Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi sınıfını McDonaldslaştıranların zirvesi: G-20

İşçi sınıfını McDonaldslaştıranların zirvesi: G-20

İster G-8, isterse G-20 olsun; karşılama töreni değişmiyor: Eylem!

Kanada’nın Toronto kentinde başlayan G-20 Zirvesi’nde de, bu kural değişmedi. Allen Gardens Park’ta toplanan binlerce eylemci, G-20 Zirvesi’nin yapılacağı Metro Toronto Convention Center’a çıkan tüm yolları kapattı! Bölgede, G-20 ile bağlantılı herşey; G-20’nin zirvesini oluşturduğu herşey, eylemden nasibini aldı: Bankalar, Starbucks, McDonalds vb. gıda tekelleri, polis araçları, …

G-20’nin zirvesini oluşturduğu herşey de; eylemcilere veryansın etti. Belediye başkanları, bakanlar, başbakan: “Bunlar Torontolu olamaz!”, “Şok olduk!”, “Haydutlar!”, …

Haydut: Harper!
Kanada Başbakanı Harper, “Bu haydutlar hiçbir şekilde Kanadalıların yaşam tarzını yansıtmıyor!”, derken, kesinlikle haklıydı. “Haydut!”, hakaretinde değil elbette. Bize, eylemcilere, işçi sınıfına yöneltildiğinde, hakarettir, “haydutluk”. Aslında, Harper gibilerin sınıfsal kimliğidir. İşçi sınıfını dünya çapında sömürüp ezenlerin, çok daha fazla sömürüp ezmek için bir araya geldiği zirveyi, organize etmektir “haydutluk.” Harper’dir! Bu sömürücü ezici zirveyi, protesto etmemizden nasıl korktuklarını ortaya koyan; zirve bölgesini, OHAL bölgesine çevirmektir, “haydutluk”. Harper’dir!

Eylemcilerin, “Kanadalıların yaşam tarzını yansıtmadığı”na gelince; doğrudur. Kanadalıların yaşam tarzı, McDonalds’dır! Bu yüzden; ve ne yazık ki, işçileriyle de birlikte, Kanadalıların yaşam tarzı; Mc Donalds’tır. Eylemcilerin değil. Bu yüzden de, eylemciler, onların her zirvesinde, onların Mc Donalds’ını, yerle bir ederler!…

Dondurucuya kapatılmış kız çocuğu: McDonald’s
Mc Donald’s: Dünya çapında, onbinlerce sözleşmeli çiftlik işçisinin sömürülmesidir.
Mc Donald’s: İşsizliğin “biricik” çözümüdür. Çalışsa da çalışmasa da herkesin işsizleşmesidir. Dünya çapında, yüzbinlerce işçinin, part time sömürülmesi; “haftanın personeli” olabilme adına, birbirini kırmasıdır. Yanma, ezilme, kesilme vb., sınırsız iş “kazası”dır. Habire artan meslek hastalığıdır. Ücretsiz fazla mesaidir. En çok iş, en az işçidir.
Mc Donald’s: Küçük ürecicinin, küçük esnafın, dünya çapında yıkımıdır.
Mc Donald’s: Sağlığa zararlı etlerin, sağlığa zararlı yemlerin, sağlığa zararlı kızartmanın vb., “hamburgerlenip”, yiyecek diye satılmasıdır. Kanserdir.
Mc Donald’s: Obezitedir; ABD’nin yüzde 60’ıdır.
Mc Donald’s: Dünya çapında, işçi sınıfına “tasarruf paketi”; kendine milyarlarca dolarlık reklam harcamasıdır. İşçi sınıfının, reklam harcamaları için, Mc Donalds’a, yılda 2 milyar dolar vermesidir.
Mc Donald’s: Özel çocuk menüleri, doğum günü kutlamaları, her ay değişen oyuncaklar, palyaçolar, oyun parkları, çizgi filmleri ile, dünyanın bütün çocuklarının bağımlılaşması, sağlıksızlaşmasıdır. Çocukların ihtiyaçlarının Mc Donald’slaşmasıdır. O oyuncakların yaptırıldığı imalathanelerde çalıştırılan çocukların sömürülmesidir.
Mc Donald’s: ABD Başkanı dahil, dünya çapında tüm burjuva siyasetçilerin altlarındaki koltuğun çekilmesi; altlarına koltuk konmasıdır.
Mc Donald’s: Kendisinin giremediği yere, ABD deniz piyadelerinin girmesi; emperyalist işgaldir.
Mc Donald’s: Sömürülen işçilerin sendikal örgütlenmesine karşı, paramiliter katil orduların oluşturulması; sendika liderlerinin katledilmesidir.
Mc Donald’s: Kendisine karşı mücadele eden çevrecilerin tehdit edilmesi; özür dilemeye zorlanması; mahkemelerde süründürülmesi, mahkum edilmesidir.
Mc Donald’s: “Ramazan menüsü”dür; dünyadaki tüm yerel kültürlerin, kapitalist metalara dönüştürülmesidir.
Mc Donald’s: Bir yanda obezlik, her yanda açlıktır. Sığır yetiştirmek için, tahıl yetiştirilen verimli arazilere el konması; halkın açlıktan kırılmasıdır. Yağmur ormanları düşümüzün, elimizden alınmasıdır.
Mc Donald’s: Kapının önünde mendil satan kız çocuğunun tokatlanması; derin dordurucuya kapatılmasıdır.
Mc Donald’s: Milyonlarca ton, doğanın geriye dönüştüremediği atıktır. Dünyanın çöpleşmesidir.
Mc Donald’s: Satılık kalem, satılık televizyon, satılık belediye, satılık bakanlık vb. piyasasının oluşturulması, hedeflendirilmesi, performansa göre ikramiyelendirilmesidir.

Mc Donald’s, sınıf düşmanımızdır.
Mc Donald’s, G-20’dir. G-20, Mc Donalds’tır.

Öfkenin patlamalı eylemi
Toronto’daki eylemcilerin, Seattle’dan beridir yapageldikleri gibi; Mc Donalds’a saldırmaları; camını çerçevesini indirmeleri, bundandır.

Mc Donalds’ın, çocuklarımızdan doğaya, işçi sınıfından emekçilere, sağlığımızdan toplumsal yaşantımıza kadar, herşeyi; bizi ve tüm toplumsal yaşam kaynaklarımızı yok etmesindendir. Hepimizi ve tüm toplumsal yaşam kaynaklarımızı sermayeleştirmesinden, metalaştırmasından, pazarlamasındandır. Hepimiz ve tüm toplumsal yaşam kaynaklarımız tükendikçe; Mc Donalds’ın sermaye birikiminin artmasındandır…

Kendine sınır koyanlar; sınır tanımayanlar
Seattle’den beridir, Toronto’ya kadar; eylemcileri anlıyoruz. Öfkelerini tümüyle, kat kat fazlası olan sınıf kinine dönüşmüş olarak, sahipleniyoruz! Zirvelerle sınırladıkları, anlık patlamalarla sınırlı, eylemlerini de anlıyoruz. Körleme olmaması; sömürülüp ezilen işçilere, fast foodculaşanlara zarar vermemesi kaydıyla…

Ancak; eylemcileri, öfkelerini, eylemlerini anlayıp sahiplensek de; onların kendilerine koydukları sınırları tanımıyoruz! Eylemcilerin kendilerine koyduğu sınırlar; kendilerini zirvelerle sınırlama, anlık patlama, cam çerçeve indirme; en önemlisi, işçi sınıfının eylemleriyle bütünleşmekten yoksunluktur. O bölgedeki, örneğin, McDonalds işçileriyle birlikte eylem yapamamaktır. McDonalds işçilerinin o gün için dahi olsa, iş bırakmasının, iş yavaşlatmasının koşullarını oluşturamamak; en kötüsü, bunu aklından dahi geçirmemektir. Bunlar bizim, işçi sınıfının sınırları değildir… İşçi sınıfı, ister faşist ister neoliberal demokratik olsun, ister ücretli ister ücretsiz kölelik olsun, ne sermayenin kendisine çizdiği sınırları tanır; ne de “anti”lerin her türlüsünün sınırlarını…

Mc Donalds’da çalışıyorum. Kart basarak giriyoruz. Çalışmamız günde 10 saati buluyor. Aldığımız asgari ücret. Fazla mesai yaptırılıyor. Bunun parasını vermek yerine, ücretsiz izne çıkartıyorlar! Gecemiz, gündüzümüz yok. Çoğu zaman, gece mesaisi bitince eve gidemiyoruz; sabah mesaisi başlıyor! Bitkinlikten, çok kaza oluyor. Yarın, işe devam edebilecek miyiz, belli değil. Sürekli işten çıkarıp, yeni işçi alıyorlar.”

Yeniden başlangıç
Mücadele, buradan başlıyor. Yeniden. Sınırlar, buradan itibaren tanınmamaya başlıyor…
İnsanca yaşanacak ücret, insanca çalışılacak, insanca yaşanacak zaman, örgütlenme özgürlüğü, ücretli haftalık, aylık, yıllık izin, fazla mesai ücretlerinin zamlı ödenmesi, işçi sağlığı ve iş güvenliği, herkese iş, herkese çalışma hakkı, yıpranma tazminatı, … Zorlu bir başlangıç. Fakat, UPS’den, taşeron sağlık işçilerinden daha zor değil.

Sınırları tanımama, buradan başlar. Sonuna kadar gider…

Emperyalist kapitalist sömürü ve egemenlik ilişkileri, dünya çapındaki McDonalds zincirinden, kırılıncaya kadar; koparılıp atılıncaya kadar, gider. Mc Donald’s, kolektif McDonald’s işçisinin egemenliğinde, kendisi de giderek kolektif işçiye dönüşecek olan kolektif McDonald’s küçük üreticisi ve dünya çapındaki tüketicisiyle birlikte; tüm bu zincirin, sadece kullanım değeri olarak, toplumsal ihtiyaçları en yararlı, en kolay, en hızlı, en sağlıklı, en eğlenceli vb. tarzda karşılayacak şekilde; hammaddeden son ürüne kadar, bir bütün olarak yeniden yapılandırılıncaya kadar, gider…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*