Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kapitalistlerin umutları tükeniyor: En fazla 3 ay dayanırız

Kapitalistlerin umutları tükeniyor: En fazla 3 ay dayanırız

Covid sürecinde kapitalist krizin derinleştirmesinden bu yana, TÜSİAD, MÜSİAD, TÜRKONFED, UNDP patron platformları geçen aya göre cidde bir kötüleşmeye girmiş durumda.

COVID-19 Krizinin İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin İkinci Anket Sonuç Raporu”nu özetleyen Cumhuriyet gazetesinden Şehriban Kıraç’ın haberine göre:

Koronavirüs nedeniyle firmaların yüzde 64’ü yeni yatırım ve büyüme planlarını erteledi. Firmaların yüzde 47’si yeni borç aldı veya borcunu yapılandırdı.

– Firmaların yüzde 53’ünün cirosu yarıdan fazla azaldı.

– Firmaların yüzde 22’si faaliyetlerini tamamen durdurdu. Yüzde 39’unun faaliyetleri azalarak, yüzde 27’sinin aynı düzeyde devam ediyor. Faaliyetini durduranların oranı konaklama ve yiyecek sektöründe yüzde 72, eğitim hizmetlerinde yüzde 50’yi buldu.

– Firmaların yüzde 17’si maaş, vergi, kira, fatura gibi zorunlu ödemelerinde çok zorlandıklarını dile getirdi.

– Covid-19 krizinin devamı durumunda firmaların yüzde 48’i sermayelerinin en fazla 3 ay yeteceğini belirtti.

UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi de anket sonuçlarına göre

Suriyelilerce kurulmuş işletmelerin pandeminin zararlarından daha fazla etkilendiğini anlatarak, mayıs ayında Suriyelilerce kurulmuş işletmelerin yüzde 38’inin faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldığını, bu oranın benzer ölçekteki Türkiye geneli firma grubunda yüzde 30…

Kapitalistler kahrolsunlar, işçi sınıfının 15-16 Haziran’ını beklesinler

Covid 19’la daha büyük derinlik kazanan kapitalizmin krizleri; sermayenin üretim, dolaşım sirkülasyonunu dünya genelinde kısıtladı. Bu ölümcül debeleniş, sermayenin kendi iç çelişkileri, tarihsel olarak emekle sermaye, kapitalistle işçi arasındaki uzlaşmaz karşıtlığı gelip dayanıyor. Pandemi dünyada insani bir seferberliği zorunlu koşar, sermaye ise bundan anlamaz, sürekli büyüyüp genişleyen sermaye birikimi ve devasal metalar dönemsel olarak duraksama yaratsada, bir bütün olarak durmaz. Kapitalizm insanlığın seferberliğini değil, sermayenin seferberliğini önceler. Sermaye, sürekli emekle karşılaşmak ister, çünkü işçinin kendi dışında kapitaliste satmak zorunda olduğu kullanım değerleri olmadan, sermaye olamaz. Ve insan emeğinin cisimleştiği metalar, ticari ürün olamaz. Kapitalist üretim sürecinin normal işleyişinde meta üretimi, meta üreticilerine ve toplumun geniş kesimlerine satışı ile döngü başa sarar. Pandemi sürecinde ise sermayenin duygusal, ele ayağa bürünmüş hali olan patronlar, yatırımlarına ara verir, panik büyüdükçe yatırımlar değil sermayeyi koruma önlemleri artmaya başlar, sermayenin kendini koruyabilmesi bile sürekli hareket ve sömürü gerektirir, bu çelişki, doğal olarak üretim ve dolaşım süreçlerinde daha fazla bozulmalar yaratır. İnsanlarda, gereksiz, lüks tüketime ara verip yaşamsal ihtiyaçlarına yönelmek zorundadır. Bir çok insan açlık ve yoksulluk girdabında çırpınır.


Dolaşım ve tüketimdeki daralmalar, üretimdeki daralmalarla birlikte işçiler kapı önüne konur, çalışan işçilerinde çalışma süreleri ve tüm elinde avucundaki, tüm boş zamanı yağmalanır. Yani mutlak artı değer sömürüsü genişler. Tüm çabalara rağmen sermayenin üretici güçleri arttırması sekteye uğruyor, üretimi arttırmakta üretici güçlerin gelişimini arttırmaya yetmiyor. Elbette tüm bu süreç bu kadar basite indirgenemez.

Ciddi olan şu, kapitalistlerin toparlanma dediği süreç, bizim için pandemiden daha ağır bir süreçtir. Sermayenin kriz ve kölelik sarmalından kurtulmadan, işçiler üretim sürecinde özne değil, nesne halindedir.

Şimdi daha sıkı sosyalizme sarılma zamanı.

Sosyalizm; işçi sınıfını üretim sürecinde özneleştirir, komünizm; üretim sürecinden çıkartarak özgürleştirir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*