Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İnternet savaşları: Kim kimi kapatıyor?

İnternet savaşları: Kim kimi kapatıyor?

İnternette arama motoru tekeli Google, aldı başını gidiyor. Paralanıyor. Haber Outlet kurarak, haber tekellerinin haberlerinin, sponsör bağlantılarıyla, ucuz fiyattan pazarlanmasına girişiyor. Ocak-Mart 2010’da, 1,96 milyar dolar kar ediyor!
Yüzmilyonlarca üyeli, paylaşım siteleri; toplumsallaşmanın ulaştığı boyutları gösteren bir örnek sadece.
Sermaye, interneti kullanıp üretimini kat kat büyütüyor, dolaşımını ışık hızına ulaştırıyor. Dünya çapında işçiler, öğrenciler, talep ve mücadelelerini internet yoluyla ortaklaştırıyor; geliştiriyor. Böylece internet; sınıf savaşımının, “yeni”, gelişkin ve bütünleyen bir ilişkisi, alanı haline geliyor.
İnternetteki sınıf savaşımının, güncel halkasını; sermaye egemenliğinin korunup geliştirilmesi ve bu egemenliğin, her yönden delinip, yıkılması mücadelesi oluşturuyor. Sermayenin sansürü, denetimi, takibatı, yasakları ile, bunlara karşı mücadele…

Önce, sopadır!
Ulaştırma Bakanı Yıldırım ile, “hem trenlerden, hem internetten sorumlu” diyerek; eleştirip alay etmek; pek akıllıca olmasa gerek. Sermayenin bakanına, sermayenin içinden; üstelik de son derece geriden bir eleştiri. Hem, trenlerle, TIRlarla, uçaklarla vb., internetin nasıl içiçe geçip bütünleştiğini, birbirini geliştirerek ürettiğini; iletişimle ulaşımın nasıl kaynaştığını farketmemekle sorunlu. Hem de, o çok sınırlı burjuva kafayla düşündüğünden; “kişilik kazanmış sektörel tekelci sermaye”den başka bir şey olmayan bakanlara, “gereğinden fazla” akıl ve eylem yüklüyor.

Devlet, önce sopadır. Ulaştırma Bakanı da öyle:
Youtube: “Bu site, Türkiye Cumhuriyeti ile mücadeleye girişti, ama Türkiye bunu kabul etmeyecektir!”
Google: “Bu ülkeyi Google mı yönetecek!” “Bu dünya markası falan filan, diyorlar. Efendim, sen bu koskocaman firmaya nasıl kafa tutarsın, diyorlar. Kim olursa olsun, kimsenin geçiş üstünlüğü yok. Onun burada gönüllü mümessilleri olabilir, ateşli savunucuları olabilir, bu bizi ilgilendirmez! Diyoruz ki, ‘buyurun, burada iş yapıyorsanız, buranın hukuku neyse, Fatma, Ayşe, Türkiye Cumhuriyeti’nde nasıl muamele görüyorsa, siz de aynı muameleyi göreceksiniz.’ Kimsenin özgürlüğüyle, internetiyle, alışverişiyle işimiz yok. Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun gücü herkesi bağlamalıdır.” “Youtube’u savunanlara soruyorum. 47 siteye Genel Başkanımız ile ilgili video koyuldu; girişimleri yaptık, bunların hepsi çıkardılar. Tek çıkarmayan Youtube oldu. Hala çıkarmamışlar. Atatürk için aynı şeyi yapmıştır. Biz firmalarla falan uğraşmayız. Buradaki sorun, Türkiye’yi muhatap alıp almama sorunudur. Bu ülkeyi bu kadar hafife almak, küçümsemek kimsenin hakkı değildir!”
Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi: “Buradan ilk defa söylüyorum. Bir ay içinde, Avrupa Siber Suçlar Sözleşmesi’ni imzalıyoruz. Yurtdışından yayın yapan sitelerle ilgili 7 gün 24 saat muhatabımız olacak artık. 46 ülke dahil bu anlaşmaya. Taraf olduğumuz için her türlü bilgiyi paylaşmak zorunda olacaklar. Bu, denetlemeyi de kolaylaştıracak.”

Ulaştırma Bakanı’nın buraya alıntıladıklarımız dahil, her cümlesi, her konuşması, ayrı bir haber, yazı konusudur. Sermayenin Türkiye’sinin sınıfsal toplumsal çelişkilerini, dipsiz aşağılık kompleksini, derin bağımlılığını, her tarafa yumruk sallarmış gibi yaparken aslında dövünmesini, tüm hıncını, yine işçi sınıfından çıkarmasını vb.; ayrı ayrı ele almak gerekir. Bir tanesiyle yetinelim.

Google’ın, “Ayşe ve Fatma” ile aynı muameleyi görmesi! Bunun, yine bakanın alanına giren, fakat nedense şimdiye kadar sesini çıkarmadığı; UPS ile direnişteki taşeron UPS işçisinin, “aynı muameleyi görmesi”nden ne farkı var? Sermayenin bakanı, kime neyi yutturmaya kalkıyor! UPS’de sendikalaşma mücadelesi veren, direnişteki işçilerin kafasına inen copu da, onları ezmeye kalkan kamyonu da, aynı el kullanıyor: UPS!

Google da öyle. Siz, Ulaştırma Bakanı’nın vb., kopardığı yaygaraya; lafzen dahi olsa, haddini aşmasına bakmayın. Google’lerin, Avrupa Siber Suçlar Sözleşmelerinin meydanında sürmekte olan internet savaşlarında; bir ulaştırma bakanı, nedir ki?! Olsa olsa, en fazla, dünya çapındaki devlerin savaşında, devlerin savaşa sürdüğü bir onbaşı olabilir. Kendi dilinden söylersek; tıpkı Ayşe, Fatma gibi. Aşağılık kompleksinin tavan yapması da bundandır zaten. Devlet olarak baktığında, Ayşe, Fatma vb., hiçtirler. Sömürülecek işgücü, ezilecek işçi emekçidirler. Fakat, yine devlet olarak baksa da, hadi sınırları aşıp bölge merkezi olarak da baksa; emperyalist tekel Google’ın, dizini bile göremez. Bir de, Google’dan kendine baksa; ki istemese de yapmak zorunda olduğu budur; göreceği, hiçlik değilse de, çok da anlamı yoktur…

Google’ın birkaç kılını “yolmak”, Google’a koymaz. Google da, Ulaştırma Bakanı da bilirler ki, asıl amaç, internetteki sınıf savaşımını da kazanmaktır. Google’ın birkaç kılının “yolunması”; Türkiye’de, işçi sınıfı ve emekçilerin, internet üzerinden özgürce toplumsallaşmasını, kolekif iletişim kurmasını engellemektir. Anlaşmalı olmasa; Google bunu istemese; aralarında sermaye ve sınıf kardeşliği; amaç ve hedef ortaklığı olmasa; neyin olacağını biz söyleyelim: Sermayenin Türkiye’si, sermayenin Google’ının kılına dahi dokunamaz! Fakat, eğer Google isterse, Türkiye’yi kapatır!

Önceki dönem çıkarılan, 5651 sayılı İnternet Suçlarına İlişkin Yasa; bir ilk adımdı. Giderek uzmanlaşılan toplum mühendisliğinin bir uygulamasıyla; tekelci medyanın sınıf dayanışmasıyla; zaten bilinen fakat el altından desteklendiği için görmezden gelinen, çocuk pornografisine dair, kısa dönemli fakat yoğun ve şiddetli yayıncılıktan sonra; muhalifler baskılanarak, bu yasa geçirildi. Ancak, sınıf savaşımının interneti de içine alarak, dünya çapında keskinleşmesi; ülkede, bölgede, Avrupa’da vb., çok yönlü sıcak savaşımların yaşanması; sınıf düşmanımızın G-20’de merkezileşip, yoğunlaşıp, Avrupa Siber Suçlar Uygulaması’nı da içerip yeniden kapsamlılaştırarak, bir üst düzeyden saldırıya geçmesini getiriyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*