bir taslak söz konusu. Dolayısıyla detaylarla uğraşmak bir tarafa, sendikal hareket bunu cepheden reddetmelidir.

Meclis açıldıktan sonra gündeme gelecek yasa tasarısı, neden sızdırıldı?

Çalışma Bakanı böyle bir tasarı yok demiyor. Erken sızdırıldığı konusunda Çalışma Bakanı’nın da tepkisi var. Yoksa “teknik” bir çalışmanın yapıldığını bakan da doğrulamaktadır. Aslında amaç, sendikaların ve işçi sınıfının nabzını ölçmektir. Basit, tesadüfi bir sızdırmadan söz edilemez.

‘TEPKİ ŞİDDETLİ OLURSA ONA GÖRE BİÇİMLENECEK’

Şu ana kadar çok ciddi bir tepki oluşmadı. Birkaç açıklama dışında bir sessizlik durumu söz konusu…

Türk-İş’in ve DİSK’in genel kurul kararları var, kıdem tazminatının fona devri söz konusu olduğunda genel greve gidileceğine dair. Genel söylem devam ediyor. Bunun görünür hale getirilmesi, açık tepkinin oluşturulması lazım. Neden sızdırılıyor tasarı? Nabzı ölçmek ve tepkiyi görmek açısından yapılıyor. Burada tepkiler yetersiz olursa, tasarı ona göre biçimlenecek. Tepki şiddetli olursa, ona göre biçimlenecek. Gündeme getirilecek ya da gelmeyecek. Bu nedenle taslağa bu dönemde tepki göstermek önemli, ‘Böylesi bir tasarıyı tartışmayız’ diye açık tutum alınması gerekir.

Bir başka gerekçe de “ortada resmi bir tasarı olmadığı” ifade ediliyor. Evet resmi bir tasarı yok, sızdırmalar var. Sızdırılmış olması ve resmi olarak taraflara iletilmemiş olması, buna tepki gösterilmemesi anlamına gelmez. Çünkü hükümet, böyle bir tasarı yoktur diye bir yalanlama yapmamıştır.

Ortada bir niyetin olduğu çok açık. Bu niyet bu tasarıyla ortaya çıkmış değil. Ulusal İstihdam Stratejisi’nde bugünkü tasarının ana çerçevesi zaten yazılmış durumdaydı. Tasarının resmi nitelikte olup olmaması, daha tali bir tartışma. Bir niyet var, bunu yansıtan belgeler var. Bunu yokmuş farz ederek davranmanın doğru olmadığını düşünüyorum. “Resmi belge değildir, biz bunu ciddi almayız” demek biraz güreşten kaçmaktır.

‘TAZMİNAT 2/3 ORANINDA AZALACAK’

Tasarıda yer alan hak gaspları nelerdir?

Tasarıyla birlikte kıdem tazminatı fonuyla işçilerinin alacağı tazminat 2/3 oranında azalacak. Zaman zaman yarı yarıya azalacak deniliyor, bu eksik bir bilgi. En az üçte iki oranında azalacak. Şu anda, bir işçi 12 ay çalışıyor ve bunun karşılığında bir aylık brüt kazancı oranında kıdem tazminatı alıyor. Bunun işverene düşen payı yüzde 8.33’tür. Fonla birlikte işveren yüzde 4 ödeyecek. Dolayısıyla birincisi, burada yüzde 52 civarında bir kayıp var.

Kayıp bununla sınırlı değil. Kıdem tazminatının hesaplanma sisteminde de bir değişiklik söz konusu. Bu nedenle de ikinci bir kayıp olacak. Nedir bu? Şu anki kanun diyor ki, kıdem tazminatı hesabında para yanında parayla ölçülebilen işçinin menfaatleri varsa, onlar da göz önünde tutulur, hesaplanır deniliyor. Nedir bunlar? Örneğin hemen hemen her işçinin yediği öğle yemeği, iş çıkışı kullandığı servis, işçi bundan yararlanıyor, kıdem tazminatı hesabında yol ve yemek bedeli de dahil ediliyor. Bunun yanında, yakacak, temizlik malzemesi gibi ayni haklardan yararlanıyorsa bunların parasal karşılığı kıdem tazminatında hesaplanıyordu.

Yeni sistemde prim, SGK’ya verilecek bildirge üzerinden, prim esas kazanç üzerinden ödenecek. Dolayısıyla işçinin nakdi olarak almadığı, ancak ayni olarak aldığı ya da yararlandığı bazı haklar kıdem tazminatı hesabında yer almayacak.

‘AYNİ YARDIMLAR TAZMİNATA EKLENMEYECEK’

Ayrıntılandırabilir misiniz?

Örneğin işçi, yol ve yemek dışında da erzak yardımı, yakacak yardımı, ayakkabı, giyim yardımı, havlu ya da temizlik gibi yardımlar alıyorsa, bunların kıdem tazminatı hesabında parasal karşılığı dahil edilirdi, şimdi dahil edilmeyecek. Bu nedenle buradan doğan bir kayıp söz konusu. Bugün itibariyle asgari ücret alan bir işçinin kıdemini hesaplarsak: İşçinin sadece asgari ücret geliri olsun. Yemek bedeli 4 lira, servis bedeli günlük 3 liraya göre hesap yaptığımızda, bunun kıdem tazminatı içerisindeki payı yüzde 16, şu an itibariyle. 100 lira alıyorsa bunun 16 lirası yol ve yemek karşılığı. Ama yeni sistemde tüm bunlar hesaba dahil edilmeyecek. İşçinin buradan da kaybı olacak. Her iki mekanizma birlikte ele alındığında yani 8.33’lük kısmın yüzde 4’e düşürülmesine ek olarak, çalışma yaşamında yararlandığı ama para olarak almadığı haklarıyla birlikte alınacak para aşağı yukarı üçte iki oranında azalacak.

‘İŞÇİLER ÖLÜNCE YA DA EMEKLİ OLUNCA TAZMİNAT ALACAK’

İşçiler yeni düzenlemeye göre kıdem tazminatı hakkına hangi koşullarda sahip olacak?

Şimdiki yasada, işçilerin, sadece işyerinden haksız nedenle atılmasında, ölümünde ya da emeklilikte değil, 20’yi aşkın nedenle kıdem tazminatı alma hakları var. Yani erkek işçinin askere gitmesi, kadın işçinin evlenmesi, on beş yılla birlikte 3600 prim gününü doldurması, ücretinin sık sık işveren tarafından ödenmemesi, işyerinde işçinin taciz edilmesi, işçinin sağlığının çalışmaya el vermemesi vb. gibi çok sayıda nedenle işçi, kıdem tazminatı hakkını kazanabiliyor. Yeni sistemle bu 20’yi aşkın hak durumu, 4-5 hakka indiriliyor ve koşullar ağırlaştırılıyor. Şu anda 15 yıl çalışıp 3600 prim gününü dolduran tam parasını alırken, yeni sistemde yarısını alabiliyor. Diğer birçok yararlanma koşulu ortadan kaldırılıyor. Erkek işçinin askere gitmesi, kadın işçinin evlenmesi, sağlık koşullarının elvermemesi, işyerinin kapanması veya taşınması, işçinin taciz edilmesi gibi hakların tümü kıdem tazminatını alma hakkından çıkarılıyor. Bu nedenle işçi ilk alacağı para için en az 15 yıl çalışmış olacak, yetmez 3600 prim gününü dolduracak, ama kıdem tazminatının tümünü alamayacak ancak yarısını alacak. Ondan sonra da en az 5 yıl daha çalışacak. 5 yıl tam çalışacak, yani 1800 gün prim ödeyecek ki kalan parayı tekrar alsın. Bir de, ölünce ya da emekli olunca alınacak para.

Konut alacaklara ayrıcalık tanınacağı söyleniyor… Bu nasıl bir ayrıcalık?

Konut alma şartı var. Konut alınınca kıdem tazminatının yarısını çekebileceği belirtiliyor. Bu zaten komedi bir şey. Şu anki kıdem tazminatlarıyla 10 yıl çalışan bir işçinin bir ev alması veya bunu garanti olarak göstermesinin pratik karşılığı yok. Bu akıl, MÜSİAD’ın aklı. MÜSİAD 1997 yılında “Kıdem Tazminatı Fonu Bir Model Önerisi” diye bir broşür çıkardı. Orada dedi ki: İşçilere bir fon yapalım. 10 yıl çalışan işçiye, biriken parasının yüzde 40’nı ev alma koşuluyla verelim, yüzde 10’unu da araba alma koşuluyla verelim.

Bu işçilerin birikimini, yeniden sermayeye aktarmaktır. İşçiye herhangi bir nedenle para çekme hakkı tanınacaksa bu öncelikle sağlık gibi insani nedenlerle olmalı. Konut için olması kadar gayri insani neden olamaz. Ev ya da araba al, parayı yeniden bize getir diyor sermaye, biz buradan işçinin birikimine dolaylı olarak el koyalım diyor. Yeniden piyasaya açalım, işletelim diyor. Başka hiçbir anlamı yok.

‘SERMAYENİN ÖDEYECEĞİ PRİM KESİNTİSİ AZALTILIYOR’

Tasarıya dönelim başka neler yer alıyor?

Bir başka şey, işsizlik sigortasından sermayenin ve devletin payını azaltıyor. Şu anda işsizlik sigortasına işveren yüzde 2, devlet yüzde 1 işçi de yüzde 1 prim ödüyor. Sermayenin ödediği yüzde 2’yi binde 5’e düşürüyor, devlet çaktırmadan kendi ödediği yüzde 1’i de binde 5’e düşürüyor. Ama işçinin ödediği yüzde 1’de herhangi bir azalma söz konusu değil.

Sermaye ve devletin ödediği parayı azaltıyor ve toplamda da işsizlik sigortası kesintisi yüzde 4’ken, bunu yüzde 2’ye düşürüyor. Bugün kıdem tazminatının sermayeye maliyeti yüzde 8.33 iken, biraz önce anlattığım nedenlerle kıdem tazminatı primini yüzde 4’e düşürmesi, parayla ölçülebilen menfaatler meselesini yüzde 1 civarına karşılık gelir, sonra işsizlik sigortasında yüzde 1,5’luk kesimi ortadan kaldırıyor. 8.33’lük yükü aşağı yukarı yüzde 1.5’e düşürüyor. Sermayenin ödemesi gereken tutar yüzde 80-90 aralığında ortadan kaldırılıyor.

Üç nedenle alınan parayı azaltıp, sermayenin ödeyeceği parayı azaltıyorlar; prim kesintisini düşürerek, hesaplama yöntemini değiştirerek, işsizlik sigortasındaki biriken parayı almayarak sermayenin ödeyeceği para neredeyse yüzde 85 oranında düşüyor.

Çıkan bazı haberlerde, kıdem tazminatından işçiler yararlanamıyorlardı, şimdi daha kolay yararlanacak deniyor.

ETHA

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*