Anasayfa » GÜNÜN İÇİNDEN » İki gün, bir gece: parçalanmış bir sınıfta işçi kadın

İki gün, bir gece: parçalanmış bir sınıfta işçi kadın

“İki gün, bir gece” filmindeki Sandra isimli karakter işçi bir kadındır. Filmde güneş paneli fabrikasında çalışan, genç yaşta çocukları olan bir kadının hikayesi anlatılıyor. Ev kredisi çeken ve bankalara borcu olan bir ailenin, kadının omuzlarında nasıl bir yük oluşturduğu, işsiz kalma tehlikesi karşısında işini kaybetmeme mücadelesini nasıl verdiğini gösteriyor.

Sandra neoliberal çalışma koşullarının işçi üzerinde yarattığı tahribatlar yüzünden psikolojik depresif sorunlarla karşı karşıya kalır ve izin alır. Görünüm açısından biçimsizleşir, cinsel sorunlar, psikolojik etkenlerin tetiklemesiyle solunum sorunları yaşamaya başlar. Bu arada çalışma sürecinde Sandra’nın yokluğu sırasında diğer arkadaşları fazla mesaiye kalarak iş yükünü sırtlanır. Bu şekilde işin sürdüğünü gören patron; hem Sandra’dan kurtulmak hem de “emek maliyet”ini sırtından atmak için izin sürecinde olan Sandra’nın  işe geri dönmesini engellemeye çalışır.

Haksız işten atmanın meşruiyetini kazanmak için patron ve şef ikilisi seçim kılıfı altında fabrikadaki tüm işçilerin iradesini satın almayı  planlar ve  ödül sistemini devreye sokar. Oy kullanmak için işçilerin önüne iki seçenek koyarlar; ya Sandra çalışmaya devam edecektir. İkinci seçenek ise  ikramiyedir. Sandra işten atıldığında 1000 Euro ikramiye alacağını duyan işçilerin büyük bölümü hemen Sandra’nın işten çıkması için oy kullanır.

Sandra ise izinde bu durumun farkına vararak patronla görüşür ve patronu adil ve gizli bir seçim yapması konusunda ikna eder. Bu süre içerisinde arkadaşlarının evlerine  tek tek giderek işe ihtiyacı olduğunu anlatır, arkadaşlarını kalması konusunda ikna etmeye çalışır. Birçok işçi; kredi borcu, temel yaşam gereksinimlerini öne sürerek ikramiyeyi seçmek zorunda olduğunu söyler. Sandra ara ara  ağlama krizine girse de arkadaşlarına bu seçimi yapmak zorunda bırakanın kendisinin değil, patronun olduğunu ve işe çok ihtiyacı olduğunu anlatır.

Her sabah kalkarak yalnızlığın dayattığı zorluk ve güçsüzlükle işten atılmamak için tüm arkadaşlarıyla  görüşme çabasına devam eder. Film bu şekilde bir işçi kadının örgütlenmesi ve aile içindeki kadın olmanın getirdiği zorlukları anlatarak ilerliyor.  Zor koşullarda önemli bir örgütlenme mücadelesini gösteriyor. Dışarıda Sandra işini kazanmak için mücadele verirken, aslında patronun oynadığı oyunun tek Sandra üzerinde değil tüm işçiler üzerinde olduğu görülüyor. Sandra önemli bir biçimde bu durumun farkına varmamış olsa da bunu sürecin ortaya çıkışını sağlayan ana karakter olmayı başarıyor.

Film işsizlik gibi kapitalizmin yapısal sorunlarını ortaya koyarken, rekabetin, emeğin güvencesizliği , işçinin iş ve patronlar karşısında ne kadar çaresiz olarak dışlandığını ortaya koyuyor. Ücretin düşük düzeyi değil çalışmanın değerli olduğu ve işçinin sermaye karşısında nasıl kapana sıkıştığını, işsizliğin ve köleliğin işçileri nasıl parçalayıp hasta ettiği sürekli vurgulanıyor.

Sendikaların,  örgütlü işçilerin ve işçi sağlığı ve güvenliğinin koşullarının olmadığı bir ortamda;yalnızlaşmış işçilerin temel sorunları, çaresizliği,yoksulluğu ve birey olarak bölünmüşlüğü ayyuka çıkıyor. Rekabet ve ödül sistemiyle birbirinin ayağını kaydıran ve buna zorlanan işçilerin çürümüşlüğü tekrar tekrar vurgulanıyor.

Article Lead - wide6291871211gkejimage.related.articleLeadwide.729x410.11gke0.png1415335963176.jpg-620x349

Film  kapitalizmi aşan, işçiyi ücretli olmaktan kurtarabilecek bir ufka sahip bir duruş ortaya koyamasa da önemli derecede kapitalizm eleştirisi sunmaktadır. Parçalara bölünmüş, borç batağında yüzen işçilerdeki yüksek depresiflik, asık yüzlülük, ne düzeye geldiğini bir defa daha izleyiciye gösteriyor. Ama Dardenne Kardeşler’in konuya bakış açısında  ki darlığı yüzünden filim çalışma koşullarından ziyade işin kazanılmasını odaklanıyor. İnsan sağlığına zararlı denetim koşullarını tümden dışlayan düzeyde ele almak konusunda başarısız kalıyor.

Filmin önemli vurgularından biri olarak her ne kadar Sandra işini geri kazanmış olsa da, ödül sistemi karşısında Sandra’nın arkadaşlarını teker teker ikna etme çabası sırasında işçilerin büyük çoğunluğunun daha önceki seçimde ikramiyeyi seçmiş olanlar olması örgütlenmenin nasıl önemli bir dönüşüm içerdiğini ortaya koyuyor.

Bencilleşmiş ve kendi bireysel çıkarlarının peşine düşen işçilerin yarısı Sandra’nın örgütlenme çabasıyla ikna oluyor. Diğer çalışan kadın işçilerse kendi kararlarını kendisi verecek durumda olmaması yüzünden, evdeki erkeğin hükmü ve şiddeti karşısında kadın arkadaşı için oy vermekte çekingen kalırken, kadınların birlikte kendi iradesini kullanamaması Sandra’nın işe dönüşünü güçleştirmeye başlıyor. Bununda kırılması aynı oranda Sandra’nın işe dönüşünün başlangıcını yaratıyor.

Sandra gözünden işini geri kazanmasının önemli bir nedeni olarak, kendisi gibi çalışan kadının evdeki patronlaşmış eşinin sözünü dinlemeyerek ikramiyeyi değil işten çıkarılan arkadaşının işe dönmesini seçmesi bize gösteriliyor.

Sandra’nın kadın arkadaşı önemli bir söz ediyor “ilk defa kendi kararı mı kendim verdim” diyor. Bu durum kadınların iş ve ev yaşamındaki ortaklığı, kendi içinde, hayatı üzerinde hükmü olan burjuvaya karşı birlikte mücadele etmesinin önemini ortaya koyuyor.

Bu durum Sandra’nın eşi konusunda da fikirlerini değiştiriyor, ailesi içerisinde eşinin kendisine karşı olan tüm tutkularının ortadan kalktığını, kendisine acıyarak ve borçların kapatılmasının, değirmenin dönmesinin bir aracı olarak gördüğünü düşünüyor…

İşçilerin iradesini zorlayan, işçileri hasta eden bu düzenin nefes alış verişi filmde önemli bir etkiyle ilerliyor. Film bunu söylemese de biz rahatlıkla söyleyebiliriz ki sermaye düzeni işçilerin sürekli nefesini kesecek ve gerçekten dünyayı işçiye yeniden solutacak olanın bu çürümüş sisteminin işçi devrimiyle yıkılması zorunluluğudur.

Kadın işçinin düzensizleşen  nefes alışverişi, sürekli gergin, tedirginlik, durumu; irade ve onur kırıcı zorunlu iş ve ev koşulları bugün işçi sınıfının var olduğu ruh halini, kadınların işçi sınıfı içerisindeki ciddi devrimci öncüleşme ihtiyacının ne düzeyde gerekli olduğunun önemini bizlere gösteriyor. Sandra filmde çalışmak dışında başka bir şey düşünmeyen, kapitalizmin çarklarını sıkışmış biri olarak  yüksek dozda ilaçlar alarak ve hatta intihara sürüklenerek sermaye düzeninin kadınlara ne biçtiğini gösteriyor.

222377

Filmin sonundaysa Sandra %50 oy oranıyla işinde kalmayı başarır, seçimi tekrar istediği içinse patron şefleri tarafından ortalığı karıştırmakla da suçlanır. Patron bu sefer Sandra’nın önüne ikinci bir seçim getirir. Patron Sanra’dan kendi işine devam etmesi için bir başka arkadaşının kurban etmesini ister. Önemli bir sıçrama buradan görülüyor, Sandra alışkanlıklarına uyarak patronun kendi önüne koyduğu seçenekleri düşünmek yerine, önüne koyulan seçimi ret ediyor…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*