Anasayfa » DÜNYA » İngiltere’de son 30 yılın en ağır sendika ve grev kırıcılık saldırısı

İngiltere’de son 30 yılın en ağır sendika ve grev kırıcılık saldırısı

ingiltere-de-grev-var-3158457_2263_oİngiltere’de hükümet, son 30 yıldır, Thacher’ın lanetli anti-sendika paketinden bu yana işçi sınıfı ve sendikalara karşı en ağır saldırı yasalarını çıkarmaya hazırlanıyor.

Yeni sendika yasa tasarısı, grevlere ve işçi yürüyüş ve gösterilerine ağır kısıtlama ve yeni engeller getirmeyi hedefliyor.

Tasarıya göre, “izinsiz” barışçıl işçi gösterilerinin “yasa-dışı” sayılması kolaylaştırılıyor. Grev oylamasına yeni bir barikat daha getiriliyor. Mevcut durumda greve çıkmak için oylamaya katılan işçilerin yüzde 50+1’inin greve evet demesi greve çıkmak için yeterliyken, yeni tasarıya göre, greve çıkmak için toplam işçi sayısının en az yüzde 50’sinin oylamaya katılmasını, toplam işçi sayısının en az yüzde 40’ının ise greve evet demesini şart koşuyor. Örneğin bin işçinin olduğu bir işyerinde, 500 işçinin oylamaya katılması, bunların da en az 400’ünün greve evet demesi gerekecek. Bu iki katlı grev barikatı, kamu sektöründe, sağlık, eğitim, ulaşım, enerji gibi alanlarda, yani İngiltere’de son dönemlerde en çok grevin olduğu, lokomotif sektörlerde geçerli olacak.

Bununla da kalmıyor. Yeni sendika ve grev yasa tasarısı, sendikaları greve çıkmadan en az 2 hafta önce, ne zaman greve çıkacaklarını patrona bildirmekle yükümlü kılıyor. Böylece grev oylaması ile, greve çıkış tarihi arasındaki süreyi 4 aya çıkartarak, patrona istediği kadar grev-kırıcı ve taşeron işçi kiralayıp, grev sırasında da üretimi sürdürme olanağı verilmiş oluyor. Yeni tasarı, greve yeni caydırıcılık teknikleri getirdiği gibi, greve çıkmak istemeyen işçilere de koruma vaatediyor. İşçilerin şirket genel merkezi ve patronların ve üst yöneticilerinin evleri önünde eylem yapmasını da yasaklıyor.

Bununla da kalmıyor. Yeni sendika ve grev tasarısı, sendikaları sosyal medyayı grevi koordine ve organize etme amacıyla kullanacakları durumda, bunu önceden polise bildirmekle yükümlü kılıyor.

Bununla da kalmıyor. Yeni tasarı, hükümete, kamu işçileri ve sendika temsilcilerinin, sendikal faaliyet zamanı için izinlerini, kısıtlama yetkisi veriyor.

Bununla da kalmıyor. Yeni tasarı, sendikaların siyasal faaliyet ve bağlantılarını da sınırlandırıyor.

Yeni sendika ve grev yasası tasarısına, şimdiden büyük bir tepki oluşmuş durumda. Demiryolu İşçileri Sendikası başkanı Mich Whelan, tasarıyı “1930’ların Almanyası gibi kokuyor” diye tanımlıyor ve “sendikaları tamamen etkisizleştirmeyi amaçladığını” belirtiyor. İngiltere’nin en büyük sendikası Unite ise, “sermaye, sendikaların tüm dişlerini sökmek istiyor” diyor. TUC Sendikası ise, tasarıyı, “işçilerin demokratik hak ve özgürlüklerini kullanmalarını imkansızlaştırma yasası” olarak tanımlıyor.

Söylemeye bile gerek yok ki, yasa tasarısının asıl güdücüleri, büyük patron örgütleri ise, tasarıyı hararetle savunuyorlar. İngiltere’nin en büyük patron örgütü, İngiltere Sanayi Konfedarasyonu ile İngiltere Ticaret Odası ise, tasarının ödünsüz yasalaşması ve uygulanması için büyük bir kampanya yürütüyorlar.

Each of the four MPs engaged in the contest for the leadership of the Labour Party have condemned the new proposal. Veteran Jeremy Corbyn said the bill is a “naked attack on all working people” and he would repeal it if he led a Labour government.

Hükümetin yeni sendika ve grev kırıcılığı tasarısının, 12 milyar sterlinlik yeni bir bütçe kısıntısı (kemer sıkma) paketi planıyla çakışması raslantı değil. 20 Haziran’daki kemer sıkma karşıtı büyük işçi gösterisi ve geçen haftalarda metro ve demiryollarındaki militan grevler, sermaye ve hükümetinin gözünü korkutmuşa benziyor. Yeni sendika ve grev kırıcılık saldırılarına en iyi yanıt, yeni bir örgütlenme ve fiili grevler dalgası olacaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*