Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İşçi Kadın Meclisi

İşçi Kadın Meclisi

Kapitalist sistemin dayattığı ağır çalışma koşulları, sisteme entegre yeni yaşam biçimi ve buna bağlı olarak değişen, bencilleşen insan profilinden yana sorunlar yaşadığımız bir gerçek. Aslında bunlardan kaynaklı sistem karşıtlığı, bizleri hayatın bunaltıcı akışı içinde yan yana getirdi.

Sistemin yarattığı bu yeni insan profiline duyduğumuz tepki, bu karşıtlık üzerinden bizleri birbirimize epeyce bir yakınlaştırdı da. Çünkü bir aradayken kendimizi ifade edebilmekten kaynaklı oldukça rahat ve mutluyduk. Çünkü birbirimizi anlıyor ve yormuyorduk. Belli ki bambaşka bir dünya özlemindeydik ve o merkezine insanı koyan komünal dünyanın hayalini kuruyorduk.

Ancak biliyoruz ki bu özlemin üretken olmayan, dar grup arkadaşlığı düzeyinde kalması, bizleri ileri bir noktaya getirmeyecek!

Bu bizde bir bilinç de oluşturdu; ihtiyaç ve taleplerimizi, özlemlerimizi, hayallerimizi, sisteme duyduğumuz öfkeyi gerekçelendirip, sağlam temellere dayandırarak çevremizde bir farkındalık yaratıp, çoğalarak yeni yeni yöntemlerle alternatif mücadele kanalları yaratabiliriz!

Her birimizin işçi kimliği yanında bir de kadın kimliğimiz var. Kimimiz bir tekstil atölyesinde çalışıyoruz, kimimiz bir mağazada, kimimiz bir finans kuruluşunda beyaz yakalı işçiyiz, kimimiz de bir hukuk bürosunda ücretli avukatlık yapıyoruz, öğrenciyiz veya atanamayan bir işçi öğretmen adayıyız vs…

Bizler, bize biçilen edilgen kadın rolünü her ne kadar reddetsek de, (“biçilen rol”ün altını kalın çizgilerle çizip, kadın olmaktan yana bir şikayetimiz olmadığını belirtiriz) bu ‘meta’, cinsel obje rolün getirdiklerine iş yerlerimizde, sokakta ve evimizde ağır bir biçimde maruz kalıyoruz. İşçi sınıfının içinde birlikte sömürülsek de; evde kadın kimliğimizden kaynaklı ikinci kez sömürülüyoruz. Zira Engels de “Aile içinde erkek burjuva, kadın proletaryayı temsil eder.” sözleriyle tam da bu durumumuzu tasvir ediyor.

Hayatın içinde yaşadıkça anlıyoruz ki, bu ‘ikincillik’ bizlerde bir özgüven sorunu oluşturuyor. İşte meselemiz de tam da bu noktada başlıyor…

Bu günkü statüyü kabul etmeyip de, kendimizi örgütleyerek savunmaya kalktığımızda erkek egemen sistemin etrafımıza ördüğü ‘koruma duvarları’na toslamaktan çok hırpalandık.

Hemen her gün tosladığımız bu ‘koruma’ duvarlarını yıkmanın zamanı çoktan geldi!

Bu duvarlara isteyerek veya istemeyerek her gün bir tuğla koyan erkek arkadaşlarımız, yoldaşlarımızla bu duvarı beraberce yıkacağız!

Sözüm ona o koruma duvarı ne kadar özgürlüğümüze engelse, tuğla eklemek de bir o kadar özgürlüğe engeldir.

Bir cinsi ezen bir cins özgür olamaz !

Biz kadınlar ve erkekler omuz omuza etrafımıza örülen duvarları birlikte yıkacağız!

Sınıf mücadelesi içinde, eş zamanlı olarak kadın kimliğimizi de beraberce özgürleştirmek esastır.

Hayalini kurduğumuz eşit ve özgür dünyayı kadın erkek birlikte omuz omuza mücadeleyle kazanacağız!

İşçi Kadın Meclisi

(İşçi Kadın Meclisi ile facebook sayfasından iletişim kurulabilir)

Bir yorum

  1. bize yazın sekmesine de attım.
    hey tekstil işçileri mango’yu işgal etti.
    http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=X9jKU-MC0Q0

ali için cevap yaz. Çık

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*