Anasayfa » GÜNDEM » İşçi Üzerindeki Saltanatınız Er Geç Çözülecek!

İşçi Üzerindeki Saltanatınız Er Geç Çözülecek!

Türk Metal faşist bir çetedir!
Türk Metal, bir işçi sendikası değil faşist bir çetedir. Türkiye’de çözülen faşist rejimin işçi sınıfının mücadelesini bastırma araçlarından biri, bir kontrgerilla, MİT ve MHP uzantısı olarak varoldu. 1960′lardan 90′lara kadar Türkiye işçi sınıfı hareketinin öncü gücü olan metal işçilerinin örgütlenmesini ve mücadelesini bastırmak için kuruldu. 12 Eylül askeri faşist darbesiyle DİSK Maden-İş Sendikasının kapatılmasından sonra, tüm büyük metal fabrikası işçileri zorla Türk Metal’e üye yapıldı. Türk Metal, büyük metal işçisinin üzerinde, ücretli köleliğe kat çıkan bir gangsterlik aygıtı oldu.

Türk Metal çetesinin ellerinde, 60′lı yıllardan bu yana çok sayıda öncü, solcu, devrimci işçinin kanı vardır. O bir işçi katilidir. 12 Eylül askeri faşist darbesinden önce ve sonra metal sektöründeki işçi grevlerine, işçi örgütlenmelerine sayısız silahlı, satırlı saldırı gerçekleştirmiştir. Bu konudaki son icraatı, bu yılın Şubat ayında Türk Metal’den istifa ederek Birleşik Metal-İş’e geçen Bursa’daki Bosch işçilerine yönelik yaptığı silahlı, demir çubuklu saldırılardır. Renault işçilerinin Türk Metal’e tepkiyle yaptığı iş bırakma eylemine desteğe gelen Bosch işçileri, yine Türk Metal’in topladığı 200 kişilik çapulcu sürüsünün satırlı, demir çubuklu saldırısına uğradı, 3 işçi ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı.

Türk Metal bulunduğu fabrikalarda tekelci sermayenin polislik görevini de yapıyor. Fabrikaların önünde metal işçilerine bildiri dağıtan solculara saldırıyor. İşçiler üzerinde fiziki ve psikolojik terör estiriyor. Öncü mücadeleci işçileri faşist çapulcu sürülerine hedef gösteriyor, fabrikalardaki bodyguardları ile tehdit edip sindirmeye çalışıyor, patronlara ihbar ederek işten atılmalarını sağlıyor. Fabrikalarda Kürt işçilerin işe alınmaması için de hafiyelik yapıyor.

Türk Metal mafyatik bir patron örgütüdür!
Türk Metal, işçi düşmanlığında en büyük tekelci sermaye gruplarının metal sektöründeki örgütü MESS ile de iç içe çalışır. Toplu sözleşme tekliflerini MESS’in kucağında hazırlar. Toplu sözleşmeden işçileri bilgilendirmez bile. İşçilerin tepki ve direncini bastırarak MESS’in dayatmalarına boyun eğmeye zorlar. MESS ise Türk Metal’i işçilerin üzerine sürerek, onun arkasında keyif çatar. Büyük metal fabrikası işçileri Türk Metal hapishanesi içinde çırpınıp dursunlar! İşçilerin tekelci sermaye saldırganlığına tepkileri Türk Metal hapishanesinde erititilir. Gerçek toplu sözleşme ve mücadele talepleri ise, işçiler gövdesel eylemler yapıp onu silkelemedikçe, Türk Metal ablukası nedeniyle duyulmaz bile.

Türk Metal, metal işçileri içinde ırkçı-şovenist fikirleri, faşist başbuğluk tapınmasını, Kürt ve kadın düşmanlığını yaygınlaştırmaya çalışır. Bulunduğu fabrikalarda mücadeleci işçileri terörize ederken patron yalakası ve çürümüş bir işçi aristokrasisi yaratır. Tepeden seçtiği zayıf karakterli işçileri, Türkiye, Kafkasya ve Güney Kıbrıs’ta sahibi olduğu otel ve turistik tesislere götürür, yedirip içirir, fuhuş ve uyuşturucu “hizmetleri” sunar. Böylece çürümüş, ırkçı, örgütlenme ve Kürt düşmanı bir tabaka yaratıp bunları patron ve devlet yalakalığında ve diğer işçileri bastırıp bölmekte kullanır.

Türk Metal, aynı zamanda, Kıbrıs ve Kafkasya hattında kara para, örtülü kontrgerilla ödenekleri ve işçi sınıfının sırtından asalaklıkla semiren, başlı başına bir mafyatik-patron örgütüdür. Türk Metal’in önceki başbuğu Mustafa Özbek, aynı zamanda Kırıkkale Sanayi ve Ticaret Odalarının başkanlığını yapmıştı. Türk Metal yöneticilerinin otel, turistik tesis, petrol istasyonu, otomotiv yan sanayi şirketi gibi işçileri sömürdükleri sayısız sermaye yatırımları vardır. Türk Metal, işçilerden Türkiye’deki en yüksek (sözde sendika) aidatını alır: Ayda 50-80 lira! Aidat soygunundan yılda 63 milyon lira kazanır. Sermaye yatırımlarından gelen karları, yaptığı uluslar arası mafyatik karanlık işler ile birlikte yıllık karı yüzlerce milyon doları bulur. O bir mafya-sermaye holdingidir.

Türk Metal çözülüyor!..
Ancak Türk Metal imparatorluğu, bir yandan Türkiye’de faşizmin çözülüp yerini en geri düzeyde bir neoliberal muhafazakâr burjuva demokrasisinin alması, diğer yandan metal işçilerinin hemen her TİS sürecinde artan tepki ve mücadeleleriyle giderek daha fazla yıpranmaya ve sarsılmaya başladı.

Türk Metal’in 40 yıllık başbuğu Mustafa Özbek ve ekibi, burjuva güçler mücadelesinde darbeci TSK ve kontrgerilla unsurlarıyla birlikte küresel neoliberalizm karşısında kaybedenler safında yer aldı. Ergenekon operasyonlarında tutuklanarak tasfiye edildi. Daha önce Türk-İş yönetiminde ciddi ağırlığı ve etkisi olan Türk Metal, Türk-İş yönetiminin AKP eline geçmesi ile halen başkanlar kurulunda yer alsa da Türk-İş yönetimindeki forsu azaldı. Türk-İş’in AKP’ci yönetimine muhalif ulusalcı sendikaların ağırlığını oluşturduğu Sendikal Güç Birliği’nin şefliğine geçmek istedi, fakat orada da “sol” ve “muhalif” görünümlerine halel getirmek istemeyen diğer sendikalar tarafından istenmedi ve dışlandı. Bunun üzerine AKP’ye biat etti. Türk-İş’in Aralık ayında yapılan genel kurulunda AKP’ci Genel Başkan Uslu’ya destek vererek genel sekreter oldu. Şimdi de Türk-İş’te Uslu’dan desteğini çeken sendikaların liderliğine soyundu.

Büyük patronlar ve yıldızı yeni parlayan sermaye kesimleri de, yeni kurdukları metal fabrikalarında DİSK Birleşik Metal’in önünü kesmek için Türk Metal’i getirme uygulamasına giderek son vermeye başladılar. Çünkü sermayenin yeni trendi, ihanetçi sendikalarla işbirliği bile değil, sendikasızlaştırma ya da alabildiğine cılızlaşmış, liberal esnek sivil toplum sendikacılığıdır. Küresel otomotiv tekelleri de, Türkiye’nin üretimlerini kaydırıp yoğunlaştırdıkları başlıca ülkelerden biri haline gelmesiyle, imaj kaygısıyla, kafatasçı-faşist, iki de bir işçilere vahşice saldıran ve Türkiye’deki metal işçilerinin eylem hedefi haline gelen, iş bağladıkları AKP hükümetiyle de arası iyi olmayan Türk Metal’e daha mesafeli yaklaşmaya başladılar. Irkçı-türkçü Türk Metal’in bu temeldeki uluslar arası bağlantıları zayıfladı. Birleşik Metal İş’in üyesi olduğu Avrupa ağırlıklı (ve Brezilya, Güney Kore gibi yeni otomotiv üslerinde etkinliğini artırmaya çalışan) Uluslararası Metal İşçileri Sendikası ve küresel metal-otomotiv tekellerinin merkez ülkelerinde örgütlü olan sendikalar da, Türkiye’nin giderek öne çıkan bir metal-otomotiv üretim üssü haline gelmeye başlamasıyla, Türk Metal’e baskı yapmaya başladılar.

Sendikal ve siyasal planda giderek yalnızlaşan Türk Metal, en sonu, metal sektöründe, bir yandan DİSK Birleşik Metal, diğer yandan neoliberal burjuva AKP Hükümeti tarafından desteklenen Hak-İş’e bağlı Çelik İş tarafından giderek daha fazla sıkıştırılmaya, zemini daraltılmaya başlandı. 6 bin işçinin çalıştığı Bosh Bursa fabrikasında işçilerin Birleşik Metal’e geçmesi, Türk Metal’in sonunun başlangıcı niteliğinde bir darbe oldu. Daha önce Birleşik Metal’e geçmek isteyen işçilere bin kişilik çapulcu sürüsü saldırtan Türk Metal’in, bu kez çapulculuğa “sadece” 200 kişi getirebilmesi, eski lanetli gücünün nasıl zayıflamakta olduğunun bir göstergesi oldu. Yine Türk Metal’in başlıca kaleleri olarak bilinen Renault, Tofaş, Ford Otosan, Arçelik, Türk Traktör’deki egemenliği sarsılmaya başlandı. Türk Metal, Kardemir ve İsdemir’de de Çelik-İş ile girdiği çatışmayı kaybetti. Erdemir’de de AKP’ci yerel güçlerin ve medyanın desteğindeki Çelik-İş’in büyüyen baskısı altında giderek yıpranıyor. Artık saldırandan çok, elindeki mevzileri savunmaya çalışan konumunda!

Faşist Türk Metal’i asıl zayıflatan ise, her TİS sürecinde Türk Metal duvarına çarpıp eski hapishanesine dönmekten gına getirmiş metal işçilerinin yıllardır, onyıllardır sürdürdüğü mücadele ve isyanlardır. 1998′de Türk Metal şeflerini pencerelerden atlayıp sıvışmak zorunda bırakan onbinlerce metal işçisinin 2 hafta süren yığınsal eylemleri, Birleşik Metal’in basiretsizliği nedeniyle sonuçsuz kaldı. Bir önceki toplu sözleşme döneminde ise, Birleşik Metal ilk kez Türk Metal’in satışı ardından bunu bahane ederek teslimiyete imza atmak yerine greve cesaret ederek, esnekliğe karşı ve kısmi ücret kazanımları alarak, Türk Metal’i bu sözleşmede baştan baskı altına alacak bir üstünlük yakaladı. Bu toplu sözleşme sürecine de Türk Metal’i Bosch’tan sarsarak avantajlı girdi. Ardından Renault, Arçelik’te işçilerin Türk Metal’e karşı yayılma potansiyeli de gösteren kitlesel protesto eylemleri, Türk Metal’i daha fazla köşeye sıkıştırdı.

Türk Metal çetesi, sonunun başlangıcındadır. Türkiye işçi sınıfının sırtında, neredeyse yarım asırdır kara ve kanlı bir kambur olan bu gangster-faşist çete, bugün değilse yarın metal işçileri tarafından tarihe gömülecek. Bu, artık hemen hemen kesinleşmiş durumda. Ancak, bu yine kendiliğinden veya büyük metal patronlarının ve burjuva AKP hükümetinin lütfuyla olmayacak. Küresel metal-otomotiv tekelleri, MESS ve AKP Hükümeti, Türk Metal’den eskisi kadar hazzetmeseler de, en büyük metal-otomotiv fabrikalarında yoğunlaşmış metal işçilerini zaptetmek için halen ona ihtiyaç duyuyor ve eski katı gangster-faşist yapısından biraz daha neoliberalize ederek yumuşatıp kullanmaya devam etmek istiyorlar. En azından kıdem tazminatını gasp edecek, taşeronluğu, kiralık işçi şirketlerini büyük fabrikaların ana gövdesine de sokacak “ulusal istihdam stratejisi” yasalarını çıkarıncaya kadar ve çıkartabilmek için Türk Metal’e hala ihtiyaç duyuyorlar. Birleşik Metal, esneklik düzenlemelerine direndiği ve (Avrupa’dan giderek tasfiye edilmekte olan) büyük metal-otomotiv fabrikalarındakine benzer işçi hakları istediği için, Birleşik Metal’i istemiyorlar. Çelik-İş ise, Türkiye tekelci burjuvazisinin küresel tekellerin bölge merkezi ve yayılmacı bölge gücü olmaya, neoliberal muhafazakârlığa ve sivil toplum sendikacılığına daha uygun olmakla birlikte, daha ziyade demir-çelik dalıyla sınırlı, henüz metropollerde, büyük organize sanayi bölgelerinde ve otomotivde örgütlenme kapasitesine sahip bir sendika değil.

Türk Metal’i yıkalım!
Bu yüzden, Türk Metal’i yıkacak tek güç, metal işçilerinin örgütlü mücadelesidir. Metal işçileri, Türkiye burjuvazisinin küresel metal-otomotiv tekellerinin bölge merkezi olmasından kendisine bir fayda beklememeli, bölgesel yayılmacılığının yeni gözdesi gerici Çelik-İş’e karşı da gardını almalı, hiçbir beklentiye girmemelidir. Metal işçilerinin Türk Metal’den istifa edip Birleşik Metal’e geçmeleri, görece ileri bir adım olacaktır. Metal işçilerinin sendika seçme ve örgütlenme özgürlüğü için, hem Türk Metal çetesini artık belini doğrultamayacak ve geri dönüşü olmayacak biçimde ezip geçmesi hem de Birleşik Metal’i daha cesur ve ileri bir mücadele hattına zorlayabilmeleri gerekir.

Metal işçilerinin başlıbaşına militan ve gövdesel bir mücadele vermesini gerektiren Birleşik Metal’e geçişleri, örgütlenme ve mücadele olanaklarını artıracak, ancak tüm sorunlarının ve asıl temel sorunlarının, işçi sınıfının bağımsız örgütlenme ve mücadelesinin çözümü olmayacaktır. Çünkü Birleşik Metal faşist ve gerici sendikalardan görece ileri bir sendika olsa da, o da nihayetinde bürokratik ve reformcu bir sendikadır. Birleşik Metal’e geçiş bir kazanım olsa da, mücadeleyi buna indirgemek, dar sendikalizmin ötesine geçememek demektir.

Bu yüzden metal işçilerinin asıl yapması gereken tüm metal fabrikalarında kendi bağımsız öz mücadele organlarını, işçi komitelerini, işçi meclislerini kurmaktır. Hedefe Türk Metal ve sendika bürokrasisi ile birlikte MESS’i koymaktır. Türk Metal tabanında, her üç sendikanın tabanında ve bunlar kadar önemlisi sendikasız metal fabrikalarından (her üç sendikanın gerçek üyelerinin toplamı, ancak toplam metal işçilerinin yüzde 10′unu oluşturabilmektedir) metal işçilerinin sermayeden ve sendika bürokrasisinden bağımsız ve birleşik mücadele platformlarını oluşturmaktır. Ancak bağımsız öz mücadele organlarını ve programını oluşturarak metal işçileri gücünü birleştirdiğinde, faşist ve gerici sendikaların cenderesinden sıyrılmakla kalmaz, biraz daha geniş ve sola açık, ama yeni bir sendikal bürokrasi ve sendikalizm sınırına takılıp kalmaktan kurtulur. Taban inisiyatifi ve sendikal demokrasiyi işletebilir, sendika yönetiminde söz ve karar sahibi olabilir, örgütlenme ve mücadelede karar ve eylem organlarını iç içe geçirebilir.

Bu sözleşme sürecinde sarsılması ve çözülmesi hızlanan, Türk Metal bugün değilse yarın ufalanıp gidecek, tarihsel miadını doldurmuş bir “sendika”dır. Ancak tarihsel olarak miadını doldurmuş olanın asıl metal işçilerinin bilinç ve mücadelesinde miadını doldurması önemlidir. Bunun için daha büyük mücadeleler ve militan sınıf sendikacılığı cephesinden işçilere güven ve cesaret veren bir çekim merkezinin, mücadele kanalının açılması zorunludur. Çünkü artık stratejik olduğu kadar güncelleşmeye başlayan asıl soru, Türk Metal’den sonra ne olacağıdır!

Bağımsız işçi mücadele komiteleri, işçi meclisleri, öncü işçi platformlarımızı oluşturalım!
Türk Metal ister metal işçilerinin büyüyecek mücadeleleriyle daha fazla silkelensin, isterse metalde daha bir esnek-güvencesiz çalışma rejimine geçilinceye kadar küresel metal tekelleri, MESS ve AKP hükümetinin desteğiyle ayakta tutulduktan sonra çözülmesi hızlansın, asıl sorun Türk Metal’den sonra ne olacağıdır. Türk Metal’e karşı mücadele eden ve çok daha büyük bir mücadele dinamiği de olan Türk Metal kölesi işçileri halen Birleşik Metal’de örgütlenmeye resmen çağırmayan Birleşik Metal’in bu cesareti gösterememesi ya da gösterse bile MESS ve AKP hükümetinin baskı ve saldırılarını da göğüsleyerek binlerce, onbinlerce metal işçisini örgütleyecek kapasitesinin olmaması ve dolayısıyla metal işçilerinin hem şiddetlenen bir saldırı altında hem de sendikasız kalma riski de ciddidir.

Bu alternatif sendikal örgütlenme zayıflığını ortadan kaldıracak tek şey, Birleşik Metal’in bu mücadelede ileriye doğru attığı her adımı destekleyecek, geri durduğu, metal işçilerinin örgütlenme ve mücadelesini geri çektiği veya beceremediği, MESS ile uzlaştığı ve yetersiz kaldığı her durumda ise ileriye doğru zorlayacak ve aşacak biçimde, başta işçi sınıfı devrimcileri, sınıf bilinçli işçiler, işçi sınıfının bilinçli dostlarının her düzeyde metal işçilerinin bağımsız militan öz sınıf bilinç ve örgütlenmelerinin geliştirilmesi ve ilerletilmesi için seferber olmasıdır. Bu, son dönemlerde, yalnız faşist Türk Metal’i silkelemek için değil, neoliberal esneklik/güvencesizlik saldırılarını duraksatmak ve sınıfsal güç dengelerinde ileri doğru bir farklılaşma yaratmak, dahası gerici siyasal-uluslararası atmosfere sınıf mücadelesi cephesinden bir müdahale gerçekleştirmek ve yeni bir işçi sınıfı hareketinin oluşumuna doğru gerçek bir ilerleme kaydetmek için- tüm bunlar için, en önemli olanak ve dinamiklerden biridir. Ve bu doğrultuda seferber olmamak, en büyük aymazlık olur.

Metal işçilerinin ciddi tarihsel gelişmelere gebe olabilecek bugünkü TİS mücadelesi, metal işçileri ve bir bütün olarak işçi sınıfı hareketinin sendikal ve siyasal yeniden oluşum süreci ve geleceği ile birlikte düşünülmelidir. Türkiye’de gerici siyasal atmosferi yaracak, sınıfa karşı sınıf eksenini doğrultacak ve güçlendirecek, bağımsız bir işçi sınıfı hareketinin oluşum ve gelişimi, en temel sorunlardan biridir. Yeni bir temelden, daha gelişkin bir işçi sınıfı hareketi oluşumunun ise, bugün mevcut hiçbir sendikal ve siyasal örgütlenme biçiminin yanıt veremediği, daha gelişkin ve dinamik sendikal, programatik, ideolojik, siyasal örgütlenmelere ihtiyacı vardır. Türkiye’de mevcut sendikal çürümenin ciddi çalkantı ve sarsıntılarının, ve bunun da önemli bir bileşeni olan metaldeki taktik TİS mücadelesinin sonuçları ne olursa olsun, asıl sorun işçi sınıfının artan mücadele kıpırtılarını çoğaltarak yönlendirmek, geleceğin büyüyecek mücadelelerinin tohumlarını atmak, bunun bağlarını, mevzilerini, deneyimlerini kazanarak geliştirmektir. Bu yüzden, metal işçileri için bugün bağımsız militan sosyalist sendika alternatifinin olmaması bahanesiyle metal TİS’lerini Birleşik Metal’e indirgeyip havale etmek ne kadar sendikalist kendiliğindencilik ise, genel bir stratejik propaganda ile yetinip bu taktik süreçteki ara geçiş dinamiklerini bu temelden somut ve pratik olarak değerlendirmemek, metal işçilerinin mücadele dinamiklerine ve Birleşik Metal’e ileri doğru müdahil olmamak da o kadar sol kendiliğindenci seyircilik olur.

Mücademizin temeline metal işçilerinin bağımsız bileşik öz mücadele komitelerini, işçi meclislerini, öncü işçi platformlarıyla bağımsız mücadele programını, hedefe ise Türk Metal ile birlikte küresel ve Türkiye tekelci kapitalizminin koçbaşlarından MESS’in ablukasını sarsmayı koymalıyız.

(İşçi Meclisi’nin 28. sayısında yayınlanmıştır)

4 yorum

  1. çünkü bölgelerde yanlarında besledikleri çaycıları kapıçıları bekçileri söferleri başan diye atıyolar türk metal şube başkanlığı ayakcılıktır yolsuzluk yapanlar hırsızlık yapanlar şube başkanlığı yapmakta örnek pendik şube başkanı türk metal şube başkanlığı ayağa düşmüştür bu dönem 98 olayları ayaklanması aranacaktır bölgelerde her yer karışaçak işçi ayaklansın hepsi kacaçaktır işçinin karşısında kimse duramaz bu sendika yıllardır sömüren bütün sülalesini işe başlatıp oradan doyuran bu zihniyete dur deme zamanı gelmiş ulusçuluk milliyetçilik ilkeleri arkasına sığınan şimdi akp yalakalığına bürünen pevrul işçilerin gözünün içine bakarak yalan söylemektedir sizlerde buna şahit olup göz yummaktasınız özbek gitti pevrul geldi biri içerde biri dışarda ankaranın en lüks semtinde villada yaşadığı mal varlığı trilyonlara aştığını bilin emekçiler şimdi sormak lazım sendikacılık geçmişi çok olmayan bu sendika başkan ve başkanlarının bu serveti nerden edindiğini sormayacakmısınız bu servete nerden ulaştınız son geldi sendika çöküş dönemine geldi tıpkı osmanlının çöküşü gibi tarihin kara sayfalarına gömülecekler soruyorum emekçiler işçi adına son dönemde ne yapılmıştır işçiyi satmaktan başka bu sendika kayyuma gitme yolunda hızla gitmektedir sayın savcılarımızı uyarıyoruz emekçiler harekete geçmek için ne bekliyosunuz siz yönetiçi bozuntusuyuz diye geçinenler hergün belgeler imzalıyosunuz bu pisliğe bu hırsızlığa yalana dolana daha ne kadar sessiz kalaçaksınız özellikle yönetiçiler her gün belge imzalıyosunuz bu hesapları nasıl vereceksiniz sonunuz cezaevi olacak onlar bi yolunu bulur olan size olacak aklınızı başınıza alın.sendikaya ait oteller kimlere peşkeş çekildiğini görmüyormusunuz şube başkanları sizlerin ne özelliği var emir eri olmuşunuz yapılanları görüyosunuz hepinizin üzerinde ölü toprağı var suç duyurusunda neden bulunmuyosunuz işçiler bunları bilmiyo zannetmeyin sizleri oralarda oturtmuyacak örnek haber işin genel başkanı trilyonları götürdü yanındaki yönetiçi arkadaşları yere çarptılar şube yönetiçileri grurlu olun onurlu olun türk işçisine layık sendikacılar olun insana saygı emeğe saygı cümlesini size hatırlatan söyletenler işçinin sırtından indirin yeter yıllarca kene gibi sömürdün yıllarca küfür ettiğiniz siyasiler bile cekildi kefenin cebi yok.Uyanın artık bu sendikanın gerçek yükünü çeken biz emekçiler yönetim kurulu temsilçiler bu sendika temsilçileri 2 dönem yaptırır işi bilen uyananları hemen alın talimatı verilir toplu sözleşmeler aylar önçesi biter bu dönem bilerek uzatılacak hatta marttaki zamla birleştirecek sizlere eylem yapalım diyecekler toplu para almanız için eğitim yardımlarınızı bile vermezler uyanın işveren ler onlara eylem yapmalarına izin verirler kanmayın sahte eylemlere inanmayın önçe renault tan işten atılanlara saip cıksın her yerde atılan işçiler için eylem yapılırmı bunlar baş temsilçilerini temsilçilerini yönetim kurulu görevinde olanların bile arkasında durmaz bu pisliklere ortak olmayın onurlu bir şekilde baş kaldırın yoksa bu başlarınız sizinde kopartılacaktır bu direnişte yanlız değilsiniz hiç ummadığınız yerlerden destek göreceksiniz susma sustukça sıra sana gelecek.

  2. arçelik emekçileri

    arçelik çalışan emekçi arkadaşlarım biliyorum sizler ne sendikadan ne işverenden ne amirden ne müdürden ne ustadan nede direktörden korkuyosunuz hepiniz yürekli insanlarsınız sadece alınterinizin hakkını istiyosunuz üçretleriniz hayat şartlarında çok düşük kira elekrik su doğalgaz eğitim derken hepimiz anadoludan geldik ama bizleri kandıran yıllarca aidat alan bir türk metal sendikasın var iş verenlerle beraber ortak hareket eden onların hemşerilerini işe alan onları bağırtan onlara yapacaksınız diyen neden hem paralarını alıyor hemde ben sana iş buldum deyip işverenin yanında olun diyebiliyor eminim bu arkadaşlarda bu sendikadan nefret ediyolar ozaman ne duruyorsunuz temsilçi kadronuzu secemiyosunuz şube başkanını secemiyosunuz şube başkanının yolsuzluklara bulaşmış birine ne saygı gösteriyosunuz genel başkan larının mal varlığı dudak ucuklatıyor bir işçinin o kadar malı alabilirmi siz arçelik çayırova işçileri hep beraber işi bırakıp sadece türk metalden istifa diye bağırın bakın arkanısdan bütün işletme gelecek işçinin yapacağı eylemi kimse durduramaz sizler sadece ödediğiniz aidatların nerelere gittiğini sorun sizi savunamayan temsilçilere şunu söleyin biz çalışıyoruz 8 saat ayakta masada siz nepıyosunuz 6 temsilçi ve depolardaki temsilçilerle 10 temsilçi ne yapıyolar hangi hakkınızı savunabilirler hırsız başkanı taslağı alkışlayanlar bitmeyen bir sözleşmeyi neden alkışlıyolar emekçilerin yüzüne baka baka alkış evine süt götüremiyen kira ödiyemiyen elekrik su doğalgaz borçu olan emekçiler bir yömyenizi bu hırsızlara veriyosunuz bu toplu sözleşmede eğer hiç bir şey yapmassanız sizlerin arkasından gülecekler arçelik çayırova işçisini yine kandırdık korkuttuk sizler emekçisiniz sınıf dayanışmasını gerçekleştrip sadece sarı sendika satılmiş sendika diye bağıracaksınız göreceksiniz kimse yanınıza gelemeyecek hep beraber çıkın ve bağırın yeter deyin defolun deyin işçiyiz haklıyız deyin ama türk metali sırtınızdan atın susma sustukça sıra sana geleçek

  3. ist anadolu yakası şubesi

    Türk Metal üyesi işçilerin paraları nereye gidiyor? – Çalışma Yaşamı …

    http://www.birgun.net/workers_index.php?news_code…year…09...

    27 Eyl 2011 – Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açılan Türk Metal İstanbul Anadolu Şubesi Başkanı Halil Faki Erdal, iddiaya göre değeri binlerle …

  4. yılmaz GÜNEY

    Bizler 26 Aralık 2012 tarihinde Arcelik-Türk Metal işbirligiyle ekmeginden edilen emekcileriz.Bizler haksızlıklarla mücadele ettigimiz için Arcelik ve sarı sendika tarafından işlerimizden cıkarıldık.Sarı sendika diyoruz cünki ”TÜRK” Metal ismini kullanıp Türk kelimesiyle onları yan yana kullanmak agrımıza gidiyor.Bizler 09.01.2012 tarihinde saat 11:20 de Arcelik cayırova E-5 kenarında ki fabrika önünde basın acıklaması yapacagız.Biz emekcileri desteklemeniz bizlere büyük bir güc verecektir.Tüm emekcilerden yana olanları basın acıklamamıza bekliyoruz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*