Anasayfa » DİRENİŞ ÇADIRI » Kastaş İşçileri “Direnişimiz İşçi Kadınların Direnişidir”

Kastaş İşçileri “Direnişimiz İşçi Kadınların Direnişidir”

İzmir Çiğli Atatür Organize Sanayi Bölgesinde Kastaş Kauçuk Fabrikasın’da örgütlenme çalışması yürütükleri ve sendikalı oldukları için tehtid ve hakaretle işten atılan kadın işçilerle yaptığımız röpörtaji yayınlıyoruz. Kastaş işçileri bu direniş bütün kadın işçilerin ortak taleplerinin direnişi diyorlar.

Selamlar İlk Olarak Bize Kendinizi Tanıtırmısınız?

S.Tezcan: Anne baba öğretmen bir aileden geliyorum. Ege üniversitesinde öğrenci iken sınıf mücadelesine dair düşüncelerimin doğal sonucu olarak okulu bıraktım. Ve yaşamımı devrimci bir işçi olarak sürdürmeye karar verdim.1,5 yıldır Kaştaş fabrikasında çalışmaktaydım.

K.Yoğungan: 8 aydır Kastaş fabrikasında çalışmaktayım. Emekçi bir ailenin en büyük çocuğuyum. Üniversite yıllarında da ekonomik nedenlerle fabrikalarda çalıştım. Üniversiteyi bitirdikten sonra devrimci sınıf çizgisiyle tanıştım. O günden bu yana değişik fabrikalarda bulundum. Burada da Kompakt set bölümünde çalışıyordum.

Kastaş Nasıl Bir işyeri?

S.Tezcan: Çalışma şartlarının dışardan iyi görünmesine rağmen içeride yoğun baskı, sömürü ve mobingin uygulandığı korku ile sürdürülen gayet oturmuş bir sömürü sistemi var. Çoğunlukla kadın işçilerin bulunduğu bir işyeri. Kadınlara performans sistemi ile belli bir zaman diliminde hedef sayılar koyarak sömürüyü arttırıyor. Düzen böyle ilerlerken maaşlarda herhangi bir artış olmuyor. Kısacası en az paraya, en çok iş!

Bir gün işten izin alırsan hukuksuz bir biçimde iki günlük yevmiyen kesiliyor. Çok hasta olduğunda bile izin alamıyorsun. Uyguladıkları baskı kimliğimizi ve onurumuzu zedeleyecek biçimde. Cinsel ezilmişlik biz kadınlar için bütün fabrikalarda kullanılan bir olgu, ama burada bunun uç ve sistematik örnekleri yaşanıyor. Bunun uygulayıcısı ise formen ve müdür. Formen ezici ve aşağılayıcı davranışları bazı işçi arkadaşlarımızın sandığı gibi sadece kendi yozlaşmış kimliğinden gelmiyor bu aynı zamanda sömürü sistemin özel bir parçası.

Kastaş Patronunun İşçilere Yönelik Saldırıları Neler?

K.Yoğungan: Saldırılar çok yönlü bir biçimde işliyor. Ekonomik olarak kadınlar aynı işi yapmalarına rağmen erkeklerden daha az maaş alıyorlar. Kadınlar zam istediğinde “siz ek gelirsiniz ne zammı “deniyor. On seneyi doldurmadan performans zammı almak çok zor. Performans sistemi yüzünden işçilerin birbirine olan güveni zedelenmiş, yalnızlaştırılmış durumda. Kendilerini korumak için başkalarını suçlamak öğretilmiş bir olgu.

Bunlara Sonay’ın yukarda anlattığı kadın kimliğine yönelik bir saldırılar tamamlıyor. Kadın kimliğinin aşağılanması Sömürüyü meşrulaştırmanın ve artırmanın hem kılıfı hem de korucusu aynı zamanda. Özellikle formen ve müdürün kadınlar üzerindeki himaye kurma çabasının bir aracı. Bunu hakaret ederek, aşağılayarak, özel hayatına müdahale ederek yapıyorlar. Çok fazla dillendirilemeyen dillendirildiğinde de içerdeki işçi arkadaşlarımızı da(malum toplumsal baskılar yüzünden)rahatsız eden sözlü ve fiziksel taciz de buna dahil.

Her hangi bir aşağılamaya veya haksızlığa karşı çıktığında sürekli çalıştığın yeri değiştiriyorlar. Günlük-saatlik sayını tutarak yeni başladığın işte eski bir elemanın performansını bekliyorlar. Yapamayacağın veya yapmak istemediğin işi bulana kadar fabrika içinde sürekli işinin değiştiriyorlar. Zaten kıdem tazminatı vermemek için senin istifa etme şartlarını özenle planlayıp uyguluyorlar.
Sendikalısınız Sendikanızın Direnişe Yaklaşımı Nasıl?

S.Tezcan: Daha önce sendikaya üye olan arkadaşlarımız vardı. Yoğun bir mobinge maruz kaldılar. Mobing uygulamaları ; odalara kilitlemek, yakın arkadaşlarını sorguya çekip sizi yalnızlaştırmak, yapamayacağın işlere vermek, herkesin aldığı zammın dışında bırakmak gibi. Mesela boyunuz uzun ise kısa bir işçinin çalışabileceği makinaya veya solak iseniz sağ elinizle yapabileceğiniz işe sizi koşturmak, mesaiye kalmak istemiyorsanız özellikle mesainin yoğun olduğu bölümlere sürülüyorsunuz. Bu arkadaşların yaşadıkları hepimizin gözü önünde oldu. İşçilerde de sendikalaşma üzerinde bir korku yarattı. Sonuçta parçalı yürüyen sendikal çalışma pek bir yol alamadı.

K.Yoğungan: Burada bilinen manada bir sendikal çalışma yok. Henüz işin başında olduğumuz için sendikayla bağımız hep sınırlı kaldı. Kendi adımıza sendikanın fabrikaya yaklaşımını anlamaya çalıştığımız birkaç görüşme filan yaptık. Petrol iş üyesi bazı işçi arkadaşlarımız deneyimlerini paylaştı bizle v.b…

İçerde kurulan komite(komite diyorum ama birkaç değişik komite denemesi oldu)istikrar sağlayıp, fabrikadaki işçilere gereğince nüfus eden bir düzey kazanamadığı ve tabanın iradesine sahip bir örgütlenmeye dönemediği için bu ilişkiyi şekilsiz bir şekilde güçlendirmek konusunda acele de etmedik. Bazı arkadaşların bizden bağımsız olarak açık bir biçimde sendikal çalışma yürütmesi ve patronun bu arkadaşlara uyguladığı baskı sendika örgütlenme konusunda bir korku unsuruna dönüşünce örgütlenmenin daha geniş bir tabana yayılması iyice zorlaştı. Biz kadınlar bölümünde çalıştığımız için gerek bu korkunun üstüne gerekse kadın işçilere dönük davranış ve tutumların üzerine gitmeden içerdeki korku duvarlarını yıkmadan, örgütlülük ve bilinç düzeyimizi güçlendirmeden yol alamayacağımızı gördük. Üye yapımına dayalı bir sendikal çalışma zaten yürütmedik. Zira işçinin sorunlar karşısında birliğini sağlamadan bunun çok bir anlamı yok.

S.Tezcan.Ama sonuç itibariyle biz petrol iş üyesi işçileriz. Bu fabrikada Petro kimya sektöründe bizle dayanışmak bir yana kuralsızlığın hüküm sürdüğü bu fabrikaya daha aktif müdahale etmek sendikanın görevi. Tabi aynı şekilde bizle etkin bir dayanışma göstermekte. Petrol iş üyesi bazı arkadaşlarımız etkin desteği saymazsak(ki onlarda ege işçi birliği çalışmasından arkadaşlar) sendikanın buraya dair bir ilgisinden bahsetmek mümkün değil.

kastas-direnis-6.gun-AA

Direniş aşamasına nasıl gelindi. Kısaca Anlatırmısınız?

S.Tezcan: Tüm bu anlattığımız tablo içerisinde çalışma belli tıkanmalar yaşarken Emekçi Kadın Komisyonlarının fabrika önünde dağıttığı bildiri içerinin tekrar hareketlenmesine yol açtı. İşveren temsilcileri derhal bir toplantı yaparak bildirinin etkisini dağıtmaya çalıştılar. Bu toplantıda sorunlardan habersiz olunduğu, yeni fabrikaya geçince hepsinin düzeleceği filan söylendi. Aslında kerhen bildirinin ortaya koyduğu sorunlar kabul edilmiş oldu. Âmâ arkasından baskı daha da arttı. İş yeri komitesi etkisi ve tabanı zayıflamış olmasına rağmen patronun argümanlarına açıktan yanıt vermek gerektiğine karar verdi. Kadınların soyunma dolaplarına patronun asılsız vaatlerine saldıran bildiriler bıraktık. Doğal olarak ses getirdi. Bundan fazlasıyla etkilenenler olduğu gibi dolaplarımıza kadar girmişler kim bular diye korkuyla yaklaşanlarda oldu doğrusu.

Dağıtım iyi bir organizasyonla yapıldığı için hiçbir iz bırakmamıştık. Ancak mesele daha önce sendikal çalışmaya katılmış(aslında işten atılmak için sendikayı kullanmaya çalışan) bir işçinin üstüne kalınca bu işçinin bizim çalışmamızdan haberdar(güvendiğimiz biri) bir arkadaşı ismimizi idareye vermiş.

K.Yoğungan Bundan sonrasını ben anlatsam daha iyi olur herhalde. Gerçi o yanını sitenizde de yayınlana mektupta anlatmıştım.

Daha önce işten atılan bir arkadaşımızın davasında delil olsun diye meslek hastalıklarını engellemek için sabah sporu uygulaması başlatıldı. Bu da bir ikiyüzlülüktü. Bütün işçilerin toplanmış halde duruyordu. İçerde hala bildiri konusu tartışılıyordu. Baskılar artmıştı, yılgınlık havası oluşmaya başlamıştı. Biraz da bunlara tahammülsüzlük üzerinden mikrofonu aldım ve içerdeki uygulamaları teşhir ettim. Patron ve yalakaları tam bir şok yaşadı işçi arkadaşlarımız ise hem umut hem de şaşkınlık vardı.

Bir süre sonra bana müdahale edip mikrofonu elimden almaya çalıştılar O sırada depo bölümünde çalışan Sonay da yanıma geldi.

Sonay Tezcan-. Bugüne kadar işten çıkan arkadaşlarımız ağlayarak ayrıldı buradan. Biz ise uygulamaları teşhir ederek çıktık. Bu yüzden müdür Zeki Özmen bana saldırmaya kalktı ve küfür etti. Bazı işçi arkadaşlarımızın araya girmesiyle bu saldırı önlendi.

Personelden kadın bir yönetici iyi polisi oynayarak sizin can güvenliğiniz filan diyerek bizi dışarıya çıkardı. Bu arada sizi anlıyorum filan demeyi de ihmal etmedi. Dışarı çıktığımızda polis geldi. Bizi götürmek istedi biz ret ettik işten atıldığımızı söylediklerinde kapı önünde direnişe başladık.

Direnişiniz Gelinen Aşamada Ne Durumda? İçeride ki İşçilerin Direnişiniz İle ilişkisi Nasıl?

Sonay tezcan Patronun yaptığı ilk şey bizim durduğumuz yere kameralar takmak oldu. Ayrıca fabrika bahçesinden işçiler bizi görmesin diye parmaklıklara branda çektiler. Çadırımızı açtığımız ilk gün onlarca sivil ve çevik kuvvet polis kaldırımda yer işgal ettiğimizi öne sürerek bize saldırdı. Hakaret ve darp edilerek gözaltına alındık. Bunun dışında sivil polisler özellikle molalarda gelip bahçede işçilerle konuşmaya başladı. Haklı direnişimizi terörize etmeye çalıştılar. Bildik terör örgütü demagojisiyle işçileri bizden yalıtmaya çalıştılar.

K.Yoğungan: İçeriye dönük olarak her zaman uyguladıkları korku yayma politikalarını uyguluyorlar. Yeni işçi alımı yaparak, işten çıkarılma korkusu yayıyorlar. Facebook hesabımızı takip edip kimlerle arkadaş olduğumuzu tespit ediyorlar. Çalışma arkadaşlarımızın tamamı bizim haklı olduğumuzu biliyorlar. Fakat yarattıkları korku ile tepkilerini açık etmiyorlar. Henüz içeride tam anlamıyla bir örgütlenme olmadığı için bizi destekleyenler sessiz kalıyorlar.

Sonay Tezcan-Eylemimiz esas olarak tüm işçi sınıfının ama özel olarak kadın işçilerin karşı karşıya kaldığı çalışma koşullarına ve toplumsal baskıya dikkat çekme amacını taşıyor. İçerdeki arkadaşlarımızın henüz korku duvarını yeterince aşamayarak duruma teslim olma halinde olduklarını görüyoruz. Buna rağmen bazı arkadaşlarımız açıktan yanımıza gelip desteklerini sunuyorlar. Aynı uygulamaların sonucu olarak daha önce işten atılan işçiler desteğe geliyor.

Kadın işçilerin yaşadığı çalışma ve yaşam koşullarına yeterince dikkat çekebildiğimize karar verdiğimizde direnişimizi kendi irademizle sona erdireceğiz.

Bu zaman kadar ise gerek kaştaşda yaşananlara gerekse kadın işçilerin genel olarak yaşadıklarına karşı etkin bir mücadele yürütmeye çalışacağız. Önümüzde kendimiz oluşturduğu bir eylem programı var. Ayrıca çalışmasına katıldığımız EKK,Ege İşçi Birliği gibi kurumlarında öneri ve çalışma programları var. Bunun içerde birlikte yol yürüdüğümüz içerdeki arkadaşları da toparlamasını umuyoruz.

Sunuda eklemek isterim Biz bitti diyene kadar ne patronun üstümüze salmaya çalıştığı tetikçilerin ne polisin bizi yolumuzdan döndürmesi mümkün değil. En azından içerdeki uygulamaların baş sorumluları mutlak olarak hesap verecekler öyle veya böyle zamana kadar da biz bitti demeyeceğiz.

Direnişinizin Talepleri Neler ? Son Olarak Eklemek İStediğiniz Bir şey Varmı?

Taleplerimiz:

1.İşimizi geri istiyoruz.

2.Eşit işe eşit ücret istiyoruz.

3.Mobbing,baskı ve taciz uygulamalarına son verilsin.

4.İşçi ve emek örgütlerinden oluşan bir heyetin fabrikadaki çalışma koşullarını denetlemesini istiyoruz.

5.Baskı politikalarını yöneten formen Mehmet Uygun ve müdür Zeki Özmen’in işlerine son verilmesini istiyoruz.

6.Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın.
Bu taleplerin bugün bütün işçi kadınların talepleri olduğunun farkındayız. O yüzden direnişimiz işçi kadınların direnişidir. Emekten yana örgüt ve yapılardan yalnız direnişimize destek sunmalarını değil aynı zamanda kadın işçilerin sorunlarını daha fazla gündeme almalarını bu türden çalışmalara ağırlık vermelerini istiyoruz. Bizler her türlü öneri ve isteğe açığız. Son olarakta direnişin başından itibaren bize sayfalarını açan ve dayanışma halinde olduğunu gösteren gazetenize teşekkürlerimizi iletmek isteriz.

Direnişte ki Kastaş İşçileri

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*