Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İstanbul’da küresel burjuvazinin yeni mekanları

İstanbul’da küresel burjuvazinin yeni mekanları

Beş ve yedi yıldızlı otellerden sıkılmışlar. Gittikleri yerlerde kendilerini evlerinde gibi hissetmek istiyorlarmış. Ve tabii yüksek karlı işlerinde de.

İstanbul’da 30′a yakın dev çaplı inşaat projesi yürütülüyor. Rıxos Executive Apartments, West Blocs, Elysium Fantastic, Yooİstanbul, Anthill Residance, Varyap Meridian, Ottomore Suits, Dap Burgu, Mall of İstanbul gibi isimleri var.

Özellikleri 5-7 yıldızlı otel hizmeti, yüksek teknolojik donanımlı ofis ve iş merkezleri, marka konut ve rezidans, kültür, spor, eğlence merkezleri, lüks sosyal yaşam alanlarını birleştiren kombine yapılar olmaları.

İstanbul’da da yerden biter gibi yükselmeye başlayan bu yeni ultra lüks ve marka otel-konut-iş-eğlence kompleksleri, küresel burjuvaların da yeni küresel mekanları. İstanbul’da 20′den fazla bu tür büyük projenin sürmesi, bir o kadarının da önümüzdeki yıl başlayacak olması, İstanbul’un küresel tekellerin bölgesel yönetim ve finans merkezi olmaya dönük altyapı hazırlıklarının bir cephesini oluşturuyor.

Başlıca özellikleri şunlar:

Küresel hava ulaşım sistemine göre konuşlandırılıyorlar. İstanbul’un iki yakasında havaalanlarına en çok yarım saat mesafede, TEM, D-100, E-5 otoyollarına da çok kısa mesafede yer alıyorlar. Çoğunda helikopter pisti ve ulaşımı, deniz kıyısında olanlarında deniz limüzinleri var.

En yüksek teknolojili küresel iletişim sistemleri ile (telekonferans sistemleri, yüksek hızlı internet vd) donatılmış durumdalar.

Dış cephe mimarisi ve iç tasarımları genellikle orijinal mimari usluplarla, dünyaca ünlü mimarlara ve marka tasarım şirketlerine yaptırılıyor.

En küçüğü 175 milyon dolardan başlayıp 750 milyon dolara kadar çıkan yatırım ve pazarlamalarını Türk inşaat tekelleri yapmakla birlikte, yönetim ve işletme organizasyonları da genellikle küresel burjuvaların dünya çapındaki mekan hizmetlerini gerçekleştiren küresel rezidans tekelleri tarafından yürütülüyor.

Dikey olarak yükselenleri İstanbul’un hem en güzel manzaralı noktalarından hem de tüm şehri ayaklarının altına serecek biçimde yükseliyorlar. Kendi başına minyatür bir kent biçiminde yapılanları ise, kendi içinde yapay göl, akarsu, koruluk, botanik bahçeleri vb ile ayrıca manzarayı da inşa ediyorlar.

Her biri kendi içinde ultra lüks otel ve iş hizmetleri (kurye, sekretarya, asistanlık, teknoloji vd) , 500-600 metrekareye kadar çıkabilen marka konutlar (“penthouse” deniyor) , küresel donanımlı ofis ve iş merkezleri, küresel marka alışveriş, spor, sağlık, eğlence merkezlerini birleştiriyorlar.

Mall of İstanbul’da nostaljik bir tramvay bile var. Tamamında kat bahçeleri, botanik bahçeleri, kapalı ve açık havuz, sauna, hamam, jakuzi, spa (şifalı ve aromalı sularla vucut bakım ve psikolojik rahatlama merkezleri), iç mekan kar ve kayak merkezleri, temalı eğlence parkları ve müzeler, çocuklar için en zengin oyun alanları, dünya ve Türkiye mutfaklarını biraraya getiren Gurme merkezleri, Türkiye ve dünya kültürlerini biraraya getiren kültür ve eğlence merkezleri, koşma ve yürüme parkurları, her türlü kapalı ve açık spor tesisi, kreş ve anaokulu, kendi hastanesi ve her türlü fitnes ve bakım hizmeti, seyir terasları…

Buralardaki ofis ve daire fiyatları ise günlük kiraları 3 bin dolardan başlıyor, satın alma ise yarım milyon dolardan başlayıp rezidanslarda 10 milyon dolara kadar çıkıyor.

Evet, İstanbul’da küresel burjuvazi için mega marka projeler bir biri ardına yükseliyor. Fakat onlar kendilerini “evlerinde gibi hissedemeyecekler”, hissedememeliler!! Küresel tekelci burjuvazinin işçi sınıfı ve kent yoksulları üzerinde azami sömürü, güç ve iktidarını da simgeleyen bu “ikonik yapılara” karşı derin bir sınıf nefreti uyandırılmalıdır.

Küresel tekelci kapitalist mega marka kentsel dönüşüme karşı sosyalist bir kent programının ortaya çıkartılması, proletarya ve kent yoksullarının mücadelesinin bu düzleme yükseltilmesi gündemimizde olacaktır.

Bir yorum

  1. öncelikle yazıtı kaleme alan arkadaşı kutlarım. güzel bir yazı olmuş.burjuvazi-proletarya +kent yoksullsrı karşıtlıgını bir yönüyle ortaya koymaktadır.bu yapılar -yaşamtarz ve kültürler toplumda bi anlam ifade etmektedir.biz işçiler bütün emegimizi ve zamanımızı patronlara sattıgımız halde sınırlı imkanlara sahipken burjuvazinin bu imkan ve olanaklara sahip olması anlşılır bir durum deyildir.işçi ve emekçiler bir güç haline gelene kadar bu böyle devam edecektir kapitalizm kendisi yok edecek temelleri içerisinde taşımaktadır.ve bu temeller her geçengün dahada büyümektedir.mevcut sistemimin her türden dayanagı işçi ve emekçilerin agırlaşan yaşam koşulları sebebiyle son bulacaktır. ve yerini insanların yaşamsal taleplerinin karşılanacagı bir sisteme bırakacaktır.burada topluma yetenek ve ihtiyaçları dogrultusunda her türlü imkan saglanacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*