Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » Kaldırılmak istenilen sosyal medya değil, toplumun kendisini ifade etme kanalları

Kaldırılmak istenilen sosyal medya değil, toplumun kendisini ifade etme kanalları

Faşist sermaye devleti, Akp ve Mhp blokunun uzun zamandır üzerinde çalıştığı “Sosyal Medya Düzenlemesi” Erdoğan’ın basına yaptığı açıklamalar neticesinde hızlıca meclise getirilmek isteniyor.

Küreselleşmiş, büyük data zengini Facebook, Twitter vb. sosyal medya tekellerinin Türkiye’de bir temsilciliğinin olmaması, devletin ve Mit’in bu portaller üzerinde kontrolünü oldukça zayıflatıyor.

Bu platformları kapatmak isteyenler, Erdoğan, Twitteri en etkin kullananların başında geliyor. Türkiye’de en çok takip herhalde Erdoğan’ındır. Çünkü, sadece burjuvazinin geleneksel medya araçları olan TV, Gazete, Radyo üzerinden kitlelerle bu kadar hızlı etkileşim sağlamak çoktan tarihe karıştı. Çünkü kitlelerin ihtiyaçları ve alışkanlıkları değişti. Her şey gibi de medya küresel mali sermayeye bağlandı.

Erdoğan’ın yaptığı açıklamalarda, yalan ve iftira dediği, reklam ve troller aracılığıyla yapılan burjuva siyasetini ifade ediyor. Bunun aynısı TV ve gazetelerde de kurulduğu günden beri vardır. Nedeni bu araçlar değil; ideolojiktir, burjuvazinin seviyesi olmayan lağım çukuru siyaset merkezleridir.

Yalnız, rahatsız oldukları sosyal medyada bir Rtük’ü olmaması veya sokakta direniş, grev, söz ve eylem, toplantılar hakkına karşı sopa tutan valilerin olmaması. Endişe ettikleri, kitlelelerin kendilerini ifade etme kanalları. Başta, İran, Şili, Amerika’da büyüyen dünyada kapitalizme karşı isyanlara evrilerek yayılan kitle isyan dalgalarının etkisiyle, Türkiye’de de dünyaya paralelel hatta çok kötü giden, ekonomik, sınıfsal, toplumsal; doğa ve rejim kriziyle devam eden çelişkilerin derinleşmesi var. Karşılarına er ya da geç çıkacak işçi sınıfıdır. Korktukları da bu, büyüyen işsizlik, yoksulluk, güvencesizlikle ve sürdürülemez hala gelen düzenin bir kıvılcımın çakması ve bunun bir çığ gibi karşılarına dikilmesi. Gezi Direnişi’yle bunu deneyimledir.

Hükümetin sosyal medya kontrol timleri, siber mit ve polisleri, mahkeme operasyonları, tehdit ve verilen cezalar, sosyal medya üzerinde yaratmak istedikleri kontrolü sağlayamadı, sağlayamazda. Kitlelerin tüm demokratik taleplerini bastıran, her şeyi kendi kontrolü altında tutmaya çalışan faşist burjuva rejimin saldırıları tam tersi, sosyal medya kullanıcılarının kendisini korumak ve ifade etmek için farklı yollar bulup anonimleşmesini sağlar ve bir tepkiye dönüşür, dönüştü de. Söylediklerinden çekinmeyen, korkmayan, kaybedecek bişeyi olmayan bir kesim yarattı. Anonim kullanıcı sayısının arttı ve hükümetin operasyonları sekteye uğratmaya başladı. Sonunda gözünü açtıkları yerde havayı yumrukladıklarını fark ettiler ve en sosyal medyayı komple yasaklayacaklarını söyleyerek en üstten kart açtılar. Şimdi böyle yaparak sosyal medya tekellerini bu girişimle Türkiye’ye temsilcilik açmaya zorluyorlar.

Sosyal medyayı yasaklamaktan kolay bir şey yok, bunu yapabilirler, istedikleri sosyal medyayı kapatmak değil, kendi kontrollerinde sosyal medya yaratmak. Yapamayacaklarıysa, toplumun tarihsel, sınıfsal, düşünsel gelişimi ve kendilerini ifade etme kanallarıdır.

Sosyal medya, devletten sınıflardan bağımsız, sanıldığı gibi de özgür platformlarda değil. Kullanıcıların yaşam verileri üzerinden büyük bir bilgi değeri, meta yaratan sektör haline gelmiştir. Milyonlarda firma bu platformlara bağımlı ve buradan kar sağlıyor. Kullanıcıların kullandığı sosyalleşme ihtiyaçları aracı kılınarak, şirketlerin hedefli, potansiyel müşteri avı yapıldığı da unutulmamalı.





Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*