Göçmen bir kadın olarak 8 Mart

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününde Türkiye’de ve tüm dünyada kutlamaların başladığı saatlerde bizlerde siyasi iltica etmiş bir grup kadın olarak Muş Vartolu bir kadın arkadaşın evinde kahve eşliğinde 8 Mart ‘ı konuşuyoruz.

Konu konuyu açtıkça İsviçre’de bir ilticacı kadın olmanın zorluklarının yanı sıra burada yabancı olarak geleceğimizin dinamikleri olan çocukların eğitimdeki zorluklara geldi konu. Burjuva demokrasisinde de oldukça fazla yabancı düşmanlığı var.

Aslı 20 yıldan fazla burada politik ilticacı olarak yaşıyor. Ve diyor ki; “Çocuklarımız ne kadar başarılı da olsa bir yabancısın ve lisede okuma hakkı çok zor elde ediliyor. Örneğin benim kızım orta okulda gayet başarılı olmasına rağmen Sekunder Schule (Lise)’ye gidemedi ilk etapta. Benim kızım okul yönetimi tarafından Leer Schule (Meslek okulu) ye yönlendirdi. Ve kızım uzun süre bunu üstünden atamadı. Çözüm olarak özel okutmak zorunda kaldık.”

Vartolu kadın arkadaş’da aynı şekilde kızını özel okulda okutmak zorunda kalmış. Tabi ki maddi olarak fazlaca yıpranıyor. Yeni oturumu gelen diğer kadın arkadaş ise bu sitemle nasıl baş edeceğini düşünüyor çünkü onun oğlu henüz ilkokul seviyesinde. Burada ailelerin en büyük korkusu çocuklarının uyuşturucuya bulaşması. Burada oturum almak hatta İsviçre pasaportu almak bile yabancı düşmanlığını yok edemediği gibi bir yerde kadınların yaşamlarını kolaylaştırmıyor aksine daha çok yaşamları ipotek altına alınıyor.

Yine Kürt emekçi kadın arkadaşın kızları da burada ki öğretmenleri tarafından yabancı düşmanlığına maruz kalmış. Küçük kızını iki yıl hazırlık okuluna göndermişler sırf entegre olmadığı bahanesiyle.

Burada ister politik isterse ekonomik olarak gelip iltica eden kadınların sosyo-kültürel çıkmazlarının yanı sıra çocuklarının gelecekleri için kaygılı bir yaşam sürüyorlar. Bu sıkışık durumdan çıkamayan bir çok kadın ne yazık ki psikolojik destek almak zorunda kalıyor. İçlerinde cinnet geçirenlerin çocukları da sözde devlet koruması altında ellerinden alınıyor bu durum da kadınlara ayrı bir bunalım getiriyor.

Ben de Türkiye‘deki yeni eğitim sistemini anlatmaya çalıştım. 4+ 4 +4 eğitim sisteminin de bizim ülkede de burada olduğu gibi ezilen Kürt ailelerin ve bizim gibi işçi sınıfının çocukları meslek okullarına yönlendirilerek geleceğin ücretli kölelerini yaratılmak istendiğini konuştuk. Aslında bu sohbet bir ilticacı kadın olarak burada sosyo- kültürel olarak uzun bir süredir bu sıkışmışlığımdan beni biraz arındırdı diyebilirim.

Sonra hep beraber akşam 8 Mart etkinliği için St.Gallen kantonunda bulunan Alevi Kültür Merkezine gittik. Akşam saat 19:00 gibi etkinlik emek mücadelesinde yaşamını yitiren kadınlar adına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından kadın mücadelesini anlatan bir slayt gösterimi gerçekleştirildi. Sonrasına İsviçre Alevi Birlikleri kadın kollarından bir kadın konuşmacı bu yılki 8 Mart ‘ı Sureye‘de ki savaşta yaşamını yitiren, tecavüze uğrayan Alevi kadınlara adamak istediğini belirtti. Ancak Rojava’da mücadelenin öznesi olan Kürt kadınlardan hiç bahsetmedi. Diğer bir dikkatimi çeken konu ise St. Gallen kantonunda Alevi Kültür Merkezi, Kürt Kültür Merkezi ve Halkevleri gibi kurumlar ve de enternasyonal olarak ortak bir platformda 8 Mart gibi önemli bir günde ortak hareket edemedikleri. Ülkemizde olduğu gibi burada da kadınlar özellikle de iltica etmiş kadınlar ikincil ve ağır işlerde çalıştırılıyorlar. Eşit ücret dağlımı olmadığı gibi 8 saatin çok üstünde çalıştırılıyorlar. Bu vesile ile tüm göçmen kadın işçiler bir araya gelebilirdi.

Etkinlikte müzik eşliğinde yemekler yenildi, erkek ve kadınlar olarak halaylar çekildi. Saat 21:00 gibi kadınların kendi yazıkları kısa bir skeç gösterimi yapıldı. Ardından etkinlik halaylarla sonlandırıldı.

Benim için iki yıl aradan sonra bir 8 Mart etkinliğine katılmak çok önemliydi. Ve iki yıl sonra tekrar bir şeyler yazabilmem için cesaret kazandım.

Yoldaşça selamlar

Devrimci Proletarya okuru/İsviçre

SDC17394

SDC17390

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*