Anasayfa » GÜNDEM » Kapayacağız o salya akan ağzını Ardıç!

Kapayacağız o salya akan ağzını Ardıç!

Kadınlara yönelik saldırganlığın en ilkel ve isyan ettirici hali, onların cinsel varlıklarına ilişkin olandır. Kadın söz konusu olduğunda o ilk akla gelendir! Fiili ya da sözel cinsel tacizden tecavüze dek neredeyse engelsizce gerçekleştirilir. Bu saldırıya uğrayan kadın, dünyanın her yerinde başına gelecek badireleri kırk kere düşünüp bir kere konuşmak zorunda bırakılır.

Daha da yaygını ise, kadının herhangi bir ediminin cinsel varlığı ile ilişkilendirilmesidir. Ortada bir hata varsa, yapanın kadın olduğunun altı mutlaka çizilir -burada neredeyse bir doğrusal ilişki aranır. Ortada bir başarı varsa, kadın olmasına rağmen diye açıklanır ya da “yan faktörler” aranır. Ve tabii özellikle sert arenalarda bir kadının görüşünü, tutumunu bastırmanın en kolay tutulan yolu, kadının tutumunu mutlaka bir erkekle ilişkilendirmek, onun kendi cümlelerini kuramayacağına işaret etmektir. Bunun için açık bir sövgü diline de sıklıkla başvurulur; fakat asıl kullanılan yöntem adrese teslim imalardır. Eğer imalarla sonuç alınamazsa volüm yükseltilerek sonuç alınmaya çalışılır! Hangi biçimiyle olursa olsun, şüphesiz bu ezen cinse özgü düşkünleştirici bir mantalitedir.

Hükümet yalakası Emre Aköz üniversite öğrencilerinden yumurtayı yiyince aklına ilk gelen devrimci kadınlara işte tam bu mantaliteyle küfür yağdırmak oldu. Kadın devrimcilere her türden cinsel işkence ve aşağılamayı uygulayan polisinden, o yıllarda hiç de bugünkü gibi demokrasi şampiyonu olmayan medyasına dek 1980′lerin beylik malzemesini yeniden piyasaya sürdü. Ağzını küfürle açıp küfürle kapatan, bunu da açıksözlülük diye pazarlamaya çalışan bir diğer hükümet yalakası Engin Ardıç ise, “Bacı” adlı yazısıyla vitesi daha da büyüttü. Her türden muhalefetin susturulduğu o günün koşullarında bile yanıtını alan “Bacı” çizgi romanında çizilen devrimci kadın tipine başvurdu.

Ardıç, belaltı retoriğin “üstadı” Serdar Turgut’la aynı minvalde salyalar saçarak devrimci kadınlara saldırıyor. İşkenceci polisin bildik diliyle aklınca devrimci kadınların onurunu ezmek için “çirkin”, “pasaklı”, “kompleks kumkuması” yaftalarını basmaya kalkıyor. Kimseden sevgi ve yakınlık görmedikleri için kimseye empati gösteremediklerini, farklı düşünenleri anlamaya çalışmadıklarını söyleyerek aynı yerden beslendiği Emre Aköz’e atılan yumurtanın “gerekçesi”ni yakalıyor! “Cinselliğinden arındırılmış”, bunun bunalımlarını yaşayan bir kadın tipi çizip aklınca hedefi onikiden vurduğunu sanıyor!

Serdar Turgut, Emre Aköz, Engin Ardıç gibi iki yumurtadan bile vaveyla koparan antikomünist liberallerin ne devrimci kadınları ne de onların adanmışlığını anlaması mümkün. Bu tipler, yemle çalışır, yarın kalemlerini beş kuruş fazla yem veren için bayıla bayıla satarlar. Yazma yeteneklerini ya da hayal güçlerini bırakalım, toplum gözlemleri bile neoliberalizmin 1980′lerdeki çıkış parçalarında kalmıştır. Sapkın fantazilerle dolu beyinleriyle “dağa kaldırma”, “öpme” üzerine tavsiyelerde bulunurlar. Devrimci kadın düşmanlığından işçi düşmanlığına, su katılmamış bir antikomünizm olan liberalizm adına bildirir dururlar.

En son bugünkü yazısında 8 Mart eylemlerinde kendisine gösterilen tepkileri takmadığını ilan etti. Acaba? O saldırgan dilin altında, salyalar akan ağzının kapanacağı günlerin korkusundan başka ne olabilir!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*