Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » KCK ana davasında ‘meşruiyet’ krizi

KCK ana davasında ‘meşruiyet’ krizi

“KCK ana davası”nın duruşmasında avukatlar ve tutuklu siyesetçiler mahkeme heyetinin meşruiyetini kaybettiği için duruşmadan çekilmesi talebinde bulunarak, duruşmayı terk etti. Savcı talebe ilişkin takdir yetkisinin mahkeme heyetinde olduğuna ilişkin mütalaa sundu.

“KCK” adı altında 14 Nisan ve 24 Aralık 2009 tarihlerinde arasında düzenlenen operasyon kapsamında haklarında dava açılan ve aralarında DEP Milletvekili Hatip Dicle’nin de bulunduğu 94’ü tutuklu 175 Kürt siyasetçinin yargılandığı davanın 60’ıncı duruşmasının 1’inci oturumu Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Hatip Dicle’nin katılmadığı duruşmada 84 tutuklu ile davada yargılanırken tahliye olan BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak ve Van Bağımsız Milletvekili Kemal Aktaş ve daha önce tahliye olan BDP Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Fırat Anlı’nın da aralarında bulunduğu 14 tutuksuz hazır bulundu.

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak ile “KCK” davalarında yargılamaları sürerken tahliye olan BDP’li milletvekilleri Faysal Sarıyıldız, İbrahim Ayhan, Gülser Yıldırım ile BDP’li diğer vekillerin yanı sıra çok sayıda tutuklu yakını tarafından izlenen duruşmaya çok sayıda avukat ta müdahil olarak yerini aldı. Mahkeme heyetinin yerini almasının hemen ardından söz alan müdafi avukatlardan Mehmet Emin Aktar, Meral Danış Beştaş, Mustafa Özer ve Fırat Epözdemir mahkeme heyetinin duruşmadan çekilmesini talep ederek mahkemenin “meşruiyetini” kaybettiğini ve duruşma ile yargılamaya siyasi baktığına dikkat çekti.

Avukatların hemen ardından tutuklu Kürt siyasetçiler adına söz almak isteyen Hasan Hüseyin Erdem’in mikrofonunun heyet tarafından kapatılması tartışmalara neden oldu. Avukatların da tartışmaya dahil olmasının ardından mikrofonu yeniden açılan Erdem, müdafi avukatlar gibi mahkeme heyetinin “meşruiyetini” kaybettiğini ve bu nedenle yargılamayı kabul etmediklerini vurguladı. Kürt siyasetçiler ardından alkışlar ve zılgıtlarla salonu terk etti.

Mahkeme Heyeti, tutuklu Kürt siyasetçiler ile müdafilerinin mahkeme heyetinin çekilmesine ilişkin talep ile ilgili iddia makamından mütaala istedi. Ardından da Mahkeme Heyeti, salonda bulunan seyircileri de duruşma salonundan çıkardı. Mahkeme heyetinin bu tutumu avukatlar tarafından alkışlar ile protesto edildi.

Mahkeme duruşmaya kısa bir ara verirken, savcı; tutsaklar ile ile müdafilerinin talebine ilişkin takdir yetkisinin mahkemede olduğuna dair mütalaa sundu.

Mahkeme ‘yargılamayı durdurun’ talebini reddetti

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi, 19’u tutuklu 46 Kürt gazeteci hakkında açılan davanın duruşmasında Avukat Ercan Kanar’ın “yargılamayı durdurun” talebini reddederken, BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Adalet Bakanlığı’ndan “Hangi mahkemeler çete mahkemesidir, hangi yargıçlar, hangi savcılar bu çetenin, paralel devletin üyesidir, hangisi değildir”i açıklamasını istedi.

19’u tutuklu 46 Kürt gazeteci hakkında “KCK basın” adı altında açılan davanın 9’uncu duruşması Silivri’deki 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam ediliyor. Avukat Ercan Kanar’ın mahkemenin yargılamayı durdurma talebinin ardından avukat Sinan Zincir söz aldı. “KCK” davalarının hemen hepsinde avukatların “Siyasi soykırım, rehine” gibi sözler sarf ettiği için haklarında suç duyurularında bulunulduğunu belirten Zincir, “KCK yargılamalarında kumpas kurulduğunu biz açığa çıkardık” dedi. Bu mahkemelerin bir güvenilirliğinin kalmadığını belirten Zincir, “Bu mahkemeler AKP’nin mi yoksa cemaatin mi mahkemeleri olduğu artık belli değil. Yargı artık bu tartışmalar ile şaibeli duruma gelmiştir” dedi. “Bütün yargıçlar ve savcılar iktidar tarafından değiştiriliyor” diyen Zincir, kendileri hakkında bir sürü soruşturma açıldığını ancak iddianamedeki hukuk dışı deliller hakkında tek bir soruşturmanın dahi açılmadığını söyledi. Zincir, mahkemenin şaibeli olduğunu ve durdurulması gerektiğini söyledi.

‘Bu mahkemeler artık suç işliyor’

Avukat Feyzi Çelik ise, ÖYM’lerin anayasaya aykırı olduğunu belirterek, “Yargı içinde paralel bir örgütlenmenin olduğu ortaya çıkmıştır. Bize göre bu mahkemeler artık suç işliyor” dedi. Bu mahkemelerin isimlerinin geçici mahkeme olmasına rağmen bu mahkemelerin tutukluluk yönünde karar vermesinin çok ağır olduğunu belirten Çelik, yargılamanın durdurulmasını ve tutuklu gazetecilerin tahliye edilmesini talep etti. Avukatların taleplerinin ardından mahkeme heyeti, talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi. Aranın ardından mahkeme başkanı, mahkemenin anayasal ve yasal olmayan hiçbir yetkisinin söz konusu olmadığını belirterek, avukatların taleplerini reddetti. Mahkeme heyete, gazetecilerin tahliye taleplerini ise cuma günü ele alınacağını söyledi.

‘Hangi mahkeme çete mahkemesi?’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile randevusu olduğundan ötürü duruşmadan ayrılan BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mahkenenin önünde açıklama yaptı. Açıklamaya BDP Milletvekili Adil Zozani, BDP Eş Genel Başkan yardımcısı Filiz Koçali, BDP İstanbul Eş başkanı Emrullah Bingül ve çok sayıda tutuklu yakını katıldı. “Bu özel yetkili mahkemelerin artık hiçbir meşruiyetinin, hiçbir güvenirliliğinin kalmadığını, Başbakanın ağzından duymaya başladık. Başbakan Türkiye’de bazı yargıçların, savcıların paralel devlete çalıştıklarını, çete olduklarını kendi ağzıyla ifade etti” diyen Demirtaş, “Şimdi doğrusu Adalet Bakanlığı’ndan mümkünse liste yayınlamasını bekliyoruz. Hangi mahkemeler çete mahkemesidir, hangi yargıçlar, hangi savcılar bu çetenin paralel devletin üyesidir, hangisi değil, bunları bilelim. Kim tarafından yargılanıyoruz, bizi yargılayanlar, arkadaşlarımızı yargılayanlar kimlerdir bunları bilelim. Adalet Bakanlığı aylık liste yayınlasın. Bu ayın çete hakimi ve savcısı kimlerdir bilelim. Bunlara da kimse mahkeme demesin” dedi.

‘HSYK düzenlemesi yargıya müdahaledir’

HSYK düzenlemesinin yargı sistemine yeni bir siyasi müdahale olduğunu, referandum döneminde bir müdahale yapıldığını belirten Demirtaş, “Şimdi durumu daha da kötüleştirecek bir müdahale yapıyor AKP hükümeti. Yanlış yapıyorlar, evet Hakim Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) demokratik bir düzenlemeye ihtiyacı olduğu kesindir. Ama bu şekilde olmayacağı da herhalde uygulamalarla ortaya çıkmıştır. Bizim önerimiz Barış ve Demokrasi Partisi olarak Hakim Savcılar Yüksek Kurulu’nun gerçekten de bağımsız, tarafsız çalışabileceği, hakim, savcıların güvencesini oluşturabileceği bir kurula dönüşmesi şeklindedir” dedi. “Türkiye siyasi yargılamalar ayıbından maalesef ki kurtulmadı” diyen Demirtaş, gazeteci yargılamalarının bu ayıpların belki de en büyüğü olduğunu söyledi.

‘Mahkemelerin meşruiyeti yoktur’

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün HSYK’da yapılacak değişikliklere ilişkin muhalefet partileriyle görüşme daveti için mahkemeden ayrıldığını belirten Demirtaş, “Umarım Özel Yetkili Mahkemeler ve TMK kaldırılır. HSYK değişikliği bunlarla birlikte yapılırsa güzel olur. Özel yetkili mahkemelerin bir meşruiyeti yoktur. Başbakanın oğlunu emanet etmediği mahkemelere, bu anaların evlatlarının emanet edilmesinin ne hukuki ne de ahlaki bir yanı olamaz” diye konuştu. Demirtaş, bu noktada Cumhurbaşkanı Gül’ün atmış olduğu adımın da doğru bir adım olduğunu dile getirdi.

Demirtaş, duruşmaya girmeden önce de mahkeme önünde azetecilere benzer bir açıklama yaptı.

Duruşma verilen aranın ardından öğleden sonra devam edecek.

diha

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*