Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » KARDEMİR’de son tango: ILO!

KARDEMİR’de son tango: ILO!

KARDEMİR aile şirketi (Yolbulan ve Güleç aileleri), Hak-İş ve AKP Hükümeti’nin desteğiyle; diğer sermaye gruplarını, KARDEMİR “pastası”ndan zorla kopardı. Dışlanan sermaye grupları; Türk-Metal, özel demir çelik fabrikalarının kapitalistleri, KARDEMİR işçileri dahil irili ufaklı hisse sahipleri vb.; kıyameti koparıyorlar…

Hak-İş ile rekabet halindeki Türk-İş; sömürülen işçilerin birikmiş artı değerinden başka bir şey olmayan, KARDEMİR “pastası”ndan nemalanmak, KARDEMİR işçilerinin aidatlarını sermaye birikimine katmak için, harekete geçerek, Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) başvurdu.

ILO, KARDEMİR’de incelemede bulunmaları için, iki Türk akademisyeni görevlendirdi. Akademisyenlerin, Türk-Metal Sendikası Başkanı Pevrul Kavlak ile görüşmelerini istedi.

Pevrul Kavlak
İşçi sınıfı, yıkmak ve kendi içlerinden yeniden oluşumunu engellemek zorunda oldukları sendika bürokrasisini iyi tanımalılar. Ona, buradan küçük bir destek atmak istiyoruz: Pevrul Kavlak!

Pevrul Kavlak, ’62 doğumlu. Kırıkkale, MKEK Çırak Okulu’nda okudu. MKEK Silah ve Tüfek Fabrika’sında işçi olarak sömürülmeye başladı. ’91 yılında, Çerkezköy’deki Profilo Telra’da sömürülmeyi sürdürdü. ’92’de, Türk Metal Sendikası Çerkezköy Şubesi’nin Mali Sekreterliğine seçildi. Sonra da, aynı şubenin sekreteri; ’99’da ise, Şube Başkanı oldu. (Okurlarımız, bu yükselişin kaynağındaki; Profilo Telra’daki savaşımları ve işçilerin kitleler halindeki atılışını hatırlayacaklardır).

2002’de, Türk Metal Sendikası’nın Genel Sekreteri; 2005’te, Genel Başkan Yardımcısı oldu. 2007’de, Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri oldu. 2009’da, Türk Metal Sendikası’nın Genel Başkanı oldu; bunu sürdürüyor. 2010’da, Türk-İş Genel Sekreteri oldu.

Pevrul Kavlak’ın, sermaye ve sermayeleşmiş sendika bürokrasisi tarafından bu terfi, ödüllendirme ve daha bir sorumlulaştırma sıçramalı yükselişinin; işçi sınıfının örgütlülüğünün, mücadelesinin, ücretinin, kolektif mücadele kazanımlarının vb., bastırılarak, alçaltılmasıyla ilişkilendirilmesini, okurlarımıza bırakıyoruz.

Verimlilik
Türk Metal’in ve Türk-İş’in tepesinde oturan Pevrul Kavlak’ın, diğer sendika bürokratlarında olmayan, farklı, yeni bir özelliği var. Bu öylesine bir özellik ki; sermaye için, ölüm kalım sorunu. Sermaye, tam da bu nedenle; önceki dönemlerde çok işine yaramış olsa da; bugün en yakıcı haliyle öne çıkan bu özelliğe sahip olmadıkları için; varolan sendikaları, sendika bürokrasisini tasfiye ediyor; bu özelliklere sahip olanları ise, Kavlak ediyor…

Pevrul Kavlak; Milli Prodüktivite Merkezi’nin (MPM) Yönetim Kurulu üyesi.

Kendisi anlatsın! Türk Metal Sendikası’nın, Türk-İş’in tepesindeki; Milli Prodüktivite Merkezi’nin Yönetim Kurulu’ndaki, Pevrul Kavlak; MPM’deki bir görüşmede, konuşuyor (14 Haziran 2010):

Ar-Ge çalışmaları ve verimlilik işyerlerinin ayakta kalmak için belirleyici unsurlar haline geldi. Türkiye’nin verimlilik ve Ar-Ge çalışmaları konusunda yeterli düzeye ulaşma mücadelesine, artık destekleyici kimliğiyle, başta Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu olmak üzere, sorumlu sendikal kuruluşları da katılmış halde.

Verimliliği, sadece elde edilen kâr ile ölçmek, bu alandaki performansı da olumsuz etkiler. Çünkü kâr, verimliliğe gidilen yolun ancak nihayetidir. Ama bu yolu tamamlamak için, çalışanların, insanca çalışma koşulları, insanca yaşamaya yetecek ücret ve mesleki gelişmelerini sağlayacak eğitim imkânlarıyla desteklenmeleri gerekir. Nitekim Türk çalışma hayatı içinde, bu düşüncede buluşan ve birleşen işçi ve işveren sendikaları, bu görüşlerimizi destekler nitelikte çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir.

Milli Prodüktivite Merkezi, bu anlamda arayış içinde olan sivil toplum örgütlerine ve sendikalara da verimlilik konusunda yapılacak çalışmaların başarıya ulaşması yönünde yardımcı olmaya devam etmektedir. Özellikle Türk sendikal hareketi içinde yer alan kişi ve kuruluşlar, bu desteği iyi değerlendirerek, verimlilik konusundaki samimiyetlerini kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Küresel düzeyde gerçekleşen sosyal, ekonomik ve siyasal olayların, ülkelerin yine bu alandaki performanslarına olan etkisi, artık tartışılmaz bir gerçek haline geldi. Bu noktada sivil toplum örgütleri ile işbirliğinin önemi arttı. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar ile işlev ve amaç yönünden sağlanacak bir koordinasyon, ülkeleri kriz dönemlerinde içine düştüğü zor durumdan kurtaracaktır. Bunun da hem ülkeye, hem çalışanlara hem de işverenlere olumlu yansımaları olacaktır.”

Kavlak, ne diyor:
“Göreli artıdeğer sömürüsünü arttırmak zorundayız!”

Ar-Ge çalışmaları ve verimlilik işyerlerinin ayakta kalmak için belirleyici unsurlar haline geldi”; diyor.

Araştırma-geliştirme ve verimliliğin, üretkenliğin arttırılması; her toplumsal üretim ilişkisinin; ister kölelik, ister feodalite; ister kapitalist, ister komünist olsun; her toplumsal üretim ilişkisinin, ölüm kalım sorunudur. Geliştiremeyen, ölür!…

Kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkisinde, araştırma-geliştirme ve verimliliğin, üretkenliliğin arttırılması; sermayeler arasındaki ölüm kalım rekabetinde, bununla bağlantılı krizde, ayakta kalabilmek için; işçi sınıfının sömürüsünden elde edilen toplam artıdeğeri arttırmak için; toplam artıdeğerden sermaye başına alınan payı korumak ve arttırmak için; işçi sınıfından sömürülen göreli artık değeri arttırmaktır…

Kavlak ne diyor:
“Sendika bürokrasisi, işçi sınıfını daha fazla sömürme ve ezme sorumluluğunu yerine getirmeli!”

Türkiye’nin verimlilik ve Ar-Ge çalışmaları konusunda yeterli düzeye ulaşma mücadelesine, artık destekleyici kimliğiyle, başta Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu olmak üzere, sorumlu sendikal kuruluşları da katılmış halde”; diyor.

Bağımlı Türkiye kapitalizminin, sermayenin Türkiyesi’nin; emperyalist kapitalist dünya düzeninde yok olmadan varlığını sürdürebilmesi için; “Top 20”deki konumunu sürdürebilmesi için, bölge gücü olabilmesi için; Türkiye’deki tüm üretimin üretkenliğinin arttırılmak zorunda olduğunu söylüyor. Aslında, emperyalist dünya sermayesinin, TÜSİAD’ın, uzun bir dönemdir, söylediğini; söylemekle kalmayıp raporladığını, yasaladığını; bu yönde, tüm sınıfları, kendisi dahil sermaye sınıfını ve sömürüp ezdiği işçi sınıfını, yakıp yıkıp, yeniden yarattığını, zorla seferber ettiğini; devleti, baştan sona, yeniden yaratıp, seferber ettiğini; tüm toplumu, siyasal partilerden her türlü örgütlenmeye varıncaya kadar, baştan yaratıp seferber ettiğini, söylüyor. Çok haklı olarak, bunun bir mücadele; amansız bir sınıf mücadelesi olduğunu, söylüyor. Elbette, bu sınıf mücadelesinin; kendisinin de içinde ve vurucu bir güç olarak yer aldığı, sermaye sınıfının, işçi sınıfına karşı açtığı savaşım olduğunu, söylemiyor! Fakat, sermayenin işçi sınıfına karşı; işçi sınıfını daha fazla sömürme amacıyla açtığı bu savaşa; başta Türk-İş olmak üzere; hemen hemen tüm sendikalardaki sendika bürokrasilerinin sorumluluk alarak katıldıklarını, söylüyor.

Kavlak ne diyor:
“Verimliliğin amacı ve sonucu, kardır; kar ile ölçülür!”

Verimliliği, sadece elde edilen kâr ile ölçmek, bu alandaki performansı da olumsuz etkiler. Çünkü kâr, verimliliğe gidilen yolun ancak nihayetidir”; diyor.

Verimlilik, üretkenlik, kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkilerinde; işçi sınıfından sömürülen artıdeğer ile, karla ölçülür, diyor. Verimliliğin, nihai amacı ve sonucu budur, diyor. Kesinlikle, doğru söylüyor!

Kavlak ne diyor:
“Daha fazla sömürebilmek için, işgücünü geliştirmeliyiz!”

Bu yolu tamamlamak için, çalışanların, insanca çalışma koşulları, insanca yaşamaya yetecek ücret ve mesleki gelişmelerini sağlayacak eğitim imkânlarıyla desteklenmeleri gerekir. Nitekim Türk çalışma hayatı içinde, bu düşüncede buluşan ve birleşen işçi ve işveren sendikaları, bu görüşlerimizi destekler nitelikte çalışmalar gerçekleştirmeye devam etmektedir”; diyor.

Kavlak; konuşmanın burasında, maalesef, frene basmak zorunda kalıyor. Basına yaptığı bir açıklamada; “bu yolu tamamlamak için, tüm ücretleri asgari ücrete indirmek; asgari ücreti daha da dibe bastırmak; asgari ücreti, bölgesel asgari ücretlere dönüştürmek; işçilerin kalan kimi haklarını da tümden gaspetmek zorundayız!”, diyecek hali yok, şimdilik! Bunu, şimdilik, sadece kendi aralarında konuşmak zorundalar… Fakat, “çalışanların mesleki gelişmelerini sağlayacak eğitim imkanlarıyla desteklenmeleri gerekir”, derken; önemli bir noktaya işaret ediyor: Canevimizden vurduğu için, eğitimdeki bütünsel dönüşümün sadece bir yanıyla, özelleştirilip fahiş fiyatlardan satılmasıyla ilgilendiğimiz, tepkilendiğimiz için; çoğunlukla gözden kaçırdığımız bir noktaya: Sermayenin, kendi malı olan işçi sınıfının sömürülmesini bir üst düzeye çıkarabilmesi; aynı zamanda, işçi sınıfının el ile kafasının, bir bütün olarak daha fazla geliştirilmesine, bütünleştirilmesine bağlı… TÜSİAD’ın, TİSK’in, tüm sendika konfederasyonlarıyla, tek tek hemen tüm sendikalarla birlikte; işçilerin satılık mal olan işgüçlerinin, daha fazla artı değer üretecek şekilde donatılmasına yönelik, eğitim çalışmaları organize ettiklerini biliyoruz…

Kavlak ne diyor?
“Sermayenin sınıfsal kolektif sendikal kimliği: Kavlak!”

Milli Prodüktivite Merkezi, bu anlamda arayış içinde olan sivil toplum örgütlerine ve sendikalara da verimlilik konusunda yapılacak çalışmaların başarıya ulaşması yönünde yardımcı olmaya devam etmektedir. Özellikle Türk sendikal hareketi içinde yer alan kişi ve kuruluşlar, bu desteği iyi değerlendirerek, verimlilik konusundaki samimiyetlerini kamuoyuyla paylaşmalıdır”; diyor.

Kavlak; kendi kapitalist sınıf kimliğinde bütünleştirdiği, MPM-Türk Metal/Türk-İş ilişkisinin; bütün sendika bürokrasisinde de oluşturulmasını; sendikal bürokrasi aracılığıyla; bu bütünleşmenin, işçi sınıfının bütününde de sağlanmasını, istiyor; dayatıyor.

Kavlak, ne diyor?
“Performans ölçütü: İşçi sınıfını daha, daha, daha fazla sömürüp, ezmek!”

Küresel düzeyde gerçekleşen sosyal, ekonomik ve siyasal olayların, ülkelerin yine bu alandaki performanslarına olan etkisi, artık tartışılmaz bir gerçek haline geldi. Bu noktada sivil toplum örgütleri ile işbirliğinin önemi arttı. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar ile işlev ve amaç yönünden sağlanacak bir koordinasyon, ülkeleri kriz dönemlerinde içine düştüğü zor durumdan kurtaracaktır. Bunun da hem ülkeye, hem çalışanlara hem de işverenlere olumlu yansımaları olacaktır”; diyor.

Emperyalist kapitalist küreselleşmenin; emperyalist kapitalizmin dünya çapında egemen hale gelmesinin; emperyalist kapitalizmin krizi ve işçi sınıfına dünya çapındaki saldırı programının; bağımlı kapitalist ülkeleri belirlediğini, söylüyor. Bağımlı kapitalist ülkelerin, bu saldırı programının kendi ülkelerinde ve dünya çapında uygulamalarındaki başarılarının, bu ülkelerin varolmayı sürdürüp bundan pay almaya ya da yokolmaya yönelik başarı performanslarında temel alınacağını; bunun tartışılmaz bir gerçek olduğunu, söylüyor. Kesinlikle doğru söylüyor! Kavlak; bunun için de; kendisinin de tepesinde yer aldığı sendika bürokrasisinin, TÜSİAD, TİSK vb. ile; işçi sınıfının sömürülmesi ve ezilmesini derinleştirerek, sermaye birikiminin arttırılması ve emperyalist kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkilerinin sürekliliğinin sağlanması amacına ulaşılabilmesi ve işçi sınıfının, sermayeye direnmeksizin teslim edilmesi, olması işlevinin yerine getirilmesi için, işbirliğine gitmesi; bu işbirliğini, kaynaşmayı geliştirmek zorunda olduğunu, söylüyor. Bu işbirliği ve kaynaşmanın; sermayenin Türkiye’sinin bir bütün olarak sermayeleştirilmesini geliştireceğini, Türkiye’nin sermaye birikimini arttıracağını; tümüyle işsizleştirilen işçi sınıfına da, sermayeye bedava sermaye aktarmak olan, İstihdam Paketleriyle, iş sağlayacağını, söylüyor.

Karabük Verimliliği Arttırma Projesi
İşçi sınıfının, sınıf ve can düşmanlarından olan; Türk-İş ve Türk Metal’in tepesindeki, MPM Yönetim Kurulu’ndaki, Pevluk Kavlak; asıl konumuzu oluşturan KARDEMİR’i de ihmal etmedi:

KARDEMİR’de, Karabük Verimliliği Arttırma Projesi kapsamında, önemli çalışmalar yaptık. Milli Prodüktivite Merkezi olarak, bu çalışmanın sonuçlarını değerlendirme toplantısını da, az önce gerçekleştirdik.”

Hak-İş’ten Türk-İş’e kadar: Verimli sendika bürokrasisinin verimlilik çalışmaları
İşçi okurlarımız; KARDEMİR işçisinin daha fazla sömürülmesini, ezilmesini sağlayacak, verimlilik arttırma çalışma ve işçi eğitimlerinin, sadece Türk-Metal Sendikası ve MPM tarafından yapılmakta olduğunu sanmasınlar: Hak-İş!

ILO, başlığını koymuştuk. ILO, KARDEMİR’de, hangi sınıf için, hangi sınıf olarak, hangi sınıfa karşı, kimlerle, neleri görüşecek?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*