Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Karantinada kod yazma: Yeni bir çalışma modeli ile evde iş disiplini kurmaya zorlanmak

Karantinada kod yazma: Yeni bir çalışma modeli ile evde iş disiplini kurmaya zorlanmak

İş yerinde uzaktan çalışma fikri her zaman arzuladığımız bir hayaldi. Gidemediğimiz tatil, bulamadığımız zamanlar ve özlemler, Adranalin dolu videolara bakıp attığımız kahkahalar 3 dk’lıktı. Kimileri çocuğunla vakit geçirirken, kimisi ayaklarını uzatarak, yönetici, patronların bakışlarından kaçtığı…

Bir felaket zorunluluğu ile mecbur kalıyorlar evde çalıştırmaya. Sonra bir anda değiştiğini fark ediyorlar tüm dünyadaki meselenin. Bir fırsat çağı, bir karantina çağı. Yabancılaştığımız iş, işin kendisinin bizi alı koyduğu, tırnakla toprak kazar gibi bizi teselli eden birkaç satırlık kod. laf işitmeden, dinlenerek, sessiz, kaçamaklı çalışmak ve hatta esneklikse bizim yaşamımıza uygun hala getirdiğimiz bir model. Nefesimiz daralıyor, iş raporunda, çiğer kapasitesi düştü yazıyor %35’e. Teknoparkın merdivenlerinden kayıyoruz, gözlerimizle açtığımız kapıları marifet dolu sanıyoruz. Şimdi ekmek arasında ıspanak ve işsizlik ve kısık gözler monitör karşısında. Hastayız. Ya işte öleceğiz ya evde ikilemi. Çatlak eller, titrek kaygılı yüzler. Dünya tüm varlıkları ile üzerimize doğru daralıyor, uluslar daralıyor, sıkışıyoruz, işçilerce küçülüyor. Jira’da çözmek zorunda olduğumuz tasklar, hayalimizde umudumuz insan gibi yaşamakta… Tüm bunlara engel kapitalizm çağı. Artık daha uzaktayız birbirimize, kendimize.

Bir ördek haliç sularında yüzerken güvende. Bir sistem öğretisidir mesafeyi korumak. O devasal servetlerin söndü parıltısı. Haps olduk her yerde. Yeni bir gün doğuyor sokakta, sınırlar, ırklar, dinler önemsizleşiyor. Direnç göstermeye başladık fabrikalarda, limanlarda, ekran karşısın bizde varız görün diye. Farkına vardıysa toplum bizim emeğimizle ayakta, motive olmuyor alkışlarınızdan dolarlar. En büyük televizyonlar, en büyük teleskopları yetmiyor görmeye bizi. Evde kalamıyoruz, evimiz yok bizim. Küçülüyoruz, özel olan bir şey, bir eşya gibi, bize ait olan bir şey iş sahibinin hükmüne giri veriyor. Sınırlar olmadan denetleniyoruz, iş yerinde evdeki masamda oturuyorum, mutfaktayım, tuvaleteyim. Gülüyorum ne için olduğunu bilmeden. Şüphe duyduğum klavyemle baş başa. Düşünüyorum, çalışıyorum kendim için değil, dostum, kardeşim için değil. Projeler evde ama bedenim değil. Nefesimiz hırıltılı, yüzümüz solgun, gözlerimiz gergin ve kaçak, geliştirdiğimiz onca program, onca devasal göz kamaştırıcı pırlantalar büyütüyor korkularımızı. Çok uzaklardayız ama asla karamsar değiliz,  asla pes etmedik. Tüm gücümüzle karşılamak için bekliyoruz o küçük canavarı. Binlerce yıllık insanlık tarihinin tüm kalıntıları ile içimize giren köleleştirici tüm türevlerle birlikte, büyük canavar zayıflatıp dağıttı bizi. Büyüdük, direnç kazandık ve karşılamayı bekliyoruz, çeliştiğimiz sermaye ile, bu insanlık savaşında, özgürlük doğacak gelişmiş insani bir sosyal dünya kurabilmek iradesiyle…

Bir bilişim işçisi

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*