Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İnternet Belası

İnternet Belası

Meclis komisyonlarında görüşülerek kabul edilen yeni internet düzenlemeleri, Genel Kurul’a gönderilmiş. Başbakanın gezi direnişi sırasında “Twitter belası” diyerek sinyalini verdiği bu düzenlemeler, sermaye içindeki iktidar kavgasının şiddetlenmesiyle birlikte, AKP açısından acil bir ihtiyaç haline gelmiş görünüyor. 11 yıllık iktidar döneminde biriken tüm pisliklerinin kontrollü bir şekilde internet üzerinden açık edilmesi AKP ikdidarını ciddi bir şekilde zorluyor.; denetime, sansüre sevk ediyor.

 

yeni-internet-yasasi-ile-neler-degisiyor--3984354

Başbakanın Gezi’den önce bir övünme gerekçesi olan gündemi belirleyebilme gücü Gezi’yle birlikte mazi oldu. Başbakan şimdilerde o maziye bakıp iç geçirerek eski kudretli günlerine dönmenin yollarını arıyor. Sanıyor ki interneti sansürleyip tamamen denetimi altına alırsa temsilcisi olduğu sermayenin ve kendi iktidarının aleyhinde oluşan bilgi ve enformasyon dolaşımını engelleyebilecek, yeniden gündeme egemen olabilecek. Sermaye sınıfının daha doğrusu sınıflı toplumların oluşturduğu o fi tarihinden beri egemenlerin temel rüyasıdır, bilginin dolaşımını tekeline almak.

Onlar sadece kendi istediği – izin verdiği bilginin dolaşıma girmesini ister. Onlar bunu ister fakat tarih bunun olmayacağının örnekleriyle doludur. Erdoğan gibi yüzlercesi bu yola girmiş ve sonunda yenilgiyi kabul etmek zorunda kalmıştır. Çünkü gerçeklerin çok inatçı bir karakteri vardır, egemenliğimizin despotik karakterini eninde sonunda kitlelere açık ederler. Ortaçağ Avrupasında değerli bilginin uzun mesafeler arası en kısa yoldan iletilmesi güvercinlerle gerçekleştiriliyordu. Sırf bu nedenle köylülerin güvercin beslemesi yasaktı. Cezası ölümdü. Ölüm cezası bile bilginin dolaşımını engelleyemedi. Tarh kendi yatağında ilerledi. Bugün de AKP’nin despotik yönetim tarzının fazla bir geleceği yoktur. İktidarını korumaya çalışırken yaşadığı telaş gözlerinde büyüyen korku iktidar ömrünü kısaltmaktan başka bir işe yaramayacak.

Meclise gönderilen internet düzenlemesinde tek yetkili kurum olarak Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) gösterilmiş. Hükümetin denetiminde olan bir kurum istediği internet sitesini, bir haberi, görüntüyü, twiti anında, mahkeme kararına ihtiyaç duymadan engelleyebilecek. Yasalarda toplantı, gösteri ve yürüyüş yapmak bir hak olarak tanımlandıktan sonra “ama”lar başlar. Kamu sağlığı, genel ahlak, kamu düzeni… diye nereye çekseniz oraya gidecek düzenlemelerle bu hak fiilen kullanılamaz hale getirilir. Israrcı olanlar ise polis zoruyla engellenir, dağıtılır, tıpkı burada olduğu gibi internette de amalar dönemi bu düzenlemelerle başlayacaktır. Siyasi otoritenin keyfince içeriğini dolduracağı özel hayatın gizliliği, kamu düzeni, uygunsuz içerik gibi suçlamalarla siteler kapatılabilecek. Bunların hepsi çok esnek belirlemelerdir ve yetkili kişi ve kurumlara sınırsız keyfiyet hakkı verecektir. Belli ki amaç da budur.

oguz-gurel-internet-yasagi

Yasa bu haliyle kabul edilirse internet ortamında tüm özgürlükler baskıya alınabilecek ve uygunsuz bulunarak, özellikle devrimci, muhalif tüm siteler engellenecektir. Başbakan ve AKP iktidarı, yaşadığı bu internet belasından kurtulabilecek midir, sanmıyoruz; fakat kriz koşulları her zaman kişi ve kurumların gerçek karakterlerini kusmalarını sağlar. Yaşadığımız tam olarak budur. “Normal” dönemlerde sadece devrimcilere gösterilen despot yanlar, diktatörlük hevesleri artık daha açık edilmeye, iktidarın sınıf karakteri gösterilmeye başlanır. Kriz eşsiz bir denek taşıdır ve tüm foyaları dökme kudretine sahiptir. Egemen sınıflar ve onların temsilcileri, bugünkü AKP iktidarı artık eskisi gibi yaşamak, yönetilmek, çalışmak istemeyen emekçi kitlelerin yeni bir yaşam, özgürlük ve demokrasi arayışlarını bastıramayacaktır. Polis zoru, sansür, mahkemeler, F tipi hücrelerin artık bir caydırıcılığı kalmamıştır. Bir caydırıcılığı yoktur ama devlet denen baskı aygıtı yine de şiddet ve terörünü elden bırakmaz.

Yeni internet yasası düzenlemelerini protesto eden binlerce kişiye müdahale eden polisin nafile terörü gibi. Fethullah’ın “kumpasçı” polislerinin tasfiye edildiğini biliyoruz. 1 Mayıs ve Gezi Direnişi dönemindeki polis saldırılarını Cemaat denen çetenin polisleri yaptıysa ve şimdi onlar tasfiye edilmişse, bugün toplantı özgürlüğünü kullanmak isteyen kitlelere saldıran polis kimin polisi? Yoksa bir başka “paralel devlet” daha mı var?! Bu “paralel devlet” lafları gerçeği perdelemek, sermayenin güç, iktidar ve rant kavgasında bir kesimi “mağdur ve demokrat” gösterme çabasından, göz dağcılığından başka bir şey değil. İşçi sınıfının talep ve özlemlerini, kitlelerin özgürlük ve demokrasi arayışlarına karşıtlık, düşmanca tutum noktasında, sermaye kesimleri arasında bir anlayış farkı bulunmamaktadır. İşçi sınıfı ve özgürlük talepleri karşısında hepsi aynı yerde durmaktadır. Sınıf mücadelesinin prizmasından iki karşıt eksen görünmektedir: burjuvazi ve proletarya. Burjuvazinin kendi arasındaki güç rekabetinin proletaryaya yansıması haftasonu yeni internet yasaklarını – sansürü protesto eden kitlere olduğu gibidir. Emekçilerin talepleri bahse konuysa tüm paralel çizgiler kesişir, birleşir. TOMA olur, gaz olur, baskı ve işkence olur…

Tüm bu yüklenmeye, güç temerküzü ve saldırganlığa rağmen, Başbakanın şahsında cisimleşmiş sermayenin diktatörlük karakteri karşısında ne internet sansürlenebilecek, ne işçi sınıfı kitlelerin özgürlük talepleri bastırılabilecektir. “Twitter belası” egemenlerin rüyalarına girmeye ve oradaan işçi sınıfı belasına dönüşerek ilerleyecek ve despotluk heveslilerini ait olduğu yere gönderecektir. Tarihin çöplüğü onlarla doludur.

Sincan 1 No.lu F Tipi Cezaevi Ercan Akpınar

Bir yorum

  1. Ercan Akpınar’ın cezaevinden yolladığı yazıların sıklığı üretkenliğinin, devrimci azmin ve ısrarın bir göstergesi elbette. Ancak hayli çarpıcı olan bir başka şey;; belki de hayatında hiç internetle tanışmamış ve uzunca bir süre daha internetle buluşamayacak birisi olarak bu konuda bir ihtiyacı görüp yazı kaleme almış olması. Şimdi Ercan internet yasaklarına karşı teknik bilgiler ve önlemler de içeren yeni bir yazı yazarak bizleri utandırır mı dersiniz :))

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*